Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Haziran '13

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
736
 

15 Trilyon Dolarlık serseri Mayın…

15 Trilyon Dolarlık serseri Mayın…
 

Dünya finans merkezlerinde daha yüksek kazançları kovalayan, Dünya Köyüne ait ve hiçbir devlete vatandaşlığına bağlı olmayan sıcak paranın internet tellerinde dolaşan güç. Ülkelerin borsalarında spekülatif borsa oyunları oynayarak, sadece para satıp alarak kazanan bir güç.

Bir Ülke ekonomisini bir haftada yerle bir edebilecek özgürlük! Ve o Ülkeyi dümdüz edebilecek insan havsalası ile idrak edilemeyecek kadar sinsi hareket yeteneğine sahip, ama asla Uluslararası diplomatik kurallara uyma sorunu olmayan 15 trilyon dolarlık serseri mayın…

Bu mayının Ülke içindeki hareketlerine karşı yeterli rezervi olmayan ekonomiler, bu para hareketlerine dayanamazlar. Bu, sıcak para kaçışı ya da girişi olarak sadece ifade edilebilen ancak seyredilebilen ve doğrudan yatırım veya kağıtlara dönüşerek her an el değişerek internet telleriyle dolaşan paradır.

Doğrudan yabancı yatırım, hisse senedi, döviz veya yerel paraya dönüşerek iç piyasada dolaşıma dahil olan, sadece para satıp para alan bir borsa oyunu.

Sosyalist Rus ekonomisinde para satısı veya benzer ilişkilerle paradan para kazancı elde etmek yasaktı. Para ancak üretim sürecine girerek üretim esnasında ürettiği artı değerden, kendisi ve üretim sürecinde yer alan emek payını alırdı.

Ancak batı ekonomilerinde (liberal ekonomi) artı değerin bölüşümüne; sermaye, emek, bir de para sağlayan finansçılarda eklendi. Dolayısı ile üretim sürecine sermaye sahibinin fabrikasında emek- sermaye bölüşüm unsurları arasına sermaye sahibine para satan para tacirleri (Finansörler) de dahil oldu. 

Ülkemiz iç ekonomi ve finans ilişkileri, GSYH’nın (Ulusal vergi gelirler) kamu giderlerini karşılayamaz olduğu durumlarda yüksek faizle iç borç alır. Bu iç borçlanmadan elde edilen faiz gelirleri iç mali tablolarından şirket bilançolarında finansal gelirler olarak beyan edilirler. Bütün ticari şirketler, üretim işletmeleri, finansal kuruluşlar, Devletin borçlanma ihtiyacı durumlarında, satın aldıkları devlet kağıtlarını olduk kısa vade ve yüksek faiz düzeyinde kalmasından hiçbir milli üzüntüye kapılmadan, daha kısa vade ve daha yüksek faizle Devlete para satmak için yarışa girerler. O kadarki kendi aralarında anlaşarak yapılan Devlet iç borçlanma argümanlarına kendi aralarında anlaşarak faiz miktarını ve vadeyi kısaltmak için Devlete şantaj yaparlar. Bu 2001 krizi dönemlerinde, yıllık milli hasılanın %86’nın iç borçlanma faizine gitmesi nedeniyle, eğitim, sağlık, güvenlik ve sosyal devlet alanlarına bütçeden ayrılan pay standardın çok altına kalıyordu.

Son on yıldır uygulanan ekonomideki disiplin ve cesur adımlar reel faizin tek rakamları kadar inmesi, enflasyonu da %5’in altına kadar inmesini sağladı. Devletin iç borçlanma ihtiyacının nerdeyse sıfırlanması bu alanlarda yüksek kazançlarla kazanan çevrelerin öfkelenmesine ve içten içe hükümete açıktan olmasa da içten içe düşmanlık psikolojisine düşmelerine yol açtı. Şirketlerin beyan edilen yıllık bilançolarında, yıllık kar tutarları üretim karlarını düşürdü. Verimliliğe ve üretim geliştirme kalite yükseltme fikirlerinden uzaklaştırdı.

2001 yılında bir buzdolabı bu günkü parayla 1450,00tl iken ortalama bir emekli maaşı 245,00tl, asgari ücret 186,00tl idi. Bir emekli 6 maaşıyla ortalama bir buzdolabı, asgari ücretli ortalama 8 maaşıyla buzdolabı alabiliyordu. Bu gün ortalama emekli 1.2 maaşıyla bir buzdolabı alabilir, asgari ücretli iki maaşıyla buzdolabı alabiliyor. Bunun en anlaşılabilir açıklaması, Devletin borçlanma faizleri ile %35 dolayında müzminleşen enflasyondu. Bu ikili aslında ekonominin zorunlu içinde bulunduğu çıkmaz değildi. İçerde oynanan finansal oyunlar ve vatandaşı veya çalışanları, Devleti yönetenlerle sermaye sahiplerinin ve borsa oyunlarının halka kurduğu acımasız tuzaktı.

Şirket bilançolarında ki kar rakamları içindeki finansal gelirlerin payı %70-85 dolayına kadar yüksek görünmesi, işletmelerin üretim yerine sermayelerin Devlete yüksek faizlerle satmaları ile elde ettikleri emeksiz faiz gelirleriydi.

1998 yılından beri finans sektörü ve para piyasalarının gözetim ve denetim mekanizmalarının kurulup özerkleştirilme çalışmaları ve bankalar ile finansal alana getirilen özerk denetim sistemleri, mali sektörü etkin denetim altına alınması belki de bu günlere gelinmesinin önemli atılımı olmuştur.

Konu; Gezi Parkı eylemlerinden 10 gün önce bir bankaya 200 küsur milyon ceza kesilmesi ve bu bankanın, gezi protestoların filli olarak destek vermesine sebep gösteriliyor. Bu benzer daha bir çok mali güç merkezlerinin gezi parkı eylemlerine fiilen kendi amaçlarını düşünerek bu eylemlerin hükümeti düşürmesi yönünde bir yöne çevirme sebebi sayan görüşler az da değil gerçekçi savunuları da ikna edici gözüküyor. En üst düzey yetkililerden kamuoyu ile paylaşılan “bu eylemin ardında faiz lobisi var” açıklaması yabana atılır iddia değil. Ortalıkta bu durumla ilgili çok inandırıcı oldukça fazla görüşler var.

Bu meselenin Uluslararası ayağı da hesaba katıldığında manidar senaryolar az değil. Ayrıca bu ve benzer çıkar şebekelerin, gezi parkı için kendiliğinden gelişen insani duyarlılıkların toplu muhalefet ve sivil itaatsizlik yoluyla kendini ifade demokratik tavrın demokrasimize sağlayacağı katkı ve alınacak sosyolojik mesajların doğru okunmasını zorlaştırmıştır. Umarım devlet ve millet sapı samanı ayırarak Ülke demokrasimiz için bu güne kadar ertelenmiş demokratik sorunlar ve demokratikleşme arayışları için olumlu dersleri kavramıştır.

          

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                      

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkiye özgür bir ülke değil. Afganistan olmasına ramak var. Yobazlar sokakta satırla geziyor. Ramazanda değil alkol, sokakta su içeni bile doğrayacaklar. Bu durumda baskı altındaki vatandaş (hani o anasını da alıp bir türlü gidemeyen) sokağa döküldü. Bıçak kemiğe dayandı. Hesap günü geldi. Herkes saflarını seçti. Erdoğan ağzındaki baklaları döktü, ya sünni ya düşmansın, dedi. Bundan sonrası maçın sonuna kadar böyle gidecek.

Mehmet Dinlet 
 26.06.2013 12:02
 

Emekli maaşı ve buzdolabı oranlamasındaki iyleşmenin hemen arkasında ucuz Dolar kuruna bağlı ithalatın payını gözardı etmemek gerekir tabii ki ve hükümetin uyguladığı mali disiplinin esasında bu yapılan ithalattan aldığı krrediler üzerine kurulduğunu da...sonuç emekli 1.2 maaşıyla buzdaolabı alabiliyor ama özellikle son 1-2 yıllık sürede dikkat edin dış borç/GSMH oranıda hızla yukarı gidiyor saygılarımla...

selahattin demir 
 21.06.2013 0:33
 

Çin malları her malı ucuzlattı, enflasyon tüm ülkelerde düştü. Filipinler bile çağ atladı, her evde klima ve LCD televizyon var. Araba da ucuz artık. Her yer lüks cip dolu. Bizde AKP o kadar şanslı ki insan geriye dönüp baktığında diyor ki: Ecevit'in ne suçu vardı da sıcak para o kadar azdı? Fakat AKP yolun sonuna geldi. Gidişi ekonomik çöküş ve ABD ve AB gibi güçlerden yediği tokatlarla olacak.

Mehmet Dinlet 
 20.06.2013 19:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 536
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster