Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '07

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
8507
 

100.yılına çeyrek kala cumhuriyet ve gençlik

100.yılına çeyrek kala cumhuriyet ve gençlik
 

Bu gün şanlı cumhuriyetimizin kuruluşunun 84.yılı. Kutlu olsun.

Cumhuriyeti kutlarken gözden kaçanlar: Şekilcilik temasına dayanan kutlama törenleri ve uzadıkça anlamını kaybeden konuşmalarla, dünya tarihinde örneği olmayan ve yedi düvele karşı kazanılan büyük bir zaferle gelen cumhuriyetin anlamı, genç nesillere siyasi kaygılar yüzünden yanlı ve yanlış aktarılmış, hatta anlaşılmaması için çaba sarfedilmiş zaman zaman...

Ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve kahraman silah arkadaşlarının genç cumhuriyeti hangi şartlar altında kurdurkları ne yazık ki halka tarihi bir roman sunumu gibi aktarılmıştır. Bu itibarla da Anadolu insanı cumhuriyetin kuruluşunu, akşamları köy kahvelerinde anlatılan "Köroğlu" hikayesi gibi bir macera olarak algılamış adeta.

Bununla da kalmamış. Toplum, 84 yıl öncesinin yokluğunu, sıkıntılarını ve şartlarını yok sayma derecesinde vurdumduymazlık örneği veren "balık hafızalı" toplumlardan biri haline getirilmiştir. Bizim milletimiz kadar tarihte övünülecek işler yapan başkca uluslar çok az olsa da, cumhuriyet bayramına hakkettiği değeri vermek yerine, bu kutlamaları sanki bürokratik bir görevin yerine getirilmesi hafifliğine alan başka da hiç bir millet yoktur belki...

Oysa: Atatürk'ün Cumhuriyeti ilan edişinden 84 yıl sonra durum değerlendirmesi yaptığımızda acaba "Biz bu kutsal emaneti korumak, geliştirmek için elimizden gelen herşeyi yaptık mı, bu güvene layık olabildik mi" diyebiliyor muyuz?
Atatürk'ü sevmek, O'nu tanımak ve anlamakla olur. Anlamak için de O'nun düşüncelerini, hayat görüşünü, belirgin özelliklerini, ilkelerini ve devrimlerini bilmek gerekir. Aynı şekilde, Cumhuriyetin değerini anlamak icin, onun ne şartlarda, nelere rağmen ve ne pahasına getirildiğini bilmek gerekir. Öyle ki, Cumhuriyet tarihini öğrendikten ve devrimlerin öncesini, amaçlarını ve getirdiklerini değerlendirdikten sonra, Türkiye'nin parçalanmasi için sahnelenen oyunlara, Türkiye'nin çıkarlarına karşı girişilen planlara kaşı hiç bir Türk'ün duyarsız olacağı düşünülemez.

Gelişmeler ve Engellemeler: Lozan'ın kabulü ve barışın sağlanması ile geride Türk Devleti'nin siyasal yapısını belirleyecek devlet şeklinin ve adının ne olacağı sorunu kalmıştı. T.B.M.M.'nin varlığı ile egemenliğin kayıtsız - şartsız ulusa ait olan, insan haklarına dayanan bir devlet sistemi kurulmuştu. Fakat gerek halkın, gerekse Meclis içinde bulunanların büyük kısmı Padişah'a dinsel ve geleneksel bağlarla bağlıydılar. Padişah'ın işgal ettiği Saltanat - Hilafet makamı yüzyıllardır kökleşmiş bir teokratik sistemdi. 1300 yılından beri de Osmanoğullarından başka hiçbir aile iktidar olmamıştı. Egemenlik biri dinden, diğeri gelenekten gelen iki kaynaktan çıkıyor ve Padişah'ta toplanıyordu.*

Gerçi İttihat Terakki bu gücü kırmıştı, fakat sistemin özünü, yani egemenliğin kaynağını ve kullanılış biçimini değiştirememişti. Egemenliğin, tanrı hakları sisteminden, insan hakları sistemine geçişin bir sonucu olarak Padişah'tan ulusa geçişi, bir ilke ve ülkü olarak Amasya Genelgesi'nde ortaya konmuş ve 23 Nisan 1920'de B.M.M.'nde somutlaşmıştı.

Kurtuluş Savaşı'nın Başkomutanı, Türk Ulusu'nun kurtarıcısı M. Kemal, Türkiye'nin siyasal yapısını değiştirmenin ilk adımını Saltanat'ın kaldırılmasını sağlamakla attı. Saltanat'ın kaldırılışına en yakın arkadaşları bile karşı çıkmışlardı. Mustafa Kemal'in kamuoyu yoklaması yapmak üzere 14 Ocak 1923'de Batı Anadolu'da bir geziye çıkmasını fırsat bilen muhalif grup, O'nun Ankara'dan ayrıldığının ertesi günü "Hilafet-i İslamiye ve Büyük Millet Meclisi" başlıklı bir broşür yayınladılar.

İzmit'e gelen M. Kemal, din ve hilafet konusunda yaptığı açıklamada "Türkiye Büyük Millet Meclisi Halife'nin değildir ve olamaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnız ve yalnız Ulusundur." dedi.

Cumhuriyetin ilanı: Cumhuriyet'i ilan etmeyi düşünen M. Kemal'in bu çalışmaları yakın arkadaşlarının kendisinden uzaklaşmasını hızlandırdı. Rauf Bey ve arkadaşları, M. Kemal'in partiler üstü kalmasını, politikaya karışmamasını, önererek, O'nu pasif duruma getirmek istiyorlardı. Rauf Bey'in İsmet Paşa ile aralarının açılması da bu ayrılığın başka bir yönü idi. Lozan'dan dönen İsmet Paşa'yı karşılamak istemeyen Rauf Bey Başbakanlık'tan bile istifa etti.*

Bu gelişmeler üzerine "Cumhuriyet İlanı" ile işi kökünden çözmeye karar veren M. Kemal 28 Ekim gecesi Çankaya'da İsmet Paşa ve bazı kimseleri toplantıya çağırdı ve "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz." diyerek kararını açıkladı. Misafirlerin ayrılmasından sonra İsmet Paşa'yı alıkoydu ve birlikte, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda gerekli değişikliği sağlayacak önergeyi hazırladılar. Ertesi gün saat 10'da Parti grubunda yapılan toplantıda, M. Kemal Paşa Genel Başkan olarak Hükümet buhranının mevcut sistemden kaynaklandığını, bunun çözumünün istikrarlı bir sistemde olduğunu belirtttkten sonra değişiklik önergesini okuttu:
- Türkiye Devleti'nin Hukümet şekli Cumhuriyettir
- Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur
- Türkiye Devleti, Hükümetin inkisam ettiği idare şubelerini İcra Vekilleri (Bakanlar Kurulu)
vasıtasıyla idare eder.

Bu önerge Parti toplantısında tartışıldı Büyük Millet Meclisi'nin aynı akşam (29 Ekim 1923) saat 18:45'de yaptığı toplantıdan sonra 20.30'da "YAŞASIN CUMHURİYET" sesleri arasında Cumhuriyet ilan olundu ve yeni Türk Devleti'nin adı kondu. "TÜRKİYE CUMHURİYETİ". Hemen arkasından da Türk Ulusu'nun kurtarıcısı Gazi M.Kemal oy birliği ile Cumhurbaşkanı seçildi. M. Kemal Cumhurbaşkanı seçildiğinde henüz 42 yaşındaydı. Cumhuriyetin ilk Başbakanı İsmet Paşa oldu.*

19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan yeni ve bağımsız, bir Türk Devleti kurmak savaşı dış ve iç düşmanlara karşı başarıyla sonuçlanarak Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Kurtuluş Savaşı'nın inanç ve başarısı nasıl Atatürk'ün eseri idiyse, Cumhuriyet de yine O'nun eseri idi. İleriki yıllarda bunu şu sözleriyle belirtti. "Benim en büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti'dir."

Sonuç: Doğu Anadolu'da Ermenilere, Güneyde Fransızlara karşı savaşıldı. Batıda Yunan Taarruzu ve iç ayaklanmalara karşı Kuva-yı Milliye ile çözüm bulan B.M.M. daha sonra düzenli ordu kurar. I. ve II. İnönü Savaşları ile ilk askeri başarılarını sağladı. Diğer yandan dış ilişkilerde Sovyetler Birliği ile Moskova Antlaşması'nı imzaladı. Sakarya Meydan Savaşı'nda Yunan Ordusu'nu yendi. Fransa ile de anlaşan Türkiye İtilaf blokunu da parçaladı. 26 Ağustos 1922'de başlayan ve 9 Eylül'de İzmir'de Yunan Ordusu'nun denize dökülmesi ile son bulan Büyük Taarruz, Türkiye gerçeğini ve Türk Ulusu'nun yenilmez azmini bütün dünyaya kanıtladı. Askeri başarısını Mudanya Ateşkesi ve Lozan Antlaşması ile de onaylattı. Emperyalizme karşı yapılan bağımsızlık savaşını kazanan, "Türk Mucizesi"ni yaratan Türkiye'nin bu başarısı bütün Mazlum Uluslara örnek oldu.

Günümüzde bazı kesimler, sanki mevcut cumhuriyetin kıymetini idrak etmiş ve değerini çok bilmişlermiş gibi, ll.cumhuriyet jürnalliği yapmayı ve topluma dayatmayı sürdürüyorlar. Tabi bunlar sadece fantazi olarak kalacak içi boş savsatalar. Son toplumsal olaylarda da görüldü ki, her ne pahasına olursa olsun, bu gençlik Cumhuriyetine hep sahip çıkacaktır. En büyük tesellimiz ve güvencemiz de budur.

Atatürk diyor ki: "Bügün vasil olduğumuz netice, asırlardan beri çekilen milli musibetlerin intibahi ve bu aziz vatanın, her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu neticeyi, Türk gençliğine emanet ediyorum."

Ey Turk Gencliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebed, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Herkes biliyor ki: Demokrasi ilkesinin en yeni ve akılcı uygulamasını sağlayan hükümet biçimi cumhuriyettir.

Türk ulusunun yaratılışına en uygun olan yönetim cumhuriyettir.

Cumhuriyet erdeme dayanan bir yönetimdir.

Bizde diyoruz ki: "Emanetin namusumuzdur, rahat uyu ATAM"

*Ergün AYBARS, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Ün.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 156
Toplam yorum
: 301
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 5642
Kayıt tarihi
: 05.11.06
 
 

Söz konusu Atatürk ve Laik Cumhuriyet ise; asla tarafsız olamam! Ben; İş ve özel hayatımda Cumhur..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster