Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
857
 

14 Mart Çarşamba

14 Mart Çarşamba
 

GÖLETTEKİ CESEDİN 4 SIRRI (Akşam)

İntihara kalkışan kız arkadaşını ziyarete gittiği gün kaçırıldığı iddia edilen Jandarma Ankara Bölge Komutanı Tümgeneral Hüseyin Güçlü’nün yeğeni Kudret Güçlü’nün cesedi bulundu. 38 gün sonra Kızılırmak kıyısında terk edilmiş bir kum ocağının göletinde ortaya çıkan cesedi Tümgeneral Güçlü ile ağabeyi Kadir Güçlü teşhis etti.

Güçlü’nün yakınları, çocuklarının, intihar girişiminde bulunduğu öne sürülen kız arkadaşı Zeynep T.’yi ziyaret etmek üzere 2 Şubat’ta İbni Sina Hastanesi’ne gittiğini ve bir daha haber alınamadığını belirterek polise başvurmuştu. Kayıp genç için günlerdir süren arama çalışmaları geçen hafta ihbar üzerine Kırıkkale’ye yönlendirilmişti. Güçlü’nün cep telefonu sinyallerinin son kez alındığı Kırıkkale’nin Bahşılı Beldesi’nde bulunan mezarlıkta başlayan çalışmalarda mezarlık ve çevresi didik didik edildi, ancak hiçbir bulguya ulaşılamadı.

İki gün önce ise Kızılırmak’ın kıyısında Güçlü’nün montu bulundu. Güvenlik güçleri arama çalışmalarını daha üst bölgelere kaydırdı. Dün sabah bölgede yürüyüş yapan bir başkomiser gölette bir ceset gördüğünü ihbar etti. Hemen bölgeye giden JAK timleri göletten Güçlü’nün cesedini çıkardı. Uzmanlar, cesedin faaliyet göstermeyen bir kum ocağına atılması, giysilerin uzak bir yere bırakılması ve cinayetin işlenme yöntemine bakarak cinayetin ‘profesyonel işi’ olduğu yorumunu yaptılar.

JAK timleri 2 metre derinliği olan gölette çürümeye yüz tutan ve tanınmaz haldeki cesede ulaştığında, onun Kudret Güçlü’ye ait olabileceği ihtimali üzerine, yakınlarına haber verdiler. Olay yerine gelen Kudret Güçlü’nün akrabası Tümgeneral Hüseyin Güçlü ile ağabeyi Kadir Güçlü, cesedi teşhis etti. Güçlü’nün, boynunun kırılması sonucu can verdiği belirlendi. 30 günü aşkın süredir suda kaldığı tespit edilen cesedin ayağına ağırlık bağlandığı, ipin çürümesi veya kopması sonucu su yüzeyine çıktığı tahmin ediliyor.

EĞİTİMLİ İŞSİZLİKTE PATLAMA (Birgün)

Lise ve üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranı bakımından Türkiye ilk sırada yer almaktadır. 1991'de 25-64 yaş arasındaki lise veya üniversite mezunlarının işsizlik oranı yüzde 7.2 iken, bu oran 1995'te yüzde 6.9'a gerilemiş, 2001'de yüzde 7.4 olarak gerçekleşen bu oran, AKP'nin iktidarında, 2004'e gelindiğinde yüzde 10.1'e fırlamıştır.

15 ile 19 yaş arasındaki gençlerde eğitime devam etme oranı Polonya'da yüzde 96.5, Portekiz'de yüzde 74.4, Slovakya'da yüzde 87.8, ispanya'da yüzde 75.9, AB ortalamasında yüzde 86.4 iken Türkiye'de yüzde 43.5'tir.

SAYIMDA FİYASKO (Bugün)

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ilk kez sokağa çıkma yasağı uygulanmaksızın modern teknikle gerçekleştirdiği nüfus sayımından gelen ilk sonuçlar, nüfusumuzun şimdiye kadar açıklananın çok altında olduğunu ortaya koydu. Eski sayım üzerinden yapılan hesaplamaya göre halen 73 milyon görünen nüfusun, haziranda bitecek sayım sonucunda daha az çıkması bekleniyor. TÜİK’in, ilk kez kullandığı ulusal adres veri tabanından yararlanarak gerçekleştirdiği nüfus sayımında, şu ana kadar 29 milyon 500 bin kişi sayıldı. Köylerin tamamı bitti. İrili ufaklı çok sayıda ilin sayımı da gerçekleşti.

Günde ortalama 1.2 milyon kişiyi sayan TÜİK, verilerin analizini yaparken, eldeki eski sayım sonuçlarıyla yeni sonuçlar arasında önemli farklılıklar olduğunu belirledi. Şok gelişmeyi ilk kez BUGÜN’e değerlendiren yetkililer, "Mükerrer sayımlara yönelik kuşkular her dönem gündeme geliyordu. Şu ana kadar ulaştığımız rakamlar tereddütlerde haklılık payı olduğunu gösterdi. Sayım bittiğinde gerçek nüfusumuzun şimdiki rakamın altında olduğunu göreceğiz" dedi. Gerçek nüfusun şimdikinden daha düşük çıkması Türkiye’deki ekonomik ve sosyal hayatımıza ilişkin birçok bilineni tersine çevirecek. İşte bazı sonuçları: Mevcut nüfus üzerinden 2007 yılında kişi başına milli gelirimizin 5 bin 559 dolara ulaşacağı tahmin ediliyordu. Sayım sonunda nüfusumuz 70 milyona düşerse, kişi başına milli gelirimiz 5 bin 867 dolara, 65 milyona düşerse 6 bin 318 dolara yükselecek. Son veriler, gerçek nüfusun kırsal alanda, bilinenden daha az olduğunu gösterdi. Buna göre, halen belde olan birçok yerleşim yeri "köy"e dönüşecek. Belde başkanlıkları kaldırılacak. Bazı köylerde muhtarlıklar kapanacak. İllerin çıkaracağı milletvekili sayılarında çok büyük değişiklikler olacak. Küçük şehir ve ilçelerin çıkaracağı milletvekili sayısı düşerken, büyük şehirlerin vekil sayısında artış olacak. Nüfusumuzun yaş ağırlığı, cinsiyet dağılımı, eğitim durumu, kişi başına düşen doktor, hemşire ve birçok veri tümden değişecek.

SAĞLIĞIN ÇÖKÜŞÜ (Cumhuriyet)

IMF ve Dünya Bankası’ndan güç alan AKP hükümeti, bütün karşı seslere rağmen sağlığı adım adım özelleştirmeye ve çöküşe götürdü. Hastalar muayene ve tedavi olabilmek için gece 24’ten sonra listesine adını yazdırmak için hastanelere doğru yola çıkarken devletin anlaştığı hastanelerde ücretsiz muayene ve tedavi olacağını sanan yurttaşlar, binlerce YTL’lik faturayla karşılaştı.

Doktorlardan teknisyenlere tüm sağlık çalışanları AKP politikalarının mağduru olarak 14 Mart Tıp Bayramı’na küskün girdi. Çalışanlar bugünü hükümetin politikalarına tepkisini dile getirmek için iş bırakma eylemiyle geçirecek. G(ö)revdeyiz adlı eyleme doktorlar, eczacılar ve yardımcı sağlık personeli katılacak. Sağlık emekçilerinin büyük kısmı yoksulluk sınırının altında maaş alıyor.

MÜDÜR BEY DALGA MI GEÇİYOR (Gözcü)

Yeni Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, polis kanunsuzların korkulu rüyası, mazlumların ise sığınacak limanıdır, demiş. Son zamanlarda özellikle İstanbul’da asayişle ilgili hissedilen boşluk, insanları tedirgin edip sokağa çıkmayı bile düşündürür hale getirmişti. Bariz bir şekilde artan suç oranları, suçluların yakalandıktan çok kısa süre sonra serbest bırakılması, cezaların hafifliği ve özellikle de yönetim boşluğu, her zaman namuslulardan daha cesur olan namussuzlara sanki güç veriyor.

Genel müdürün değişmesi bahanesiyle bir silkiniş, yeni bir yapılanma, yeni bir düzenleme belki vatandaşa birazcık umut olur diye bekliyorum.

YA SIKSAYDI (Güneş)

Öte yandan bir kısım polislerimiz de gözü kapalı görevini yerine getirirken kuralları bile hiçe sayıyorlar. Alanya'da iş istemek üzere belediye binasına gelen M.K isimli bir genç Başkan Hasan Sipahioğlu'nun kendisini kabul etmemesi üzerine sinir krizi geçirdi. Belindeki silahı çeken genç belediye binasının 3. kat penceresinden kendisini aşağı sarkıttı.

Olay yerine gelen polislerin izlediği kurtarma yöntemi vatandaşları ciddi şekilde korkuttu. Bir polis M.K.’yı belinden kavrarken, diğer polisin tabanca ile burun buruna intiharcı gençle tartışması 'Bu cesaret mi, tedbirsizlik mi' sorusunu gündeme getirdi.

AB'li görünmek için çıkarttığımız yasalar, yönetmelikler, bu gibi durumlarda uygulanacak teknikleri uzun uzun anlatıyor. Ancak günlük hayattaki gerçekler daha bir kaç fırın ekmek yememiz gerektiğini gösteriyor.

SAVCI ALMAN KATİL TÜRK (Hürriyet)

Almanya’da bir Türk, kendisinden ayrılmak isteyen eşini ve kızını mahkeme çıkışı sokak ortasında öldürdü. Hakkında tecavüze iştirakten tutuklama kararı bulunan katilin mahkemeye gelmesi, kadının avukatının dikkatini çekti ve hakimi uyardı. Hakim de savcıyı arayarak emniyete haber vermesini söyledi. Ancak duruşma sonuna kadar gelen giden olmayınca, mahkeme çıkışı cinayet göz göre göre işlenmiş oldu.

EDEB YÂ HU (Milli Gazete)

Avrupa Birliği tarafından finanse edilip Sağlık Bakanlığınca yürütülen üreme sağlığı ile ilgili bir projede öğrencilere sorulan sorular hem öğretmenleri hem de öğrencileri isyan ettirdi.
İstanbul’da birçok lisede valilik, MEB, AB, ve Sağlık Bakanlığı’nca yürütülen “üreme sağlığı” projesinde ortaöğretim öğrencilerine sorulan sorular, tek kelimeyle yüz kızartıcı.

Araştırmanın amacını ve ne yapılmaya çalışıldığını anlamadığını belirten bir öğretmen; “Yapılan tam bir saçmalık. Eğitim vermeden böyle sorular sorarak ne yapılmaya çalışılıyor anlamak mümkün değil” diye konuştu.
Soruları gören veliler de, “Burası Avrupa değil. Bu sorular milletimizin ahlâki ve manevi yapısına ters. Yetkililerden açıklama bekliyoruz” şeklinde tepki gösterdi.

Ortaöğretim Kurumlarında okuyan çocuklara erkek ve kadın üreme organı ile ilgili sorulan sorular, herkesi şaşkına çevirdi. “Vajinanın görevi aşağıdakilerden hangisi değildir?”, “Cinsel yaşamı aşağıdakilerden hangisi ifade eder?” gibi sorulara tepki gösteren öğrenci ve öğretmenler gazetemizi aradı.

AKDAMAR'A ÖZEL HAT (Milliyet)

Genelkurmay Başkanlığı, Van'ın Akdamar Adası'ndaki Ermeni Kilisesi'nin açılması nedeniyle düzenlenecek törene Ermenistan'dan katılacaklar için rutin uçuş hattının takip edilmesini, Erivan'dan İstanbul'a, İstanbul'dan da Van'a uçulmasını önerdi. Hükümet ise, tören için ilk kez Erivan'dan Van'a özel uçak seferi yapılması kararı aldı.

Onarımdan geçirilen kilisenin açılması nedeniyle düzenlenecek tören için kurumlar arasında farklı görüşler ortaya atıldı.

Bu çerçevede hükümetin Alican Sınır Kapısı'nın tören gününden hemen önce iki günlüğüne açılması, Erivan'dan Van'a charter uçak seferi gerçekleştirilmesi ve Ermenistan'dan otobüslerle gelecek Ermeni vatandaşlarının güvenlik-sigorta işlemlerinin yapılması planı tartışıldı. Toplantıda "Ermenilerin Van'da hangi koşullarda geceleyecekleri, Akdamar'a nasıl geçecekleri ve geleceklerin Türk otobüsleriyle taşınmaları halinde kamuoyunda oluşabilecek tepkiler" konusunda uzun tartışmalar yaşandı.

Toplantıda Genelkurmay temsilcisi, komuta kademesinin görüşünü yazılı olarak sundu. Temsilci, kapalı tutulan sınır kapısı açılmak suretiyle otobüsle Van'a gelecek Ermenilere karşı gösterilebilecek olumsuz tepkinin, törenle verilmek istenen mesaja ters düşeceğine ve kötü sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Temsilci, kapalı tutulan Akyaka ve Alican sınır kapılarının bulunduğu bölgenin "askeri yasak bölge" olduğunu, ancak Genelkurmay'dan izin alınarak geçildiğini hatırlattı. Temsilci, Türk vatandaşlarına da yasak olan bu bölgeye Ermenilerin girmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Sınır kapıları konusunda alınacak kararın, yapılacak güvenlik değerlendirmelerinden sonra netleşeceği öğrenildi.

Toplantıda Erivan-Van arasında direkt uçak seferi yapılması konusunda da görüş ayrılığı belirdi. Ancak hükümet kanadı, tören için Erivan'dan Van'a doğrudan uçak seferi yapılması kararı aldı. Bakanlık yetkilileri, Erivan-Van hattındaki hava sahasının, Ermenistan'dan törene geleceklerin özel uçuşlarla hemen ülkelerine dönmelerini sağlamak amacıyla açılacağını bildirdiler.
Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisi de, törene 3 bin kişi beklendiğini, ancak adaya 300 kişinin girebileceğini söyledi.

KATİLLER İNTERNETTEN (Posta)

Garsoniyerinde kombinezon ve kırmızı kadın kilotu giymiş ve boğazı kesilerek öldürülmüş halde bulunan İzmirli işadamının katilleriyle internette tanıştığı ortaya çıktı. İnternette, Zilli Sultan, İzmir kısrak ve Kleopatra rumuzlarını kullandığı tespit edilen işadamının öldürülmeden bir gün önce çet odasında tanıştığı iki kişiyi İzmir Buca’daki evine çağırdığı belirlendi.

Polis işadamının ailesinden gizlediği özel yaşamındaki sır perdesini aralamaya başladı. İnternette tanıştığı Bursa’da şarkıcılık yapan Pasha lakaplı bir kişi polise bazı ipuçları verdi. Cinayetin işlendiği evin yakınındaki askeri birliğin güvenlik kamerasında işadamının yanında iki kişiyle birlikte evine girdiği saptandı. Bunların internetten çağırdığı kişiler olduğu sanılıyor.

AĞAR'I TUTABİLENE AŞK OLSUN (Radikal)

Kürt sorununa ilişkin, "Dağda silahla gezeceğine, düz ovada siyaset yapsınlar" sözü hâlâ tartışılan DYP lideri Ağar, yeni bir çıkış yaptı. Ağar dün, Irak'ın Türkiye'nin en önemli meselesi olduğunu belirterek, "Bu meselede üst düzey makamların farklı şeyler söylemesi, millette kaygı yaratır" dedi.

Ağar'ın Kuzey Irak'a ilişkin sözleri şöyle: "Bölgede hiçbir oluşum Türkiye'ye rağmen yaşayamaz. Denemek isteyen buyursun. Sayın (CHP lideri) Baykal, 'Ağar, Diyarbakır'ı mı vermeye çalışıyor' diyor. Diyarbakır'ı vermeye değil, Musul'u almaya çalışıyorum."

MORTGAGE FAİZİ CAİZ (Sabah)

Konut kredilerine olan talep Mortgage yasasının çıkmasıyla birlikte arttı. İslam dininde faizin haram olması faizli kredi ile konut alınmasının ne kadar doğru olduğu tartışmasını beraberinde getirdi. Mortgage kanununun çıkmasıyla vatandaşlardan sorular gelmeye başladı. Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Saim Yeprem bu soruları SABAH'a değerlendirirken "İslam'da zaruretler haramı mubah kılar, hükmüne dayanıyoruz" diyerek şöyle dedi:

"İslam alimlerinin tarihteki bakış açısına göre bir yazlık, bir kışlık ev temel ihtiyaç. O dönem binek at ve deve de önemli ihtiyaçtı. Bugünkü karşılığı araba. Kredi alınmadan ev sahibi olunamıyorsa, faizli kredi kullanmakta dinen sakınca yok." ,

"Ama yatırım amacıyla ikinci ev ve otomobil için faizli kredi bu kapsama girmez. Önemli olan ihtiyacı gidermek olmalı. Arabanın markası da önemli. Ne Hummer gibi lüks ne 1974 model Murat olmalı. Otomobil orta halli olmalı."

EN BABA DOKTOR (Takvim)

İzmir Karşıyaka Devlet Hastanesi'nde görevli 31 yıllık doktor Kamil Kayahan, 30 Ağustos'ta hayatının en büyük acısını yaşadı. Kayahan'ın eski eşi Esen Göral ile kızları Öykü (15) ve Ezgi'nin (22) bulunduğu araç, Kuşadası yolunda bir kamyonla çarpıştı. Hurdaya dönen araçtaki anne ve kızları yaralı olarak kurtuldu. Anne ve Ezgi 1 hafta sonra taburcu edildi. Öykü'nün durumu ise kritikti. Doktorlar, durumu ağır olan güzeller güzeli genç kıza yaşama şansı tanımıyordu.

Ancak doktor baba, umudunu kaybetmedi. Kayahan, 1 ay kızının başında bekledi ve sabahlara kadar onu okşayıp sevdi, masallar okudu. Hem işini yaptı, hem de kızıyla ilgilendi. Ve 76 gün sonra, Öykü yeniden hayata döndü. "Yaşamaz" denilen genç kız, yemek yemeye ve konuşmaya başladı. Kayahan'ın bu fedakarlığı, onun İzmir'de 5 aday arasından yılın doktoru seçilmesine neden oldu. Dr. Kayahan, bugün yani Tıp Bayramı'nda hayatının en anlamlı ödülünü alacak.

DEPREME ERKEN SİNYAL (Türkiye)

DURUM İÇLER ACISI (Vatan)

FAY CANINA (Star)

Kandilli rasathanesi, İstanbul’u vuracak Kuzey Anadolu fay hattının kalbine sensör yerleştirip deprem hareketini izleyecek. Deprem İzleme merkezi müdürü Kalafat ile Kandilli müdürü Prof. Altay, projeyi depremin merkezine seyahat edeceğiz diye duyurdu.Proje ile Marmara denizinde Sivriada yakınlarından geçen fay hattına 7.9 km sondaj yapılacak ve deliğe sensör konulacak. Böylece yer hareketleri saniyesi saniyesine izlenecek. Büyük deprem öncesi bütün olaylar gözlenerek erken uyarı sistemi devreye sokulabilecek.

Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Gülay Altay, son zamanlarda "Doğu Anadolu fayında bir hareketlilik yaşandığına" dikkati çekti. Son olarak Sivrice'de 5.9 büyüklüğünde önemli bir deprem meydana geldiğini hatırlatan Altay, Bingöl civarında da önemli bir hareketlilik olduğunu ve bunun dikkatle izlenmesi gerektiğine kanaat getirdiklerini söyledi. Türkiye'nin Avrupa ve Akdeniz'in en çok depremselliğe sahip ülkesi olduğunu kaydeden Altay, depreme dayanıklı mekanlar üretmenin önemine dikkati çekti. Altay, İstanbul'da okul, hastane ve bazı kamu kurumlarının binalarının güçlendirilmesine ilişkin çalışmalar yapıldığını hatırlatarak, bina sayısının çok fazla olduğunu, ancak bu işin üzerine kararlılıkla gidilmesi gerektiğini bildirdi.

Ulusal Deprem İzleme Merkezi Müdürü Dr. Doğan Kalafat da, "Jules Verne'nin arzın merkezine seyahati gibi depremin merkezine seyahat edeceğiz" dedi. Kalafat, 7-9 kilometre derinliğe sondaj yapılarak sensörlerin yerleştirileceğini ifade ederek, sondajların muhtemel deprem riskinin en fazla olduğu noktaya yapılacağını belirtti. Mevcut deprem istasyonlarında sensörlerin yaklaşık 5 metre derinliğindeki kuyulara yerleştirildiğini dile getiren Kalafat, bu projeyle depremler hakkında daha sağlıklı bilgi alınabileceğini ve muhtemel büyük bir deprem öncesinde neler meydana geldiğinin de buradan öğrenilebileceğini kaydetti

CUNTACININ GÖZÜ DÖNMÜŞ (Vakit)

Bir internet sitesinde yer alan ve Deniz Kuvvetleri eski komutanı Özden Örnek Paşa’ya ait olduğu iddia edilen notlar, bugün de Vakit gazetesine manşet olmuş. Önce Basın’ı ele geçirmeye çalışacaktık, sonra rektörlerle temas edip öğrencileri sokağa dökecektik, sendikalarla ortak hareket edecektik, sokaklara afiş astıracaktık, derneklerle temas edip onları hükümet aleyhine kışkırtacaktık gibi sözler bulunan notlar arasında, dönemin Jandarma komutanı Şener Eruygur’un Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı zehirleteceği gibi iddialar da yer alıyor.

KURBAN SEÇİLDİM (Star)

Gündemi sarsan olaylarla ilgili olarak Gazetemize konuşan Deniz Kuvvetleri eski komutanı Özden Örnek, internet sitesinde yayınlanan günlüğün kendisine ait olmadığını açıkladı. Çalıştığı her yerde not tuttuğunu, bu notlarda da kısmen gerçeklik payı bulunduğunu söyleyen Örnek, ayrılırken sildiğim notları günlük olaylarla birleştirip senaryolaştırmışlar. Canımı yakacağını bildiğim için notlarımı silmiştim. Bilmeden birilerinin ayağına bastım herhalde ki beni kurban seçtiler, dedi.

CİNER'İN RİCASI (Vatan)

Sabah Gazetesi ve atv’nin yayıncısı Turgay Ciner’in sahibi olduğu Park Enerji şirketi, imar planında 8 kata kadar turizm tesisi olarak görünen Taksim Talimhane’deki inşaatını 42 kata yükseltmek için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden onay istedi. Arsa, 7 bin 593 metrekare. Yürürlükteki imar planına göre Ciner’in buraya toplam 18 bin metrekarelik 8 katlı en fazla 24.5 metre yüksekliğinde bir bina yapma hakkı bulunuyor. Ciner, izin alınmadan 12 kata çıkınca, Beyoğlu Belediyesi inşaatı mühürledi. Bunun üzerine Ciner, plan tadilatı için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başvurdu. Plan tadilatı için 2004’ten bu yana görüşü sorulan tüm kurumlar olumsuz rapor verdi. İmar değişikliği ile ilgili talebin İstanbul Büyükşehir Meclisi’nin Mart ayı gündemine gelmesi bekleniyor.

SAĞDUYU ÇAĞRISI (Yeni Asya)

Son günlerde DTP cenahından gelen provokatif söylemlerin sıklaştığına ve buna paralel olarak DTP’lilere yönelik gözaltı, tutuklama ve mahkûmiyet kararlarının yoğunlaştığına dikkat çekilirken, önceki yıllarda benzerleri çok yaşanan olayların yeniden bir kısır döngü halinde tekrarlanmaması için herkesin sağduyulu ve serinkanlı davranması gerektiği vurgulanarak, tahriklerin ancak böyle boşa çıkarılabileceği belirtiliyor.

Nevruz günü yaklaşırken, toplumu gerecek tavır ve söylemlerden kaçınılması çağrıları yapılıyor.

Nevruz günü öncesi İnsan Hakları Derneği’nden (İHD) sağduyu çağrısı geldi. İHD Genel Başkan Yardımcısı Reyhan Yalçındağ, herkesin toplumu geren, toplumun duygularına yönelen, toplumu hassas kılacak gelişmeler ve söylemlerden geri durmaları gerektiğini söyledi.

Nevruz’un bin yıllardan beri Ortadoğu’da yaşayan bütün halkların kutladığı kardeşlik, barış adına, ortak yaşamın tesisi adına mesajlar verdiği bir bayram olduğuna dikkat çeken Yalçındağ, her zaman olduğu gibi bu yılda yüksek sesle Nevruz’un ruhuna uygun bir şekilde kutlanmasını talep ettiklerini belirtti.

“Nevruz, barış ve kardeşlik taleplerinin dile getirildiği bir bayram coşkusuyla, bir bayram havasıyla geçmeli. Doğrusunu söylemek gerekirse başka hiçbir ikinci şıkkı düşünmek istemiyoruz.” diyen Yalçındağ, şöyle devam etti:

“Basına ve kamuoyuna yansıyan bazı gelişmeler de var. Örneğin Van ve Diyarbakır gibi büyük illerin DTP il başkanlarının tutuklanması. Yine DTP eşbaşkanlarına yönelik açılan davalarda ceza verilmesi, yine birçok DTP yöneticisinin tehdit alması, haklarında dâvâlar açılması. Daha doğrusu bir bütün olarak muhalif duran kesimlerin, sivil toplum örgütlerinin, sendika yöneticilerinin, gazetelerin, basın yayın organlarının; yani muhalif bir duruşu olan kesimlerin ciddî şekilde yargı ve diğerlerinin de önemli baskı altında olduğunu ifade etmemiz mümkün. Ama ben şunu ifade etmek istiyorum; kesinlikle başka bir alternatif başka bir şık düşünmek istemiyoruz. Bütün bu yansımalar dileriz ki hani gerçekte hayat bulmaz. Toplumu geren, toplumun duygularına yönelen, toplumu hassas kılacak gelişmeler ve söylemlerden de geri durmaları gerektiğine yönelik makamlara gerek yerel gerek merkezi otoritelere de bir kez daha çağrıda bulunmak istiyorum buradan.”

PARA ALAN DA İDDİASINI İSPATLAMAYAN DA AHLAKSIZDIR (Yeni Şafak)

CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemek için akla hayale gelmeyecek iddialar ortaya atarken, 28 Şubat döneminin İstanbul Valisi olan Erol Çakır'ın 'dedikodu' bilgilerini toparlayarak Yeni Şafak hakkında çirkin iddialarda bulundu. Baykal, partisinin grup toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef aldı. Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmaması gerektiğini öne süren Baykal, Erdoğan'ın İstanbul Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin iddialarda bulundu.

28 Şubat sürecinin ve ardından gelen koalisyon iktidarları döneminde İstanbul Valisi olan Erol Çakır'ın dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz'a 'Çok gizli' ibareli mektup gönderdiğini söyleyen Baykal, her ay 3-4 trilyon lira paranın Erdoğan'ın üyesi bulunduğu partiye yakın firmalar tarafından havuzda toplandığı ve kuryeler aracılığı ile bu paraların partiye ve Tayyip Erdoğan'a gittiğinin rapor edildiğini iddia etti. Baykal iftiraları grup toplantısının basına kapalı bölümde dile getirmesi dikkat çekti.

Hürriyet Gazetesi'nde 23 Haziran 2003 yılında Emin Çölaşan tarafından yayınlanan bir yazıyı, konuşma metnine çeviren CHP lideri Deniz Baykal, paraların Vakıfbank'ta açılan bir hesapta toplandığı, buradan da denetimi imkansız kılmak için birçok hesapta dolaştırıldıktan sonra Fazilet Partisi'ne yakın firma ve şahıslara aktarıldığı, Akit, Yeni Şafak ve Kanal 7'ye devamlı kaynak aktarıldığını öne sürdü. Hiçbir belge ve bilgiye dayanmadan, bir gazetenin köşe yazarı ile Erol Çakır'ın 'dedikodu' mahiyetindeki bilgilerini kullanarak, Yeni Şafak, Akit ve Kanal 7'ye yönelik çirkin iftiralarda bulunan Baykal, kendisini dinleyen milletvekillerinide şaşkına çevirdi.

CHP lideri Deniz Baykal'ın grup toplantısında milletvekillerine gösterdiği belge olarak ortaya koyduğu ve 1999 yılında Erol Çakır'ın 'duyumlar' üzerine kaleme aldığı gizli belgede, “Her ay yaklaşık 3-4 trilyon lira paranın partiye yakın firmalar tarafından havuz hesaplara aktarıldığı, bu hesaplardan da partinin kuryeleri tarafından partiye ve Recep Tayyip Erdoğan'a gittiği.. Paraların Vakıfbank'ta açılan bir hesapta toplandığı, buradan da denetimi imkansız kılmak için birçok hesapta dolaştırıldıktan sonra Fazilet Partisi'ne yakın firma ve şahıslara aktarıldığı, Akit, Yeni Şafak ve Kanal 7'ye devamlı kaynak aktarıldığı... büyük miktarlarda naylon fatura keserek karşılıksız trilyonlarca lirayı parti ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın mutemet (güvenilir) şahıslarına verdiği duyumları alınmıştır” ifadeleri yer aldı.

CHP lideri Deniz Baykal, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine paralel olarak yürüttüğü gerginlik siyasetine Yeni Şafak'ı da bulaştırdı. Dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır'ın o tarihte Başbakanlık Makamı'na gönderdiğini iddia ettiği “gizli” ibareli yazısına dayanarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nce Yeni Şafak, Kanal 7 ve Vakit gazetesine para aktarıldığını öne süren Baykal, gazetemize 1999 ve 2002'de yapılan baskınlarda mali defterlerinin didik didik edildiğini ama hiçbir şey bulunamadığını söylemedi.

Kayıtlara “28 Şubat'ın valisi” olarak geçen Erol Çakır'ın sözkonusu yazısını Hürriyet yazarı Emin Çölaşan da 23/7/2003 tarihinde köşesine taşıdı. Yeni Şafak'a iki kez yapılan baskından sonra yazılan yazıyı dün partisinin grup toplantısında neredeyse aynen okuyan Baykal, sözkonuzu yayın kuruluşlarına para aktarıldığı iddiasını bir kez daha gündeme getirdi.

Refahyol hükümetinin bozulmasından sonra kurulan Anasol-D hükümetinin baskılarıyla 28 Şubat döneminde yapılan yayınlardan dolayı Yeni Şafak Gazetesi ve gazeteyi çıkaran şirkete baskınlar yapıldı. Mali polis tarafından yapılan baskınlarda şirketlerin defterleri didik didik edildi ancak herhangi bir kusur bulunamadı. Anasol-D hükümetinin yerine kurulan Anasol-M hükümeti döneminde de Yeni Şafak'a yönelik baskılar bitmedi. Özellikle yolsuzlukların üzerine giden gazetemize 2002'nin başında bu kez 'Örümcek Ağı Operasyonu' haberlerinden rahatsız olan çevrelerin baskısı sonucu elinde mahkeme kararı bile olmayan polis tarafından basıldı. Yöneticileri taciz edildi, gazetenin baskıya girmesi engellenmeye çalıştı. Ancak, bu operasyon sonucunda da şirketin defterlerinde en ufak bir kusur bulunamadı.

Baykal'ın iddialarına Kanal 7 televizyonu da sert tepki gösterdi. Kanaldan yapılan açıklamada, "Baykal'ın ifadeleri bir parti genel başkanının taşıması gereken hukuka saygı ilkesinden çok uzaktır" denildi. 1999'da meydana geldiği ileri sürülen ve 28 Şubat uzantısı asılsız iddialarla ilgili Kanal 7'nin hiçbir takibata uğramadığına yer verilen açıklamada, "Baykal'ı iddialarını ispata davet ediyoruz. Bu iftira karşısında hiç tereddütsüz hukuki yollara başvuracağımızı ilan ediyoruz" denildi.

BELEDİYE ENCÜMENİ DE ACARİSTANBUL YIKILSIN DEDİ (Zaman)

YIKILACAK (Yeni Şafak)

Beykoz Belediyesi, Özel Orman Yasası'nın ihlali gerekçesi ile ruhsatı iptal edilen Acaristanbul villalarının yıkılmasına karar verdi. Acar İnşaat bir hafta içinde mahkemeden yıkımı durdurma kararı alamazsa 138 villa yıkılacak.

Danıştay'ın, Acaristanbul'un yapı ruhsatının iptali kararını onaylamasının ardından bir kez daha toplanan Beykoz Belediye Encümeni, villaların yıkılmasına karar verdi. 4'e 3 oyçokluğuyla alınan karara göre, Acaristanbul'da kaba inşaatı biten 138 ve subasmanı biten 4 villa, Acar İnşaat AŞ'ye tanınan 1 haftalık süre sonunda yıkılacak. Acar firması, Özel Orman Yasası'nı ihlal ettiği gerekçesi ile alınan hükmün kendilerine tebliğ edilmesinin ardından 7 gün içinde mahkemeden durdurma kararı alamazsa yıkımın önünde hiçbir engel kalmadı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 955
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster