Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
864
 

15 Ocak Pazartesi

15 Ocak Pazartesi
 

Günlük haber değerlendirmesi yapmaya çalıştığım bu yazı serisinde, manşetlerde yer alan İstanbul haberlerinin de Türkiye'nin gündemini oluşturabileceğini söylemiştim. İstanbul Türkiye'nin kültür ve ticaret başkenti. Aynı zamanda dünyanın birçok devletinden kalabalık nüfusuyla, ülkenin beşte birini sinesinde barındırıyor.

Bu ölçüleri nazarı itibara alarak böyle bir sonuca varmıştım ama, yine de acaba yanlış mı yapıyorum diye endişelenmiş, bazı tepkiler gelebileceğini düşünmüştüm. Bugünkü gazeteler doğru düşündüğümü bana hissettirdiler. Çünkü başbakanın İstanbul trafiğine çözüm amacıyla ortaya attığı öneriler, tüm gazetelerin manşetinde yer aldı. Yani gündemde bugün İstanbul var diyebiliriz.

Akşam gazetesi, ilginç bir başık kullanmış. Plaka şeklinde bir zemine "34 DUR 2007" demiş. Pek çok anlama gelecek ve değişik şekillerde yorumlanacak güzel bir başlık diye düşündüm. Çünkü böyle bir fikrin önce farklı zeminlerde enine boyuna tartışılması gerekir.

Basın, bu tür kamuyu ilgilendiren konularda, birbirinden değişik görüşlerin ortaya atılarak, doğrunun bulunmasına yardımcı olacak bir konumda olmalıdır. Oysa pek çok gazete başlığında karşı çıkılan bir tavır sezinleniyordu bugün. Fikre en çok karşı çıkanların başında, anamuhalefet lideri sayın Baykal olduğu için, başlıkların bir kısmı da onun sözlerinden alınmıştı.

Cumhuriyet gazetesi "Vize akla aykırı" diyordu Baykal'ın ağzından. Gözcü gazetesi de hemen hemen aynı mantıkla "İstanbul'a vize saçmalık" manşetini atmıştı. Sabah gazetesi de "Mantığa aykırı, olamaz" demekteydi.

Vatan'ın manşeti gazetecilik açısından daha vurucuydu: "Metro var da, binmedik mi?"

*****

Diğer önemli, fakat o derecede netameli bir konu, "Türkiye Barışını Arıyor" Konferansının yankılarıyla ilgiliydi.

Birgün gazetesi "Tek yol barış ve kardeşlik" demişti manşetinde. Bu söze karşı çıkabilecek bir tek ne Türk ne Kürt düşünemiyorum. Fakat insan ister istemez sormak ihtiyacını hissediyor. Bu barış ve kardeşlik ne zaman, nasıl, kimin tarafından bozuldu?

Eğer şu an bir çözüm arayışındaysak, geçmiş yaraları kaşımadan, şu andan itibaren barış ve kardeşliğin sağlanması için nasıl bir katkı gerekiyorsa, onu hemen başlatmamız lazım değil mi? Soruya muhatap olan ve bunun cevabını verecek olanlardan, en azından bu söylemin samimiyetini ortaya koyacak bir davranış beklemek herkesin hakkı.

Yoksa kağıt üzerinde kimsenin barış ve kardeşlik kelimelerine söyleyecek sözü yok. Ancak söylemler değil, eylemler burada tayin edici rol oynuyor. Gözcü gazetesi de bu noktaya dikkat çekmek ister gibi "Sözde barışçılar" manşetini atmış.

Radikal gazetesinde konuyla ilgili başlıkta da değinildiği gibi "Diyalogsuz barış zor". Barışın sağlanması için "aslında ben haklıydım" iddiası ve beklentisinin olmaması lazım. Oysa dünkü gazetelerin başlıklarını dolduran ünlü yazar Yaşar Kemal'in söylemi, maalesef tamamen bu teze yönelikti.

Diğer konuşmacıların da benzer söylemlerle konferansa katıldığı dikkate alınırsa, "Türkiye Barışını Arıyor" başlığı sanki havada kalacak. Çünkü böyle bir durumda, karşı söylem olarak "Peki nerede arıyor?" diye sorarsak, "bir tarafın haklılığında, öbür tarafın haksızlığında" gibi bir sonuç çıkıyor ki, barış böyle aranmaz da, bulunmaz da...

*****

Daha sonra sırada Irak konusu var tabi. Bush, bazı itiraflarda bulunmuş. Vatan'ın "Utanç itirafı" diye verdiği manşeti, Bugün gazetesi Bush'un ağzından "Irak'ta durum daha kötü" diye vermiş. Hani bizde bir tabir var ya, "Günaydıııın" deriz. Başka bir şey gelmiyor aklıma...

*****

Irak'la bağlantılı bir Kerkük meselesi de var gündemde. CHP lideri sayın Baykal atakta bulunarak hükümete bazı tavsiyelerde bulunuyor. Güneş gazetesinin manşetine göre, başbakan'a "Savaş yetkisi al!" demiş. Posta'nın başlığına göre de "Irak'a asker gönderelim."

Farklı bir strateji, mi, iç politikaya yönelik bir oyun mu, doğrusu çözemedim. Önümüzdeki günlerde umarım netleşir.

*****

Hürriyet gazetesi, "Okula gidemedi, kocaya gidiyor" manşetiyle, öğrencisizlikten kapanan bir lisenin kız öğrencilerinden birinin, okul kapanırsa beni evlendirirler dediğini hatırlatarak, şimdi bu durumun gerçek olduğunu anlatıyor.

Hepiniz bu olayın, Doğu veya Güneydoğu Anadolu'da geçtiğini tahmin etmişsinizdir, ama değil. Olay yakın zamana kadar başkente bağlı bir ilçe olan Kırıkkale'de geçiyor.

*****

Radikal gazetesi dün Sezen Aksunun hazırladığı sayfanın sanki devamı mahiyetinde, kadınların durumunu ele alan bir manşet atmış bugün. "İşyerinde egemenlik kayıtsız şartsız erkeğin." Erkeklerin çoğunlukta olduğu işyerleri için doğru olsa da, pek çok sektörde ve pek çok birimlerde, bunun giderek kadınlar lehine değiştiğini düşünüyorum.

*****

Sabah gazetesinde yine yüreklerimizi acıtacak bir manşet var: "O bebeğe aile bulamıyoruz". Bahsi geçen bebeği hepiniz hatırladınız sanırım. Daha iki yaşını bile doldurmadan adı tecavüze karışan talihsiz yavru. Devlet bakanı Nimet Çubukçu, bu bebeği evlat edinecek bir aileyi henüz bulamadıklarını açıklamış.

*****

Dudaklarınızda tebessüm uyandıracak Gözcü gezetesinden iki manşetle bugünkü turumuzu noktalayalım.

Aslında ilk haber oldukça trajedik. MEV Basınköy İlköğretim Okulu müdiresi Ebrize Çeltikçi Çocuk Zirvesi Kutlama Toplantısı organize etmiş. Bakanlık onaylı toplantı çok başarılı olmuş ve müdire, başbakan Erdoğan tarafından tebrik edilmiş. Fakat öğretmeni kıskanan vakıf müdürü, benden izinsiz çocukları nasıl zirveye götürürsün diyerek, müdire hanımı tazmınatını da ödemeden işten atmış.

Başlık şöyle. Hani bazen kendi aramızda espri yaparız ya, maaşa zam işe son diye, onun gibi bir şey. "Tebrikler... kovuldun."

Son haber ünlü komedyen Cem Yılmaz'la ilgili... "Bonus Mayk". Araba tutkunu Cem Yılmaz 70 bin liraya bir Mini Cooper almış. Alır, alır ne var bunda diyeceksiniz. Elbette zaten bunda bir şey yok. Ödemeyi tek çekimde kredi kartıyla yapmış ve tam 350 lira Bonus kazanmış.

Bugünlük de bu kadar. Yarın görüşebilmek umuduyla..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet, seviyorum; İtiş-kakışsız, kendimce değerlendirmelerime yakın, tarafın birisinden olup polemiğe dönüştürücülükten uzak, ''orta halli halktan biri'' gözüyle... Kötüyü de iyiyi de görmek, elimizden geliyorsa gösterebilmek zorundayız. Aksi halde, ya herşey güzelcilerin aymazcılığıyla rehavete kapılacak, ya da herşey kötücülerin öfkesiyle bunalımlara sürükleneceğiz. Ellerinize sağlık. Saygılar.

Özcan Çeltik 
 18.01.2007 8:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 955
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster