Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1420
 

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününde Çiftçiyi Düşünmek

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününde Çiftçiyi Düşünmek
 

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü 2010 yılında faaliyetine son veren merkezi Paris’te bulunan 61 ülkeden 90’ın üstünde çiftçi örgütünü temsil eden Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından ilan edilmiş bir gündür.

IFAP’ın 14 Mayıs 1984 yılında Hindistan’da yapılan Genel Kurulunda, Çiftçilik mesleğine ve sorunlarına tüm dünyada farkındalığı artırmak amacıyla 14 Mayısın Dünya Çiftçiler günü olarak kutlanması teklif edilmiş ve kabul edilmiştir.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü IFAP’a üye tüm ülkelerde aynı zamanda kutlanmasına başlanmıştır. Bu günde gerçekleştirilecek çeşitli faaliyetlerle dünyanın her tarafında tarımsal üretim yaparak, insanlığın ihtiyaç duyduğu gıda üretimini gerçekleştiren çiftçilik mesleğinin toplum için taşıdığı önemin ortaya konulması ve tarımın dolayısı ile çiftçilik mesleğinin sorunlarına kamuoyunun dikkatlerinin çekilmesi hedeflenmiştir.

Ülkemizde Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin de üyesi bulunduğu ve yönetiminde yer aldığı IFAP bugün maddi sorunları nedeniyle kapanmasına rağmen geleneksel olarak tüm dünyada bugünün kutlamasına devam edilmektedir. Her 14 Mayısta çiftçi örgütlerince ülke genelinde toplantılar, gösteriler ve yarışmalar gibi çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmektedir. 

IFAP’ın 2010 yılında karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlar nedeniyle faaliyetine son vermesi hiç şüphesiz dünyada bir boşluk yaratmıştır. Dünya çiftçileri bir an dünyadaki uluslararası kuruluşlarda temsil gücünü yitirmiş ve ortak çatı örgütünü yitirmiştir.  Bu boşluk dünyadaki çiftçi örgütleri arasında rahatsızlık yaratmış ve örgütlerin büyük bir bölümü İtalyan tarım kooperatiflerinin ve çiftçi örgütlerinin desteğinde ve öncülüğünde yeniden bir araya gelmişlerdir. 29 Mart 2011 tarihinde merkezi Roma olan Dünya Çiftçileri Örgütü – World Farmers Organisation (WFO) adı ile yeni bir örgüt kurmuşlardır. IFAP’ın dünyada üstlendiği misyonu WFO üstlenmiştir.

WFO’nun üstlendiği en büyük görev dünyadaki çiftçi meslek örgütleri ve tarımsal amaçlı kooperatifleri bir çatı altında toplamak ve çiftçilerin aileleri ile birlikte kırsal alandaki yaşam şartlarının iyileştirilmesi ve ekonomik düzeylerinin yükseltilmesi yönünde politikalar üretmek ve uygulamasını sağlamaktır. Dünyada gıda güvenliğinin sağlanması için üye örgütler ile işbirliği içinde faaliyetler yürütmektir. Dünyanın karşı karşıya bulunduğu açlık sorununun çözümü için 2050 yılına kadar gıda üretiminin % 70 artırılmasına hizmet etmektir. Dünyanın birçok bölgesinde en az geliri alan çiftçiler için sürdürülebilir bir kırsal kalkınmanın sağlanmasına destek olmaktır. Üreticinin örgütleri ile gıda zinciri içinde pazardan daha iyi fiyatlarla pay almasını temin etmektir. Çevre ve iklim değişikliği konularında sorunların azaltılması yönünde çalışmalar yapmaktır.

WFO ilk genel kurulunu kurucu 50 üye örgüt ile 13 Eylül 2011 yılında Güney Afrika’da yapmış ve üstlendikleri misyonu dünya kamuoyuna bir deklarasyonla açıklamışlardır.  WFO 2012 yılında Roma’da gerçekleştirdiği genel kurulun en önemli vurgusu diğer tarımsal konular yanında tarımsal amaçlı kooperatiflerin önemi konusunda idi. Geçtiğimiz günlerde 15-17 Nisan 2013 tarihinde WFO üçüncü Genel kurulunu Japonya Niigata’da Japon Tarım Kooperatifleri merkez Birliğinin ev sahipliğinde gerçekleştirmiştir.  

Bugün yürürlükteki yasalara göre çiftçilik ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini, bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından işlenip değerlendirilmesini, muhafaza ve pazarlanmasını ifade etmektedir. Çiftçi ise çiftçilik faaliyetlerini mal sahibi, kiracı, yarıcı veya ortakçı olarak devamlı veya en az bir ekim veya yetiştirme devresi yapanları tanımlamaktadır.

Çiftçiler dünyanın en zor işlerinden birini yapan, işini bir yaşam tarzı olarak icra eden kesimdir. Kar demezler, yağmur demezler, en soğuk şartlarda bile halkın sofrasına gıda sunabilmek için çabalarlar. Bir ülkedeki doğal kaynakları ekonomiye kazandıran ve dünyanın en değerli işi olan insanoğlunun dünyadaki varlığını sürdürebilmesi için gıda üreten bu insanlardır. Dünyanın en değerli işini yapan çiftçiler ayni zamanda toprak ve doğa sevgisi yüksek vatanına bağlı ve bir ülkenin temel taşı olan bireylerdir. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk topraklarımızı işgal eden düşman ile mücadele ederken bağımsız bir ülke yaratmanın ekonomik bağımsızlık olduğunu görmüş, yabancı çevrelerden değil kendi halkından aldığı güç ile yeni Türkiye’nin inşasında en temel kesimin çiftçiler olduğunu her fırsatta dile getirmiştir.

Mustafa kemal Türk Çiftçisi ile ilgili görüşlerini şöyle açıklıyordu;

Milletimiz çok büyük acılar, mağlubiyetler, facialar görmüştür. Bütün olanlardan sonra yine bu topraklarda bulunuyorsa bunun temel sebebi şundandır: Çünkü Türk çiftçisi bir eliyle kılıcını kullanırken diğer elindeki sabanla topraktan ayrılmadı. Eğer milletimizin büyük çoğunluğu çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık. 1923 (Atatürk’ün S.DM, s. 117)

Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete hak kazanmış ve lâyık olan köylüdür. Diyebilirim ki, bugünkü felâket ve yoksulluğun tek sebebi bu gerçeği görememiş olmamızdır. Gerçekten, yedi yüzyıldan beri dünyanın çeşitli taraflarına göndererek kanlarını akıttığımız, kemiklerini topraklarında bıraktığımız ve yedi yüzyıldan beri emeklerini ellerinden alıp savurganlık ettiğimiz ve bunun karşılığında daima küçük ve hor görerek karşılık verdiğimiz ve bunca özveri ve iyiliklerine karşı nankörlük, küstahlık, zorbalıkla uşak derecesine indirmek istediğimiz bu gerçek sahibin huzurunda tam bir utanç ve saygı ile gerçek yerimizi alalım. Efendiler! Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışmasını yeni ekonomik önlemlerle son dereceye eriştirmeliyiz. Köylünün çalışmasının sonuçları ve verimlerini, kendi yararı lehine son dereceye çıkarmak, ekonomik siyasetimizin temel ruhudur. 1922 (Atatürk’ün S.D.l, s. 219)

Dünyada zaferlerin iki aracı vardır. Biri kılıç diğeri saban. Başka yerde de söyledim ve burada bir daha tekrarı faydalı buluyorum. Zaferinin aracı yalnız kılıçtan ibaret kalan bir millet, bir gün girdiği yerden kovulur, küçük düşürülür, sefil ve perişan olur. Öyle milletlerin sefaleti, perişanlığı o kadar büyük ve acı olur ki, kendi memleketinde bile mahkûm ve tutsak bir halde kalabilir. Onun için gerçek zaferler yalnız kılıçla değil, sabanla yapılandır. Milletleri vatanlarında tutmanın, millete oturmuşluk kazandırmanın yolu sabandır. Saban, kılıç gibi değildir; o kullanıldıkça kuvvetlenir. Kılıç kullanan kol çok geçmeden yorulduğu halde sabanını kullanan kol zaman geçtikçe toprağın daha çok sahibi olur. Kılıç ve saban; bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup oldu. Tarihin büyük vak’aları ve olayları, yaşamın bütün gözlemleri bunu doğruluyor. 1923 (Atatürk’ün S.D.II, s.116-117)

http://atam.gov.tr/tarim-ve-koylu/

Mustafa Kemal bu sözleri söylemekle kalmadı tarımın ve çiftçinin güçlenmesi için çeşitli tarımsal kuruluşların kurulmasına öncülük etti. Cumhuriyet sonrasının ilk kooperatifine kendisi ortak olarak öncü oldu. Bireysel menfaatler sağlama yerine toplumsal fayda sağlayacak kuruluşların Türk çiftçisine hizmet etmesi yönündeki politikalara özel önem verdi. Çiftçinin üretim araçlarını kolay ve ucuz temin etmesi ve tekniğine göre tarım yapması ve eğitilmesi yönünde çaba gösterdi.

Bugün gelişmiş ülkelere baktığımızda onun izlediği politikanın ne kadar doğru ve yerinde olduğu görülmektedir.  

Bizler bir zamanlar tarım sektörünü ve kuruluşlarını ekonomik sorunların kaynağı ilan ettik. Her türlü desteği bir yoluyla yok ettik. Çiftçiyi ve tarımı koruyan kuruluşları ucuz pahalı yem ettik. Böylece dünya ile bütünleştik. Tabii bu arada tarımın ve gıdanın stratejik önemini anlayan gelişmiş ülkeler tarımlarına ve çiftçilerine özel önem verirken, çiftçilerini toprakta tutmak için yöntemler ararken bizler tarımı ve çiftçiyi adeta bir tarafa bıraktık. Herşeyimizi düzene sokmuş, güçlü bir ülke yaratmış gibi davranmaya, tarımsal yatırımlar konusunda özel sektör mantığı içinde sorunlarımızı çözeceğimizi sanmaya başladık. Bırakın köyleri küçük kasabaları bile kaderine terk ettik.  

İhtiyaçlarımızı gerekirse ithalatla çözeriz düşüncesine kapıldık. Boşalan köylerimizi ve kasabalarımızı, azalan tarımsal nüfusumuzu gelişmenin bir işareti gibi göstermenin çabasına girdik. Her geçen gün köyleşen şehirlerimizin ve artan sosyal sorunların temelde plansız kırsal göç olduğu gerçeğini görmezlikten geldik. Verdiğimiz proje kaynakları ile çiftçilerin ve girişimcilerden yatırım yapacakların artmasını ve yörelerin atılım yapmasını bekledik. Çiftçinin milli gelirden aldığı pay ile nasıl ve ne kadar yatırım yapabileceğini düşünmek bile istemedik. Ama zorda kalınca bir zamanlar satmak ve yok etmek istediğimiz Et ve Balık Kurumuna sarıldık Doğruda yaptık. Aslında tarımsal kooperatifler bu işleri üstleninceye kadar kamu kuruluşlarına ihtiyaç olduğu gerçeğini son yem sorununda bir daha gördük.

Temsil ettiğimiz makamlarda 14 Mayısı çiftçiler ile kutlarken bir politikacı kurnazlığı ile örtebilir ya da görmezlikten gelebiliriz. Bu önemli ve anlamlı günde güzel ve renkli nutuklarla günü kurtarıp, sorunları öteleyebiliriz. Ama gerçeklerden kaçamayacağımızı bilmeliyiz. Çözülmeyen çiftçi sorunlarının büyüyerek karşımıza çıkacağını görmeliyiz. Kırsalı fakir kalan ve çiftçisi zenginleşmeyen bir ülkenin kalkınmasının mümkün olmadığını anlamalıyız. Hatta uzun vadede ülke güvenliğinin bile tehlikeye gireceğini göz ardı etmemeliyiz.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler gününde çiftçilerin yerine kendimizi koyup düşünelim. Küresel ısınmanın olumsuz etkilerinin her geçen gün arttığını, gıda krizinin kapıya dayandığı ve dünyadaki savaş tehlikesinin de bu çerçevede arttığını bilerek bu günü sözde değil özde anlayıp kutlayalım.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 403
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 753
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster