Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '18

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
118
 

100 Yıl Önce, "Fırat'ın Doğu ve Batısı'nda", İngiltere'nin Yaptığını, Şimdi ABD Yapmaya Çalışıyor...

TÜRKİYE'NİN, KUZEY SURİYE VE KUZEY IRAK'TAKİ "SİYASİ  VE ASKERİ VARLIĞININ VE MÜCADELESİNİN" TEK NEDENİ DE BUDUR...

Yani, 100 Yıl Önce, Birinci Dünya Savaşı'nın Sonunda İmzalanan Mondros Mütarekesi ve Lozan Antlaşması İle Uğradığımız, "siyasi ve hukuksal" Haksızlığın Tekrarlanmasını önlemektir...

*

G ü n c e l  B i r   H a b e r :

Rusya Dış İşleri Bakanı Sergey Lavrov, Fransa'da yayın yapan Rusya Merkezli bir televizyon kanalına verdiği bir röportajda, "ABD'nin, Suriye'de büyük Kürdistan projesiyle tehlikeli bir oyun başlattığını ve bu topraklarda müttefiki olan Kürtleri burada bir yarı devlet kurmak için kullandığını(1) söylemiş.

100 yıl önce, Birinci Dünya Savaşı bitiminde, İngiltere de, aynı bölgede aynı şeyi yapmaya çalışmıştı. Ama, bölge halkı, genelde "buna itibar" etmemiş ve Milletler Cemiyeti'nin, "Türkiye'yi mi istersiniz, Irak'ı mı?" şeklindeki sorusunu içeren "halk oylamasına", halkın çoğu "Türkiye" demiştir. Hatta bazıları, "beni öldürseler, uşakların tebaası olamam, Türkiye'yi istiyorum" diye konuşmuşlardır. Milletler Cemiyeti'nin teşkil ettiği "Üçlü Komisyon", 27 Ocak 1925'te, Musul'a geldiğinde, halk Komisyona refakat eden Türk heyetine sevgi gösterilerinde bulunmuş, Türk yönetimine bağlılıklarını belirterek, "Yaşasın Türkiye" diye bağırmışlardır...Bu durum karşısında, komisyon üyeleri hayretler içinde kalmışlardır...(2).

*

Birinci Dünya Savaşı Sonunda İmzalanan Mondros Mütarekesi'nin İngilizler Tarafından İhlali, Türkiye'yi "Aleyhine olan bir oldubitti" karşısında bıraktı...

Mondros Mütarekesi'nin imzalandığı(30 Ekim 1918) ve yürürlüğe girdiği ertesi gün(31 Ekim saat 12.00) Osmanlı 6. Ordusu birliklerinin bulunduğu hat, antlaşmanın sınırları olacaktı...Ancak, İngilizler, Mondros'un meyvelerini hızla toplamak acelesi ile 3 gün sonra, Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesine dayanarak(x),  3 Kasım 1918  günü Musul'u işgal ettiler ve 8 Kasım'da da, kente İngiliz bayrağını çektiler...Bu bir "oldubitti" idi...

*

Mondros Mütarekesi'nin Çizdiği Sınırlar, M.Kemal(Atatürk)'e göre Misak-ı Miili'nin sınırları idi...

Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından 9 ay sonra toplanan Erzurum Kongresi'nde (23 Temmuz 1919) Mustafa Kemal, mütarekenin imzalandığı sırada ordu birliklerimizin bulunduğu hattı, Misak-ı Milli'nin Güney hududu olarak kabul etti...2 Ay sonra toplanan Sivas Kongresi'nde(4 Eylül) de, belirlediği bu hududu "kongre kararına" çevirdi...

Mustafa Kemal'in bu kararı, 24 Nisan1920'de Meclis'te yaptığı konuşmada şu şekilde açıklamıştır(4):(Özetle, yalnızca Güney hududu olarak), Mütareke'nin imza edildiği 30 Ekim 1918 tarihinde çizdiği hudut, hududumuz olacaktır...Güney hududu, İskenderun güneyinden başlar. Halep, Katıma arasından Cerablus köprüsüne uzanan bir hat ve doğu parçasında da Musul Vilayeti, Süleymaniye ve Kerkük çevresi ve bu iki bölgeyi birbirine kalbeden(birleştiren-cd) hat...

Mustafa Kemal, bu hudut içindeki halkın, demografik yapısına da değinerek şu açıklamayı da sözlerine ilave etmiştir: Bu hudut dahilinde sanılmasın ki, anasırı İslamiye'den yalnız bir cins millet vardır. Bu hudut dahilinde Türk vardır, Çerkes vardır ve anasırı saire-i İslamiyet vardır... Bu hudut kardeş milletlerin hudud-u millisidir... Efendiler, bu hudut sırf askeri mülahaza ile çizilmiş bir hudut değildir. Hududu millidir. Hududu Milli olarak tespit edilmiştir.

Mustafa Kemal'in çizdiği Misak-ı Milli sınırları içinde Kuzey Mezopotamya; yani Musul ve çevresi olduğu gibi Kuzey Suriye de bulunmaktadır.

*

Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Güney Kürdistan'la Birleşeceği Güne Kadar Türklere Bırakılıyor...

Mustafa Kemal, 1920 yılında, Misakı-ı Milli hudutları üzerinde bu tespitleri yaparken İngiltere'nin "Mezopotamya'nın kuzey ve doğu hudutları" adı altında yaptığı bir çalışmada, günümüze de yansıyan bir proje ortaya atıldı. Bu projeye göre(5):

Kürdistan'ın doğal sınırları yoktur. Mütareke sınırları, zaten Kürdistan'ı ikiye bölmüştür. Kaldı ki, Kuzey ve Güney Kürdistan'ı birbirinden ayıracak hudutlarını tespit etmek de pek mümkün değildir. Bir birleşik Kürt Devleti kurmak için halkta gerekli bilinçlenmenin olduğunu varsaymak da yanlıştır. Yegane çözüm, Bağdat'taki Arap Hükümeti'nden ayrı, bir İngiliz danışmanının denetiminde Güney Kürdistan'da bağımsız bir devlet kurulmasıdır. Bu öneriye göre, DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU, GÜNEY KÜRDİSTANLA BİRLEŞECEĞİ GÜNE KADAR TÜRKLERE BIRAKILIYORDU.

*

İngiltere'nin, 100 Yıl Önceki, Fırat'ın Doğu ve Batı'sında--Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da-- Kürdistan'ın Kurulması Görevini 1980'li Yıllardan İtibaren ABD Devralmıştır...

Amerika, işe, İngiltere'nin, "Güney Kürdistan'la birleşeceği güne kadar", -sözüm ona-Türklere bıraktığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan başlamıştır. Gerekçe de, "Kürt Devleti kurulması konusunda halkın bilinçlenmesidir"...

Amerika, önce, -sözüm ona- bölge halkına köy işlerinde yardımcı olacak; ama aslında bölge halkında "Kürt Kimliği" bilincini sağlayacak, "barış güvercinleri" projesini uygulamaya koydu... Sonra da, "PKK denen terör örgütünü" ve bölge halkının "Kürt olduğunu ve devlet kurma hakkı bulunduğu" konusunu işleyecek bir siyasi parti kurulmasını sağladı...Amerika, bu arada, PKK'ya, aynen bugün PYD/YPG'ye yaptığı gibi, "araç-gereç, silah ve mühimmat" yardımı yaptı. Bunları, göz göre göre, Helikopterlerle taşıyıp, paraşütlerle PKK'lıların bulunduğu bölgelere attı..

90'lı yıllara gelindiğinde de, ABD, "bölge halkının hazır olduğunu" düşünerek, açıkça, "Kürt Devleti kurulması için dünya kamuoyunun desteğini" yanına çekmek istedi... Özellikle Fransa, İngiltere ve Almanya, Güneydoğu Anadolu'da bir Kürt Devleti'nin kurulması gerektiğini açık açık dillendirmeye başladılar... Bu ülke temsilcilerinin aşağıdaki sözleri, sanki ,"DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU'NUN GÜNEY KÜRDİSTANLA BİRLEŞME ZAMANININ" geldiğini hatırlatıyordu:

- Sosyalist Enternasyonal'in 1993 Ekim ayı toplantısında, Avrupa Sosyalist Parlamento Grup Başkanı, bu toplantıya katılan Türk heyetine, "Kürdistan'da işle nasıl?" diye sorabilmiştir..

- ABD'de yayınlanan bir strateji dergisinde, Fransa eski Cumhurbaşkanı'nın eşi Daniella Mitterand'ın, "Zaman ve şartlar bir Kürt Devleti'nin kurulması için uygundur" sözleri yer almıştır.

- İngiltere'nin eski Dışişleri Bakanı Robin Cook, Londra'da bir gazeteciye verdiği demeçte, "Türkiye'nin Doğu Sınırları tartışılmalıdır"  ve sonra da, "İngiltere, Irak'ın parçalanmasından sonra kurulacak bir Kürt Devleti'ne hoş geldin demeye samimiyetle hazırdır" demiştir.

*

Kuzey Kürdistan Olmadı... Güney Kürdistanı Kuralım...

Güneydoğu Anadolu'da bir Kürt Devleti'nin, yani Kuzey Kürdistan'ın kurulmayacağını anlayan Amerika ve destekçisi bazı Avrupa ülkeleri; bari, Güney Kürdistan'ı kuralım diyerek rotalarını Türkiye'nin Güney sınırlarına bitişik bölgeye çevirdiler; Suriye ve Irak'a...

Ama, seçtikleri bu bölgenin Türkiye'nin Ulusal Ant'ı olan "Misak-Milli" hudutları içinde olduğunu unuttular herhalde... Ama kısa bir zaman sonra hatırlarlar...Bunu hep beraber göreceğiz...

Amerika ve destekçileri, şunu da unutmamalıdırlar...Türkiye, Lozan'da lütfen(!) çizilen bugünkü sınırları gönüllü olarak kabul etmiş değildir...Mustafa Kemal, bunu bir "teslimiyet" olarak kabul etmemiştir; şimdilik bir "erteleme", zamanı gelince "gereği yapılır" olarak görmüştür.

Bu nedenle Amerika'nın Fırat'ın doğusunda ve batısında kurmayı düşündüğü kendine bağımlı bir Kürt Devleti, kuzeyinde Türkiye varken, "Büyük Kürdistan Hayali" gibi bir "ütopya" olarak kalır.

*

D Ü Ş Ü N D Ü K L E R İ M...

- Dün Kuzey Irak'ta neden bulunduysak ve ne iş yaptıysak şimdi de hem Suriye'de hem de Kuzey Irak'ta aynı nedenle bulunuyoruz ve aynı işi yapıyoruz...İşimiz, "sınır güvenliğimizi uzaktan savunmak" ve "ülkemizin bekasını devamını sağlamaktır...

- Bu nedenle kimse, geçmişteki söylemleri tekrarlamasın..."Kuzey Irak'ta ne işimiz var?" dediği gibi; "Suriye'de de ne işimiz var?" demesin ve nedenini de sormasın...Neden bellidir...

* Tarihi bir hatırlatma:

Körfez Savaşı öncesinde ve sırasında, zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal, zamanın ABD Başkanı Bush ile bir süre görüşüp durum olgunlaşmaya başlayınca, bu savaşı fırsat bilip kuzeyden bir cephe açarak savaşa dahil olmak ve Misak-ı Milli'nin  doğu kısmını gerçekleştirmek istedi...Ancak, savaşa girmek istemeyen Milli Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı istifa ettiler...Süleyman Demirel ve Erdal İnönü, meydanlarda kıyameti koparmışlar; İnönü ve Ecevit Saddam'a gitmişlerdir... Savaş başlayınca Turgut Özal'ın, yapabileceği hemen hiçbir şey kalmamıştı(6).

Bu durum bana, ABD'li stratejist George Friedman'ın, şu sözünü hatırlattı(7): "Bölgesel güç" olma  yolunda,   Türkiye'nin önündeki en büyük engel, "içsel gerginliklerdir".

- "Misak-ı Milli"  ülküsünü, gelecekte ulaşılacak bir hedef olarak kabul etmez ve peşinden gitmezsek, bir gün bir bakarsınız kendimiz Orta Asya'da bulmuşuz...

- Hem, unutulmamalıdır ki,"MİSAK-I MİLLİ" ülküsü, aslında "ATATÜRK'ÜN YOL HARİTASI"DIR.

- Ayrıca, Anıtkabir'deki  "Misak-ı Milli Kulesi"nin de hakkını vermek gerekir...

*

Bir hatırlatma...

Bundan önceki bloğumun başlığı, "ABD, Kuzey Suriye'de, Bir Kürt Devleti Kuramayacağını Artık Anlamış Olmalı" idi... Yoksa, hala anlamamış mı?

 

cdenizkent

 

  • ----------------------- :
  • (1) HABER TÜRK>>Haberler>>Dünya, 14 Ekim 2018
  • (2) Ayın Tarihi, Cilt-5, No.17, ss. 320-321, Süphi Saatçi, Irak'taki Türk varlığı, İstanbul,1996, s.170
  • (x) Mütarekenin 7.maddesine göre, "İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durumun ortaya çıktığı stratejik bölgeleri işgal edebileceklerdi"
  • (3)  Türk İstiklal Harbi-I,  Mondros Mütarekesi ve Tatbikatı, Ankara: Genelkurmay Başkanlığı Yayını, 1992, s.58(Kroki-2).
  • (4) Mustafa Kemal Atatürk, Söylev ve Demeçler, Cilt-1, Ankara: İnkılap Tarihi Enstitüsü Yayını, 1989. s.29
  • (5) India Office Records (L/PS/10/782.P.2953), Londra:14.4.1920'den M. Kemal Öke, Musul ve Kürdistan Sorunu(1918-1926), Ankara: 1992, s.71
  • (6) Yavuz Gökmen, Özal yaşasaydı, Ankara: 1994, ss.99-101
  • (7) Friedman, bu sözleri, 2 Haziran 2010 tarihinde,İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yaptığı konuşmada söylemiştir.
Kerim Korkut, ali açıköz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 917
Toplam yorum
: 2414
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1345
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster