Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '13

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
201
 

1 Mayıs'ın en anlamlı örneği Osmaniye'den geldi

1 Mayıs'ın en anlamlı örneği Osmaniye'den geldi
 

Dünkü 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kargaşa ile geçti. Ancak haber bültenlerinde 1 Mayıs ile ilgili çok sıra dışı ve güzel bir haber daha vardı. Haber şöyleydi:

"Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde bir iş adamı 1 Mayıs emek ve dayanışma bayramı dolayısıyla babasından kalma mirası işçilerine dağıttı. Kadirli ilçesinde market işletmeciliği yapan Kasım Yasdıoğlu babasından kalma 41 bin lirayı 1 Mayıs emek ve dayanışma günü dolayısıyla markette çalışan 78 işçisine eşit şekilde dağıttı. Babasının da market işletmeciliği yaptığını belirten Kasım Yasdıoğlu Ocak ayı içerisinde babasından kalma gayrı menkulü sattıklarını ve elde edilen parayı da işçilerine dağıtma kararı aldıklarını belirterek, 'Bugün işçi bayramı. Ben de 5 şubemizde çalışan toplam 78 işçime babamdan kalma 41 bin TL parayı dağıtma kararı aldım. Kişi başı 530'ar TL işçilere para düştü. Marketimizin işçileri de kendilerine bu bayram günü takdim ettiğ imiz paranın 20 şer TL'sini Lösemili çocuklar ve kanserle mücadele vakfına bağışladılar. Bu duyarlı davranışları karşısında ben işçilerime çok teşekkür ediyorum' dedi. "

Dün İstanbul'da adeta sıkıyönetim uygulandı. Metrobüsler, metro, otobüsler, deniz otobüsü seferleri yapılmadı. Polis Taksim'e çıkılmaması için çok sıkı tedbirler aldı. Hatta Galata Köprüsü bile trafiğe kapatıldı.

Bu yıl,  1 Mayıs'da Taksim alanında inşaat vardı. İdare, insanlar bu alana sığmaz,  Taksim alanında güvenli, emniyetli bir yer yok diyor ama sendikalar Taksim alanı  için ısrar ediyorlardı. Neden ısrar ettiler pek anlayamıyorum. Ya birileri bu inşaat  alanında ciddi şekilde yaralansaydı bunun hesabını kim verecekti? Kusura bakmasınlar  ama İdare bu konuda haklı. Hem ülkede işçi sağlığı ve iş güvenliğinden yakınılıyor  hem de böyle inatla emniyetsiz işler yapılması için ısrar ediliyor. Sendika yöneticileri  de biraz mantıklı olmalı ve sorumlu davranmalıydı. Hem sadece neden İstanbul Taksim konuşuluyor  ki? 81 il, 900'den fazla ilçe var bu ülkede. Buralarda da kitlesel kutlamalar, konserler,  şenlikler neden yapılmıyor ki? Neden İstanbul Taksim öne çıkarılıyor?  Galiba Taksim alanı kaybederiz korkusundan oluyor bütün bunlar. Oysa sembolik ve  bilinçli gruplarla bu yılı Taksim alanında geçirmek daha mantıklı değil miydi? Zira Taksim dışında hiç bir yerde böyle büyük olayların olduğuna dair haberler gelmedi. Bence hem idarenin hem de sendikaların uzlaşamaması nedeniyle bu tatsız olaylar yaşandı ve insanlar yaralandı. Polis'in vatandaşa aşırı güç kullanması, gaz bombası, cop, kirli su sıkması ne kadar yanlışsa ve olaylara davetiye çıkardıysa sendikaların gereksiz ve sorumsuz ısrarları da bu olaylara neden olmuştur. Olaylarda Polisle çatışmaya giren grupların da suçu büyük. Böyle bir günü, huzurla, bilinçle kutlamak varken neden çatışmaları tırmandırdılar ki? Bundan her sene zevk mi alıyor bu gruplar?  Tabii gaz bombasına karşı meşru müdafaa yaptık denilebilir ama yine de gereksiz yere bir çatışma yaşanmıştır.  Polisler de protestocular da yaralanmıştır. Bu şekilde 1 Mayıs'ın kutlanması kanımca doğru olmamıştır.  Oysaki her iki kesimin de daha uzlaşmacı, daha demokratik anlayışla olaya yaklaşması gerekirdi. Diyarbakır'da bu yakın zamanda oldu, neden İstanbul Taksim'de olmadı? Herkesin bunu düşünmesi lazım.

Şurası açık ki son yıllarda emek kesimi ekonomiden yeterince pay alamıyor, gazeteler bunu rakamlarla  ispat ediyorlar. Emekçiler son yıllarda yaşam mücadelesi, ayakta kalma mücadelesi vermekten de iş sağlığı ve güvenliği,  sağlık gözetimi, sosyal haklar,  iş basitleştirme, verimlilik gibi işyerleri ile yakından alakalı daha ileri konuları tartışamadı. Bunda teknolojik ilerlemeler ve küreselleşme politikaları da çok etkili oldu tabii. Sermaye ve teknolojide küreselleştik, geliştik ama "çalışan hakları"  konusunda  nedense bu ilerlemeler bir türlü yapılamadı ve işler gün geçtikçe daha da emeğin  aleyhine oldu ve halen daha da bu devam ediyor. İşte esnek üretim,  esnek ve güvencesiz  çalışma, emeklilik koşullarının her geçen gün daha da kötüleşmesi, acımasız piyasa koşullarında çaresizliğin yoğun  sömürüsü, sendikasızlaştırma, örgütlenme zorlukları, kadınların iş yaşamına katılımında kreş sorunları, her geçen gün azalacağı yerde artan iş kazaları ve iş cinayetleri, özel istihdam büroları vasıtasıyla çalışanların koyun gibi kiralanmak-pazarlanmak istenmesi/geçici kiralık işçilik, kıdem tazminatlarının fona devredilmek istenmesi, taşeron çalışmanın yaygınlaşması ve taşeronda çalışan işçilerin haklarını  kullanamaması, sermayenin azami kar mantığı ile  bölgesel asgari ücrete geçmek istemesi, asgari ücretin düşük tutulması,  Doğu ve Güney Doğu'nun ucuz işgücü kaynağı olarak görülmesi, emeğin güvencesiz çalıştırılması, ekonomik krizlerle işsizliğin artması, işsizlikle emeğin bollaşması, ucuzlaması  ve yoksulluğun bu şekilde daha da yaygınlaşması ve daha niceleri. 1 Mayıs’da asıl bunlar gündeme gelmeli ve konuşulmalıydı, yoksa polisle çatışma haberleri değil.

Güzel bir dünya, başka bir Türkiye özlemini ülke olarak artık neden somut pratiğe dökmeyelim ki? Neden Türkiye'de insanlar bir araya gelerek daha sosyal, daha insancıl, daha adil, daha akılcı bir Türkiye hayalini gerçekleştiremesinler ki? Neden siyasi partiler, sendikalar, sivil toplum örgütleri bu özlemleri somut politik taleplere dökemiyorlar? Ve neden siyasi partiler, sendikalar, sivil toplum örgütleri daha olumlu çabaların içinde yer alamıyorlar?

1 Mayıs için emek diyoruz, dayanışma diyoruz ama bunu somuta nedense dökemiyoruz. Örneğin neden insanca çalışacak "örnek işyerleri" tasarlayamıyoruz. Bu örnek işyerlerinin sayısını neden  artırmıyoruz ve çevremize, ülkemize  örnek olamıyoruz? Neden bu eko-sistemi bir türlü yaratamıyoruz?  Neden emekten yana güçlerin de maddi imkanları daha  artmasın? Neden örneğin emekçilerin, emekten yana olanların şirketleri, fabrikaları, lojmanları, kreşleri, kültür merkezleri, sinemaları,  tiyatroları, otelleri, siteleri, uygun alışveriş merkezleri vbg. olmasın? Neden piyasayı emek güçleri, bu tür somut başarılarla derinden etkilemesin ve piyasada tatlı bir rekabet olmasın? Sendikaların  geçmişteki başarısızlıklarından neden  bir türlü önemli dersler çıkarılmıyor? Bütün dünyada her alanda güzel ilerlemeler olurken neden emekçiler için bu olmuyor ve emekçiler  her geçen gün hep daha da gerilere düşüyorlar?

Bu tip soruları sormak, sorgulamak, düşünmek lazım ama galiba her şeyden önce artık doğru düşünceleri hayata geçirmek, daha somut olmak gerekiyor. Bu anlamda Osmaniye'nin Kadirli ilçesindeki iş adamının yaptığı bence ülkeye çok önemli ve anlamlı bir örnektir. Dilerim böyle güzel örneklerin sayısı ülkemizde hızla çoğalır ve ülkemiz insanına daha saygılı, hakkı hukuku gözeten ve daha demokratik  bir ülke olur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 641
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 2275
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

1995 ODTU Fizik Lisans, 1998 ODTU Fizik Yüksek Lisans (Biyofizik)  mezunuyum. Özel sektörde kalit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster