Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
324
 

16 yaştan mektup var!

2007 seçiminde CHP'nin oy oranını yükselttiği sayılı illerden biri olan Balıkesir'de il başkanı Deniz Baykal tarafından görevden alındı. Demek ki bu ülkede faydalı bir şeyler yapanlar kişisel çıkarlar uğruna cezalandırılabiliyor. Zaten daha önce görevden alınmış olan CHP Balıkesir il başkanı daha sonra parti içinde yapılan seçimlerle tekrar görevine dönmüştü. Yani Sayın Baykal'ın Balıkesir'le önceden gelen bir sorunu bulunmaktaydı.

Bu kez aday olmayacağı kesin olan il başkanı kendisi yerine geçecek kişiler arasında görev paylaşımını gerçekleştirdi bile. Eğer seçim yapılmasına izin verilmeden bir görevlendirme yapacak olurda, tüm parti örgütleri Baykal'ın karşısında duracaktır şüphesiz. Zaten parti içi demokrasi uygulamadığından şikayet edilen ve insanların tepkisini çekerek oylarını uzaklaştıran Baykal için bu durum iyi sonuçlara yol açmayacaktır.

Hakkında çeşitli mizah dergilerinde, CHP genel merkezinin etrafına benzin döküp "Ya benimsin ya toprağın" şeklinde sözler sarfettiği karikatürler çizilirken ve bazı internet sitelerinde yapılan yorumlarda "sosyal demokrat" olmadığı ve demokrasiyi uygulamamak için elinden geleni yaptığı şeklinde yorumlar yapılırken hala nasıl bu kadar rahat davranabildiğini anlayabilmiş değilim. Sanırım bunun yaşımla alakası var. Fakat dikkat ediyorum da eski dönem siyasetini inceleyen belgesel, kitap vb. şeylerde geçen isimlerin bir çoğu günümüzde aynı. Artık yenileşmenin zamanı gelmedi mi?

Belki geleceğimiz benzeyecek ama yine de bir oyalama yolu olarak gördüğüm "Malezya" tartışması ise bambaşka bir konu. Tamam kötü bir örnek, tamam gidişat bu yönde... Peki biz bununla ilgilenirken, tüm haberlerde, gazetelerde bu tartışılırken ülkemizde neler oluyor? Bence çok başarılı bir oyalama taktiği bu. Yakında meclisten hepimizi ilgilendiren ve tepki çekecek olduğu kesin olduğundan basına sızdırılmamış bir gelişme çıkarsa şaşırmam. Çünkü bütün medyanın gözü Meclis'te, Ankara'da ya da olması gereken başka yerlerde değil de cumhurbaşkanının orucunu bozmasında, Malezya'da, başbakanın torununda...

Eğitim öğretim kurumunda türbanmış bilmem neymiş... Bunlar açıkçası benim umurumda değil. Türbanlı arkadaşların da var. Okula girerken bunu çıkarmakta hiç bir sakınca görmüyorlar, türbanlı öğretmenlerimiz var aynı şekilde hiç bir zaman onlardan da şikayet duymadım. Ayrıca okulumuzda bekçinin ve çalışanların kullanması amaçlı hazırlanmış bir mescid var, burayı öğretmenler de isteyen öğrenciler de kullanıyor. Ama hiç kimse bunu afiş etmiyor. Bak ben mescide gidiyorum demiyor. Ben hayatımda hiç oruç tutmamış biri olarak çevremdekilerden bir tepki almıyorum. Çünkü bunu bakın ben oruç tutmuyorum istediğimi yerim içerim demiyorum. Herkesin inancı kendisine yeterli bence. Bu tarz tartışmalar medyanın oyuncağından başka bir şey değil.

Eğitimini öğretimini görmek isteyen kişi türbanını - her anlamda, bu türban bir sembol olabilir, başa örtülen bir örtü veya sadece beyni örten bir bağnazlık örtüsü- bu kurumun dışında çıkarmalı kendi kişiliğini bir kenara bırakmalıdır. İnsanlar kışın soğuğunda kilometrelerce yol yürüyerek öğrenim görmeyi göze alıyorken bir örtünün bu kadar vazgeçilmez bir şey olmasını anlayamıyorum. İnanıyorsan inanıyorsundur bitmiştir! Kimse sana neden inanıyorsun ya da neden inanmıyorsun demez. Tabi ki bunu herkesin içinde dile getirip kendini göstermelik bir tabelayla gizlemezsen. Kutsal olabilir bu senin inancındır, senin yorumundur. Kimsenin gözüne bunu sokmanın gereği yoktur.

Belki bu türbanlı kişiler bu yazıyı okursa bana kızabilir. Ama dediğim gibi insanın başının üstündeki örtü değil de beyninin üstündeki örtü daha önemli bence. Sahi eğer böyle birileri bu yazıyı okursa sadece merakımdan soruyorum türbanın gerekçesini. Sadece merak ediyorum, anlamaya çalışıyorum sizi. Türbanlı arkadaşlarıma da sordum. İnandığını, bunun sebeplerini vs. mantık çerçevesinde bana anlattı ve herkesin kendi düşüncesi diyerek saygımı gösterdim. O da bana aynı saygıyı gösterdi ki dini anlamda bir ibadeti insanların gözüne sokarak gerçekleştirmememi anlayışla karşıladı. Dediğim gibi herkes kendi düşüncesinde, inancında özgürdür. Ne inanan karşısındakine saygısızlık yapabilir ne de inanmayan...

NOT: Bu yazıyı okuyup da benim ateist olduğumu düşünmeyin. Ben sadece her şeyin mantıklı bir açıklaması olduğuna inanıyorum. İslam dini de bunu öğütlemez mi zaten? Mantıklı düşünmeyi...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir rektörden duyduğum sözleri aynen aktarıyorum : -Basınızı neden kapatıyorsunuz kizim? -Hocam başım açık olunca kendimi çıplak gibi hissediyorum,herkes bana bakıyor sanıyorum. Kardeslerimizi,kadınlarımızı,bacılarımızı degil de onu yetiştiren aileyi sorgulamak gerekli;çünkü insan yasadığı çevreye adapte olmak zorundadır öyle ya da böyle bi sekilde aile ve toplum baskısı her zaman kendisini gösterir... Sevgiler !

Serçe! 
 11.08.2008 0:13
Cevap :
Bu söylediğiniz diyaloğu ben de duymuştum ancak nerede şu an hatırlayamıyorum. Çok haklısınız. Toplum baskısı çok önemli bir etken bu durumlarda. Çevremde hiç öyle düşünen insan olmadığı halde benim bile giyimim konusunda kısıtlama hissetmemi sağlıyorsa diğer genç kızların ve kadınların vay haline... Her şeyden önce toplumun bilinçlenmesi şart.  13.08.2008 22:30
 

Yaşınız 16 veya 17 sanırım ama bu denli ülke sorunlarından haberdar olmanız etkileyici istedikleriniz her mantıklı insanın istedikleri.Bugün baş örtüsünü ısrarla getirmek isteyenler o kadar bağlılarsa ibadetlerine 5 vakit için okullarda namaz saatlerini neden istemiyorlar?Yapılan anketlerde%25 oranında namaz kılan müslüman kesim var, demek dert kadının kapatılması olarak ortaya çıkıyor, eti kapatalım sorun çözülür ben tamamen karşıyım, eğitimin içine dini kesinlikle karıştırmamak gerektiğini düşünüyorum, kadınları kapatmayı meziyet sayanlar bu tepkilerin başını çekiyor....

Sevgiler...

Meyman 
 29.09.2007 11:20
 

Önce yaşına göre, Türkçe'ye ve dilbilgisi kurallarına uygun çok güzel bir yazı yazmışsın. Seni kutlarım. İçeriğe gelince sadece bir siyasi partiyle ilgili paragraf için "biraz erken" tabirini kullanacağım. Zaten sen de yaşın gereği bazı şeyleri anlayamadığını itiraf etmişsin. Bakış açın objektif olduğu kadar toplumun gerçeklerine de uygun. Çünkü içinde yaşadığın hayata göre yazmışsın. Yazdıklarından hiç de ateist olduğun gibi bir izlenim doğmuyor. Bunu nereden çıkardın bilemiyorum. Her şey insanın aklına mantığına uymalı ve insan o şekilde inanmalı. Yoksa ortada bir baskı var demektir. Baskıya ben de karşıyım. Ama öğrenmeye karşı değilim. Gençler yetkili ağızlardan doğru dini bilgileri de öğrenmelidirler. Bilmekle yapmak ayrı şeylerdir. Son olarak türbanın neden takıldığını gerçekten bilmiyor ve merak mı ediyorsun? Benim kanaatim, öncelikle küçük yaşlarda aile ve çevre baskısı var. Tam üniversitede aklının erdiği ve kendi kararını vermeye, gerekirse ailesine karşı çıkmaya haz

Ahmet YILMAZ 
 29.09.2007 2:17
 

Dediğin gibi yaşın 16.Kısmetse üniversiteye gidersen oradaki koşulları anlarsın.Geniş çevre edinirsen onda da anlarsın.Bağnaz olmamak lazım eğer sol görüşlüysen de sol lşberallerden de var yasağın kalmasını isteyen Hasan Cemal Murat Belge Mete Tunçay Milliyet ve Radikal okursanız anlarsınız.

41 quapot 41 milliyet blogun anarşisti! 
 28.09.2007 22:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 574
Kayıt tarihi
: 07.05.07
 
 

Orta derece elektro gitar çalan, müzik aşığı, müzik dışında resim, fotoğraf gibi hobilerle ilgilenen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster