Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mart '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
867
 

16 Mart Senfonisi

16 Mart Senfonisi
 

Mart, mart hangi mevsimi muştularsın, baharı mı? Beni mi kandırıyorsun, baharı mı?

Ellerimde kitaplarım, üniversite önündeyim, Beyazıt meydanında bir salkım söğüt, nereden bilsin gözlerinin önünde az sonra parçalayacak köpekler etimi, hem de baharın ilk günleri hem de yaşamak en çok bana yakışırken. ‘‘Ağlama salkım söğüt ağlama, kara suyun aynasında bel bağlama…’’

Mart, mart ilk aşk mıydın yüreğime damlayan, hani bir eylem alanında düşürmeden beni bu derdin koynuna, yan yanayken yanan insanlara…

Mart, daha iğdeler kokmuyordu, erik yeni yeni, tane tane çiçek açıyordu nereden girdin hayatıma…

Densiz abluka, asılsız yalan, zamansız ölüm git başımdan, dur bomba düştüğün yerde patlama, n’olursun dur.

Yedi kat yerin ve yedi kat göğün yaratıcısı, neden hiç değil, yedi? Beyazıt meydanının arnavut taşlarına serilen yedi beden, yedi can, bir kutsallık mı, yoksulluk mu, yokluk mu yoksa apansız yakalayan arsız bir aşk mı?

Ellerim yanık, ellerim perperişan ve beni perişan bırakıp giden zaman, neden yedi tanrım hiç düşündün mü?

Beyazıt meydanına bomba attılar, kulağım kesildi, boynum kan revan al sür aşkım yüzüne ne kadar yakışıyor kan.

Mart, mart gelme üstüme bahar bana çok uzak kış olabildiğince içimde ve sarı buklelerine doladığım hayat, yedi devrimcinin düştüğü yerde filizlendi.

Gözyaşı tarlasında okunan türküler gibi, hani sen gözyaşımı hiç sevmezsin bir devrimcinin ardından yas tutulmaz marş söylenir ya, ölümümü öyle yatsı öyle ötele, ölümüm içimde nevrozun başladığı günde…

Mızgin, gelme çocuk gelme üstüme, elimin kınasını al; gerekiyorsa elimi, kolumu ama gelme üstüme…

Mart’ın 16’sında yedi can, düştük gün ortasında yedi can nerden bilebilirdi tanrı sekizinci benim düştüm yemyeşil deryaya, yol yedi yıl, yedi yıllık zaman…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

belli ki, çok şey anlatmak istiyorsunuz... yüreğiniz,aklınız dolu... yazmak istediğiniz şeyler çok hoş... biraz daha sade ve zorlamadan yazsanız, yani; su gibi berrak olsanız, sel gibi aksanız, ne hoş olurdu... ama siz bulanık su gibi, yaralı duygu gibi yazıyorsunuz.. nasıl yazarsanız yazın yazılarınızı okumak çok hoş...

Aklin ATA 
 26.04.2008 2:42
Cevap :
belki bulanık suda yüzmeye çalışan kızıla aşık küçük siyah bir japon balığıyımdır bilinmez... yorumunuz için teşekkür ederim sevgilerimle...  26.04.2008 13:00
 

güzel bir anlatım, ağıt dilinde, teşekkürler.

erol aslan 
 23.04.2008 0:11
Cevap :
değerli yorumunuz için teşekkür ederim... sevgilerimle...  24.04.2008 11:45
 

Sabahın bir sahibi var Sorarlar bir gün sorarlar Biter bu dertler, acılar Sararlar bir gün, sararlar... Yazın ve duyarlılığın için teşekkürler....

MEMET YÜCEL 
 20.04.2008 0:43
Cevap :
şişli meydanında üç kız biri çiğdem biri nergis vuruldular güpegündüz sorarlar birgün sorarlar, biter bu dertler acılar sararlar birgün sararlar.... sevgilerimle...  21.04.2008 23:25
 

unutmayalım, unutturmayalım, unutmak faşizmdir... sevgimle...

Doğan Durgun 
 28.03.2008 22:43
Cevap :
yorumunuz için teşekkür ederim... sevgilerimle...  04.04.2008 16:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 477
Toplam mesaj
: 102
Ort. okunma sayısı
: 1524
Kayıt tarihi
: 08.07.07
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik mezunuyum. Şu anda özel bir telekomünikasyon şi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster