Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
4772
 

05 Ağustos 1921’den 05 Ağustos 2013’e, Sakarya’dan Silivri’ye

05 Ağustos 1921’den 05 Ağustos 2013’e, Sakarya’dan Silivri’ye
 

EBEDİ BAŞKOMUTAN GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK


05 Ağustos 1921, Ankara

1921 yılında, Eskişehir – Kütahya Savaşları'nın ardından ordunun Sakarya’nın doğusuna çekilmesi mecliste tartışmalara neden oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri bu yenilginin sorumlularını bulmaya çalışıyordu. Mustafa Kemal’e karşı olan üyeler bu kötü durumun sorumlusu olarak Mustafa Kemal’i görmüşler, kendisini yıpratmak, Ankara’dan uzaklaştırmak için bunu bir fırsat bilmişler ve suçlamaya başlamışlardı. Mecliste yapılan konuşmalarda, “Ordunun başına geçsin, ülkeyi kurtarsın o zaman” mealinde kinayeli konuşmalar yapmaya başlamışlardı.

Meclis'te 4 Ağustos 1921 günü başlayan bu görüşmeler, ertesi gün de aynı heyecanla devam etti. Mustafa Kemal Paşa, önce tartışmaların dışında kaldı. Ancak konuşmamasının, tavrını açıkça ortaya koymamasının, onun da gelecekten ümitsiz olduğu şeklinde yorumlanması ihtimaline karşı, kendisini Başkomutan görmek isteyen millî iradenin bu ısrarı karşısında, Meclis Başkanlığına şu önergeyi sundu: "Meclis'in sayın üyelerinin umumî surette beliren arzu ve istekleri üzerine Başkomutanlığı kabul ediyorum. Bu vazifeyi, kendi üzerime almaktan doğacak yararları en kısa zamanda elde edebilmek ve ordunun maddî ve manevî kuvvetini en kısa zamanda artırmak ve yönetimini bir kat daha kuvvetlendirmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin haiz olduğu yetkileri fiilen kullanmak şartıyla üzerime alıyorum. Hayatım boyunca millî hâkimiyetin en sadık bir hizmetkârı olduğumu milletin nazarında bir defa daha doğrulamak için bu yetkinin 3 ay gibi kısa bir müddetle sınırlandırılmasını ayrıca istiyorum".

Nihayet Meclis, Mustafa Kemal’i bu isteğini de haklı buldu. 5 Ağustos 1921 tarihinde, meclisin sahip olduğu yetkileri kullanmak koşuluyla Mustafa Kemal Paşa’ya üç ay süreyle Başkomutanlık yetkisini veren kanunu kabul etti.

Sakarya Meydan Muharebesi

5 Ağustos 1921 günü Başkumandanlık görevini üstlenen Mustafa Kemal, 15 Ağustos 1921'de Fevzi (Çakmak) Paşa ile birlikte Polatlı'da Başkumandanlık karargâhına gitti. 23 Ağustos 1921 günü, Yunan ordusu tekrar tüm cephelerde saldırıya geçti. Sakarya Meydan Savaşı, geceli gündüzlü tam 22 gün sürdü. Mustafa Kemal Paşa emrindeki kahraman Mehmetçik tarihin altın sayfaları arasına yeni bir destan ekledi. Destan Mustafa Kemal'in şu sözleri ile başlıyordu:

“Savunma hattı yoktur, savunma sathı vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz”.

Sakarya Meydan Muharebesini, askeri yazarlarımızdan bazıları “Büyük Kan Seli” diye tanımlarlar.

Sakarya Nehri’nin sularının renginde vatan sınırlarını çizebilmek için Anadolu’nun her köşesinde mezarları belirsiz yatan şehitlerimizin tarihleri dolduran zaferleri vardır, işte bu mucize ilerideki, Anadolu’yu Türk milletine sonsuza kadar yaşayacak bir vatan yapmış ve Sakarya Nehri vatan coğrafyası üzerinde bir “Büyük Kan Seli” olmuş ve öylece akıp gitmiştir.

Merhum Orgeneral Asım Gündüz, “Hatıralarım” isimli kitabında diyor ki;

“Sakarya Meydan Muharebesi” bir ölüm-kalım savaşı ve bir subay savaşı idi. Bugünkü Türk nesli daha elli seneyi doldurmamış dünkü geçmişte, ‘Haçlı Seferleri’nin çıkarıldığını bir an unutmamalıdır. Onlar “Fener Patrikhanesi’nin Beyannameleri ve kralları Hiristosmos’un kutsal asası ile Sakarya önlerinde iken, bizim padişahımız ve Halifemiz ise; son vatan topraklarını savunanlara “Celali” deyiminden iki harfi değiştirecek “Kemâli” diyor ve hepimizi ölüme mahkûm ediyordu. Sakarya’daki ‘Büyük kan seli’, manevi değerlerin şahlandığı ve madde noksanlığının tam anlamıyla en yüksek noktaya vardığı bir sırada, vatanı savunmak ve sırası gelince düşmanı onun harim-i ismetinde (kutsal bağrında-ocağında), boğmak görevi savaş alanında Başkomutan ile onun yakın arkadaşlarının omuzlarına bir vebal ağırlığı ile çökmüştü.”

"Sakarya Meydan Muharebesi"adını alan bu büyük ve kanlı savaş, 22 gün 22 gece devam etmiş ve nihayet 13 Eylül 1921 günü, düşman Sakarya Nehri'nin doğusunda tamamen imha edilerek büyük bir zafer kazanılmıştı. Bu anlamlı ve büyük başarı üzerine 19 Eylül 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'ya Kanunla ‘Müşir’ (Mareşal) rütbesi ve ‘Gazi’ unvanı verildi. Sakarya’da kazanılan zafer, Türk ordularının bir yıl sonra kazanacağı kesin bir zaferin başlangıcı olmuştur.

Savaşın sonunda Türk tarafı bin subayı ve 30 bin eri şehit vermişti. Bu kadar çok subay şehidi (kaybı) tarihte eşine az rastlanır bir durumdu.

Yunan tarafının zayiatı ise birçok malzeme, motorlu araç ve yiyecekle birlikte bin 800 ölü ve 23 bin yaralı idi.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa 19 Eylül 1921’de yaptığı Meclis konuşmasında, Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) ve Garp Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Bey’lerin kahramanlıklarını övmüş ve elde edilen zaferde çok büyük payları olduğunu meclis kürsüsünden ilan etmiştir.

Ünlü İngiliz Tarihçisi Joseph Arnold Toynbe, “Türkiye” adlı eserinde şöyle diyor:

“Sakarya Savaşı” ile Türk-Yunan Savaşındaki durum, tersine dönmüştü. Denebilir ki bu savaş içinde yaşadığımız yüz yıl tarihinin en büyük savaşlarından biridir. Sakarya kıyılarındaki Türk zaferi, yakın ve Orta Doğu’nun siyasal yüzünü değiştirmiştir. İki yüz yıldan beri batı, ihtiyar Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamaya çalışıyordu. Fakat Sakarya’da Türk’ün kendisi ile karşılaşmıştır ve ona dokunduğu anda da tarihin yönü değişmiştir.

Tarih bir gün Sakarya kıyılarında cereyan eden ve çok kimsenin bilmediği bu savaşı, dönemin en büyük olaylarından biri olarak kaydedecektir…”

05 Ağustos 2013, Silivri

27nci Genelkurmay Başkanımız Orgeneral İlker BAŞBUĞ, “cebir ve şiddet kullanarak T.C. Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmaya kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçunu işlediği gerekçesiyle müebbet hapse mahkûm edildi. Diğer yurtseverler de haber kaynaklarından takip edebileceğiniz ağır cezalar aldılar. Mahkemenin aldığı kararları protesto etmek, tutuklu yurtseverlere en azından manevi destek olmak isteyen ve demokratik haklarını kullanmak isteyen vatandaşlarımız hükümet güçlerince Silivri Ovasında şimdilik geri püskürtüldüler.

Hükümet sözcüsü Bülent ARINÇ’ın olayları değerlendirirken yüzündeki ifadeden asıl korkunun hükümeti sardığını rahatça görebilirsiniz. Çünkü Silivri kalkışması Sakarya Meydan Muharebesi gibi zaferin başlangıcıdır. İngiliz Tarihçisi Joseph Arnold Toynbe’nin Sakarya için yaptığı tespit Silivri için de geçerlidir: Bazı güçler milletimizin kendisi ile karşılaşmıştır ve ona dokunduğu anda da tarihin yönü değişmiştir.

Sağlıkla ve adaletle kalın.

İZMİR, 05 Ağustos 2013. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 159
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1059
Kayıt tarihi
: 19.06.12
 
 

1963 yılında Balıkesir'in şirin ilçesi Erdek'te doğdum. Yüksek lisans eğitimimi Dokuz Eylül Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster