Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Temmuz '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
4592
 

100+1. blog

100+1. blog
 

Halil ağaya İlkokul diploması lazım olmuş. Ne yapsın? Hemen dışarıdan bitirme sınavlarına katılmış. Sınav günü kara tahtanın başına almışlar ağayı. Sormuşlar; “Sınıfın camını Ali kırdı” cümlesinin öğelerini bul bakalım? Ağa bir sınav heyetine bakmış, bir kara tahtaya bakıp boynunu bükmüş.
-Hocam Allah o Ali’nin belasını versin? Aha camın parasını ben veriyim, gerisi size kalmış…

…Adettendir. Bu yazının başlığı "100. blog" olmalıydı. Ama son iki yazımda farklı şekilde de olsa "100 numarayı" sık sık kullandığımdan, artık deşifre olduğunu düşündüm. Fena mı oldu? Hayır! Bakın işte "101. blog" böyle doğdu!

Yaz sıcağında kışı çok özledim,
Üç ay oldu yol gözlerim,
İster inanın ister inanmayın,
Hakikattir bu sözlerim.

…Son aylarda ortalama performans haftada sadece bire düştü… Az mı dediniz? Yok, canım neresi az? Esas korkum Ağustos'ta ayda sadece bire düşerse diyedir! Bizim tekaüt grubu için gayet normal bir çalışma temposu. Hele hele bu çöl sıcağında yapış yapış bir ten, beyninizin arkaya aktığını hissettiğiniz rehavet basmış bir kafa ve harekete geçmeniz için traktör bekleyen öküz arabası gibi hantal bir gövde ile canınızın bir şey çekmesi mümkün mü?

…Kısıtlı vaktimizin çoğunu ayırdığımız halde ancak haftada bir blog çıkarabilmekte başarı aslında. Daha fazlasını ve hatta günde bir veya birkaç tane çıkaran arkadaşları da kutlarım ayrıca. Bizim emme basma tulumbada bir arızamı var, akım mı düşük ne? Ikına sıkına haftada sadece bir…

...Çok geniş bir yelpazede yazdığımız için konu sıkıntımız yok. Ancak, basit gibi görünse de önce kararlı ve seçici olmak gerekiyor. Kişisel olarak: Aklımdan geçeni yazıya dökmeden önce, dozunu iyi ayarlamaya ve kıvamına geldiğini hissettiğim anda yumulmaya çalışıyorum. Tabi detaylarla boğmadan, Sivas lavacı gibi uzatmadan!

…Bu benim 101. bloğum. İstesem belki de iki ayda bu sayıya ulaşmam mümkün olurdu. Ancak önce kendimi tatmin etmeliydim. Her seferinde sindire sindire okuyabilmeliydim yazdıklarımı. Başkalarının deneyimlerinden dersler çıkarıp, her geçen gün daha renkli ve daha sıcak deneyimleri paylaşmak, insan ilişkilerini sıcak tutmak ve bu hoşlukları da Milliyet Blogda paylaşmalıydım.

…Biz neyiz ki? Bu deryada bir damlayız. Ne haddimize insanlara yol göstermek, akıl vermek, yönlendirmek vs… Olsa olsa topluma Atatürk gibi, cumhuriyet gibi, laiklik gibi bazı vazgeçilmezleri hatırlatmak, yeri geldiğinde güldürebilmek hatta ağlatabilmek ve de eleştiri hakkını kullanarak beraberce düşünmeyi, birlikte paylaşmayı öne çıkarmaktır ahdimiz. Doğrusu, yüzde olarak ne kadarını başarmışım bilemiyorum ama siz dostlarımın düşüncelerine saygı duyarak ta diyorum ki; eh, babamın adı Malik, elime sağlık!

…Kıssadan hisse: Sevgili dostlar; hiçbir kimseden hiçbir beklentim olmadı şimdiye kadar. Kendi yağımla kavrulmayı, kuzu kavurması kadar özel tutarım! Ne bir övgü ne de bir terfi beklentisi içindeyim. Hakketmediğim bir diploma, sertifika, berat, plaket zaten istemem. Ara sıra bir selamınız düşerse sayfamıza, o gün bayram gelir hanemize… Umarım kimseyi kırmamışımdır. Kırmadığım potların ve gafların faturasınıda ödemem bilesiniz…

…Saygı ve sevgilerimle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Varolasın, rengin eksik olmasın bu tablodan, sevgi ve selamlar

Dilek Fuçucı 
 23.07.2008 13:25
Cevap :
Ona ne şüphe hemşerim! Gönül isterki derya olalım. Bu tabloda renk olanlardan biri olmak benim için şereftir ancak bu sana daha çok yakışır. Çünkü renk sayısı o kadar az ki...(üstelik sen inci-mercan aksesuarları üretecek kadar da verimlisin) Sevgilerimle...  24.07.2008 13:23
 

Valla hoş ve güzel dalya artı 1 olmuş. Sizi tebrik ediyor, daha nice bloglara diyorum. Saygılarımla.

Ömer ÖZDAMAR 
 21.07.2008 23:24
Cevap :
Ziyaretiniz ve desteğiniz için teşekkürler, şeref verdiniz. Sizin de sayın Öğütçü ve sayın Balcı gibi beni daha çok yazmaya teşvik etmenizin dost ve dost canlısı bir davranış olduğunun farkındayım. Saygılarımla...  22.07.2008 1:43
 

Yorumuma verdiğiniz güzel cevap için teşekkür ederim. Bence siz bilgi yüklü, espri anlayışı güçlü, entelektüel ve saygın bir arkadaşımızsınız. Birçok arkadaşımızın sizden öğreneceği çok şey olduğunu düşünüyorum. Şiş kebabını severiz ama şişin de kebabın da yanmamasına dikkat etmeliyiz, o da ayrı konu. Kebap yanarsa lezzetsiz olur şiş yanarsa elimizi yakar. Eeee... Şiş kebabı yemeyecek miyiz? Sizin mert bir insan olduğunuzu da biliyorum ama fazla mütevazı olmak her zaman iyi mi, bunun kararını da tabii siz vereceksiniz. Ben şahsen her zaman mütevazı olamıyorum. Saygı ve sevgilerimle.

Mustafa Mumcu 
 21.07.2008 21:49
Cevap :
Sayın Mumcu, sevgili üstadım; hakkımdaki düşüncelerinizi bir iltifat olarak kabul edemiyorum çünkü böyle bir şeyi siz kabul etmez ve "ne iltifatı kardeşım, neyse o" diyeceğinizi biliyorum. Ama size bir teşekkür etmemide çok görmezsiniz herhelde! Bence siz, karanlıkta ne iseniz aydınlıkta da o sunuz...Elimizdeki ve aklımızdakileri paylaşmak ve de bir "şiş kebabı" sofrasında bir arada olabilmek temennisiyle saygılar ve sevgiler... Not: Gözünüzden kaçmamıştır (ki mümkün değil) ama ilk yorum- cevaba "üstatım" diye başlamışım neyseki gördüğünüz gibi "üstadım" olarak düzelttim!  22.07.2008 16:11
 

Sizi sevip saydığımı bilirsiniz. Bu yazınızda anlayamadığım bir nokta var. "... Ne haddimize insanlara yol göstermek, akıl vermek, yönlendirmek vs..." demişsiniz. İnsanları yönlendirmeyin ama birikimlerinizle yol gösterseniz, akıl verseniz ne zararı olur? Bilen zaten biliyordur, bilgisini tazelemiş olur. Bilmeyen de öğrenir. Bu ifadenizden "Aman kalp kırılır sonra, etliye, sütlüye karışmadan yazalım şuracıkta!" gibi bir anlam çıkıyor. Bunu da gerçekçi bulmuyorum. Kişilik haklarına saldırmadan, usulünce hepimiz birbirimize yol göstermeli, gerektiğinde akıl da vermeliyiz. ben bildiklerimi mezara götürmeye niyetli değilim. Bilge kişiler böyle yapsalardı bugün Mevlana'nın sözlerini de kimse bilmeyecekti. Arif Öğütçü, bana profil resmimi başka resmimle değiştirmemi tavsiye etti, baktım haklı, hemen değiştirdim. Sizin dörtlük de "Yazın sıcağında kışı çok özlerim,/ Üç ay oldu yol gözlerim,/ İster inanın ister inanmayın,/ Hakikattir bu sözlerim" olsaydı kafiyeye daha uyumlu olurdu. Saygılar.

Mustafa Mumcu 
 21.07.2008 13:50
Cevap :
Sayın Mumcu sevgili üstatım; çoktandır hasret kaldığım şöyle destansı yorumunu görünce inanın ki çok mutlu oldum hem de "eyvah" ne yaptık yine diye geçirdim içimden. Öncelikle dörtlükteki katkınız için teşekkür ederim. Tavsiyenize uyup hemen değiştirdim pekte güzel oldu. Diğer hususa gelince; "ne şiş yansın ne kebap" formatında hiç yazmadım. Siz de haklı olarak bunun yanlışlığını vurgulamışsınız. Ben, bilgiyi isteyenin zaten aldığının farkındayım. Sadece, benim kimseye önderlik yapacak yetkiye ve bilgiye sahip olmadığımı ancak bazı değerleri hatırlatmayı görev bildiğimi vurgulamak istemiştim. Önerilerinizi ve eleştirilerinizi çok önemsiyor ve her zaman faydalanmaya çalışıyorum. Saygılar...  21.07.2008 16:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 156
Toplam yorum
: 301
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 5615
Kayıt tarihi
: 05.11.06
 
 

Söz konusu Atatürk ve Laik Cumhuriyet ise; asla tarafsız olamam! Ben; İş ve özel hayatımda Cumhur..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster