Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
525
 

12 Eylül Öncesinin ve Sonrasının CHP’sini doğru anlayabilmek

12 Eylül Öncesinin ve Sonrasının CHP’sini doğru anlayabilmek
 

Herkes vuruyor abalıya, bir an olsun düşünmeden, sorgulamadan, yorumlamadan… Sadece günlük gelişen siyasete göre durum alıyorlar. Başlıkta da sözünü ettiğim dönemler arasındaki toplumsal yaşamların, toplumsal yaşamları etkileyen dinamiklerin farkında dahi olmadan. Sadece konuşuyorlar, sadece eleştiriyorlar.

Hanımefendiler, Beyefendiler! Karşılaştırarak başarısız bulduğunuz 12 Eylül sonrasında yeniden açılan CHP’nin yaşadığı zorluklarla, 12 Eylül öncesindeki CHP’nin yaşadıkları zorluklar aynı mı, bence onu bir değerlendirin ve ondan sonra vurun abalıya.

12 Eylül öncesindeki CHP, henüz küreselleşmenin etkilerini bu kadar hissetmediğimiz bir ortamda siyaset yapmaya çalışıyordu. Hatırlayınız, çok başarılı olarak görülen ve benim de adımı aldığım Sayın Bülent Ecevit’in Kıbrıs Harekâtı sonrasında karşı karşıya kaldığı durumu. Yani, küresel aktörlerin içteki bazı güçleri de kullanarak o zaman uyguladıkları ambargoyu ve baskıyı. Günümüzde ise CHP, küreselleşmenin en yoğun etkilerinin yaşandığı, yıllardır ABD destekli iç politikalarla “CHP dinsizdir, CHP komünisttir, CHP ekonomiden anlamaz” şeklindeki söylemlerin sıkıştırıldığı bir köşede ulusal politika yapmaya çalışmaktadır. İçteki destek de, ABD’nin o an için çıkarlarına en uyan grup tarafından da en yoğun biçimde yaşanmaktadır bu arada. Bu ulusal politikalardan söz açılmışken; arkanıza bir yaslanın ve düşünün son 6 yılda gelişen olayları ve yürütülen politikalarda herhangi bir eksiklik olup olmadığını. CHP’nin o direnci olmasaydı, Türkiye Cumhuriyeti’nin karşılaşmış olabileceği sorunların büyüklüğünü.

CHP’nin Ulusal Politikalarının, MHP’nin yürüttüğü “milliyetçilik” politikalarından da, aklı bol ve duygusallığı daha az olma özelliğinden dolayı farklılık gösterdiğini söylememe de gerek yoktur sanırım. O MHP ki güya Türkçülük yaparak, bu coğrafyaya en büyük ihaneti yapar durumlara düşmüştür, ABD’nin denetiminde. Bunun sonucunda da, Orta Asya ile kucaklaşmaya çalışırken, gözlerini Ortadoğu’da açmışlardır, ne olup, bittiğini dahi anlamadan.

Ayrıca, CHP’nin yürüttüğü Ulusal Politika hiçbir şekilde içe kapanmayı savunmamaktadır. Yapılmak istenen, “Önce Türkiye” kavramını toplumun genlerine kazıma çalışmalarıdır. Yani, güya “Önce Türkiye” diyerek, yıllardan bu yana ABD’nin kucağında ve ona askerlik yapılarak yürütülen ve bizi her alanda dışa bağımlı kılan politikalara itirazdır, karşı duruştur.

12 Eylül sonrasında ülkemizde ve etrafımızda gelişen olaylara bir bakalım: İran İslam Devrimi, Irak’ın kuzeyinde yaşanan gelişmeler, küresel sermayenin kucağına düşmüş bir halde çırpınmamız, eğitimin ülkede ayaklar altına alınması, BOP’un tüm ağırlığıyla ülkeye yüklenmesi. Gelişen tüm bu olayların, CHP’nin yürütmeye çalıştığı Ulusalcı, laik, demokratik cumhuriyete ve sosyal, hukuk devletine bağlı politikalarına uyup uymadığını bir sorgulayın ve kendinize günah keçisi olarak seçtiğiniz insanın suçunun olup olmadığını sorgulayın. Son dönemlerde yaşanan olayların bu baskısı altında, bir başka kişi CHP Genel Başkanı olsaydı çok kolaylıkla CHP’ye iktidar yolunu açabileceğini mi, düşünüyorsunuz. Bence çok yanılıyorsunuz… Böylesi bir ortamda CHP’nin ileriye dönük projelerini uygulamaya koymasının kolay olduğunu mu sanıyorsunuz. Bence çok yanılıyorsunuz… Dışarıda kalarak yorumlar yapmak, ahkâm kesmek çok kolay tabi ki.

O nedenden “el insaf” diyorum. 12 Eylül öncesindeki CHP kurultaylarında yaşanan üretimle, bugünün kurultaylarında yaşanan karmaşaları karşılaştırmak, ne kadar da bilimsel ve akılcı olur onu sorgulayın bence vaktiniz olursa. 12 Eylül öncesinde siyaset hiç abartmadan yazıyorum, bir avuç seçkin etrafında şekilleniyordu. 12 Eylül sonrasında ise, demokrasinin, eğitim ve aydınlanma hareketini askıya alarak sadece “demokrasi” diyerek siyaset yapılmaya başlandı ve dünya gerçeklerini göremeyen, bilemeyen, algılayamayan ve ABD güdümlü küresel sermayeye bağımlı politikaların ne olduğunu anlamayan insanların “demokrasi” isteriz söylemleriyle yapılmaktadır. Eğer basınımızın en tepesinde oturan insanlar dahi, bu ayrıntıları göremeden ve bence son altı yılda ülke için hayati derecede önemli duruşlar sergileyen CHP’nin konumunu algılayamadan yaklaşıyorlarsa günlük siyasete, vay bu ülkenin haline.

Sizler ne düşünürseniz düşünün, güneş balçıkla sıvanmaz… Aydınlıkların önünü kimse kesemez… Türkiye’nin bugün yaşadığı sıkıntıların nedeninin 12 Eylül’de ABD’nin içerideki çocuklarla başardığı işten kaynaklanan rota şaşması olduğunu göremiyorsanız, bence kendi halinize üzülün.

En yakın gelecekte, bu gerçeklerin anlaşılacağı yarınları yaşayacağımıza dair umudumu sizlerle paylaşarak, bu yazıma da burada nokta koyuyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 855
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

Kimim? Nereden gelir, nereye giderim?29 Kasım 1970 tarihinde Türkiye'nin Doğu-Batı geçiş yolunun en ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster