Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '10

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1530
 

100 temel eser üzerine

Önümde bir liste var. Bir lisede okuyan 9. sınıf öğrencilerine, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerinin 100 Temel Eser içinden seçerek yazdırdığı 20 kitaptan oluşuyor bu liste. Öğretmen, “Bunları okuyun, okuyun ki derslerimizde bu kitaplar üzerine düşüncelerinizi paylaşalım. Bir tartışma ortamı doğsun.”

Niyet iyi elbette. Ama gelin görün ki öğrencilere yazdırılan listenin üstünkörü hazırlandığı çok açık. Üstüne üstlük listeye 100 Temel Eser içinde olmayan eserler de dâhil edilmiş. Bakanlığın sitesinden 100 esere göz gezdiriyorum, Orhan Kemal’in “Üçkâğıtçı” eseri listede yok. Onun yerine “Eskicinin Oğulları” var. Öğrenci not alırken yanlış yazmıştır, desem “Üçkâğıtçı” ile “Eskicinin Oğulları” arasında ne gibi bir benzerlik kurulabilir ki yazım açısından?

Üçkağıtçı Romanı Üzerine Birkaç Dipnot:

Dipnot-1:

“Üçkâğıtçı” Orhan Kemal’in aynı adlı romanından tiyatroya uyarlanmış bir eser. Geçen yıl İzmir Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenmiş. Eser, 1950 seçimlerinde DP’nin (güya) “ayak oyunları”nı son derece ideolojik bir çerçeveden dile getiriyor. Dahası bugün de belirli bir grubun ta Özal’dan beri seslendirdikleri, "köşe dönücülük", “dine dayalı sömürücülük, ” (aslında hedef bu yolla dinî değerlerde erozyon meydana getirmek) gibi “şahsî” zaafları bir kitleye mâl etmek gibi “toptancı” göndermelerin de bulunduğu bir eser bu Üçkâğıtçı.

Dipnot-2:

Köy Enstitüsü çıkışlı birçok romancı gibi Orhan Kemal de anlattığı Anadolu insanının değerlerine yabancıdır. Bunda meseleye ideolojik bakışının da (mâlum sol kafa) payı büyük tabiî. Bugünlerde 2. versiyonunun bir kanalda gösterilen “Hanımın Çiftliği” adlı eserinde Orhan Kemal, yatsıdan sonra “rakı içen imam” portresi çizmekten bile çekinmez. Diyelim ki böyle bir “imam” tanımış olsun. Bu, sâdece o kişiye ait bir insanî zaaf değil midir?

Tavsiye Edilen Kitapların Üstünkörü Seçimi

Yazdırılan listedeki eserlerin üstünkörü seçimi üzerine de birkaç cümle yazayım:

1) Vatan Yahut Silistre ve Şair Evlenmesi birer tiyatro eseri. Tiyatro eseri okunur mu yahu? Bunun yerine rol dağılımı yapılarak bu eserlerin sınıfta oynanabilecek kısımlarının sahnelenmesi daha mantıklı olmaz mıydı?

2) Düşünce kitapları serisinden olan Kültür ve Dil, (Mehmet Kaplan) Beş Şehir, (Ahmet Hamdi Tanpınar) Türkçe’nin Sırları, (Nihat Sami Banarlı) Denemeler (Montaigne) 9. sınıf öğrencisinin anlayabileceği türden eserler mi? Öğrenci hangi söz dağarcığı ile bu eserleri okuyacak da anlayacak?

3) Türk Halk Şiiri ve Türk Dîvân Şiiri Antolojilerinin ikisi birden niye 9. sınıf öğrencisine tavsiye edilir bunu da anlamam. Yanına bir de Yunus Emre Dîvânı eklenmiş.

4) Dede Korkut Hikâyeleri ile Orhun Âbideleri’nin de aynı sınıflarda tavsiyesi edilmesi çok tutarsız bir seçim. Bunu yapmak yerine bu eserlerden biri bir üst sınıfta tavsiye edilebilirdi.

5) Falih Rıfkı’nın “tuğla” sı (ben hacimli kitaplara tuğla diyorum.) Çankaya niçin daha üst (İnkılâp Tarihi dersinin olduğu) sınıflarda tavsiye edilmez?

6) Roman tavsiyelerinden Küçük Ağa ve Yorgun Savaşçı da 9. sınıf için seviye üstü eserler. Çalıkuşu’nun yanına Peyami Safa’dan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ve Fatih – Harbiye konsaydı, tavsiye daha doğru olurdu.

100 Temel Eserin Baskılarına Yönelik Bir Eleştiri

100 Temel Eser MEB tarafından belirlendikten sonra tam bir 100 Temel Eser furyası başladı. Birçok yayınevi hiç de özen göstermeden 100 Temel Eser bastı. Sıkılmadan kitap kapaklarına da “MEB tavsiyeli 100 Eser” gibisinden kurdele yapıştırdılar. Açın bir bakın resmen “dökülüyor” kitaplar: “Punto”lar göz bozukluğu olan çocuklar için sanki iri mi iri. Hazırlayanlar deseniz sıradan adamlar. Belki diploma olarak Türk Dili ve Edebiyatı mezunları, belki yayınevlerinin adı sanı duyulmamış “editör”leri. Ama o kadar…

Sergüzeşt, Araba Sevdâsı gibi günümüze Türkçesi’ne çevrilenler resmen bir “dil katliâmı.” Yahu orijinal dil gitti mi üslûp yok olur. (Çocuklar, bu hâliyle, bu kitapları okumak yerine özetlerini okusalar çocuklara daha faydalı olur.) Bunun yerine İletişim’in Yakup Kadri’nin eserlerinde yaptığı gibi, anlamı bilinmeyen kelimeler sayfanın altında verilebilirdi.

Açıkgöz yayınevleri, kültür hizmeti vermek için yarıştıklarını söylüyorlar, Reşat Nuri’nin, Yakup Kadri’nin, Hâlid Ziyâ’nın eserlerini bassalar da görsek yiğitliklerini.

Son söz:

Son sınıf öğrencilerinin ÖSS’ye yoğunlaşacağı düşünülürse bence bu “100 Temel Eser”in okunması, liselerde 3 yıl içinde kolay bir yöntemle bitirilebilir. Birinci yapılacak iş, hem Türk Dili ve Edebiyatı hem Dil Anlatım Dersleri’nin haftalık toplam ders saatlerinin bir kısmını “okuma”ya ayırmak. Müfredat yetişmez o zaman, itirazı sâdece “maval”dır. Ders kitaplarında sayıca o kadar çok metin var ki hakkıyla işlenmeye kalkılsa kitap bitmez zâten. İkinci iş, tespit edilen eserler her öğrenciye aldırılarak (Her öğrenciye bir kitap aldırmak fiyat farkından dolayı mesele olabilir. Onun yerine toplam kitap tutarını öğrenci sayısına bölünebilir.) Hem böylece sınıf kitaplığı oluşturulmuş olur. Kitaplara numara verilir dönüşümlü olarak (7 günde bir) kitaplar değiştirilebilir. Böylece yıl sonunda (arada kaçaklar olsa da) bir öğrenci 20’nin üzerinde kitap okumuş olur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 307
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 789
Kayıt tarihi
: 13.06.10
 
 

1959 Van doğumluyum. Emekli Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Edebiyat ve tarih merak alanlarım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster