Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '17

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
6439
 

"Yaşamdan Hikayeler" ile TV8 ne yapmaya çalışıyor?

"Yaşamdan Hikayeler" ile TV8 ne yapmaya çalışıyor?
 

Daha ilk programda Müge Anlı'yı şikayet eden Lütfiye Pekcan ile Yaşamdan Hikayeler programını ekrana getirerek TV8 hata mı yaptı?


Yaşamdan Hikayeler ve Lütfiye Pekcan, ekran enerjisi denen fenomenin ispatı gibi.

Kimse kızmasın ama gerçekten de herkes ekran önünde olmuyor.

Özel yetenekleriniz olabilir, yaptığınız işte başarılı olabilirsiniz ancak o işi ya da yeteneği ekran önünde yapmaya kalkarsanız, bir çuval inciri berbat edebilirsiniz.

Zira ekran önü risklidir.

Bir günde zirveye çıkardığı gibi, bir günde de yerin dibine sokabilir.

Ayrıca bir insan niye koca bir ülkeyi kendine mahalle haline getirmek istesin ki?

Para?

Belki ama öyle düşündüğünüz gibi her ekran önüne çıkan çok büyük paralar kazanmıyor, onu da söyleyeyim.

Sadece başarılılar yani kanalların lokomotifi haline gelen isimler, haklı olarak büyük paralar kazanıyorlar.

Zira başarı demek, izlenirlik demek, izlenirlik demek, reklam demek.

Sen kanala iyi reklam getirsen, kanalda sana iyi para verir.

Bu kadar basit...

Aslında herkes kendinin ekran önünde başarılı olacağını düşündüğü için böyle bir hamle yapıyor.

Yani kendi muadillerini izleyip, ben daha iyisini yaparım iddiası da denilebilir bu duruma.

Hırs artı biraz da yüksek ego...

İyi bir haberci olabilirsiniz.

Kamera arkasında harikalar yaratabilir, yan komşunuzun kızını alıp ondan star bile yaratabilirsiniz.

Ancak söz kamera önüne gelince, orada şöyle bir durmak gerekiyor.

İzleyenlerle kontak kurabilmek, sıcak, doğal ve bir o kadar da ulaşılmaz olmak maalesef ki herkesin harcı değil.

Bazıları için bu çok kolaydır ve bir şey yapmadan doğal olarak seyirciyi kendine çeker,  bazılarıysa amuda kalksa o kontağı kuramaz.

Hele hele kadın kuşağı kitlesine kendini kabul ettirmek için çok daha farklı dinamiklere ihtiyacınız vardır.

Mesela Müge Anlı, bunun en güzel örneklerinden.

tatlı sert

Ekranda soğuk duran biri Müge Anlı...

Mesafeli...

Ayrıca soğuk kanlı da bir yapısı var.

Ancak olaylar karşısında bu soğukkanlılığının dışında, izleyenlerin kafasından geçenleri ,izleyenlerin cümleleri ile ifade etmede, bence müthiş bir yeteneği var.

Ekran karşısında izleyenler, kendileri konuşuyormuş hissine girip bu sayede kolayca özdeşleşebiliyorlar.

Öyle çekinmesi de yok, yeri geliyor her yere de ayar veriyor.

İyi dosyalar seçiyor, kafa patlatıyor ve sonucunda da başarı elde ediyor.

serap paköz

Mesela bu anlamda beni en çok şaşırtan isim Serap Paköz.

Hem fiziki yapısı hem de farklı tarzı ile ona baktığınızda, gündüz kuşağı seyircisi ile kontak kurması çok zor diye düşünüyorsunuz.

Zira o kuşak biraz daha rahat, spontane hareket eder gibi görünen deyim siz anlayın, karakterleri daha çok severler. :)

Oysa Serap Paköz'ün biraz daha üstten bir tavrı var.

Asla üslubunda bir gram bozulma göremezsiniz.

Amca, teyze laflarını ondan duymazsınız.

"Siz, rica ediyorum, lütfen, buyurun" gibi kelimeler ağzından hiç eksik olmaz.

Hele hele muazzam diksiyonu ve vurgularıyla, seyirciyle asla kontak kuramaz dersiniz.

Ama kuruyor...

yaşamdan hikayeler

Kısacası ekran önünde olan herkesin kendine özel, nadide bir tarafı var.

Bu nadide taraf da, herkes tarafından beğenilmeyebilir ama eğer çoğunluk tarafından beğeniliyorsa, o isimler yoluna devam ediyor.

Ayrıca zaman değişiyor, zevkler farklılaşıyor.

Bugün zirveye oturanlar belki değişime ayak uyduramazlarsa yarın yok olacaklar.

Yani soru şu; izleyici neden Lütfiye Pekcan ile Yaşamdan Hikayeleri izlesin?

Cevap yok...

lütfiye pekcan

Dolayısıyla istediğiniz dosyayı koyun, kimseye bu şekilde bu programı izletemezsiniz.

İzlenmiyor da zaten.

Ayrıca yıl olmuş 2017.

Kurgu yapısından, grafik seçimlerine, alt bant renklerine kadar,  Yaşamdan Hikayeler programında her şey taş devrinden kalma.

Ayrıca yapılan o canlandırmalar, mini diziler nedir?

Hani insan sanki Kanal 7'yi izliyormuş hissiyatı içerisine giriyor.

Hayatımda hiç bu kadar karışık ve göz yoran dekor görmedim.

Stüdyoda olmayan renk neredeyse yok, onları da konukların kıyafetlerindeki renkler tamamlıyor.

O koltuk yanındaki ve önündeki küçük sehpalar ne?

Göz var nizam var...

Evinizin salonunu dekore etmiyorsunuz ki.

Bir stüdyo tasarlamanın belli normları var.

Dikkati belli noktalar ve kişiler üzerinde tutarsınız.

Bunların hepsi birer stratejidir.

En kötüsü; yapın, sonra geçin ekran önüne, şöyle bir bakın...

Olmadığını anlamıyorsanız, bu işi de yapmayın.

Müge Anlı'yı Seyirciye Şikayet Etmek Büyük Hata!

Bu arada daha ilk programda Lütfiye Pekcan,  "Tatlı Sert programı bizim konuklarımızı çaldı" diye seyirciye Müge Anlı'yı şikayet etti.

Konu; kayıp Ebru ve Neslihan kardeşlerdi.

Ailelerinin kendi programlarına katılacağını, bunun için belge imzalatıp biletlerini aldıklarını ancak Müge Anlı'nın programının,  çocukların anne ve babasını kandırıp kendi programlarına çağırdığını söyledi.

Dakika bir, gol bir...

Olmaz, yapamazsınız.

Ekranda başka bir programı şikayet ederek aslında kendi beceriksizliğinizi ifşa edemezsiniz.

Bu sayede kendi elinizle seyirciye; Müge Anlı için "bak ne güçlü kadın", Lütfiye Pekcan içinse "elinden konuğunu bile kaptırıyor, olay falan da çözemez bu" dedirttiniz.

Ayrıca artık çocuklara bile okul çağında öğretiliyor, şikayet kötü bir şey diye.

Ne gerek var.

O kadar da bağırsaklarına kadar kamera arkasında olanları öğrenmek istemiyoruz.

Ne bekleniyor ki, Müge Anlı'ya tü kaka denmesini mi?

Ayrıca Müge Anlı'yı eleştirip, haber bantlarının altına Müge Anlı'nın yıllardır kullandığı müziği döşemek de neyin kafası?

lütfiye pekcan

On üç bölümdür izliyorum Yaşamdan Hikayeleri.

Belki bir manevra yapılır mı diye bekliyorum ama yapılmıyor.

Tüm bu eleştirilerim haricinde, bir diğer anlamadığım noktays,a TV8'in ne yapmaya çalıştığı.

Aynı formattaki iki programı, gündüz kuşağına sıkıştırmaya ne gerek vardı?

Serap Ezgü ile Gerçeğin Peşinde ve Lütfiye Pekcan ile Yaşamdan Hikayeler birbirine çok benzer programlar.

12:45 Yaşamdan Hikayeler ile başlayıp, araya Survivor Ekstra koyup, sonra 17:00'de Gerçeğin Peşinde ile devam etmek ne kadar doğru?

Zaten bu matematikte, zayıf halka olan biri elenecek demektir.

Yani kendi programını, kendi programına kırdırmak anlamına gelir ki, bence bu yarışta kaybeden Yaşamdan Hikayeler programı olur.

Televizyon, sinema, yaşam ve sokaktaki hayat üzerine diğer yazılarımı okumak istiyorsanız, http://www.bibaksana.com.tr adresli bloguma uğramayı unutmayın. :)

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1732
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Okur, gezer, izler ve yazar...                 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster