Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aysegül Akbay Yarpuzlu

http://blog.milliyet.com.tr/yarpuzlu

17 Nisan '20

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
46
 

‘Yaşam’ ve ‘Liberalizm’

67 doğumluyum. Annem ve babam akademisyendi. Çocukluk yıllarım Avrupa’da geçti. 80’lerden sonra ailem Özal’cıydı. Anavatan Partisi’nin ‘Liberaller’ ve ‘Muhafazakarlar’ olarak ayrıldığı dönemde ailem kendini liberal olarak tanımladı. Üniversiteyi bitirdikten sonra, ABD hükümetinden burs aldım ve New York’da çalışmalarıma devam ettim. ABD’ye gideceğim yaz, o dönemin genç ümitlerinden, Cem Uzan, Cem Toker, Ertan Demirel ve nihayet Ali Ulvi Yarpuzlu gibi karakterlerle yakınlaştım. Briç destesindeki dört vale; karo, kupa, maça ve sinek. O zamanlar, parola; ‘Sen giderken, biz dönüyorduk’ idi. New York yıllarımda, Esenboğa sınır kapısında oy kullandığım yıllarda, annemden azar işitmek pahasına, adam’a değil, kadın’a oy verdim. New York’u doya doya yaşadım. Dönüşümde, nerdeyse 20 yıl süren uzun bir akademik yaşamım oldu. Ara ara yine ABD’ye, arada yine Avrupa’ya kaçamaklarım oldu. Aile mirasım beni Uzan’dan sonra 2009’da geçmişimi ararken yeniden Liberal Demokrat Parti’ye itti. Yaklaşık 10 yıl aralarında kaldım ve liberal teori ve meseleler üzerine enine boyuna okudum düşündüm pozisyon aldım ve propaganda yaptım.
Türkiye’de liberal gelenek yok sayılamayacak kadar derin ve geniştir. Kökleri güçlü, savları renkli, savunucuları çeşitlidir. Ancak, benim bu geleneğin meselelerine bakışımı özetlememi isterseniz, ana hatlarıyla anılarımla bezediğim bazı öne çıkan konuları ele alabilirim.
Önce şu meşhur ‘liberal’-‘liboş’ ayrımından başlamak gerek. Çünkü, aslında bu, yaşamın esas özü. Yani, aşk, evlilik, cinsellik ve çıkmazları… Öncelikle şunu belirtmek gerekli ki; doğal olarak, cinsellikte serbestlikten yanayım. Yapılan araştırmalara göre, ergenlerin en büyük depresyon nedeni, sevgilisiyle sevişebileceği bir mekanlarının olmamasıymış. İşte burada şu ünlü ev konusu devreye giriyor ve evlilik tabii. Ekonomik gücü olanlar için bence evlilik, cinsellik için ön şart değil. Kaldı ki, artık çok eşlilik zamanlarında yaşıyoruz. Siber sevgililer neredeyse ilk çıkışta eskiyor, herkesin 8-10 aşkı var. Şimdi, 80’lerdeki gibi Mormon’lara hayretle bakıp ayıplama zamanları değil. Çıkmazlara gelince, istenmeyen gebelikler, kürtaj kısıtlamaları ve LGBT evlilik yapamayanların mağduriyetleri. Bu konuda bir kitabım ve bir de TV kaydım bile var. Ben, tabii ki; devletin, serbestliğin önüne diktiği muhafazakar engellerin kaldırılmasını istiyorum. Özgürlük mutluluktur. Anılara gelince, 3. eşim sevgili Ali Ulvi’nin soyadı yüzünden, belediye başkanlığına aday olduğumda yapılan sosyal medya kampanyasında pornografi ve çocuk cinselliği temaları üzerinden yemediğim taciz kalmadı bir dönem… Seks işçilerini anlamadığımı söylersem yalan olur.
Gelelim, Dünya’lı döneme ya da muhafazakarlara göre, meleklere atılan çamur…
Amerika’nın siyasi geleneği diğerleri tarafından ne yazık ki çok sığ algılanıyor. Zannediliyor ki, iki kanat var ve bunlar Demokratlar ve Cumhuriyetçiler. Sanırım bunun asıl sebebi, azınlık teorileri sahiplenenlerin görünürlüğe harcayacak yeterli bütçe ve teorilerini derinleştirecek uzun adanmışlığa sahip olmaması. Komünizmden, sosyalizme, liberteryenizmden, nasyonalizme kadar ABD’de her fraksiyonun belli başlı filozofları var aslında. Ancak, görünebilen, sadece Başkan. Peki, ABD, gerçekten de, Federalist liberal sistemini tüm Dünya’ya ihraç etmek istiyor mu? Kaynayan kazanı bir arada tutmak için güçlü bir şovenizmin mevcut olduğu şüphesiz. Ancak son birkaç başkan, eskiler kadar küreselci, işgalci, ve solun söylemiyle emperyalist çıkmadı bir çoklarına göre. Yine de, yeni Dünya, hayaller ülkesi, zengin, büyük ve kaçakların özgürlük kapısı.
Yine, Dünya’ya gelince, Avrupa bir gün Amerikanlaşabilir mi? Ve Lennon’un da dediği gibi tüm Dünya bir olabilir mi sorusunu, fazlaca açmak, TC’de hala yasak. Çünkü; ucunda federalizm var ve nerdeyse %90 nüfus, bunu, ayrılıkçılık olarak değerlendiriyor.
Yine özgürlük ihlalleri konusundan, düşünce ve ifade özgürlüğü ve özgür basın hakkında üç beş cümle ile sözlerimi noktalamak istiyorum. Basın özgür değil. Çoğu, ekmeği için, bu işi yapıyor. Birçoğu, müşterisine kendi de tahakküm ediyor ve nihayetinde kendi çıkarını da kovalıyor. Ancak, kesin olan şu ki; adaletin fikir özgürlüğüne yanlış yaklaşımları, basın mensubu değilseniz, meçhul asker suistimalinin ötesine geçmiyor. Basın mensupları, sıradan insanlardan daha şanslı ifade özgürlüğü konusunda, nihayet sıradan insanlar için gazete ve tv satır ve dakikaları bedava değil tabii.
Liberalizm, şimdiki gençlerin savunduğu gibi, kapitalizm midir, sosyalizm midir derseniz, bence liberalizm, özetle farklılığa hoşgörü ve sevme sanatıdır. Dine bakış, savaş karşıtlığı ve göçmenler konusundaki yorumumu da ‘hoşgörü’ kelimesi en iyi şekilde özetliyor aslında.
Türkiye’de liberalizmi biraz daha hafife almadan, yaşama adamadan, ideolojiden sıyırmadan, liberallerin bir daha meclise girebilmesi ise, inanın trilyonlarla bile mümkün değil.
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 367
Kayıt tarihi
: 21.03.12
 
 

Halk Sağlığı Profesörü, Kamu Yönetimi ve Avrupa Birliği Uzmanı   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster