Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
396
 

"Yedi Yer Yedi Öykü"den Milas

"Yedi Yer Yedi Öykü"den Milas
 

İlçe merkezinde antik bir kalıntı..


Birkaç yıl önce bir gazetede; neredeyse bir sayfanın yarısını kaplayan yazıyla, Milas’ta “Uyku Vadisi” diye adlandırılan bir yer tanıtılıyordu; oksijen oranı öylesine yüksekmiş ki, o vadide bulunanlar bir süre sonra rahat ve derin bir uykuya dalarlarmış. Vadinin doğal yapısı da yere göğe sığdırılamıyordu.

Uykuya büyük bir mutlulukla dalınabilen bu yeri görmeliydim; fakat geçen yıllarda bu isteğimi gerçekleştirememiştim; bu yıl gidip görmeyi kararlaştırmıştım.           

Şimdi Milas yolundaydık, üç saatlik yolumuz vardı ve gide gide yolu tükettik, Milas’a girdik. Bir caddenin uygun yerinde durup, gelip geçen kişilere, Gökçeler Köyü’nü sordum; bilen bilmeyen tarif etti; birinin tarif ettiği yola girdim. Bir süre yol aldıktan sonra ters istikamette olduğumuzu içgüdüsel bir uyarıyla düşünerek durdum, sağda bir ağacın altında oturan üç dört delikanlı vardı; sordum: “Amca ters istikamettesin, buradan Söke’ye gidersin, geri dön, Bodrum tabelasını gördüğünde o yola gir, orada tekrar sor,” dediler. Öyle yaptım ve sonunda köyü buldum. Köye girişte vadiyi sordum; gene bilen bilmeyen tarif etti; o mu doğru bu mu doğru? Kararlıydım, bulacaktım; sonunda buldum!

En son; köy girişinde bir yerde, Uyku Vadisi’ni sorduğum köylü doğru tarifi yapandı; sorumun yanıtını aldıktan sonra arabama binerken, arkamdan, bir tek sözcükle seslenmişti: “Abartı!” Görmeye kararlıydım; tarif edilen yere gittim, öyle ya direksiyonun başında bendim, karım da karışmıyordu işin orasına burasına; tarif edilen yol bir tesisin kapısı önünde sona erdi, burası “Uyku Vadisi”ydi.

          Bir gece konaklamak için gelmiştik, tesisin bahçesinde bir şeyler yiyip çay içtikten sonra Milas’a döndük. Döndük; çünkü Anadolu’nun güzel insanlarının ürettiği ve yüzyılların süzgecinden geçerek bize kadar gelen, her olaya, her duruma uyarlanmış bir özdeyiş mutlaka vardır; o an bize uygun olan şuydu: “Görünen Köy kılavuz istemez.” Görünen köyü biz de görmüştük, başka kılavuza gereksinimimiz yoktu; döndük.

          Milas’a dönerken, eşim, “O köylü yurttaş doğruyu söylüyormuş, ‘abartı’” dedi. Eşimi, “Gazetede okuduğum yazıyı kim yazmıştı hatırlamıyorum; o kişiyi, herhalde bu tesislerde çok iyi ağırlamışlar!.” diye yanıtladıktan sonra şöyle devam ettim: “Bu söylemim haksız olabilir; ama böyle tanıtıcı yazı yazanların insaf ölçülerini elden bırakmamaları gerekir; çok iyi hatırlıyorum, o yazıda, bir de, ‘Parfümeri dükkanı gibi,’ deniliyordu. O yazıyı yazan kişi Köyceğiz, Marmaris, Fethiye yörelerindeki günnük ormanlarından birinde şöyle bir tur atabilseydi, hele orada bir bardak mis gibi demli çay içebilseydi kendini cennette falan hissederdi. Hele günnük ağacı dalının bir filizinden koparacağı minik yaprağı avucunun içinde parmakları arasında ezip koklamasını ora yerlilerinden birisi öğütleseydi; o da bu öğüde uysaydı, eminim kendini parfümeri dükkanından öte “misk ü amber”le donanmış cennettin bir köşesinde sanır ve o yazısında da cennette bir süre yaşadığını iddia ederdi.”

          Öyle veya böyle o yazıyı yazanın görüşü öyleymiş, benim görüşüm de böyle! Ha, bir olasılık daha var: Bizim bilgi ve tecrübemiz, doğayı algıla kabiliyetimiz; hatta kültürümüz yeterli olmayabilir: Öğleye canım, neden olmasın? Tabii, bir de, her yiğidin yoğurdu yiyiş tarzı var!..

          Milas’ta yerleştiğimiz otel güzel bir tesisti; Milas’a yakışan bir yerdi. Son cümleyi, “Milas’a yakışan bir yerdi,”  özellikle seçerek yazdım; çünkü Milas, antik çağlardan bu yana uygar toplumlara yurt olmuş; bu topraklarda yeşerip uygarlaşmış insanların sevgiyle saygıyla yaşadıkları, Maraş gibi, Antakya gibi dinler ırklar arası hoşgörülü yaşamın odağı olmuş bir insanlık alanı! Ben; biz böylesine yüce kültürün, geçmişin mirasçılarıyız diyenlerdenim. Bu nedenle, Bush Efendi’nin BOP’una, medeniyetler arası uzlaşmasına ihtiyacımız olmadığını düşünüyorum. Ne Şam’ın şekeri, ne Arap’ın yüzü; ne de Obama’nın ikircikli dini… Biz, bize yeteriz!


          Muğla’nın Ula ilçesinde doğmuş, bebekliğini Marmaris’te, ilk çocukluğunu Yatağan’da, okul öncesi çocukluk dönemiyle ilkokul ve ortaokul yıllarını ata ve baba yurdu olan Köyceğiz’de geçirmiş ve burayı Tanrılar, Tanrıçalar diyarı olarak kabullenip sevmiş ve aşık olmuş bir adamım. Muğla bir bütün; temeli Muğla olan ben, “Uyku Vadisi” hariç Milas’ı bilmezsem eğer büyük bir ayıp olurdu; ben de bu ayıbı yaşamadım, göğsümü gere gere Milas’ta karımla dolaştık. Antik kalıntılarla, Osmanlı dönemi; camilerinin, hanlarının, köprülerinin ve konaklarının fotoğrafını çektim. Milas Belediye Başkanı’nın hayata geçirdiği eski eserlerin restorasyon çalışmalarını görerek mutlu oldum.

          Akşam yemeğinden sonra otel odamıza çıktığımda ilk işim koltuğa gömülüp “Kırmızı Değirmen” şiir kitabımı açıp “İnat Olsun Diye” şiirimi okumak oldu. Şiirin son dizesindeyken karım, “Hayrola, ne okuyorsun,” dedi. Ne okuduğumu anlatmak yerine; şiiri tekrar yüksek sesle okudum.

          Şiir bitince şöyle dedim:

          “Uyku vadisine ‘inat,’ bu gece, antik çağdan bu yana dinler ve ırklar arası hoşgörünün, uygarlığın kenti olan Milas’ın merkezinde, sabaha dek, huzurlu bir uyku uyuyacağım. Uykumda Mars’a da gideceğim, Venüs’e de gideceğim; ama Milas’a inat olsun diye değil! Sadece, diyorum ki; ‘Yeni sevgililer bulacağım.’”  

          Karım, hiç kızmadı son sözüme: “Yeni sevgililer bulacağım...”

          Öyle ya, adam rüyasında Mars’a, Venüs’e gidecek ve orada yeni sevgililer bulacak! “Ölme eşeğim ölme yonca biter sen de yersin,” diye düşündü belki. Ben de hiçbir şey sormadım, ağzımı açıp bir laf bile etmedim: İnat olsun diye!

İnat Olsun Diye

Kara toprağın bağrına

Köklerini salan

Ulu çınara inat,

Denizlerdeki

Küçüğünden büyüğüne

Milyonlarca balıklara inat;

Ceviz kabuğundan bir gemi,

Çınar yaprağından yelken,

Mercanlardan çapa yapacağım.

Mars’a, Venüs’e gideceğim!

Yeni sevgililer bulacağım;

İnat olsun diye

Tüm dünyalılara!

         

Şiir: "Kırmızı Değirmen" şiirler Erkan Yukarıoğlu

0 212 293 98 61

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 309
Kayıt tarihi
: 30.04.09
 
 

Bir kamu kurumu yönetim kademesinden emekliyim. Yazı dünyam gençliğimden bu yana sürer, bu kapsam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster