Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '07

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
1440
 

14 Mart tıp bayramı mıydı?

14 Mart tıp bayramı mıydı?
 

Sözlükler bayramı, millî veya dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler olarak tarif ediyorlar. Biz de annemizden babamızdan böyle gördük, böyle öğrendik, böyle yaşadık. Hepimizin bildiği gibi dini olarak üç günlük Ramazan, dört günlük de kurban bayramımız var. Bir de 23 Nisan’da Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs’ta Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos’ta Zafer Bayramı ve 29 Ekim’de de Cumhuriyet Bayramımız var.

Bu bağlamda özel olarak kutlanan günlere de bayram diyoruz. 14 Mart Tıp Bayramı, 21 Mart Nevruz bayramı, 1 Mayıs bahar bayramı, 6 Mayıs Hıdrellez… Ayrıca, sevinçli günlerimizi anlatmak için de bayram kelimesini kullanıyorduk. Karneleri alıp sınıfımızı geçerek yaz tatiline girmek bile bir bayramdı bizim için.

Üç veya dört günlük dini bayramlarda memleketimize gideceğiz, eşimizi, dostumuzu, akrabamızı ziyaret edeceğiz, annemizin, babamızın, dedemizin, ninemizin, halamızın, teyzemizin elini öpeceğiz, kaybettiğimiz aile büyüklerinin mezarını ziyaret edip bir fatiha okuyacağız diye yollara düştük.

Otobüslerde, trenlerde yer yok diye ayakta gittik, gece seyahat ettik, uykusuz kaldık, ama ne yapıp edip bayram ziyaretimiz tamamladık, bir taraftan görevimizi yerine getirmenin mutluluğunu yaşadık bir taraftan da bayramın hazzını tadarak heyecanımızı gelecek bayramlara aktardık.

Sonra haftanın başında veya sonunda, bayram tatilinden kalan günlere darbe indirdik. İç turizm artsın, hiç değilse insanın gittiğine değsin diye, bayramları dokuz güne çıkardık. Dinlenme adı altında bayramları artık sahil kasabalarına gitmek, bayram günlerini otellerde motellerde geçirmek moda oldu. Bayramın adı da, tadı da, işlevi de, anlamı da yavaş yavaş kaybolmaya başladı.

Sonra sevinç ve neşeyle dolması gereken özel bayramları kana bulamaya başladık. 1 Mayıs, Hıdrellez, Nevruz, baharın gelişini kutlamakla hiç alâkası olmayan şekillere büründüler. Herkesin sevgiyle, neşeyle, birbirine karşı, dostça, arkadaşça, samimiyetle davrandığı bayram yerleri, kanlı, bıçaklı, sopalı, saldırmalı insanların birbirlerine hoyratça davrandıkları arenaya döndü.

Eşini, çocuğunu yanına alıp bahar bayramı kutlamak bir hayal oldu. Mümkünse o gün sokaklara çıkmamayı, evden dışarı adım atmamayı öğütler hale geldik.

8 Martta kadınlar, bayram yapmak yerine her şeyi sorgulamayı tercih ettiler. 1 Mayıs’ta işçiler kızıl bayraklarla meydanları doldurmaya, 21 Martta Kürtler varlıklarını duyurmaya çalıştılar. 6 Mayıs’ta yakılan otomobil lastikleriyle barikatlar kuruldu. (Allah’a şükür, şimdilik milli bayramlarımız aynen duruyor).

İnsan her şeye alışıyor zamanla… Bir süre sonra da eskiyi unutup sanki hep böyleymiş gibi davranmaya başlıyor. Zaten arkadan gelen nesil, eskiyle ilgili bilgisi olmadığı için, kendi gördüklerine, uygun bir anlam yüklüyor. Şimdi 20-25 yaşına kadarki gençlerden 1 Mayıs’ın Bahar bayramı olduğunu bilen kaç kişi var?

O gün kırlarda, mesirelerde insanların piknik yapıp insan gibi eğlendiğini, gerçekten baharın gelişini kutladığını gören var mı? Benim gibi dinazorlar da artık eskiyi unutup yeniye ve yeniliğe mecburen ayak uydurmaya çalışıyorlar.

Bütün bunlar eh, kıyısından köşesinden bir şekilde delindi ve yozlaştırıldı da, şu Tıp bayramının doktorlar tarafından (ö)sü düşmüş bir GREV günü olabileceği aklıma gelmezdi. 27 Mart Dünya Tiyatrolar gününde –birileri de onu bozmadıysa– tiyatrolar bedava olur ya, gönlüm isterdi ki 14 Mart’ta da bütün doktorlar hastalarını bedava muayene etsin.

Ama onlar paralarını aldıkları halde hastalarını muayene etmeme kararı almışlar bugün. Ne kadar da geri kafalıyım. Çağdaş hekimlerimizin düşündüklerinin tam tersini düşünebiliyorum ancak. Ne de olsa onlar okumuş çocuklar tabii, aramızda o kadar fark olacak.

Ben sevinçle, neşeyle, adına uygun şekilde kutlanan bayramlar istiyorum. Taşla, sopayla, bıçakla, silahla, ateşle, pis lastik kokusuyla kirletilmeyen bayramlar istiyorum. İnsanın insan olduğunu hissettiği, herkesin herkese kucak açtığı, sevincini, mutluluğunu paylaştığı bayramlar istiyorum.

Yaşadığımız her ânı nasıl daha güzel hale getirebileceğimizi düşünen, kötülükleri yok etmek için uğraşan, hayatı yaşanır ve anlamlı kılan insanlarla birlikte olmak, böylesine güzel duyguları her bayramda böyle insanlarla paylaşmak istiyorum.

Başımız her sıkıştığında ayaklarına koştuğumuz doktorlarımızın 14 Mart Tıp bayramlarını yürekten kutluyorum. Allah kimseyi onlara muhtaç etmesin, ama yokluklarını da göstermesin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Yılmaz elinize yüreğinize,kaleminize sağlık yine sosyal bir konuyu yazmışsınız. Şair ben güzele güzel demem güzel benim olmayınca demiş bende avrupai normlarda sağlık hizmeti alamadığım bir konunun bayramını kutlayamıyorum. Gerçi bu bayram doktorlar balosu olarak ünlenmişti demek onlarda mutsuz mutlu insanlar için hergün bayram. Herkeze mutluluklar diliyorum

Ersen Gürpınar 
 14.03.2007 16:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 957
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster