Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '07

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1660
 

10 Öğrenme engeli

10 Öğrenme engeli
 

Aşağıda belirtilen öğrenememe hastalıklarının teşhis edilmesi, tedaviye imkan sağlayabilir (Kalder, 1997):

1. Sorunu Kabul Etmeme:
Bu hastalığa tutulmuş organizasyonlarda herkes en derinden sorunu fark etmesine rağmen, sorunu ortaya çıkaracak cesareti gösteremez. Bunun yanı sıra, yetkileri üzerinde toplamış olan organizasyonlarda patron, organizasyonu olduğu gibi değil, görmek istediği gibi algılar, sorunları görmez. Bu öğrenememe hastalığının tedavi yollarından birisi, yönetime; sorunun, organizasyonun dışından kanallarla ve rakamlarla duyurulması ve bu sayede yönetimin dikkatinin çekilmesidir.

2. Sorunu Görmezlikten Gelme:
Bir sorunun olduğunu görüp de harekete geçmeme hastalığıdır. Sorunu gören üst yönetim “merak etmeyin hallediyoruz” der ve ya hiçbir şey yapmaz ya da daha önce yapıla gelen ne ise onu sürdürür.

3. Bilgiyi Paylaşmama:
Organizasyon içerisinde veri ve bilgilerin kişisel olarak saklanması, her şeyin akılda tutulmaya çalışılmasıdır. Yapılan işler, teknik bilgiler, hizmetler hakkındaki bilgiler paylaşılmazsa hatta saklanırsa, organizasyon gelecekte zor durumda kalabilir ve rekabet üstünlüğü sağlayabilecek yetenek ve faaliyetlere de dönüşemez.

4. İlişkilendirememe:
Organizasyonun farklı bölümlerinde bulunan ve gün boyunca pek çok faaliyeti gerçekleştirip, pek çok görüşme yapan, diyaloglar kuran bireyler ‘gördüğüm bana yeter’ düşüncesindeyse, yapılan tüm bu işleri birbirleriyle ilişkilendirecek ve olaylar arasındaki bağları gösterecek mekanizmalar kurulamaz ve sistemi bütün olarak algılamak mümkün olamaz. Bunun sonucunda da ilişkilendirememe hastalığı meydana gelir ve yapılan eylemlerin ikinci veya üçüncü aşamadaki sonuçları görülemez ve kısa vadeli sonuçlara dönük faaliyetlerde bulunmak zorunda kalınır.

5. Ders Almama:
Daha önce çözülmüş ya da ortadan kalkmış bir problemi yeniden yaşamaktır. Daha önceki öğrenememe hastalıklarının tedavi edilmemesinden ve bireylerin ders almaktansa ders vermeyi tercih etmelerinden kaynaklanır. Geçici sorunlar ortadayken varlıkları kabul edilmezse, sorun incelenemez, sorunun yaklaştığını gösteren belirtiler fark edilemez ve yine krize girilir.

6. Bilgi Üretilmesini Engelleme:
En kötü öğrenememe hastalıklarından birisidir. Organizasyonlarda yönetiminin her şeyi çok iyi bildiğini düşünerek ‘Ben bilirim sendromu’ ile kimseden fikir almaması veya herkesin görüşünü alarak yine kendi bildiğini yapmasıdır. Organizasyon yönetimi bu sendroma girerse bütün öğrenme olanaklarını yitirir. Aynı zamanda kendi fikirlerine değer verilmediğini düşünen işletme çalışanları da, kendilerini geliştiremez ve sadece verilen işleri yaparlar.

7. Sorunlarla Kişileri Karıştırma:
Organizasyon içerisinde bir sorun çıktığında veya bir başarı gerçekleştiğinde, olaylara değil şahıslara önem verilmesidir. Sorun çıktığında, probleme yol açanlar bulunur, cezalandırılır ve konu kapatılır, oysa önemli olan problemi ortaya çıkaran nedenlerin bulunmasıdır. Aynı şekilde ciddi bir başarı elde edildiğinde, başaran kişi ödüllendirilir ve bu konu kapatılır oysa önemli olan başarıyı meydana getiren mekanizmalardır.

8. Mimariyi ve Sistemi Anlamamak:
Sorunların içinde bulunulan Organizasyonun yapısından mı, mimarisinden mi, çalışma sisteminden mi, yoksa başka bir sebepten mi kaynaklandığını anlamadan çözüm önermektir.

9. Geçmişin Başarılarına Sığınmak:
Geçmişte başarılı olan Organizasyonların, daha önceki kural ve sistemlerle gelecekte de başarılı olacaklarını düşünmeleri, ‘Biz hep başarılıydık şimdi de başarılıyız’ demeleridir.

10. Eğitimle Öğrenmemeyi Garantilemek:
Bazı Organizasyonlar eğitime çok önem verirler ve çalışan herkesin yılın belirli zamanlarında eğitim görmesini sağlarlar. Oysa eğitim sonrasında, işyerinde bu eğitimin uygulanacağı bir ortam yoksa, öğrenilenler yüzeysel kalır, zamanla unutulur ve bu tür eğitimler verilerek, gerçek bir öğrenmenin Organizasyonun gündemine girmesi engellenmiş olur.

Aslında yukarıda belirtilen engellere ek olarak özellikle iç ve dış öğrenme engellerinden de söz edilebilir. Bunlardan dışsal öğrenme engelleri başkalarının katı zihin tutumları, beklentileri, rekabet yoğunluğu, kötü öğretme, iyi öğretme, aşırı disiplinlilik, görev fazlalığı, ve kötü ortam koşullarıdır. İçsel öğrenme engelleri olarak da başarısızlık korkusu, kendi kendini eleştirme eğilimi, kontrol (geri bildirim) gereksinimi, popülerlik eğilimi, aşırı kaygılanmak, zihinsel yorgunluk ve kilitlenme, kötü-ben imgesi, seçici algılama, düzensiz zihin, dinleme konusunda yetersizlik, düşüncelerin bilinmesi korkusu, hoşgörüsüzlük, somut yanıt ve pratiklik ihtiyacı, mükemmeliyetçilik, kötü motivasyon, disiplinsizlik, amaçsızlık ve kendini değerlendirmeyi reddetme sayılabilir (Ramsland, 1992).

Birgül EKİM bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 444
Toplam yorum
: 1131
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1270
Kayıt tarihi
: 13.09.07
 
 

MB zengin kültürel bir eksen; düşüncelerimizin buluştuğu, tartıştığımız, birbirimizi etkilediğimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster