Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '16

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
118
 

15. Akdeniz Şiir Günleri Antalya

15. Akdeniz Şiir Günleri Antalya
 

15. Akdeniz Şiir Günleri N. Sönmez, H. Erdem, M. Ceylan, H. D. Ünal foto.N. Sönmez arşivi


Şiir / biliyorum matarada su/torbada ekmek/ve kemerde kurşun değil şiir/ama yine de/matarasında suyu/torbasında ekmeği//ve kemerinde kurşunu kalmamışları/ ayakta tutabilir şiir.

Tarihsel gelişimi içinde şiir türlerinin hangi zorunlu toplumsal nedenlerden, hangi toplumsal ilişkinin sonucu olarak doğduğunu ve yer yer şairlerini ve dönemlerini genel olarak Türk Şiirindeki Yönelimleri burada çok uzun metinler yerine dinleyenlerimi sıkmadan kısa özetlerle anlatmak isterim.

Toplumsal değişimin dinamiklerinden biri olan şiir kendisi de sürekli bir değişim, gelişim içindedir. Bu sözünü ettiğimiz değişimleri önce şairler akıllarında, yüreklerinde yaşarlar. En insani, en derin estetik yapılara ulaşarak şiirle insanın en üst düzey eylemsel dilini yakalarlar. Ve bu yönleriyle şair dönüştürücü, değiştirici ve devrimci olmak durumuyla karşı karşıyadır.

Kullandığınız şiir yapısı kendinizi tanımlamakta, anlatmakta yetersiz ise yeni biçim, anlayış ya da ölçülere yönelim göstermek durumundasınız. Şair önce kendine yönelir. Sonra içinde bulunduğu nesnelliğe bakar. Bu ikisi arasında gidiş gelişler sonucunda anlam düzleminde şiiri şekillenir.

Şiirde yönelimler var olan akıma genellikle bir tepki, bir doymuşluk ya da şiirin daha işlevsel mezralara çekilme gereksiniminden oluşturulduğunu söylemek mümkün. Türk şiirinde yönelmeler bir nicel birikimin sonucu ve toplumsal bir gereklilikten doğan değişimler olduğu dikkat çekiyor. Bu açıklamalara Mehmet Hızlan Doğan’ın “Sanatçıyı yönelişlere sevk eden en önemli baskı unsuru okurdur” düşüncesini ekleyebiliriz.

Türk şiirindeki en belirgin yönelimi olan 13. Yüzyıldan 19. Yüzyıla kadar hâkim olan Divan şiiri, şairlerin batıdan etkilenerek modern şiire yönelmesiyle uzunca bir süre saraya hapsedilen dil ve şiir özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu yönelim her alanda yenilik bekleyen bir toplumsal gerekliliğin sonucudur. Bu konuda öncü olan Namık Kemal ve öğrencisi sayılabilecek Tevik Fikret’in şiirlerindeki temada görmek mümkün. Zulme ve saltanata karşı savaş açarlar. Padişaha aleyhinde şiirler yazarlar. Eserlerinde her alandaki çürümüşlüğü ve çözülmeyi yansıtırlar. Ama bu eleştirel bakışın yanında düşlediği, aydınlık güzel bir dünya vardır şiirlerde. Tevik Fikret’in o güzel dünyasında kendi çocukları, ülkenin gelecek gençleri vardır. O gençleri aydınlık bir gelecekte görmek ister. Bu yönüyle Mustafa Kemal ile Tevfik Fikret birbirine benziyorlar dersek yanlış bir şey söylemiş olmayız zira en çok etkilendiği sanatçıların, aydınların başında Fikret’in geldiği söylenir.

Gelecek Günler

 T. Fikret

Gelecek günler senin/taptaze günler, aydınlık günler,/zaten ne var ne yok hepsi senin değil mi ki?/ ey umudun ak yüzü/aynan karşında, bak işte:/sabahlı bir gök, lekesiz süt gibi/titreyen kucağını açmış seni bekler/haydi durma davran/insanların gözü sende, ey tanyeri/ey cıvıl cıvıl yaşamayla doğan/sensin umudu günümüzün,/alnında yeni bir yıldızla/-yok yok yıldızla değil-/alnında bir güneşle doğ ufuklara/geçmiş bütün acı yıllar gömülsün karanlıklara/bir saati bile geri gelmesin geri/bir daha yaşanmasın o cehennem/yurdun var senin cennet gibi güzel/ şu gördüğün kız bil bakalım kim/zümrüt gibi bakan inci gibi gülen?/o işte yurdun senin/…  sy 84 Bu Günün diliyle Tevfik Fikret  A. Kadir

Diğer yandan Osmanlıcığın, İslamcılığın, Batıcılığın iflas etmesinin sonucu Milli Edebiyat dönemini başlaması da şairin öz değerlerine, diline bir yöneliştir.  (Milli Edebiyat,1911’lerde Genç Kalemler’de) Ürünlerini yabancı etkilerinden sıyrılarak, kendi ulusal değerlerimize dönmeyi, halka kendi diliyle seslenmeyi ilke edinen 1908 devrimiyle başlayıp 1923'e değin süren bu yönelime katılan sanatçıların oluşturduğu topluluk aslında dildeki arılaşma isteğiyle dil devriminin de temellerini attığını söyleyebiliriz. Bakın burada şairin değiştirici, devrimci yaklaşımı devam ediyor.Fikret’in de Namık Kemal’in de şiirlerinde bolca işledikleri yeni bir dünya var. Aydınlar, sanatçılar çöküşe neden olan koşulların altında kalmak yerine; tüm toplumu silkeleyip felsefe ve sanat adamı olarak toplumun devinimsel dönüşümünde rol alarak yeniden bir çıkış arama durumundalar.(1)

1928’deTürk Edebiyatının asırlarca Doğu edebiyatını, Tanzimat'tan sonra da Batı edebiyatını taklit ettiğini öne sürerek artık kendine dönme vaktinin geldiğini öne sürerler. Yedi Meşaleciler, Milli Edebiyat şairlerine ve Beş Hececilere tepki olarak bu akımı oluşturmuşlardır.

Cumhuriyetin ilanından sonra işlevinin ağırlık kazandığı bir şiir söyleyişine ihtiyaç duyulmuştur. Bu dönemden söz ederken cumhuriyet ideolojisini henüz o kavramdan bihaber halkın eğitiminde etkili olan Köy Enstitüleri ve Halk Evleri kadar şiir de etkindir. Roman da etkindir. Cumhuriyetle birlikte toplumun yeniden inşasında, şiir etkin bir değiştirici, dönüştürücü rol üstlendiğini söyleyebilirim.

Fransa’da Didero, J..J Russo, Wolter, gibi sanatçılar yayınladıkları Manifestolarıyla ve eserlerinde işledikleri konular adalet, eşitlik, özgürlük gibi temalarla halkı bilinçlendirdi.  Devrimin gerekliliğine halk inanarak yürüdü. Bizde ise tam tersi oldu: “Cumhuriyet” kavramı devrimden sonra tanıtılmaya yerleştirilmeye çalışıldı. Bu nedenle edebiyat bu dönem işlevseldi.

Bu resmi anlayışın dışında 40’lı yıllarda Garipçilerin şiir estetiğini sokak diliyle vermeye çalıştığı döneme tepki olarak ve ellilerin baskıcı iktidarlarına duruşlarıyla bir fark yaratan 1965’lere değin süren İkinci Yenici şair kuşağından söz edebiliriz. 36’larda Nazım Hikmet’in eserlerine gelen yasağın altmışlı yılların özgürlükçü anlayışıyla kalkması şiirde toplumcu gerçekçi anlayışın ivmesinde tekrar yükseliş göstermiştir.

Bu dönem değiştirici olmaktan çok esen rüzgara göre şekil alan şiir 1960 ve 1970’lerde dünyada ve Türkiye’de yeni kuşaklar siyasi tartışmaların, sert çatışmaların ortasında hayata gözlerini açıyorlardı. İdeolojiler, doğrudan politik eğilimlerden beslenen dünya görüşleri ciddi bir buluşma, ayrışma noktasıydı. Dolayısıyla o dönemlerin genç şairleri de (Ataol Behramoğlu, İsmet Özel, Refik Durbaş, Veysel Çolak, Ahmet Telli vd.) poetika ile politikayı birbirinden bağımsız düşünmüyor, şiirini öyle kuruyorlardı.(2) Bu dönem şairlerine onur konuğumuz Hüseyin Yurttaş’ı da 1960 sonrasının "ikinci kuşak" şairleri arasında toplumcu, geniş soluğuyla dikkat çeken bir şair olarak eklemek gerek.

Sonuç olarak Türk şiirinde birlikte hareket eden kuşaklara baktığımızda XIX. yy. ortalarında Şinasi- Namık Kemal- Ziya Paşa üçlüsünü   XIX. yy. sonlarında Tevfik Fikret çevresinde toplanan Edebiyat-ı Cedidecileri, XX. yy. başlarında Yedi Meşalecileri, 1940’larda Garipçileri, 1960’larda Ataol Behramoğlu- İsmet Özel hareketini görüyoruz. Bu toplaşmalar dışındakiler genelde el yordamıyla, uzaktan tanışmalarla olagelmiştir. İkinci Yeni de olduğu gibi.

Yakın zamanlara gelince…1980- ve 90 Kuşağı şairlerinin genel anlamda en iyi yapıtlarını yayımladığı yıllardır. Dolayısıyla bu dönemde kopuş yaratan bir kuşaktan değil ama tek tek iyi şairlerden (Birhan Keskin, Serdar Koçak, Didem Modak vd.) söz edilebilir.(3)

1980’lerde her türlü özgürlükçü düşünceyi silip süpüren, kitabı korku nesnesi haline getiren bir darbenin ardından; okumayan, kitaptan uzak bir toplum yaratılmış, şiirde de ağır imgelerin içinde dünya görüşünü gizlemeye çalışan bir şair kuşağının yanında, kavramların içi boşaltılmış, postmodern anlayışlar ön plana çıkmıştır. Baş kaldırmak yerine, şiir kendi suskun mezrasına çekilmiştir. Bir siyasal kırılma söz konusudur.

Bu siyasal kırılmaya dur diyebilecek bir çıkışı ise Veysel Çolak, Metin Cengiz, Seyyit Nezir, Hüseyin Haydar ve Tuğrul Keskin imzalarıyla Broy dergisinin Kasım 1988 tarihli 27. sayısında Yenibütüncü Şiir Manifestosu yayımlayarak yaptılar.

Yenibütüncü Şiir Manifestosu günümüzde de geçerliliğini koruyan  hem şiir yaşamı, hem de toplumsal yaşamı konusu yapan bir anlayıştır.“Yenibütüncü Şiir”

Yenibütün akımıyla yazılan şiirler toplumcu gerçekçi şiire paralel olarak gelişen bu hareket aslındaGezi’nin tarif ettiği insan tam da Yenibütün’ün tarif ettiği, kendiliğindencilikle, ademi merkeziyetçilikle karışık ancak son derece hızlı, zeki, mizahi ve yardımsever, bireysel ve toplumsal/kolektif “Hayat kadar dağınık ve hayat kadar örgütlü” insandır.(4)

İki yıl boyunca Melih Cevdet Anday, Asım Bezirci, Mustafa Öneş, Mehmet H. Doğan, Cemal Süreyya,, Ahmet Oktay... gibi birçok şair ve yazar tarafından tartışılır. Açıkça söylenmese de birçok şair, Yenibütüncü şiir manifestosunun getirdiği ilkeler çerçevesinde yer alır. Cemal Süreya 999 Yüz adlı kitabında "Hepimiz Yenibütüncüyüz." diyerek bu genel yönelmeyi ortaya koyar.(5)

Peki sonrasında şiire ne oldu onca  yıldır şiir yok mu diye soracaksınız? Yeri gelmişken 2003’te Baki Asiltürk (Ayhan T.) Tarafından Budala dergisinde yayımlanan “Soylu Yenilikçi Şiir”i, manifestosundan, 8 yıl sonra yine kendisi Kopuk’u yayınlayarak  uzaklaşıyor. Yücel Kayıran’ın “Felsefi Şiir”i  Türk şiirinin temel problemleriyle hesaplaşan yazılardan oluşuyor. “Evet, Etik” kitabı ise, Türk şiiri ortamındaki pragmatist ve patronaj zihniyetin eleştirisi ile Türk şiirindeki tutarsızlıkları, ithal ikameci şiir anlayışlarını irdeleyen yazıları içeriyor (Varlık, 2004) Efe Murad-Cem Kurtuluş’a ait “Madde Akım Manifestosu” (2004), Ahmet Güntan’ın 2005 yılında Kitap-lık dergisinde yayımlanan “Parçalı Ham Manifestosu”, Hayriye Ünal’ın bugüne bir kitap halinde taşıdığı (Eşikteki Özgürlük, Hece yay.) Çok sesli Şiir’i, biraz daha geriye bakınca Mustafa Akar-İsmail Kılıçarslan’ın Koma şiir’ini, bu günlerde ise İbrahim Tenekeci’nin Minör Şiir’ini, Celal Fedai'nin Neo-Klasik Şiir'ini, Yüksel Pazarkayanın somut şiirini ve Heves, Zinhar ve Ücra gibi dergilerde yayınlanan deneysel ve görsel şiirden söz edebiliriz (6)Peki bu eleştirilerin altını dolduracak şiirler geldi mi, hayır.

Özellikle deneysel şiirde deney var ama şiirin yok hükmünde olduğunu söylemeliyim. Görsel şiiri ise Windows programlarında harfleri eğip bükerek oluşturulan görselliğe şiir denemez

Deneyseli ben resimde, sinemada çok başarılı buluyorum. Örneğin oyunculuktan sıkılan Jack Sparrow yönetmen olarak kendi filmini çekmesi başarılı bir deneysel sinema örneğidir. Macar sinemasının yakaladığı dilde deneysellik vardır. Bir de bizim Nuri Bilge Ceylan uluslar arası düzeyde sinemada farklı bir dil oluşturarak bunu başardı. Nuri Bilge Ceylan sanata fotoğrafla girdi. Öncesinde fotoğrafçı olan bir yönetmendir. Bir fotoğraf duvarda aylarca, yıllarca kalabilir. Bu duranlığı Nuri B.Ceylan sinemaya aktarınca farklı bir sinema dili oluştu. Ve her çalışması seçici kurullarca ödüllendirildi. (yeni çalışmalarında bu dilden giderek uzaklaştığını üzülerek söylemek isterim)

Sonuç: Altı doldurulmamış da olsa bu manifestolar ve manifesto yerine geçen şiirler çok uzaklarda kalan cılız yıldız ışıkları gibi bize göz kırpsa da yetmez. Bize gözümüzü kamaştıracak güneş aydınlığında şair duruşları ve onların toplumu silkeleyen, yön veren güçlü şiirlerine gerek var. Şu an yangın yeri olanülkemizdeki siyasal gelişmelere paralel bir duruş sergileyebilmiş bir şair kuşağından söz etmek zor. Bir de buna ”steril” şiir kurucularının kurdukları “şura baskısı”nı eklemek gerek.

Son söz olarak: Bu bilişim çağında, bunca iletişime rağmen insan, teknolojik ortamların yalnızlığında içine kapanan, suskuya itilen, kimliksizleştirilen, kullandığı dili etkisizleştirilen, birikimsiz, şekilci üretimlerin kaygısını taşıdığımı söylemek isterim.

Günümüzde 15 günde ikiye katlanan bilgi, saniyede bir düşen milyonlarca Twit, sanal ortamda imlecin ucunda bir tıkla her an yeni imgelere yelken açan genç insanlar, gelenekle, var olanla yetinmeyecekleri açık olup yeni anlayışlara, yeni zevklere, yeni yönelimlere yelken açmaları çok doğaldır.

                             

Yararlanılan kaynakçalar ve alıntılar:

1-      Prof. Dr. Yakup ÇELİK 1940 kuşağı toplumcu şairleri ve halk şiiri

2-      1980 kuşağı şiir  t24 Baki Asiltürk ile Çağlayan Çevik in roportajı

3-      Broy Yay. _İstanbul, 1997, 200 s.

4-      1- Mecit Ünal (Aydınlık)

5-       (Milliyet Sanat)

6-       (2000’Lİ YILLARIN ŞİİR ORTAMINA 2015’TEN BAKIŞ* / Zeynep ARKAN)

7-      Son Yüzyıl Türk Şiiri Antolojisi İstanbul 1987 Sosyal Yayınları.sy 747)

8-      Doç.Dr. Yılmaz DAŞÇIOGLU, Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirini Hazırlayan Şartlar)

9-      A. Behramoğlu. Şiir Hayatın Neresinde sy 46

10-   Adem ÇALISKAN Ana çizgileriyle Cumhuriyet Devri Şiirine Teorik Bir Yaklaşım

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 825
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Kastamonu Eğitim Yüksekokulu Sınıf Öğrt. bitirdikten sonra A...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster