Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
644
 

12 Eylül 1980

12 Eylül 1980
 

12 EYLÜL 1980


O gece oldukça geç dönmüştüm eve, Kartal’ da katıldığım politik etkinlikten ötürü. Akşam saatlerinde bazı haberler gelmeye başlamıştı. Fatsa ‘ da askeri birliklerin ilçeyi kuşattığı haberi gelmişti. Nokta operasyonu gibi düşünmüştük sanırım. Sonra Maltepe Zırhlı Tugay’ dan bazı askeri grupların çevreye hareketlendiği bilgisi geldi. Benzeri duyumlar gece boyu devam etti. Ama en azından ben lokal operasyonlar diye algıladığımı anımsıyorum.

Oysa ağbilerimiz ablalarımız duymuşlar, haberdar olmuşlarmış.

Sabahleyin de geç kalktım. Annem verdi müjdeyi! Kadıncağız pür telaş, ne yapacağını şaşırmış durumda. İki evladı için de kaygılı elbet. Olacakları az çok tahmin ediyor. Kitapları, dergileri toparlamamızı istedi. Bir kısmını yaktı sanırım. Yakmak da zor iş. Hava daha sıcak, ev kaloriferli, soba da yok ki. Sanırım mutfakta bir şeyler yaptı kendince anacığım. Her taraf dergi kitap, yakmakla biter mi?

O arada radyonun pili yokmuş, ona çıldırdığımı anımsıyorum. Alt katta bakkalımız var ama adamcağız dükkanı açmamış. Neyse öğleye doğru geldi Ahmet amca. Pil aldık, radyoyu açtık. Çabamız BBC’ nin Türkçe yayınlarını dinleyip doğru düzgün haber almak için. Zaten o arada öğlen olmuştu. Televizyonda konuşmaya başlamıştı Kenan Evren. Tabii konuşma öncesinde ve sonrasında kahramanlık türküleri çalıyordu sürekli.

***

Genelkurmay ve Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Kenan Evren’ in 12 Eylül' 1980 günü , radyo ve televizyondan saat 13.00' de yaptığı konuşmayı bellek güncellemek dileği ile çok az kısaltarak sunuyorum.

***

“ Yüce Türk Milleti,

30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla sizlere radyo ve televizyondan hitap etmek imkanını bulmuş ve ayrılan kısıtlı süre içerisinde mümkün olduğu kadar, yurdumuzun içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumu ile anarşik ve bölücü eylemleri; alınması gereken tedbirleri çok kısa olarak izah etmeye çalışmıştım. Yine çok iyi hatırlayacaksınız ki, iki yıldır her fırsattan istifade ile muhtelif defalar verdiğim beyanat ve radyo-televizyon konuşmalarımda da bu hayati önemi olan konuları dile getirmiştim.

Kalbi bu vatan ve millet için atan sağduyu sahibi vatandaşlarım kabul edeceklerdir ki; ülkemizin halen içinde bulunduğu hayati önemi haiz siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlar, devlet ve milletimizin bekasını tehdit eder boyutlara ulaşmış ve bu hal devletimizi, Cumhuriyet tarihinin en ağır buhranına sürüklemiştir.

Yine hepinizin bildiği gibi; anarşi, terör ve bölücülük, her gün 20 civarında vatandaşımızın hayatını söndürmektedir. Aynı dini ve milli değerleri paylaşan Türk Vatandaşları siyasi çıkarlar uğruna, çeşitli suni ayrılıklar yaratılmak suretiyle muhtelif kamplara bölünmüş ve birbirlerinin kanlarını çekinmeden akıtacak kadar gözleri döndürülerek, adeta birbirlerine düşman edilmişlerdir.

***

Atatürk ilkelerini esas alarak kurulan Cumhuriyetimizin bu duruma düşürülebileceğini, bundan 10 sene evvel tasavvur dahi etmek mümkün değildi.

***

Bugüne kadar iktidara gelen çeşitli hükümetlerin, her yıl artan bir hız ile yaygınlaşan ve dünya tarihinde sayısız örnekleri görülen özel harbin sızma ve çökertme harekatına karşı iç güvenliği sağlayacak kararları ve tedbirleri birinci öncelikle alacaklarını vadetmelerine rağmen; sonuç alacak teşebbüsleri, siyasi çıkar çatışmaları ve basit parti hesapları, kaprisler, hayaller, gerçek dışı talepler ve Türk Devleti'nin niteliklerine ters düşen gizli ve açık emeller arasında kaybolup gitmiştir.

Düşmanın amaç ve yöntemleri, anarşi, terör ve bölücülüğün ulaştığı düzey; özel hukuki tedbirlere, idari düzenlemelere, sosyal koşulların geliştirilmesine milli eğitim ve iş hayatının düzenlenmesine ihtiyaç göstermekteyken; milletin vekaletini taşıyan milletvekilleri ve senatörler Meclislerde aylardan beri, hiçbir sorumluluk duymadan yalnız parti menfaat ve disiplini uğruna bu olaylara seyirci kalabilmişlerdir. İktidarların başarı ümit ederek aldıkları her tedbir, muhalefetler tarafından kınanarak ve hatta memleket yararına da olsa baltalanmıştır.

***

Milli birlik ve beraberliğe en fazla muhtaç olduğumuz dönemlerde bile kutuplaşmalar ve bölünmeler adeta teşvik edilmiş; yangını beraberce söndürmek yerine, üzerine benzin dökülerek memleket bilerek veya siyasi çıkarlar uğruna, sırf iktidara gelebilmek pahasına bir yangın yerine çevrilmek istenmiştir.

Ağızlarından düşürmedikleri hukuk devleti kavramı, bir kısım anayasal kuruluşlarca, devletin parçalanması pahasına da olsa yalnız kişilerin müdafaası olarak yorumlanmış, devletin ve milletin savunulması ise sahipsiz kalmıştır.

***

Düşüncelerimiz, dinimiz üzerinde ve akla gelebilen her konuda dış ve iç kaynaklı bölücü ve yıkıcı faaliyetler bütün şiddetiyle sürdürülürken ne hazindir ki; bir kısım gerçeğe uymayan özerklik, dar görüşlü, sahibinden başkasının inanmadığı bilimsellik ve koşulları dikkate almayan salt hukuk savunucuları, yıkılacak devletin enkazı altında kalacaklarının, yok olup gideceklerinin idraki içinde olamadıkları görünümünü vermişlerdir.

***

Siyasi partiler, bu kritik dönemde milletin özlemle beklediği önlemleri almak yerine; iç gerilimi devamlı olarak arttırarak, yıkıcı ve bölücü mihrakları büsbütün kışkırtarak, onlara cüret ve cesaret verecek beyan ve eylemleri ile adeta yarışırcasına seçim yatırımları için zemin yaratma yollarını tercih etmişlerdir.

***

İktidara gelen siyasi partiler, devlet teşkilatının bütün kademelerini kendi görüşleri doğrultusundaki kişilerle doldurarak, kamu görevlilerinin ve vatandaşlarımızın bir tarafa girerek kamplara bölünmesini zorunlu hale getirmişler, giderek anarşi ve bölücülüğü destekleyen kaynakların şekillenmesine ve kamu kuruluşlarında çalışanlarla, polis ve öğretmenlerin dahi birbirine düşman kamplara ayrılmalarına neden olan partizan tutum ve davranışlardan vazgeçmemişlerdir. Böylece tarafsız halkımız, devletten beklediklerini parti kapılarında aramaya mecbur bırakılarak devlet otoritesi yok olmaya, vatandaşların hak ve hukukunu korumak ve ona tarafsız hizmet götürmek yerine, devletin saygınlığı yavaş yavaş erimeğe mahkum olmuş ve dolayısıyla ülkemizde tam otorite boşluğu teşekkül etmiştir.

***

Bir kısım bedbahtlar Türk Milletinin bağımsızlığını, birlik ve beraberliğini temsil eden İstiklal Marşımıza, koyu taassup veya sapık ideolojik amaçlarla protesto maksadıyla oturarak veya İstiklal Marşı yerine Enternasyoneli söyleyerek açıkça saygısızlık gösterebilmişler ve buna doğrudan sorumlu kişiler tevil yoluna sapmak suretiyle savunmalarını yapabilmişlerdir.

***

Uzun zamandan beri bu fevkalade üzücü olayları yakından takip eden Türk Silahlı Kuvvetleri hatırlayacağınız gibi; milletin kendisine verdiği yetkileri kullanamayan ve bu korkunç gidişi acz içinde seyreden anayasal kuruluşların tümünü Cumhurbaşkanımız aracılığıyla uyararak, alınması gereken tedbirlere de yer vermek suretiyle büyük Türk Milletine karşı yüklendiği sorumluluğu dile getirmiştir.

***

ARADAN GEÇEN 8 AYLIK SÜRE İÇERİSİNDE YAPTIĞIMIZ SAYISIZ UYARMALARA RAĞMEN HEMEN HEMEN BU TEDBİRLERİN HİÇ BİRİNE YASAMA VE YÜRÜTME ORGANLARI İLE DİĞER ANAYASAL KURULUŞLARDAN YETERLİ BİR CEVAP ALINAMAMIŞ VE BU KONUDA MÜSPET FAALİYETLERİ DE İZLENEMEMİŞTİR.

***

Bu uyarı mektubundan sonra bir kısım yasaları etkisiz hale getirerek çıkaran Meclislerimiz 22 Mart 1980 tarihinden beri siyasi çıkar hesapları ile çıkmaza sürüklenen Cumhurbaşkanlığı seçiminden dolayı içinde bulunduğumuz buhran ile mücadelede en kıymetli unsur olan zamanı fütursuzca harcamışlardır.

***

Anayasamız, Türk Vatandaşlarının dini inançlarından ötürü kınanamayacağını, açıkça belirtmiş olmasına rağmen, tek bir oyun peşinde koşan siyasi partilerimiz, yüce Atatürk’ün Cumhuriyeti Döneminde unutulmuş mezhep ayrılıklarını kışkırtmakta faydalar görerek Erzincan, Sivas, Kahramanmaraş, Tunceli ve Çorum illerinde siyasi çıkarlar uğruna vatandaşlarımızın birbirini katletmelerine neden olmuşlardır.

***

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan ve kendini Türk Vatandaşı kabul eden herkesin tek bir vücut halinde Türk Milleti'ni oluşturduğu unutulmuş ve değişik mezheplere bağlı vatandaşlarımızın tam bir kardeşlik bağı ile kaynaşmalarını engellemek isteyen kışkırtıcılar siyasi destek görmüşlerdir.

Bir kısım anayasal kuruluşlar muhtelif etkiler altında anarşi, terör ve bölücülük karşısında tarafsız, adil ve ortak bir yol izlemek yerine, bizzat Anayasanın ihlali karşısında dahi sesiz kalmayı tercih etmişlerdir.

***

Bütün bu şartlara rağmen; hukuk devletinin temel ilkelerini savunmakla görevli anayasal kuruluşlarımız, devletin en üst kademesindeki anarşizmin yarattığı tehlikenin büyüklüğünü idrak edemediklerinden veya terör odaklarının tehdidinden çekindiklerinden, devletin temellerine konan dinamitle her an parçalanma tehlikesi karşısında olduğunu gözlerden kaçırmaya çalışmışlardır.

***

DEVLET ÇÖKERTİLDİĞİ ZAMAN ANAYASANIN KANATLARI ALTINA SIĞINAN TÜM HUKUK KURUMLARI İLE ÖZERK, BİLİM VE MÜESSESE VE DERNEKLERİNİN BU ENKAZ ALTINDA YOK OLACAĞI UNUTULMUŞTUR.

***

SON İKİ YILLIK SÜRE İÇİNDE TERÖR 5.241 CAN ALMIŞ, 14.152 KİŞİNİN YARALANMASINA VEYA SAKAT KALMASINA SEBEP OLMUŞTUR. İSTİKLAL HARBİNDE, SAKARYA SAVAŞINDAKİ ŞEHİT MİKTARI 5.713, YARALI MİKTARIMIZ 18.480’DİR. BU BASİT MUKAYESE DAHİ TÜRKİYE’DE HİÇBİR İNSANLIK DUYGUSUNA DEĞER VERMEYEN BİR ÖRTÜLÜ HARBİN UYGULANDIĞINI AÇIKÇA ORTAYA KOYMAKTADIR.

***

Sevgili Vatandaşlarım,

İşte bütün bunlar ve buna benzer sayılabilecek ve hepiniz tarafından yakinen bilinen daha birçok sebeplerden dolayı Türk Silahlı Kuvvetleri ülkenin ve milletin bütünlüğünü, milletin hak, hukuk ve hürriyetini korumak, can ve mal güvenliğini sağlayarak korkudan kurtarmak, refah ve mutluluğunu sağlamak, kanun ve nizam hakimiyetini, diğer bir deyimle devlet otoritesini tarafsız olarak yeniden tesis ve idame etmek gayesiyle devlet yönetimine el koymak zorunda kalmıştır. Bugünden itibaren yeni hükümet ve yasama organı kuruluncaya kadar muvakkat bir zaman için yasama ve yürütme yetkileri benim başkanlığımda, Kara, Deniz, Hava Kuvveti Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı’ndan oluşan Milli Güvenlik Konseyi tarafından kullanılacaktır.

***

Büyük Atatürk’ün deyimiyle "Ulusal kültürümüzü, çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmak yurdumuzu dünyanın en mamur ve en uygar araç ve kaynaklarına sahip kılmak" hedefine yönelik hızlı bir kalkınma döneminin en kısa zamanda gerçekleştirilmesi zaruretine inanıyoruz.

Bu inancımızın gerçekleşmesi için yüce ulusumuzun, bağrından çıkardığı ve yurdumuzdaki kutuplaşmada hiçbir tarafı tutmayan, sadece Atatürk ilkeleri doğrultusunda yürüyen Türk Silahlı Kuvvetleri yönetimine güveneceğinden kuşkumuz yoktur. İçinde bulunduğumuz buhrandan çıkmamız için ulusça arzu edildiğine inandığımız, disiplinli ve her türlü tasarrufa ağırlık veren bir yaşam ve dayanışma ortamına girilmesini ve milletçe gücümüzün tümünü ortaya koyacak bir çalışma hızını bekliyor ve yüce Türk Milleti'ne güveniyoruz.

Vatandaşlarımızı kaderde, kıvançta ve tasada ortak bir bütün halinde milli şuur ve ülküler etrafında birleştirmenin iç barış ve huzurun sağlanmasında vazgeçilmez faktör olduğu düşüncesiyle, Atatürk Milliyetçiliğinden hız ve ilham almanın, politikada "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesine bağlı kalmanın, milli mücadele ruhunun, millet egemenliğine Atatürk ilke ve devrimlerine olan bağlılığın tam şuurunu yerleştirmek ve geliştirmekle ülkemize yönelik tehditlerin ulusça göğüsleneceğine inanıyoruz.

***

Birçok tutum ve davranışlarıyla demokratik özgürlükçü parlamenter sisteme inancını defalarca kanıtlayan Türk Silahlı Kuvvetleri, en kısa zamanda Bakanlar Kurulu’nu kurarak, yürütme sorumluluğunu bu Kurula bırakacak ve hür demokratik parlamenter sistemin şimdi olduğu gibi dejenere edilmesine ve tıkanmasına mani olucu ve Türk toplumuna yaraşır bir Anayasa ve Seçim Kanunu ile Partiler Kanununu hazırlamayı ve bunlara paralel düzenlemeleri yapmayı müteakip insan hak ve hürriyetlerine saygılı, milli dayanışmayı ön plana alan, sosyal adaleti gerçekleştirecek, ferdin ve toplumun huzur, güven ve refahına önem veren özgürlükçü demokratik, laik ve sosyal hukuk kurallarına dayalı bir yönetime ülke idaresini devredecektir.

***

SAYILAN BU HAZIRLIKLAR TAMAMLANINCAYA KADAR YURDUMUZDA HER TÜRLÜ SİYASİ FAALİYETLER HER KADEMEDE DURDURULMUŞTUR. ZORUNLU OLARAK FAALİYETLERİ DURDURULAN SİYASİ PARTİLERİN YENİDEN HAZIRLANACAK ANAYASADAKİ DÜZENLEMELERE VE YENİ SEÇİM VE PARTİLER KANUNUNA GÖRE ZAMANI, KOŞULLARI İLAN EDİLECEK SEÇİMLERDEN YETERİNCE ÖNCE FAALİYETE GEÇMESİNE MÜSAADE EDİLECEKTİR.

***

PARLAMENTO ÜYELERİ, SİYASİ FAALİYETLERDEN DOLAYI SUÇLANMAYACAK VE YENİ YÖNETİME KARŞI SUÇ TEŞKİL EDECEK TUTUM VE DAVRANIŞLARDA BULUNMADIKLARI SÜRECE HAKLARINDA HERHANGİ BİR İŞLEM YAPILMAYACAKTIR.

ANCAK, KANUNLARIN SUÇ KABUL ETTİĞİ FİİLLERİ VAKTİYLE İŞLEDİĞİ SAPTANAN PARLAMENTERLER HAKKINDA GEREKLİ KOVUŞTURMA YAPILACAKTIR.

Adalet Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milli Selamet Partisi ve Milliyetçi Hareket Partilerinin parti başkanları şimdilik can güvenliklerinin sağlanması amacı ile Silahlı Kuvvetlerin koruma ve gözetiminde belirli yerlerde ikamete tabi tutulmuşlardır. Durum müsait olunca serbest bırakılacaklardır.

***

Memlekette idarenin tam bir tarafsızlık içinde vatandaşın hizmetine koşması sağlanacaktır. Devlet hizmetinde bulunanların siyasi etkiler dışında çalışmaları kanun hakimiyeti altına alınacaktır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el koyduğu şu anda devletin yanında tarafsız ve adil hizmet görecek yöneticiler, eski zamanın siyasi davranışlarına yönelmedikçe hizmet ve görevlerine devam edeceklerdir.

***

Kanun ve nizam hakimiyetini sağlamada tecrübeli ve yetenekli kişilerden oluşan mahkemelerin süratle ve doğru kararlar vermelerini ve bunları korkusuzca uygulayabilmelerini sağlayacak yasal ve idari tedbirler alınacaktır.

Memleketin ekonomik koşullarını kendi gücümüzle iyileştirmek için her alanda elden gelen gayret sarfedilecektir. Çalışkan ve vatanperver Türk işçisinin mevcut ekonomik koşullar çerçevesinde her türlü hakları korunacaktır.

Ancak temiz Türk işçisini sömüren, onları kendi ideolojik görüşleri istikametinde kullanmak için her türlü baskı oyunlarına başvuran, işçinin hakkı yerine kendi menfaatlerini ön planda tutan bazı ağaların bu faaliyetlerine asla müsaade edilmeyecektir.

***

TÜM İŞVERENLERİN İŞ BARIŞININ KOŞULLARINI SAĞLAYACAK ESASLARDAN AYRILMADAN ÜRETİMİN ARTTIRILMASI VE İHRACATA YÖNELİK GAYRETLERİN GELİŞMESİNE YARDIMCI OLMALARI İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİR ALINACAKTIR.

Köylünün, milletimizin efendisi olduğu inancını, kuvveden fii-len çıkarmak için tarım alanında üretimi artıracak bir tarım seferberliği ve fiyat politikası ile gerekli diğer önlemlerin alınmasına, bilhassa önem verilecektir. Türk köylüsünün tarlasından ayrılıp şehir-lere göç etmesini zorlayan ekonomik ve sosyal nedenlere çare aranacaktır.

Eğitim ve öğretimde Atatürk Milliyetçiliğini yeniden yurdun en ücra köşelerine kadar yaygınlaştıracak tedbirler en kısa zamanda alınacaktır.

YARININ TEMİNATI OLAN EVLATLARIMIZIN ATATÜRK İLKELERİ YERİNE YABANCI İDEOLOJİLERLE YETİŞEREK SONUNDA BİRER ANARŞİST OLMASINI ÖNLEYECEK TEDBİRLER ALINACAKTIR. BU MAKSATLA HEPİMİZİN TEK TEK SAYGIYLA ANDIĞIMIZ ÖĞRETMENLERİMİZİN DER’Lİ, BİR’Lİ DERNEKLERE ÜYE OLARAK BÖLÜNMELERİNE MÜSAADE EDİLMEYECEKTİR. HER DÜZEYDE ÖĞRENCİNİN AMACI ATATÜRK İLKELERİ VE MİLLİYETÇİLİĞİ İLE PEKİŞMİŞ VE ÜRETİME YÖNELİK BİLGİ VE BECERİSİNİ KAZANMAK OLACAKTIR.

***

En kıdemsiz erinden, en üst komutanına kadar Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tüm personeli, bu amaçlara ulaşmada devletin iç ve dış tehditlere karşı kollayıcı ve koruyucu gücü olarak siyasetin dışında kalacaktır.

Aziz Yurttaşlarım;

BİR DEFA DAHA BELİRTİYORUM Kİ; SİLAHLI KUVVETLER AZİZ TÜRK MİLLETİNİN HAKKI OLAN REFAH VE MUTLULUĞU, VATAN VE MİLLETİN BÜTÜNLÜĞÜ VE GİTTİKÇE ETKİSİ AZALTILMAYA ÇALIŞILAN ATATÜRK İLKELERİNE YENİDEN GÜÇ VE İŞLERLİK KAZANDIRMAK, KENDİ KENDİNİ KONTROL EDEMEYEN DEMOKRASİYİ SAĞLAM TEMELLER ÜZERİNE OTURTMAK, KAYBOLAN DEVLET OTORİTESİNİ YENİDEN TESİS ETMEK İÇİN YÖNETİME EL KOYMAK ZORUNDA KALMIŞTIR.

***

Komutan, subay, astsubay ve erler olarak hepimiz vatan ve. milletin refah ve mutluluğu uğruna her şeyimizi, bu arada hayatımızı dahi seve seve feda etmeye hazırız. Memlekette her zaman bulunabilen ve özellikle son zamanlarda çoğalan kötü niyetli birçok kişi ve kuruluşlar sizlere yalanlar düzerek, bunun aksini söyleyebilecekler ve menfi propagandalara başvurabileceklerdir. Bunlara asla inanmayınız. Bütün uygulamalar milletin gözü önünde yapılacaktır.

***

Kıymetli Vatandaşlarım;

HER ZAMAN MİLLETİYLE BİR BÜTÜN VE TÜRK MİLLETİNİN EMRİNDE OLAN TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE VE YENİ YÖNETİME KARŞI YAPILACAK HER TÜRLÜ DİRENİŞ, GÖSTERİ VE TUTUM ANINDA EN SERT ŞEKİLDE KIRILARAK CEZALANDIRILACAKTIR.

YURTTA KAN DÖKÜLMEMESİ İÇİN BÜTÜN VATANDAŞLARIMIN TAHRİKLERE KAPILMAKSIZIN SÜKUNET İÇİNDE YAYINLANACAK BİLDİRİLER DOĞRULTUSUNDA HAREKET ETMELERİNİ VE İKİNCİ BİR BİLDİRİYE KADAR SOKAĞA ÇIKMAMALARINI RİCA EDERİM.

Vatandaşlarımın birbirlerinin hak ve hukukuna saygılı olmalarını, sevgi içinde kırgınlıklarını

unutmalarını, hepimizin bu mübarek topraklar üzerinde aynı haklara sahip bir Türk vatandaşı

olduğumuzun idraki içerisinde olarak yeni yönetime yardımcı olmalarını vatanperverlik ve

asil karakterlerinden bekler, mutlu ve aydınlık yarınlar dilerim.

***


O MUTLU VE AYDINLIK YARINLARIN NASIL ACILARLA DÜN OLDUĞUNU BİLİYORUZ ELBETTE …

***

Devam Edecek

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlk toplu sözleşmemizi imzalamış, yüzde 300 zam almıştık. 6 Maaş ikramiye ve iş güvencesi. 12 Eylül sabahı panzerlerle sarılmıştı işyerimiz sonrası......!!!!!!!

Yapukay 
 05.09.2009 22:07
Cevap :
Sonrası :) dikensiz gül bahçesi değerli dostum tahminen değil mi ? kızacaksın bana ama , gene de yazacağım. bu kadar da "teğet " geçmek yani :).. Mahkemeye ulaştınız mı, yoka arada telef olanlardan mısınız ? ne diyeyim, onca badireden sonra gene de burada olman ne güzel. iyi ki varsın . sevgiler, selamlar .  05.09.2009 23:29
 

en kısa zaman da hatta size yollayabilirim sevgilerle

Şennur Köseli 
 05.09.2009 15:05
Cevap :
teşekkürler, görüşmek üzere sevgiler, selamlar  05.09.2009 16:38
 

Erzuru sağlık meslek lisesinde çalışıyordum öğrencilerimi alıp götürmüşlerdi büyük bir şok gibiydi sevgiler

Şennur Köseli 
 04.09.2009 15:19
Cevap :
ne kadar çok şey yitirdik o nedenle değil mi ? devam etmek istiyorum konuya ordan burdan . 12 eylüle kadar aralıklarla . somut deneyimler çok daha önemli. izlenimlerinizi aktarırsanız çok sevinirim , ya da siz de yazsanız :)) sevgiler, selamlar  04.09.2009 23:26
 

O yıllarda Amasya lisesinde öğretmendim...

Tunay 
 04.09.2009 11:00
Cevap :
merhaba, cümlenizin gerisini getireyim mi? :)) şaka, lütfen siz devam edin , çok sevinirim sizi tekrar sayfamda görmekten. katılımınız için teşekkür ederim. görüşmek dileği ile .sevgiler, selamlar  04.09.2009 23:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 397
Toplam mesaj
: 55
Ort. okunma sayısı
: 3331
Kayıt tarihi
: 25.12.08
 
 

İnşaat mühendisiyim. İTÜ mezunuyum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster