Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '06

     
    Kategori
    Gündelik Yaşam
    Okunma Sayısı
    306
     

    17 Ağustos

    17 Ağustos
     

    Tam 7 yıl geçti ve herşeyi unuttuk; ölenlerimizi, acılarımızı, kayıplarımızı, korkularımızı... Rutin mesaisine başlayan başbakanı, Ankara bürokratlarını, yandaşa iş çıkaran politikacıları, "kara gün dostu" Kızılay'ı, "7,4 yetmedi mi" diyen parkartı... Herşeyi, herşeyi unuttuk.
    A, B, C, D... planları olsaydı, 18 Agustos ta Türkiye; 2 nci Dünya savaşı sonrasından bugüne Almanya ve Japonya olur muydu? KESİN OLURDU!

    Ankara açıklama yaptı, zarar 30 milyar $ dan fazla... Amerika karşılaştırmalı 16 ve 18 Agustos tarihli uzaydan Gölcük fotoğraflarını yayınladı, tahribat 6 milyar $ dan az.

    Ankara açıklama yaptı, can kaybı 14.000... Herkes biliyor ki 40.000 den fazla.

    Acı/tatlı, sıradan/sıradışı bütün olaylara "kesin olumsuz" bakışın, benzeri bulunmaz örneği.

    17 Agustos'un daha sonra açıklanan resmi bilançosuna bakalım; 17.840 ölü, 43.953 yaralı. 285.211 konut, 42.902 işyeri hasarı ve DPT rakamlarına göre 6,2 milyar $ kamu yükü...

    1999 bütçesine konan ek ödenek 500 trilyon, harcanan 311 trilyon. 2000 yılında ilk 5 ayda harcanan 228 trilyon. Yani 2000 Mayıs sonu toplam 539 trilyon (50 trilyonu prefabrik konutlara) harcama, bu dönem için tahsil edilen "deprem vergisi" 518 trilyon, yurtiçi ve dışı ayni ve nakdi yardımlar hariç. Bu arada yurtdışı yardımların 1,9 trilyon lirasına İller Bankası el koyuyor, kanundan doğan pay olarak.

    Ve Kızılay gerçeği ortaya çıkıyor,
    Ve alt yapı ihalelerinin yandaşlara dağıtılması,
    Ve hala bitirilemeyen afet konutlarının 14 milyardan başlayan fiyatlarla yandaşlara ihalesi...

    Sonuçta depremi hissetmeyen ve acılarını yaşamayan Ankara, yurtiçi ve dışı yardımları, bağışları, fırsat bilip yaratılan vergileri; bütçe açıklarında ve bütçe açıklarına neden olan yerlerde harcadı.

    Başa dönelim "18 Ağustos'ta Türkiye, nasıl Almanya veya Japonya olurdu" sorusuna cevap arayalım:
    Türkiye buzdolabı, çamaşır makinası, televizyonu, halı kaplı 250.000 konutu 5 ayda yapardı. Bunu bir hayal olarak görmeyin!

    1,9 trilyon liraya el koyan İller Bankası veya İmar İskan Bakanlığı ve Bayındırlık Bakanlığı veya hepsi birlikte; bu tür olaylar için ellerinde 80 m2 tek veya çift kat tip projeyi 25-30 ve 50 bin adet için aplikasyonu hazırlanıp kanalizasyon, elektrik, doğalgaz, iletişim, ulaşım altyapısını 3 vardiya süratle hazırlayıp, dün olduğu gibi bugünde bu işi kaldıracak tecrübe ve ahlaka sahip (şüphesiz az da olsa daha fazlasıda var) önder 5 büyük şirkete 20-30 günde "yer teslimi" yapılır, bunlar kendilerine yakın ve güvendikleri şirketlerle işbirliği yaparak "üretim bandı" mantığı ile tek veya çift katlı 80 m2 evin 90 içinde bitirileceği "iş proğramı"nı kurup uygulamaya koyarlar.
    Organize bir işgücü için 90 günde ev bitirmek uzun bir süredir, matematik olarak 5 ayda 50.000 ev üretimi için her ay 10.000 adet bitirmek gerekir ki 3 ayda 30.000 hedef alan bir iş proğramı uygulanabilirdir.

    1978 yılında vakum beton, hasır çelik, yaygın prefabrik eleman ve diğer inşaat kolaylaştırıcı unsurların, iş makinalarının olmadığı dönemde Samsun da 120.000 m2 inşaatı, traktöre monte kepçeyle 3 ayda bitiren Ünsal SUMER gibi saygın ve değerli mühendisler her zaman olmuştur ve olacaktır. (2006 yılı ilk aylarında kaybettiğimiz bu değerli mühendisi rahmetle anıyoruz.)

    Sadece bir usta ve bir amelenin, Tokyo'da 90 günde 3 katlı evi bitirdiğini baştan sona takip eden kardeşimin anlatımı ve çektiği fotoğraflardan bizzat gördüğümü de belirtmeliyim.

    Bir de bu işin maliyet cephesine bakalım:
    %15 KDV ve %35,5 SSK priminin tamamı devlet tarafından karşılanacağını varsayalım ve spekülatif arsa maliyeti bulunmadığından, ulusal onur ve uyanış dayanışması içinde vergiden muaf % 10 önder müteahhitlik hakkı dahil 3 milyar $ iyi bir bedeldir. 250.000 adet çamaşır makinası, buzdolabı, televizyonu, halıfleksi KDV den muaf gerekirse ambalajsız kaça alırsınız? (O günlerde Rusyaya ihraç edilen buzdolabı fiatı 120 $)

    Devlete maliyet ise altyapı hariç 3 milyar $ inşaat, 375 milyon $ KDV, 150 milyon $ ssk primi, 75 milyon $ kurumlar vergisi olmak üzere toplam 3,6 milyar $ olur.

    İnşaat sektörü ekonominin bütün işkollarını ilgilendirir, artı beyazeşyacıları katarsak bütün Türkiye ekonomisi "volan kolu" çevrilmiş gibi harekete geçerdi. 2 milyona yakın kişinin inşaatlarda iş bulacağını, toplumun depremle kaybettiklerinin acısı ve yasını süreceğine topyekün üretmenin, kazanmanın morali ile nerelere gelebilirdik.

    Vitesi 5 e takarsak Almanya ve Japonyaya selektör yapar mıydık acaba...(?)

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 3
    Ort. okunma sayısı
    : 306
    Kayıt tarihi
    : 06.08.06
     
     

    60 yaşında emekli "bizim zamanımızda böyle değildi / biz böyle yetiştirilmedikçi" olaylara ve insanl..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster