Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
326
 

108. yaşın kutlu olsun Sait Faik...

108. yaşın kutlu olsun Sait Faik...
 

108. yaşın kutlu olsun kıymetli Sait Faik...

"-Adın?

-Sait.

-Ne?

 -Sait.. Faik. Sait Faik.

-Soyadın?

-Abasıyanık.

-İşin, mesleğin?

Bir şey bulamadı söyleyecek. Fransa ya gitmek için pasaport alacaktı.

-Yazarım, dedi.

 Öteki baktı, düşündü.

-Yazar olduğuna dair bir yazı getir, dedi.

İşte Sait Faik yazar olduğuna dair o yazıyı bir türlü bulamadı. Kimse bir iş yaptığına, bırak yazarlığı, bir iş yaptığına dair bir belge veremedi eline. Bir derneğe üye olduğuna dair ödediği aidat makbuzlarını buldu evde, aldı onları götürdü, olmadı. Meslek hanesine “yok” yazıldı."

Sait Faik in öyküleri  şevkatli bir ana elinden çıkmış sıcacık  lezzetli bir tas çorba gibidir. İnsana umulmadık, sıra dışı yahut karmaşalarla dolu bir duygu karmaşası yaşatmaz. . Aksine çok tanıdık, samimi bir tatta yazar öyküsünü. Hatta ve hatta o çorbanın içinde ki  ıtırlar, naneler bir gün batımı ada tepelerinden kınalı ellerle toplanmış kısık ateşte ağır ağır kaynamış, kalaylanmış bir bakır kapta soframıza konmuştur. Öykünün içine daldıkça yüreğimiz ısınır, karnımız doyar. Geleceğe insanlığa dair ferah ve huzur dolu bakarız insanlığa öykünün bitiminde..

Her öyküsünün bitiminde  elimdeki  kitabı kapatıp, kapak resmine bakarım mutlaka . Sait Faik kitabın kapağı ve içindeki  öyküsüyle bütünleşir her seferinde yüreğim titreyerek, "Sen ne iyi bir adamsın Sait Faik " diye söylenirim.  Onu Burgazada nın çamlıkları arasında oturmuş, İstanbul a bakarken hayal ederim.  Eğer etrafımda annesinin elini sıkıca tutmuş bir çocuk, bir ayakkabı boyacısı, ya da gözlerinde merhamet ve özlem olan bir insanı görürsem   çevremdeki insanlar da dikkatimi çeker. Onlara Sait Faik in baktığı gibi bakmayı denerim. O insanlarda, O nun bulduğu iyiliği bulmayı umarım.

İnsanların birbirine zarar verdiği ni kötülükler ettiğini  bilir de anlayamaz Sait Faik. "Bir insan bir diğerini, kendi gibi ağlayan, gülen, sakalı uzayıp, hastalanınca biçare olan bir benzerini öldüremez, bu denize, bu uzak camilere, vapuralara bakmaktan mahrum edemez!" diye iç geçirir her defasında. bu dünyanın içinde bu dünyalı değildir Sait Faik. Bir Sait Faik öyküsünden sonra gelecek uyku, anneannemin evinde, zeytinyağı sabunuyla yıkanıp, dua ile serilmiş çarşafların üzerinde çekilen uyku gibi mübarek ve temizdir.

İşte bu nedenle sanırım Dünya Edebiyatından bir yazar bile birgün karşıma çıkacak olsa, çekingen ve mesafeli bir muhabbetle yaklaşacak olan ben, Sait Faik diyince yelkenleri suya salabilirim.  Demek istediğim şu ki hani bir gece yarısı evin kapısı hızla  çalınsa Sait Faik karşımda olsa salondaki kanapeye çarşaf serer, üşümesin diye üzerine kendi battaniyemi veririm.  Gece başımı yastığa koyarken, içerde yabancı bir adam yatıyor diye, bir an olsun düşünmem bile.

Bence  Dünya Edebiyatında  okurunda böyle bir tesir bırakacak, onu bu denli şevkat ve umutla besleyecek bir öykücü daha bulunmamaktadır.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba. En son "Medarı Maişet Motoru" adlı eserini okudum. Döneminde sansürlenen bölümleri görmek ibretlikti. Ada insanlarının tahlili tam da sizin yazıp yorumladığınız gibi hissettirdi bana. Sonradan bir blogdaşımla kitap hakkında konuşurken kendisinin özel hayatı da konu oldu. Üstadı sizin dile getirişiniz ve kitabın, okurken dikkatimi çekse de üzerinde durmadığım bazı bölümleri bende şimdi karşılığını buldu ve her bir Sait Faik insanında kötülüğe galebe çalan iyiliği, güzelliği insanın içine işleten ince ruhu biraz daha iyi anlayabildim. Selam ve saygılarımla.

Hakan Kildokum 
 24.11.2014 21:08
Cevap :
Değerli Hakan Bey, yorumunuz için çok teşekkür ederim. "Medar-ı Maişet isimli bir hikaye kitabı çıkarmıştım. Hayatı toz pembe görmüyorum diye mahkemeye verildim. Üç beş kuruş kazanalım derken iki bin lira mahkeme parası ödedim, üzüntüsü de caba." der Sait Faik. Modern Türk hikayeciliğinin kurucularından olduğu gibi bana göre de en önemli yazarı, üstadıdır. İnsanların, doğanın, yaşamın fotoğrafını çeker kelimeleriyle hikayelerinde. Defalarca okudum ve okurum yazdıklarını. Saygılarımla..   25.11.2014 19:09
 

Senin içinde de bir Sait Faik var sevgili Selma...Bence onu en kısa zamanda öykülerinle ortaya çıkar:) Derslerimde zevkle işlediğim bir yazardı,Sait Faik...Başladın mı bir solukta okuyup bitirmek istediğin; sürükleyici, sıcak, eğitici,iz bırakan öykülerini sevmeyen yoktur sanırım. Özellikle ilköğretim çağlarındaki çocuklarımızın bolca okuması gerekir onun öykülerini.Keşke, bilgisayar oyunlarına ayırdıkları vakitlerde okusalar, birbirleri ile kitap değiştirseler, bizlerin yaptığı gibi...Sevgilerimle selamlar...

Nur Eşmeli 
 21.11.2014 12:45
Cevap :
Sevgili Nur Hanım, öykü yazmak çok büyük bir birikim ve hissiyat istiyor. Bu konuda cesaretsiz geliyorum sanırım, ama çok severim öyküleri. Sait Faik benim için çok önemli bir değerdir. Şimdiki çocukların bilgisayarla olan zaman kaybına katılıyorum. Benim en büyük dostum kitaplardı hala da öyle. Sonsuz sevgilerimle..  22.11.2014 17:46
 

Böyle güzel değerli yazarlarımızla ne kadar iftihar etsek azdır. Esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 21.11.2014 11:11
Cevap :
Çok teşekkür ederim Şahin Bey, sonsuz saygılarımla..  25.11.2014 19:13
 

Harikasınız. O da duymuş, hissetmiştir yazdıklarınızı. Hissedilmeyecek gibi değil zira. Sevgilerimle...

Retor 
 18.11.2014 23:44
Cevap :
Harika olan sizlersiniz Aykar Hanım. İnşallah hissetmiştir. Çok teşekkür ederim. Sevgilerimle..  19.11.2014 16:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 1191
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 707
Kayıt tarihi
: 02.05.14
 
 

İnsanları ve yaratılmış tüm canlıları severim. Yazmak amatörce de olsa hayatımda bir süredir var...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster