Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
454
 

“Zerzeyi çekip gitmek”

Necati Çavdar – 11 Mayıs 2009 –Emiryaman/Ankara

Sevgili hırsızlar!

Başka kapıya.

Niye mi?

Artık Eryaman köyü camiinde de ayakkabılar için kilitli muhafazalar yapıldı.

Her zaman olmasa da büyük şehrin kıyısında köşesinde hırsızlıklar duyardık.

Küçük yerlerde az rastlanır, köylerde bilinmezdi.

Eğer öyle bir olay olursa değil günlerce konuşmak yıllarca insanların ağızlarına sakız olurdu.

Devlet ya da kamu gücünün vereceği ceza bir yana, halkın diline düşmek en büyük ceza idi.

Bu nedenle cesaret etmek, toplumdan dışlanmakla eş değerdi.

Oda hayattan kopma anlamına gelirdi.

Hele camiden bir şey çalmak, çalınmasını duymak akla ziyandı.

Zira camiler; alma yerleri değil verme, paylaşma mekânları idi

Oraya var olan getirir, değil bölüşmek birilerinin kullanımına sunar, çeker giderdi.

Artık onun değil verilen her ne ise toplumun malı olurdu.

Camiler, kilit bilmezdi.

Gelen orada istediği kadar kalır.

Mahalleli, oraya sığınanın günlük ihtiyacını karşılamakla mükellefti.

Şimdilerde mi?

Artık camiler kilitli

Ve belirli zaman dilimlerinde gözetim altında “kullanıma” açık masraflı mekanlar..

Önce camilerden kitapları, okuma alanlarını daha sonra ağaçları kaldırdık. Artık büyük büyük binalar halinde şehirlerin göbeğine oturan betonlar şeklindeki mabetler; yeşile hasret.

Dolayısıyla o mekanlara başka ruh veren kuşlar gitti..

Ve insan çekildi.

Sadece insan mı?

İnsanla birlikte, insana yakışan işlerde gitti..

Yine büyük şehirlerin kalabalık, girenin çıkanın tanınmadığı cami önlerinde hırsızlık vakaları duyar olduk.

Özellikle acele ile şadırvanlara asılan ceketler yoklandı.

Sonra sıra, ayakkabılara geldi.

Ama bu tür olaylar mahalleye hele köye o kadar yabancı idi ki..

Ve ibadet için yolu camiye uğrayanların ayakkabılarını korumak, önemli sorun oldu.

Tabi arkasından çözümde geldi.

Kilitlenen kalpleri, kararan vicdanları açacak “dil” ve başkaca ilaç bulunmayıp, bunları “ devletin zor kullanan gücü polis” bile gözetleyemez olunca camilerde kilitli ayakkabılıklar oluştu.

Maalesef bu durum köy camilerine kadar indi.

Eskiden mi?

Evlerimizin cümle kapısı denen havlu kapılarında birer “zerze “ vardı.

Eğer zerze; takılı ise “evde kimse yok”

Şayet zerze açık ise ev tümüyle açık demek idi.

Kapılarda var olan kilidi açacak alete “dil” denirdi.

Ve o dil kolay kolay kapıyı kilitlemezdi.

Zerze; çekilir, gidilir idi.

Şimdilerde ise değil ev kapıları, camilerde ayakkabılar kilit altında.

Anahtarın cebinde, gönül hoşluğu ile uyuyorsun imama..

21 asırda “zerzeyi çekip gitmekten”, ayakkabı kutusu “anahtarı ile kamerayla korunan camilerde “imama uymaya” koşuyoruz.

Şehirlerimizle, mahalle ve köylerimizle geldiğimiz son nokta bu..

İlerlemenin, çağdaşlaşmanın ölçüsü galiba bu “dil “olsa gerek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 809
Kayıt tarihi
: 06.07.06
 
 

Hayata Elektronik teknisyeni olarak başlayan Çavdar, her kim  ne hal üzere gördü ise  öyle bilini..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster