Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1085
 

12 Eylül ve Diyarbakır cezaevi

12 Eylül ve Diyarbakır cezaevi
 

İncelenmeli


Kim yazacak kim yazacak diye beklerken ben konuya el atayım dedim.

Kimileri yazmaya cesaret etti ama sonra teğet geçti. Fazla üstünde durmadılar.

Konumuz: 12 Eylül ve Diyarbakır cezaevi.

12 Eylül başlı başına Kenan Evrenin işi. 12 Eylül belgesellerinde Kenan Evrenin "bize sağ partici demesinler diye bir sağcı bir solcu insanlar astım demesi" çok yadırganacak bir şeydi.

12 Eylül’de herkes herkesi yedi bitirdi. Belki de Amerika’nın dediği oldu. Türkiye’yi kimilerine göre 30 yıl geriye götürdü. İnsanlar sokaklarda yürüyemez hale geldi. İnsanlar asker görmekten midesi bulanmıştı. Kenan Evren baştacıydı 12 Eylülde. Sonra istenmeyen adam haline geldi. Sivas katliamının da 12 Eylülden farkı yoktu. İkisi de düşünce özgürlüğüne karşı yapılan bir hareketti.

12 Eylül’de bir de madalyonun öbür yüzü vardı. İnsanlar alıp götürülüyor dedik. O zamanın öğrencileri paketlenip cezaevlerine götürülmeleri vardı. Sokaktan herkesi topluyorlardı. Öğrenciler götürülüp cezaevlerinde işkence tezgahından geçirilip işkence görüp, aylarca aç sussuz yaşıyorlardı. Tabi o zamanın iç güvenlik amirleri de iş başındaydı. İç güvenlik amirlerinin başlıca görevi cezaevinde yatanları işkence yapmak. Onları sindirmek. Sırf kendileri gibi düşünmüyor diye zulum etmekti. O cezaevinde yatanların çoğu öldü. Kenan Evrene göre komutanlara "işkence yapmayın demişler ama komutanlar onları dinlememişlerdi".. Bir rivayete göre de 12 Eylül’den önce gardinyanlara kötü davranan hükümlüler, 12 Eylül’den sonra gardiyanlar hükümlülere kötü davranmaya başlamış.

Hükümlülerin de kötü davranması demek işkence yapıyor anlamına gelmiyor ama gardiyanların işkence yapması çok ilginçti.

Her neyse Diyarbakır Cezaevinde bazı işkenceler olmuş.

Günün her saatinde işkence vardı. Bazı günler elektrik, bazı günler askı, gergi vardı. Çok afadersin ama, kötü şeyler de yapılıyordu, cop, sopa kullanma gibi... Başka işkenceler de vardı. Mesela bit, serum, tuvalet gibi.. Kafana zaytinyağı döküp bit atıyorlardı. veya seni sıkıca bağlar, tepene de bir serum takarlardı. Bazen günlerce o serum kafanda dururdu. Her üç saniyede bir damla düşerdi kafana, aynı noktaya!"

"İşkencelerde kendini inkar etmen isteniyordu. Pişmanlık duymanı, "ben kürt değilim, köpeğim" demeni istiyorlardı."

"Oradaki doktorlar işkence etmek için vardı. Hastalansan da, delirsen de işkence devam ediyordu."

"Bize sıradan askerler işkence etmezdi. Psikiyatristler, insan ruhunu bilenler işkence ederdi."

"Aynı işkenceye bağışıklık kazanmaman için, haftada bir işkence yöntemini değiştirirlerdi. Bir hafta lağıma sokarlardı mesela. "Bu sizin hamamınız, tertemiz olmadan çıkmayacaksınız" diyorlardı’’. Öbür hafta sürekli pislik yedirirlerdi.

Aklımda kalan diğer şeyler ise: Komutanın köpeği co gelip hükümlüleri ısırıp acı çektiriyormuş. Komutan da köpeğine, hükümlülerin komutan demesini istiyormuş.

Diyarbakır Cezaevinde olanlar incenmeli. Tarihin karanlık sayfaları gün ışığına çıkmalı. Tabi cesaretleri varsa.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 366
Toplam yorum
: 344
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 768
Kayıt tarihi
: 03.07.07
 
 

Eskiden Ergin (yengeç dansı) rumuzuyla yazardım. . Doğruyum, çalışkanım Fenerliyim.   @Ergin Fene..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster