Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
578
 

10 yıl olmuş, daha dün gibi aklımda!

17 Ağustos 1999 sabahı, Ankara'da, evimde uyandım. Çocuklarım, annem ve babamla birlikte yurtdışında seyahatteydiler. Eşim işine gitmişti, evde yalnızdım. Baktım, elektrikler kesik..canım sıkıldı. Bir süre bekleyip 'elektrik arıza'yı aradım, " Bir süre kesinti olacak, biraz sonra gelir." dedi telaşlı bir ses..başka birşey soramadan telefon kapandı. Derken telefon çaldı, baktım:eşim..Bazen büyük haberler, telefonda ne kadar sıradanlaşıyor.. Deprem olmuş, Yalova, Gölcük'te, büyük bir deprem.. Haber alınamıyormuş.. Sabaha karşı, insanları uykuda yakalamış.. Elektrikleri, Ankara'da da olası bir deprem ihtimaline karşı kesmişler.. Şaşkınlıkla dolandım evin içinde. Tanıdıklarım tatildeydiler hep.. Şimdiki gibi cep telefonları da yok ki, herkesi arayayım.. Neyse ki elektrik geldi, televizyonu açtım hemen. Televizyondaki ilk haberleri hatırlamıyorum.. Üzgün yüzlü spikerler depremi haber veriyordu mutlaka... Fakat felaketin korkunçluğu ortaya çıktıkça, yalnızca NTV, gerçeğin dehşetini yaşamak istemedikçe de, TRT izlediğimi çok iyi hatırlıyorum. Başka herhangi bir kanalı açtığım anda, öyle görüntüler vardı ki, ben, insanların istediklerinde ne kadar acımasız olabileceklerine inanamıyordum.

O günün ertesi ve ertesi günlerinde, bir kabustan uyanmak isteyip uyanamamak gibi bir hayat yaşadık. İlk günler depreme hazırlıksız yakalanmanın ve organizasyon bozukluğunun bütün olumsuzluklarına şahit olduk. Bölgeye gönderilmek üzere halktan yani bizlerden toplanan ayni ve nakti yardımların, hakkaniyetle ve düzenli şekilde yerine ulaştırılmadığını, bölgede kalan halkın sokaklarda, çamur ve pislik içinde yaşam mücadelesi verdiklerini, kurtarma çalışmalarının güç de olsa sürdüğünü, fakat göçük altında kalan çok sayıda insan olduğunu, ilk ağızlardan duyuyorduk. Yalova'da tatildeyken felaketi yaşayıp -çok şükür- sağ kurtulan komşum, oraya gönderilen ilkyardım ekibinde görevli doktor yeğenim, Gölcük'e yerleşmiş bir tanıdığım vasıtasıyla; ülkemde her işin ne kadar ciddiyetsiz ve kontrolsüz olduğunu, sahtekarlık ve dolandırıcılığın genlerimize, ruhumuza nasıl da sımsıkı yerleşmiş olduğunu, binlerle telaffuz edilen rakamların her birine inildiğinde yaşanan aile trajedilerini duyuyor, çıldırıyordum.

Ankara'da, ardından Afyon- Bolu-Polatlı- Adana'da 'artçı' dedikleri sarsıntılar yaşandıktan sonra, 'evli evine- köylü köyüne', herşey yavaş yavaş "normal"ine döndü.. Ara ara haberler duyuyorduk:" Kızılay neden böyle yetersiz kaldı?"; "Kriz masaları kurulması için uzmanlar yetiştirilecek."; " Uzmanlarımız var, bunların koordine edilmesi konusunda eksiklerimiz olduğunu tespit ettik.."; "Yapılan yardımlar nereye gitti, araştırılsın."; "Herkes evlere yerleştirildi, onlar hala çadırda.." ...gibi.. Tabii biz de, Kandilli Rasathanesi'nin anlam ve önemini, jeolojinin ülkemizde ne kadar önemli bir bilim dalı olması gerektiğini anlamış olduk. Bir müddet geçtikten sonra da, magazin basınının konuya el atmasından anlaşılacağı üzere, ülkecek rahata erdik. (Ahmet Mete Işıkara, en seksi erkek top-ona girdi!).

Bugün '99 depreminin 10. yılı doldu. O dönemden bugüne ne değişti bilmiyorum. Biz evdeki eşyaları sabitleyecektik, hala yapmadık. Depremde evlerini terkedenler, 'yuva'larına döndüler. TRT 1'de bugün Süleyman Pampal adındaki uzman, 1999'dan sonra, tapuyla ilgili haritalarda değişiklikler yapıldığını; ev alırken hatta kiralarken, fay hattına yakın olmayan, zemin etüdü yapılmış yapıların, bu haritalara bakılarak tercih edilmesinin yerinde olacağını; bu konudaki danışmanlık hizmetlerinin pahalı gelebileceğini düşünerek, bir el kitabı hazırladıklarını söylüyordu. Valla biz soruyoruz satan kişiye veya emlakçıya:"Bina depreme dayanıklı mı?" Adam ne desin..."Yok!" mu?..

Kabul ediyorum, son derece dikkatli, tedbirli, 'korkak' insanlar da çoktur..ama onların bile 9 sene 6 ay önceki kadar korktuklarını sanmıyorum. Karnesine zayıf gelince babasının kızacağını bildiği halde çalışmayan, tembel öğrenci benzeri bir milletiz. Çalışmayan öğrenci, azarını işitir, cezasını alır, sınıfta kalır, olmadı seneye çalışır. Deprem felaketinin ertelemesi de yok.. Gel de bunu bize anlat!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 171
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3907
Kayıt tarihi
: 07.06.09
 
 

İyi bir okurum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster