Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2728
 

13 Haziran sabahı yeni Türkiye’de uyanacak, ortada ne CHP, ne de MHP’yi göreceğiz

13 Haziran sabahı yeni Türkiye’de uyanacak, ortada ne CHP, ne de MHP’yi göreceğiz
 

"Çığ önünde durulur mu?" Denemek gerekir...


Öngörülerimizin kalitesini merak edenler; seçimlerle ilgili 9 Mayıs 2007 ile 10 Ağustos 2010 Tarihli yazılarımıza göz atabilirler. 1648 İngiliz Devriminden bu yana ülkelerdeki değişimi gerçekleştirenler ne kralın ordularıdır, ne de diktatörlerin zulmü, işkenceleri. 1648 İngiliz, 1789 Fransız, 1917 Ekim devrimi ile, 1985 Rus Glasnost, “Açıklık” politikaları, 2010-2011 Cezayir (Arap halklarının) hareketlerinin tetikleyicisine bakıldığında, temelindeki isyan nedenlerinin birbirine çok benzer oldukları görülmektedir. 

-1648 İngiliz devriminde, Kral ve soyluların ülke gelirinin büyük bir kısmını aralarında paylaşmaları ve ağır vergiler vardır. 

-1789 Fransız devriminde, orta sınıf halkın ülke gelirinden yeterli pay alamaması, ağır vergiler karşısında ezilmesi ve ülkede yolsuzlukların çoğalması etkendir. 

-1917 Rus Ekim devriminin arka planında; halkın üzerindeki ağır baskı sonucu ülkenin adeta bir hapishaneye dönüştürülmesi, savaşların sonucu oluşan ekonomik çöküntü ve yoksulluklar... 

-1985 Rus Glasnost, “Açıklık” politikaları nelerin sonucunda bir ihtiyaç haline gelmiştir? "ülkedeki ekonomik sorunların içinden çıkılmaz hal alması, baskı ve yoksulluk, bunların sonucu halkın çıkış noktası olarak, fikir ve ifade özgürlükleri görmesi, talep etmesi vardır. 

2010-2011 Cezayir (Arap halklarının) hareketlerine bakıldığında da isyanların nedenleri olarak, düşünce ve ifade özgürlüğünün olmaması, yönetimin halkın üzerinde aşırı baskı oluşturması, yolsuzluklar, bozuk ekonomik düzen sonucu oluşmuş yoksulluk görülecektir. 

Özetlersek; 

-Haksız gelir dağılımı, Ülke gelirinin birkaç kişi arasında paylaşımı,  

-Halkın düşünce ve ifade özgürlüğü taleplerine olumlu cevap verilmemesi,  

-Baskı rejimlerinin halkın her türlü isteklerine kulaklarını kapatması... 

… 

CHP bir siyasi parti değildir. 

Bu nedenle hiçbir zaman halkla işi olmamıştır. 

Halkın talepleri umurunda değildir. 

CHP'nin tek derdi düşündüğü sistemi dayatmaktır. 

… 

Peki, MHP siyasi parti midir? 

Eğer, olsa idi… 

Sistemin değil, halkın derdinin derdinde olurdu… 

Nasıl yani? 

Bir Dalan… 

Bir Alan… 

Bir de bilen! 

Gerisi mi? 

Külliyen yalan… 

… 

Cihaner, Haberal, Alan, Demirel, Kılıçdaroğlu, Bahçeli, Küçük, Doğan… 

Yok aslında birbirimizden farkımız… 

"Ama biz ulusalcıyız! 

… 

Atmacayı vurdular bir avuç kanı için! 

Yani… 

Yanisi şudur; 

13 Haziran sabahı yeni bir Ülkede gözlerimizi açacağız… 

Eğer, İktidardaki hükümet gerçek manası ile sivil bir anayasa yapılmasına öncülük etmez, düşünce ve ifade özgürlüğünü beşiğe koyar sallarsa… 

Kısa vadede bir erken seçim bekleyebilirsiniz… 

… 

“Hadi be…” Diyeceklere,  

-Halk zenginliği, özgürlüklerin ve demokrasinin içerisinden doğduğunu gördü mü? 

-Gördü… 

- Bu durumda dağdan yuvarlanan çığ misali, çığ’ın, halkın istekleri önünde durabilirseniz mesele yok… 

… 

Önceki yazılarımızda,  

-“Çömlek çatladı sızdırmaya başladı” demiştik… 

-Şimdi de diyoruz ki,  

-Çömlek dağıldı… 

-“Akşam oldu hamam, herkes köşesine tamam.” 

www.canmehmet.com 

Resim; internet ortamından alınmıştır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yorumunuza teşekkür ediyorum. Bizim yakın tarihimiz (maalesef) yalanlar üzerine kurulmuştur. Ve çoğunlukla ilkokulda okuduğumuz tarih bilgimizle dünyayı değerlendirir, tüm doğruların, (bize göre) yalanlardan ibaret olduğunu görür ve hiç sorgulamaz gözü kapalı inanır, hatta iman ederiz. CHP siyasi parti midir? Bakalım bir siyasi parti nasıl tanımlanmaktadır? Siyasî partiler (İktidardan olanlardan) farklı görüşe sahip topluluklardır. Benzer siyasî görüşleri paylaşan kişilerin bir ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak üzere kurdukları örgütlerdir. CHP'yi kim kurdu? İktidarda ve mutlak söz sahibi olan Mustafa Kemal Paşa. Ve hangi görüşü temsil etmektedir? Devletin resmi ideolojisini, diğer ifadesi ile muhalefet anlayışta değil. Ve AK partiyi savunmak bize düşmese de bu ülkede en büyük yolsuzluk tek parti (CHP) zamanında olmuştur. Üstelikte asrın yolsuzluğudur. Bir arama motoruna "affairisme" yazarsanız öğrenirsiniz. Sağlıcakla kalınız. 29.05.2011 00:59:51 29.05.2011 17:10:39

Canmehmet 
 02.06.2011 9:21
 

Bu ülkede ANAP gibi AKP'nin de sadece kişi partisi olduğunu kurumsal parti olmadığını herkes görecek... MHP ve CHP bu ülkenin köklü partileridir. Özellikle MHP Türk Milliyetçiliği idelojisinin partis olması itibariyle genelde duyarlı ve eğitimli bir kitleye sahiptir. AKP'nin eğitim ortalaması ilköğretim 3 sınıfatn mezun bile olamaz. Toplum er veya geç doğruyu görecektir. AKP de ANAP gibi tarihin çöplüğünde yerini alacaktır.

yadaosman 
 01.06.2011 10:34
Cevap :
Değerli "yadaosman", bilirsiniz, gönül kimi severse güzel odur. Ve kimsenin bunu sorgulamaya hakkı olmamalıdır. Biz meseleye parti bazında değil, partilerin ülkeye getirdiklerine göre değer vermekteyiz. Gerçeğinde bizlerin olan partiler değil bu ülkedir. MHP ve CHP köklü (değil eski) parti olabilir, ancak hizmetlerine tarafsız bir gözle bakıldığında ve siz mutlu oluyorsanız, sizin adınıza seviniriz. Ancak biz, benzer kanaatte değiliz. Elbette, siyasi partiler, halka hizmet ettiği sürece iltifat görür, görmediğinde de tarihin tozlu raflarında yerini alır. Ve ne hikmetse CHP, bu ülkede hiçbir zaman iktidara (seçim yolu ile) gelememiştir. Bunu da değerlendirmek gerekir. Konuya ilgi ve katkınıza teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  03.06.2011 21:18
 

Düşünce, ifade, yaşam tarzı ve siyasi müacedele özgürlüğüdür. Ancak ülkemizdeki zıtlıkların uzlaşmamazlığı, az olanın sesi çıkmasın, bizim düşünce baskın olsun mantığı arzusu ÖZGÜR DEMOKRASİYE engel olmakta, eğer belirttiğiniz gibi 13 Hazirandan sonra özgür demokrasi süreçi başlarsa ne ala. selamlar...

Kadri KANPAK 
 29.05.2011 9:16
Cevap :
Değerli Kadri Bey, Bilirsiniz, insanca yaşamak ancak özgürlükle mümkündür. Ve işaret ettiğiniz gibi güçlü olanın kurallarını dayatması, ülkeyi adeta yaşanılmaz hale getirmektedir ve getirmiştir. Yakın zamana kadar uygulanan rejimin (görünür) adı, "kuvvetler ayrılığı" olsa da, geride bıraktığımız süreçte, bu gerçeğinde, "kuvvetler birliği!" olarak uygulanmış ve idare eden grubun dışındakilerinin seslerinin çıkmalarına izin verilmemiştir. Hatta ezilmiştir. Ancak gelinen noktada, iletişimin bu kadar yaygınlaşması ve vatandaşın dışındaki dünyayı tanıdıkça , kendisine anlatılanların en hafif tabiri ile bir kandırmaca olduğunu görerek, kendi meselelerine sahip çıkmasının gereğine inanmış ve ülkeyi çok sesli hale getirmiştir. Bu saatten sonra bu ülkede ne baskı olabilir, ne de baskıya dönüşebilecek uygulamalar. Bunun en büyük güvencesi aydınlanan halkımızdır. Bu iktidar da, gerçek manada sivil ve özgür anayasaya öncülük etmezse kalıcı olmayacaktır. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.  29.05.2011 18:02
 

Öngörüleriniz çok doğru...Yalnız AKP'nin de diğerleri kadar günahı var.Örneğin internete sınırlama geliyor.20 milyon internet kullanıcısı bunu değerlendirmeyecek mi?İçki yasağı yargıdan döndü.Yani özgürlükler anlamında bu parti oy kaybetmez mi?AKP orduyu yok etti.Yani etkisiz hale getirdi.Halk bunu görmeyecek mi?Kesinlikle haklısınız o iki parti kazanamasın.Yazık olur ülkeye.Ama AKP de olmaz.Bunları tasfiye ederek ülkede yeni bir hareket mutlaka başlamalıdır. 21 yüzyılda yasaklar koyan bir partiyi iktidar yaparlarsa bu millete yazıklar olsun!Bence biraz geç olacak ama Arap ülkelerindeki ayaklanma Türkiye'de de başlayacak.Hangi parti kazanırsa kazansın iktidar olamayacak.Gençlik ve aydınlar bütün ülkede seslerini yükseltecekler.Hala bu çağda dokunulmazlıkları kaldırmayan bir zihniyete oy verilir mi ya?Diğer ikisi geldiğinde zaten ülkede açlık başlar.

Kerim Korkut 
 29.05.2011 5:33
Cevap :
Değerli Kerim Korkut, Ülkenin geldiği noktada tabiri uygun düşerse, hiçbir babayiğit! Halkın rızası dışında bir uygulama (kısıtlama) yapamaz. Siz bakmayın bu halkın zaman zaman (öyle gerektiği için) suskun kaldığına, Osmanlı tarihini iyi bilenler, halkın gerektiğinde meseleler karşısında suskun kalmadığını iyi bilirler. Fransız İhtilal arefesinden bugüne, medya halkı yönlendirmektedir. Bu nedenle günde farklı anlayışta en az iki haber kanalı ve gazeteyi okur, bir konuda iki farklı yazarın kitabını okumadan "şu doğrudur" kanaatine ulaşmayız. Ülkemizde ne yazıkki bir kısım medya gerçekleri alenen çarpıtmaktadır. Ve yakın tarihimizde gerçeklerine göre değil, yazılan bir senaryoya göre okutulmaktadır. Arap ülkelerdeki ayaklanmaların hikayesi ise farklıdır. Batı orada yeni bir düzen kurmaktadır. Kurmadan önce de ağırlara bir parmak bal çalmaktadır. Yorumunuz için teşekkür ediyorum. Sağlıcakla kalınız.  29.05.2011 18:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1065
Toplam yorum
: 2681
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1710
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster