Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Nisan '10

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
847
 

1400. Yıl ve Kutlu Doğum Haftası I

1400. Yıl ve Kutlu Doğum Haftası I
 

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın her yıl düzenlediği “Kutlu Doğum Haftası”nın bu yılki açılışı, 14 Nisan Çarşamba akşamı İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde yapıldı. Açılışa Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal’ın da katılması sürpriz oldu. Ayrıca Baykal gecenin en güzel konuşmalarından birini yaparak hem dinleyicilere, hem de bütün ülkeye ikinci bir sürpriz daha yaptı.

Bilindiği gibi 2010, Kur’an-ı Kerim’in nüzulünün 1400. yıldönümü… Yani Kur’an, tam 1400 yıl önce, 610 yılının Kadir gecesinde ilk kez “İkra’ = Oku!” emriyle, Hz Muhammed’e vahyedilmeye başlamış ve bu kutsal sözler son Peygamber tarafından bütün insanlığa tebliğ edilmişti. Bu bağlamda hem Kur’an’ın, hem ilk vahyin, hem Hz. Muhammed’in peygamberliğinin ve dolayısıyla hem de İslâm’ın 1400 yılı bu sene… Diyanet İşleri Başkanlığı bu sebeple 2010 yılını Kur’an yılı olarak ilan etti ve Kutlu Doğum Haftası etkinliklerini bu konuya odakladı…

*****

Herkes biliyor ki, Kur’an’ın insanlara tebliğ ettiği yol, insanı insan yapan erdeme ulaşma yoludur. Yaratıcı, kullarına, tabiatlarına en uygun biçimde dünya hayatını geçirmek üzere hazırladığı bir kılavuz olarak “din”i göndermiştir.

Kur’an bir anlamda, bu dinin kurallarını içeren metnin, düzeltilmiş, geliştirilmiş, update edilmiş son versiyonudur, Hz. Muhammed bu gerçeği bize ulaştıran son elçidir, İslâm da insanı insan gibi yetiştiren, olgunlaştıran bu programın genel adıdır.

Bu kuralları tam olarak uygulayanlara “Müslüman” denir.

******

Kendini Müslüman olarak vasıflandıran ve yaptıklarının da “Müslümanlık” olduğunu iddia eden, birbirinden farklı pek çok zümreyle karşı karşıya olduğumuz için, çoğu kez toptan İslâm’ı, Müslümanları, hatta dini, bir kalemde silip atmayı tercih ediyoruz.

Gerçek İslâm’ı nereden nasıl öğreneceğimizi bilecek kadar hepimiz bilgi ve tecrübe sahibiyiz. Adına Müslümanlık dense de, akla fikre, mantığa bilime ters düşen bir takım garip hareket ve davranışların “İslâm” olarak nitelendirilemeyeceğinin de farkındayız.

Fakat gelgelelim, sosyal hayatımızı yönlendiren birtakım fikrî, siyasî, iktisadî, felsefi ve kültürel saplantılarımız yüzünden bu gerçeği teslim etmeyi, doğruyu yanlışı açıkça ortaya koymayı bir türlü beceremiyoruz.

*****

Allah katından gelen ilâhî dinleri bir tarafa bırakalım, inanmayı bir ihtiyaç kabul ederek ortaya çıkmış sosyal dinler, hatta iyi niyetle insanlara ve topluma hizmet etmek için kurulmuş bütün dernek vakıf ve benzeri kurumlar bile, insanların mutlu olmasını amaçlayan bir gayeye hizmet ederler.

Peşin bir kötü niyetle, şahsi çıkar amaçlı çeteleşme hareketleri dışında, kanarya sevenleri, evcil hayvan dostlarını bir araya getiren sıradan sosyal kulüplerin bile kişiye ve topluma mutluluk vermeye yönelik çaba içinde olduklarını hepimiz biliriz.

Buna rağmen toplumu saran kötülük tohumlarının nasıl ortaya saçıldığı, iyiliğin, güzelliğin, doğruluğun, her türlü soylu hasletlerin her geçen gün hızla ortadan niye ve nasıl kalktığı ise, cevaplanması gereken en önemli sorumuz ve sorunumuzdur.

Elimize mikrofonu alıp vatandaşlara uzatsak, belki herkesten farklı, üstelik hepsi de doğru cevaplar almamız mümkündür. Keşke en kısa zamanda böyle ciddi bir organizasyon yapılsa da, aksaklığın nereden kaynaklandığı çabucak ortaya çıksa ve biz de bu onulmaz yaramızı bir an evvel tedaviye başlasak…

Toplumun ciddi olarak “barış” içinde yaşamasını arzulayan aklı başında her insanın bu oluşuma katkı sağlayacak her çareyi, enine boyuna tartışıp bir çıkar yol bulunması için yüreğini ortaya koyması lazım.

Birilerini kızdırmamak, yerleşik düzenin alışılmış bazı çizgilerini bozmamak, yanlış bile olsa kendi yaptıklarımızdan vazgeçmemek uğruna herkesin sus pus oturması, ya da bulunulan duruma uygun sözler sarf ederek nabza şerbet verilmesi, problemleri “bugünlük” ertelermiş gibi görünse de, ileride başımıza daha büyük işler açması kaçınılmazdır.

Yapmak, uzun bir zaman, yoğun bir emek, ısrarlı bir çaba, vazgeçilmez bir inat gerektirirken, yıkmak bir anlık iştir. Onun içindir ki kötüler çok kolay başarırlar ve kötülükler hiç umulmadık zamanlarda karşımıza çıkıverir.

İyi bir projeyi yürürlüğe sokabilmek ise bazen yıllar alır, yine de tam bir netice alınamadan, başka bir olumsuzluk yüzünden o proje, sanki hiçbir işe yaramamış gibi algılanabilir. “Eğer bu arada gösterilen tüm o çabalar olmasaydı, ortaya nasıl bir sonuç çıkacaktı” bunu ayrıntılı olarak insanların zihinlerine ve beyinlerine yerleştirebilecek bir mekanizma ve bu iki durum arasındaki artıları eksileri hesaplayabilecek bir hesap makinesi yoktur.

Eğlenmek, dinlenmek, neşelenmek, sıkıcı iş ortamından, yıpratıcı sosyal baskılardan, düşündürücü ekonomik kısıtlamalardan kısa süreli de olsa kurtulup kendimize sanal da olsa mutlu bir ortam yaratmak hepimizin hakkı.

Ama göz göre göre olup bitenin farkındayken, sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi davranmak, bir ülkenin aydınlarına yakışır bir durum değil. Milliyet Blog’da kendini okur-yazar sınıfı içinde gören herkesin, bu vasfa yakışır biçimde ciddi olarak bu konularda fikir yürütmesi, önerilerde bulunması, yol göstermesi, farklı davranması ve bilinçli hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Karşımıza çıkan her fırsatı, kendimiz, çoluk çocuğumuz, geleceğimiz, ülkemiz, yurdumuz, insanımız, toplumumuz için değerlendirmek zorundayız.

Milliyet Blog yazarlarını, bu yılki Kutlu Doğum Haftasının aynı zamanda Kur’an’ın nüzulünün 1400. yılı olmasına yönelik etkinliklerle kutlanması kararı doğrultusunda, toplumun dinle ilişkisini, dinin hayatla, hayatın Müslümanlıkla bağlantısını, dürüst, gerçekçi, akılcı, çağdaş bir anlayışla ele alıp çözümler üretilmesine yardımcı olmak görevini üstlenmeye davet ediyorum.

Amacımız üzüm yemek olmalıdır. Şimdiye kadar “Bağcıyı dövmek” adına aklımıza geleni söyledik. Bir kere de olumlu katkı sağlayacak düşüncelerimizi kağıda dökmeyi denesek... Olmaz mı?

(Devam edecek)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 959
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster