Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '18

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
2712
 

"Yemekteyiz" mi, "Zuhal Topal'la Sofrada" mı?

"Yemekteyiz" mi, "Zuhal Topal'la Sofrada" mı?
 

En baştan söyleyeyim ve rahatlayayım; hem Yemekteyiz hem de Zuhal Topal'la Sofrada gibi programları sevmiyorum.

Sevmediğim kısım programlar değil, programa seçilen yarışmacılar...

Zira dayanılacak gibi değiller.

Program yayınlandıktan sonra hayatlarına nasıl devam ediyorlar, gerçekten merak ediyorum.

Ben olsam, o kadar eğilip büküldükten sonra sokağa bile çıkamazdım.

Neyse...

Aslında yemek yarışmalarını çok severim.

Hatta dünyada yayınlanan yemek yarışmalarının neredeyse tamamını takip ederim.

Bu programların bazılarında, hatta büyük bir çoğunluğunda da başrolde "psikolojik baskı" ve "savaş" vardır.

Zamanla yarışmak gibi, elinde yeterli materyalin olmaması gibi, rakibinin elinden açık arttırma ile malzemelerini almak gibi, panikten oluşan aksaklıklar gibi...

Ama sonuçta "adalet" söz konusu olduğunda hep bir terazi vardır.

Yani...

İzlerken "bak bu hak etti ama bu kazandı" demiyorsunuz.

Ve sonuç olarak; üzerindeki baskıyı en doğru şekilde yönetebilen ve en iyi yemek yapan, bu programlarda birincilik ipini göğüslüyor.

Bizde ise işler tam tersi bir şekilde yürüyor.

En iyiler birinci olamıyor, net bilgi.

Çünkü...

En kötüler, iyi yemek yapanlara kötü puan verip ipi göğüslemeyi başarıyorlar.

Tabi yarışmacıyı yarışmacıya kırdırmak da yapımcıların işine geliyor.

Zira bu sayede yemekler yerine, yarışmacılar birbirini yiyor.

Bu da bizdeki televizyonculuk anlayışına göre "reyting" demek.

Sonuç?

Bize de "basit" ve "kaba" şeyler izlemek düşüyor.

Gelelim Yemekteyiz 'e...

Malum, dün yeni sezonun ilk programı TV8 ekranlarında yayınlandı.

Fox TV  de, karşısına Zuhal Topal'la Sofrada programını koydu.

Ve sonuç olarak; birbirinin türevi iki programdan rekabeti kazanan  Yemekteyiz oldu.

Sanırım Fox TV ve Zuhal Topal'la Sofrada ekibi dışında bu duruma şaşıran kimse yoktur.

Zira Yemekteyiz programı geçtiğimiz sezon enteresan bir hamle yaptı ve  Onur Büyüktopçu ile anlaştı.

Eski formatı hatırlarsanız, yarışmada sunucu yoktu ve sadece dış ses vardı.

Peki Onur Büyüktopçu programa bir artı getirdi mi?

Kesinlikle getirdi.

Zira programı izlerken televizyon karşısında deliren izleyicinin sesini, bir anda programda duyar olduk.

Böylece izleyici bir anda masanın baş sandalyesinde yerini almış oldu.

Bu da programı biraz olsun yumuşattı.

Dolayısıyla daha izlenilir bir hale geldi.

"Yarışmacılar birbirini daha fazla ne kadar yiyebilir" diye izlemenin yerine, Onur Büyüktopçu şimdi ne yapacak, nasıl tepki verecek sorusunun cevabı merak edilir oldu.

Doğru bir hamleydi, yerini buldu.

Ancak...

Programda sıkça altını çizdikleri için yine de söylüyorum; "bize böyle yarışmacılar geliyor" diyerek, işin içinden sıyrılmaya çalışmak biraz saçma.

Zira yarışacak kişileri oraya başvuran insanlar içinden seçen yine yapım şirketi.

Yani aslında kuralı yine yapım şirketi koyuyor.

Geriye de masanın etrafındakilere saçma sapan konuşmalar ve hareketler yapmak kalıyor.

Gelelim Zuhal Topal'la Sofrada programına...

Bazen gerçekten ekranın karşısında hayretler içinde kalıyorum.

Çünkü bu tip işleri ekrana getirip sonucundan da başarı bekleme kafasını anlayamıyorum.

Bu kafa yapısındaki insanların sektörde hala iş yapabilmesini ise "HİÇ" anlamıyorum.

Zuhal Topal'la Sofrada programını izlerken de aynen öyle oldu.

Yapımcıya ki, kendisi Zuhal Topal'ın eşi olur, yayıncıya ve Zuhal Topal'a iyi sıhhatler olsun demek istiyorum.

Niye mi?

Kanal D'de Gelinim Mutfakta diye bir program var, TUTTU!

TV8 'de Yemekteyiz diye bir program var, TUTTU!

Soru 1...

Siz niye bu iki programı alıp kendinize tek bir program yapıyorsunuz?

Soru 2...

Ve tutan iki programın birleşiminden oluşan bir programı, asılları aynı sizin gibi hafta içi her gün farklı zaman dilimlerinde yayınlanırken, seyirci neden sizi izlesin?

Eğer bizim farkımız Zuhal Topal diyorlarsa, "hayırlı uykular" der konuyu kapatırım.

Şaka gibi...

Sesli gülüyorum valla...

Zuhal Topal olsa ne olur olmasa ne olur?

Ki bence bu programda kendisi oldukça iticiydi.

Ve programla arasındaki kan uyuşmazlığı bas bas bağırıyordu.

Bu arada izlemeyenlere biraz programı anlatayım;

Aynı yemekteyiz gibi her gün bir eve gidiliyor.

Gelin yemek yapıyor, kaynana mutfakta geline karışıyor.

Gelin iki laf sokuşturup, kaynananın ağzına lafı tıkıyor.

Sonra diğer kaynanalar geliyor ve yemekler servis ediliyor.

Ve birbirlerini acımasızca eleştiriyorlar.

Bayılıyorum bizim şu televizyonculuk anlayışımıza.

Bu arada keşke Zuhal Topal bir yıl beklemeseymiş.

Değil mi yeni bir şey yapmayıp, yapılanı taklit edecekmiş, geçen sene de çalışsaymış.

Sonuç olarak yukarıda yazdığım gibi tavsiyem "basit" ve "kaba" şeyleri izlemeyin.

Zira bu insan figürleri, dizilerden çok daha tehlikeli...

Hiç değilse diziler hayal ürünü, kurgu,,,

Bunlarsa "gerçek" diye pazarlanıyor.

Yani yazımın başına dönersek; "Yemekteyiz" mi, "Zuhal Topal'la Sofrada" mı?

Bence HİÇBİRİ!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1920
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Okur, gezer, izler ve yazar...                 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster