Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '14

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
133
 

1250 kilometrelik bela ya da yüce dağ başına yağan kar!

1250 kilometrelik bela ya da yüce dağ başına yağan kar!
 

Türkiye'nin çevre uzunluğu toplam olarak 10.765 kilometreymiş... Bu uzunluk sekiz ayrı ülkeye sınır; üç ayrı denize de kıyı olarak bağlanıyor. Türkiye aynı zamanda dünyanın en önemli iki kıtası olan Asya ve Avrupa'nın bağlantı noktasında bulunuyor...Ve Osmanlı gibi dört kıtada söz sahibi olmuş koca bir devletin bakiyesi olmak gibi bir tarihi misyon taşıyor.

"Allah dağına göre kar verir" derler, Türkiye de şu yukarda saydığımız coğrafi ve tarihi özelliğiyle dünyanın en "yüce dağ"larından biridir... Ve maalesef bu yüce dağın "kar"ı da fazla oluyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Batılı "dost"lara  bizim bugün ateş çemberi içerisine düşmüş coğrafyayla 1250 km. sınırımız olduğunu söyleyerek asıl belanın bizim başımızda olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Gerçi Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan beri "üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili" bir ülke olmuştu ama bu daha çok bir paranoyanın eseri olarak ortaya çıkardı. Oysa bugün yaşanan 1250 km.lik dert kanlı canlı somut bir bela...

Bu acı gerçek Batılı "dost"ların da, Doğulu "düşman"ların da umurunda değil elbette... Türkiye, her "yüce dağ" gibi kendi karını kendi eritmek durumunda.

Hemen yanımızda açılmış 1250 km.lik  enfeksiyonlu alandan korunmak ve savaş mikrobunu kendi bünyemize sıçratmamak için azamı titizliği göstermek zorundayız. Bugün devletin ve Hükumetin yapmaya çalıştığı da budur.

Ne var ki, her "hastalık" gibi bu fitne ve fesat hastalığı da bünyenin iç zaaflarından faydalanıyor. Türkiye de kuruluşundan beri, hatta Osmanlının son dönemlerinden beri bu zaaflarla malül...

Bu ülkeyi sevmeyen, bu ülke insanlarından haz etmeyen sayısı az ama sesi çok bir grup(güruh) olduğu kesin. Bu ülkenin başı belaya girdikçe başı göğe eren sefil(sefih)ler bayağı bir köşe başlarını tutmuş yazıp çiziktiriyorlar.

Emellerini müstevlilerin emelleriyle tevhit etmiş kimi zavallılar da kendi ülkesinin yüceliği ile yücelmeyi düşünmek yerine, ülkesine ihanet etmenin alçaklığını tercih ediyor: İnsanları meydanlara salıyor ya da kalleşçe şehit edilen vatan evladını tesis basarken öldürülen teröristlerle aynı kefeye koyuyor.

Türkiye'nin işi zor... Çünkü yukarda söylediğim gibi bu ülke tarihiyle, coğrafyasıyla bir "yüce dağ"dır ve yüce dağların başı daima dumanlı olur.

Ne var ki, bu yüce dağlar çok sakin ve sabırlı görünürler ama bir gün bir "çığ" saldılar mı da önüne gelen çeri çöpü toplayıp bir çukura doldururlar. Tarih ve coğrafya bunun örnekleriyle de doludur.

Bu devlet, bu millet sabır ve teenni ile bir "barış süreci"ni götürürken, müstevli(emperyalist)lerin maşası olmayı seçmiş olanlar efendilerine fazla güvenmemelidir.

Eğer, bu "yüce dağ"dan bir çığ koparsa topunuz birden cehennem çukurunu doldurursunuz. Üstelik arkanızdan ağlayan da bulunmaz.

Çünkü, artık isyan ve ihanet adına hiç bir meşru gerekçeniz yoktur... Bugünki "savaş"ınız tamamıyla başkaları adına yaptığınız bir savaştır. Ne Türk halkı ne Kürt halkı bugün bu çözüm sürecini bozmaya çalışanları mazur görmez...

Ve asla affetmez!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1619
Toplam yorum
: 4206
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 791
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster