Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '17

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
51
 

16 Nisan Referandumu sonuçları

16 Nisan Referandumu sonuçları
 

tamindir.com


 
 
Referandum’dan bir tarafların çıkardığı sonuçlar var, bir de vatandaşların. Niye gidildi böyle bir referanduma : Genel gerekçe , Cumhurbaşkanının çok önemli istekleri vardı Cumhuriyet üzerinde ve işlerin bu şekilde pek de iyi gitmediğine inanıyordu; 1982 Anayasa’sından nefret ediyordu. Bunlardan dolayı kendi ihtiyaçlarına göre bir Anayasa’nın TC’na daha yakışacağına inandığından Referanduma başvurdu. Bu Referandum’la hem Anayasa’yı değiştirecek; hem de kendi isteklerine arzularına göre bir Anayasa’yı uygulamış olacaktı. 16.Nisan.2017 bu arzunun vatandaşın huzuruna çıkarılması ve her zaman olduğu gibi Sayın Cumhurbaşkanının arzuları çerçevesinde yeni bir Anayasa’nın uygulamasıdır. 
 
Tamam da yeni Anayasa’nın kokusu ne zaman çıkar… Çok yakında. Bütün ulus olup bittiğini biraz geç anlıyor ama anlıyor sonunda , ondan sonra da kıyameti koparıyor. 1982 Anayasa’ sının sahibi  Kenan Evren’de Anayasa’sını %90’ın üzerinde bir onayla kabul ettirmişti. Millet kabul eder. Ama sonra adama sorar… Kenan Evren’e de ölmeden önce mahkemede sigaya çekerek sordular… Neyse , adam gitti de kurtuldu. 
 
Gavurun ülkelerinde cart curt Anayasa değiştirilmez… Öyle ülkeler vardır ki, Anayasa’sı 3 yüz yıllıktır, hüküm sürer. Biz hababam  Anayasa değiştiriyoruz… Oysa Anayasa bir kağıt parçası… Önemli olan onun için konan ruh… Ruh ne olmalı ? 
 
Anayasa’da eşitlik, adalet, hürriyet, Cumhuriyet, Demokrasi, kadın hakları, çocuk hakları, İnsan hakları… Bütün o aklımızdan geçen güzel şeyler olmalı. Ama o haklar orada durmamalı, insanlık için çalışmalı. Hakkı verilmeli…
 
Anayasa’sı güçlü bir ülkenin insanları çok iyi yetiştirilmeli; eğitilmeli; sağlık koşulları ve hakları herkese eşit dağıtılmalı; bilimden, teknolojiden herkes eşit nasiplenmeli… Mahkemeleri herkese eşit, adil davranmalı… İşsiz; işsizlik olmamalı; herkes bu ülkede mutlu olmalı… Korku olmamalı. 
 
Referandumdan sonra %51’le galip çıkıldıktan sonra söylenen söz şu: “Atı alan Üsküdar’ı geçti.” 
Aslında Üsküdar’ı bile geçemediler, Çünkü Üsküdar’da  %46’ı ile “Evet”çiler kaybetti. Özellikle okumuş insanların yer aldığı  İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir, Balıkesir gibi büyük kentlerde AKP’nin kaybetmesi son derece üzerinde durulması gereken bir olaydır.
AKP  %51 oyla Üsküdar’ı geçip hiçbir yere kolay kolay gidemez.. Belli ki bu referandum sonuçları AKP’nin ve RTE’nin hiç beklemediği bir sonuçtu. 2 puvan sonucu değiştirebilecekti.. 2 puanla kaybedebilirlerdi.  Böyle bir eğilimle “Biz Anayasa’yı başarıyla” değiştirdik diyebilmek için iktidar partisinin hayli cüretkar olması gerekir. Çünkü önümüzde 82 Anayasası’nın sonuçları duruyor. Onu da halk hem de %92 gibi muazzam bir oy çoğunluğuyla kabul ettiğini göstermişti. 
 
Bu halkın, iktidarın etkili propagandasının her zaman etkisinde kaldığını gösteriyor. 16 Nisan Anayasa Referandumu’nda da iktidar ve devlet her türlü olanaklarını halkı inandırmak için kullandı. Zaten halk inanmaya hazırdı. Ve propaganda etkili oldu. 82 Anayasa’sı böylece değişmiş oldu. Değişti de ne oldu? İyi mi oldu… Bunu söyleyebilmek çok zor. 
 
16 Nisan Anayasa’sı belli ki “Tek Adam”a çok fazla yetkiler veriyor ve devleti tek başına kontrol etme gücü veriyor. Bu Türk milletinin devlet anlayışı bakımından oldukça fazladır. Çünkü , Türkler, Osmanlı Devleti’nin devlet anlayışından beri Cumhuriyet’e ve Demokrasi’ye çok fazla alıştılar. Artık Türk milleti egemen insanlar olarak davranıyorlar ve tek bir insanın “üstün bir insan” olarak kendisi üzerinde hüküm sürmesine pek kolay alışamayacaklardır. 
 
Bu insan yarın bir gün, Türk hukuk sistemine yeniden  “idam” getirilmesi için de  Referandum yapılması lehinde konuşan bir insandır. Oysa içine girmeye çalıştığımız Avrupa Hukuk düzeni böyle bir düşünce tarzından çoktan kurtulmuştur ve böyle bir şeyi hiçbir üyesi için tavsiye etmemektedir. İdam Cezası bizim Adalet sistemimize girecek olursa, o zaman Avrupa ülkelerinin bir üyesi olmak hayalinden haydi haydi vazgeçmek gerekecektir.
 
Türk insanı yeni Anayasal düzene uyum sağlayabilecek midir? Bunu zaman gösterecektir.. Çünkü bir yandan da yeni Anayasa’nın kabulü bir sürü ek yasanın çıkarılmasını gerektirmektedir. 
 
Belli ki Türkiye’yi hem anayasal açıdan ve yeni düşünce biçimleri açısından yeni yollar beklemektedir. Bunlara alışmak kolay olmayacaktır.
 
Acaba yeni Tek Adam’mımız  , kendisi bu düzene uyum sağlayabilecek midir?
 
Bütün bunları yaşadıkça göreceğiz… Diğer Tek Adam’lı  rejimlerin Orta Asya’da , Güney Amerika’da gösterdikleri performansları biliyoruz. Bunlar parlak rejimler değildirler. Bizimkisi nasıl olacak, o bir soru işareti ?
 
Evet, belki “Atı alan Üsküdar”ı geçti ama… Bir yandan da diyebiliriz ki, “bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete…” Çünkü önümüz net değil; bir sürü soru işaretleri bizi, hepimizi ve rejimimizi  bekliyor. 
 
Bir daha da Anayasa değiştirmek hiç de kolay değil. Belki de insanlar :” Gelen gideni arattırıyor…” diyerek 82 Anayasası’nı bile arayabilirler.
 
Çünkü genellikle, biz, hepimiz hayatta bazı şeyleri kaybettikten sonra kıymetini anlayabiliriz. Bakalım , yeni Anayasa bizi ne zaman “sıkacak” … Ondan sonra bağırmaya başlarız ama belli ki çok geç olacak..
 
Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elbette açıklamaya çalışırım. Öncelikle demokrasinin karşıtı "Tek Adam" rejimi değildir.Aksine tek adam rejimi demokrasinin doğal bir sonucudur. Hitler, Mussolini, Salazar ve daha onlarcası halklarının demokratik oylarıyla tek adam oldular, şimdi bizimde ne olacağımızı Allah'da biliyor, bende biliyorum. Sizse demokrasinin tek adam rejiminin karşıtı olduğuna inanıyorsunuz. Her zaman savunduğunuz Atatürk bile tek adam rejimini 27 yıl boyunca uyguladı ama asla demokrasiyi aklına bile getirmedi. Sizde Atatürk gibi demokrasinin gerçekliğini göz önüne alırsanız ve demokrasinin bulunmaz bir Hint kumaşı olmadığını kolaylıkla anlarsınız. Atatürk gibi düşünmek için illa 1881'de Selanik de doğmak gerekmez. Ben demokrasinin KARŞITINI savunmuyorum. Bir çok defa yazdığım gibi ezberlenen ve kutsanan demokrasiden daha akılcı ve ahlaklı bir yönetim biçimi savunuyorum. KARŞITLARLA benim işim yok. Daha iyi daha doğruyu arıyorum. Demokrasi ezberlenen bir kutsaldır başka bir şey değil. Selamlar

Mustafa Atilla 
 07.06.2017 9:59
Cevap :
Sayın Atilla yozlaşmış her rejim kötüdür.. Demokrasi de kötü insanların elinde kötü olur; tek adamlar da bir rejimi en iyi rejim gibi enpoze edebilirler. Atatürk Demokrasi'den hiç bir zaman korkmadı, her zaman aklındaydı; bir çok denemeler yaptı.. fakat toplumun erdemlik derecesi demokrasinin girişini bile engelledi , kötü kullanıldı. Tek Adam rejiminden demokrasiye geçmek hiç de kolay değildir. Demokrasi çok çabuk yozlaştırılmaya eğilimli bir rejimdir.. Ama yönetim biçimlerinin en iyisidir. Şekil önemli değil bazen bir Krallık rejiminin altında bile Demokrasi bulunabilir; diğer yanda Cumhuriyet eşittir Demokrasi ilan edilmiş yerlerde bile Cumhuriyet ve Demokrasi çok çabuk çiğnenebilir.. Tabii Demokrasinin yaşabilmesi için halkın eğitim düzeyi; erdemlik düzeyi ve zihniyeti çok önemli. Demokrasi'yi bilmeyen, onu savunmasını bilmeyen bir ülke eninde sonunda onu yitirmeye mahkumdur. Cumhuriyet ve Demokrasi bir erdemlik bir aktöre rejimidir. İnsanlar onu haketmezlerse, tabii olmaz...   07.06.2017 15:30
 

Anayasa bir devletin nasıl yönetilmesi gerektiğini belirleyen bir hukuk metnidir ve bunun akılcı bir şekilde kurgulanması çok büyük bir bilgi birikimi gerektirir. Halk ise bırakın bir anayasayı sıradan bir makaleyi okuyup, anlayıp, analiz etme yetisine sahip değildir. Çünkü örneğin Türkiye'de olsun olsun en fazla 10.000 kişi bu bilgi birikimine sahiptir. Demokrasi gereği istiyoruz ki halk anlaması bile söz konusu olmayan bir alanda karar versin. Verince de böyle oluyor. Bence demokrasi dünyanın en akıl dışı icadıdır ve bu icat da eninde sonunda ama mutlaka insanlığın mezarını kazacaktır. Uzun lafın kısası demokrasiyi sevenle dikenlerine de katlanmalıdır. Halklar layık olduğu gibi yönetilir ve 1950 yılından bu yana yönetiliyor da zaten. Selamlar

Mustafa Atilla 
 01.06.2017 9:45
Cevap :
Sayın Mustafa Bey, çok uzun zamandan beri Demokrasi karşıtı bir eğilime sahip olduğunuzu biliyorum. İleri sürdüğünüz gerekçeler ve nedenler de hiç de yabana atılır cinsten değil. Ama Demokrasi'nin karşıtı belli ki "Tek Adam" rejimidir... Bunu mu savunuyorsunuz.? Yoksa bunların dışında daha başka aklı başında bir yönetim modeliniz mi var, açıklarsanız mutlu olurum.  01.06.2017 16:45
 

Biz Anayasa'yı kanun gibi yapıyoruz galiba. O yüzden bir türlü uzun ömürlü olmuyor; ne de olsa kanunlar yaşantının ayrıntılarını düzenleme hukukudur; o da zamanla elbette değişebiliyor. Oysa Anayasa, kanun yapmanın ve kanunların demokrasi çerçevesini çizmekten ileri ayrıntıya girmezler.

Muharrem Soyek 
 20.04.2017 10:57
Cevap :
Yok, biz Anayasa'yı biraz keyfimize, biraz zihniyetimize, biraz da esen havaya göre çıkartmak istiyoruz... Tabii o zaman "Yaz Boz Tahtası"na dönüyor. Yasalar ise, ala ala hey... Saygılar Sayın Soyek.  21.04.2017 16:56
 

Kıymetli Erdal Ceyhan: Doğru tektir, benzeri veya ikizi yoktur.Alametin belirtileri zuhur etmti mi? Bilmiyorum ben bu işlerden anlamamam. Kendi halimle meşgulum.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 19.04.2017 20:36
Cevap :
Sayın Burakgazi, "Gerçek" tektir... Ama herkesin "Doğrusu" kendisine. Şimdilik, değerlerin değerlendirildiği bir dönemi yaşıyoruz. Bakalım insanımız nereye varacak. Saygılar.  19.04.2017 23:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2767
Toplam yorum
: 10164
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 587
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster