Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
162
 

1000 mi çok, 1165 mi; yoksa her ikisi de mi?

1000  mi çok, 1165 mi; yoksa her ikisi de mi?
 

Acele etmekten ya telefonumu unutuyorum, veya cüzdanımı; kendimi bir an evvel dışarı atmalıyım derken. Evde yalnız kalmışsam ve yapmam gereken bir işim de yoksa, dışarıda akıp giden hayatın bir ucuna da ben ilişmek istiyorum. Evde, dört duvar arasındayken neleri kaçırmış olabileceğimi düşünüyor ve kendimi sokakta buluyorum. Babasının boynuna binmiş bir çocuğun gözlerindeki keyifi görmeliyim. Oyun parkındaki çocuğun; salıncaktan inip kaydırağa koşmasını(sanki kaçıran varmış gibi), oradan atlı karıncaya sarılışını, yani gözlerindeki o mutluluğu görmeliyim. Kedilerin çöpten beslenme çabasını, naylon ve kağıt toplayanların bitmeyen azimini, bir babaannenin torununun elinden sıkıca yapışmasını, halk ekmek kuyruğundaki 15 kuruş daha ucuzundan (ayda şu kadar eder hesabıyla) ekmek alma sırasını, müşteri yokken iki fırt sigara çekmek için kapı önüne çıkmış esnafı, vızır vızır bir o yana bir bu yana  giden otomobilleri ve içi insan dolu otobüsleri, dolmuşları görmeliyim. Gözleri neşe saçan cıvıl cıvıl umut dolu gençleri; umutlarından vazgeçmiş, başı önünde, hiçbir şey ve hiçkimse umurunda olmayan, bezgin yaşlıları görmeliyim. Sirenini peş peşe öttürerek, hışımla geçen ambulansı ve ona yol verilip-verilmeyişini izlemeliyim. En azından bir-iki ahbapla havadan, maçtan, siyasetten,  v.b. hususlardan lak lak etmeliyim. Marketleri gezip, aynı ürünün ucuzunu bulup savaş kazanmış edasıyla eve dönmeliyim ve daha neler neler yapmalıyım. Aksi halde o günü yaşamamışım gibime gelir, bedenim evde aklım dışarıda kalır.

Adamcağız; adam yaralamamış, öldürmemiş, hırsızlık veya ırzsızlık yapmamış. Gazetecimiymiş, neymiş.. Çocuklarına götürdüğü ekmeğin parasını o işten kazanıyormuş. Dikkat çekecek, çarpıcı,  belkide aykırı şeyler yazmış. Tekrar edersem; YAZMIŞ. Yahu! Yazsın, yazıdan korkan beter olsun.. Kim bu gazeteci ya! Ateş olsa bile, ancak cürümü kadar yer yakar; kaldı ki ateş-mateş de değil,  aktif bir gazeteci. Yazı yazar, yürüyüşlere katılır, nutuk atmayı da sever.. Atsın, onun nutuğundan ne olabilir ki; 1 1 6 5 gündür dört duvar arasında... Canından, ciğerinden, yavuklusundan, kuzusundan, akrabasından, dostlarından, çocuk parkından, marketten, otobüsten, yaşlı nineden, gökdelenden, kayıktan, ekmek kuyruğundan, yuvasından, işinden uzak ve tutsak.Tuncay Özkan. Nedense kendisini TV'da görürdüm ve pek de onaylamazdım, ama olsun; o bir insan ve terörist değil, cani değil; yazmış.. Kızını TV'da dinledim; yürek yarası. Mustafa Balbay da 1 0 0 0 gündür aynı durumda ve başkaları da var. 2-3 duruşmada suçunu söyle, cezasını da belirle, yatsınlar. Ne suç netleşmiş, ne delil, ne de ceza.

3-4 yıldır dört duvar arasında yaşamaktalar, çok zor. İnsan 3-4 yılda neler yapmaz ki. Tüm dünya karşı olduğu halde( hükümetimiz bile karşı!), hiç kimse birşey yapamıyor: Ne AİHM, ne AB, ne ABD, ne BM... Çok ilginç! Sanki timsahın ağızında sıkışıp kalmış antilop gibiler, çırpınıp duruyorlar, arkadaşları ve tüm dünya sadece seyredebiliyorlar. Bu bir milli politika olmalı: Kenan Paşa, tehlikeli bulduğunu asmış, kesmiş, dövmüş şimdi daha iyi; sadece esirler. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1222
Kayıt tarihi
: 11.11.11
 
 

İyi-kötü, kendimize göre bir Fırat idik, ama artık okyanusa karıştık, emekli memurum. Dünyada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster