Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '16

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
250
 

"Yaşamın Siyah yüzü : Ölüm ve yas süreci"

"Yaşamın Siyah yüzü : Ölüm ve yas süreci"
 

Tibet'te yaşanan bir olay varmış; hayatımızı, yaşamı, ölümü, yas süreçlerimizi ve hayata yeniden tutunma gücümüzü gözden geçirmemize kendimizi sorgulamamıza ve aslında duygularımızla yüzleşmemize yarayacak bir hikaye bu... 
 
Belki de bunları duymaya ihtiyacı olan birilerine ulaşması bakımından da önemli bir hikaye... 
"Biricik oğlu hastalanıp ölen anne oğlunun cesediyle deli gibi sokaklarda dolaşıp her rastladığı insandan oğlunu yaşama geri döndürmesi için yardım istemiş. Sonunda bu mucizeyi gerçekleştirebilecek tek kişi Budha’dır diyen bir bilgeye rastlamış. Anne Budha’ya gitmiş ve oğlunu yaşama geri getirsin diye ona yalvarmış. Budha anneyi dinlemiş ve şöyle demiş: “Senin acını sona erdirecek tek bir yol var, şehre in ve acının yaşanmadığı her evden bir hardal tohumu al ve hepsini bana getir.” Anne şehre koşmuş, kapı kapı dolaşmış, ancak acının henüz yaşanmadığı bir ev bulamamış ve anlamış ki acıdan özgürce ayrılmanın tek yolu oğlunun ölüsüyle vedalaşmakmış."
 
Peki, aynayı kendi toplumuza çevirecek olsak ne göreceğiz?
Sosyal Psikolojik olarak, en çok acı duyacağımız kayıptan en az acı duyacağımız kayıba değin, acıları bastırmak, güçlü görünmek, ağlamamak, vedalaşmamak, ölen kişi hakkında konuşmamak, sanki bir şey olmamış gibi davranmaya çalışmak gibi akıl ve mantık dışı hareketlerle aslında yas sürecinin çok daha aşılmaz bir hale gelmesine, ölümün kabul edilmemesine ve akabinde de içinden çıkılması zor daha problemli duygu durumlarına sebebiyet veriyoruz. 
 
Tibet hikayesi de gösteriyor ki birini kaybettiğimizde, kaybetmiş olduğumuzu kabullenmenin en temel yollarından biri vedalaşmaktır. Ve kabul etmek gerekir ki, bireyin ölüm karşısında ortaya koyduğu tepkiler (şok, inkar, reddetme, pazarlık etme, yavaş yavaş geri gelmeyeceğine inanma yani kabul etme) yaşanılan süreç gereği gayet normal ve insanidir. İnsani olmayan sosyal çevrenin, kayıp yaşayan bireye ( çocuğa, ergene yetişkine veya yaşlıya) ağlamaması, güçlü olması, konuşmaması vb. yönünde baskıcı yaklaşmasıdır. 
Etrafınızda yas sürecinde olan birileri varsa veya siz yas sürecindeyseniz, lütfen sabır hoşgörü anlayış ve sevgi ile yaklaşmaya çalışın ve bireye zaman tanıyın. Anlatmak isterse onu dinleyin, ağlamak isterse engel olmaya çalışmayın, tüm bunların yaşanması gereken bir süreç olduğunu zamanla kayıbın kabulleneceğini, acının etkisinin azalacağını unutmayın. 
 
Bilmek gerekir ki, birini kaybettiğimizde kalbimizde bir yerlerde acı dolu bir çivi çakılır zamanla çivi yavaş yavaş çıkmaya başlar ancak tamamen çıkmış olsa bile orada bıraktığı iz uzun yıllar kalmaya devam eder. Önemli olan hiç çivi çakılmamış gibi bir hal almaya çalışmak değil, acı etkisini kaybetmeye başlasa bile onunla birlikte yaşama devam etmeyi öğrenmektir. 
Zira yeni çiviler eklenip, eski çiviler yavaş yavaş çıkmaya başlıyor hayat tüm hızıyla akmaya devam ediyor...
Tülay EKER, Nil ALAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 505
Kayıt tarihi
: 19.04.12
 
 

Psikoloji - Felsefe - Özel Eğitim - Rehberlik  " Tüm çocuklar gülsün diye, gökyüzünü Mavi'ye boya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster