Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aysegül Akbay Yarpuzlu

http://blog.milliyet.com.tr/yarpuzlu

09 Ocak '14

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
71
 

17 Aralık-Yolsuzluk

17 Aralık-Yolsuzluk
 

Bu günkü yazımı, 17 Aralık olayına ayırmak istiyorum. Birçoğunuzun izlemiş olduğunu tahmin ettiğim gelişmeler, hatırlarsanız, dershanelerin kapatılmasıyla başlayan Cemaatçi-AKP kutuplaşması sonrasında, kamuoyunu yönlendiren bazı yorumcuların bakışına göre, yargıdaki kimilerine göre cemaatçi çetelerin, hükümeti pusuya düşürmek maksadıyla başlattığı, yolsuzluk ve rüşvet skandalıyla gelişti.

Bu olaylar sırasında, 2000’li yılların başında ve ortalarında benzerlerini izlemiş olduğumuz, ANAP ve Genç Parti yolsuzluklarına son derece benzer şekilde, benim de en fazla şaşırdığım ve halkın bu denli bilgisiz ve sorgusuz, basında çıkan her puntoya inanma eğilimi ve şartlanmış siyasi bölünmüşlük üzerinde düşünmeye zorlanmış olduğum gerçek, söylenilen ya da iddia edilen rakamların gerçek olması ihtimali olamayacak kadar abartılmış rakamlar olmasıydı. Bankalar arasında gerçekleştirilmiş olduğu iddia edilen havaleler gerçekleştirilebilecek olsaydı, gerçekte bu rakamlar, bir gün içinde TC. ekonomisinin ve Merkez Bankası’nın iflası ile sonuçlanmış olmalıydı. Türkiye’nin Merkezi ekonomi yönetiminin bunca büyük meblağların şahsi hesaplara vergisiz sorgusuz sualsiz aktarımından habersiz kalması ve yorumsuz bulunmasıysa daha da şaşırtıcıydı.

Peki, bu olgu, gerçekten de dış güçlerin kurduğu bir kumpas ya da uluslar arası istihbarat örgütlerinin bir operasyonu olabilir miydi? Bu ihtimalin imkansız olmadığını tahmin etmekle birlikte, soruşturmaya açıklık getirmesi beklenen MASAK, Interpol gibi birimlerde, soruşturmaya derinlik ve gerçeklik kazandırabilecek personelin mevcut bulunduğundansa ciddi şüphelerim var.

Bana sorarsanız, bu kez de yolsuzluk olgusu, her seferinde olduğu gibi üç beş yalancı şahit ve polis ifadesinin sınırlılığında, belirsizlik ve şüpheli noktalar eşliğinde yine karanlıklara gömülecek.

Böyle düşünmemin bir sebebi var şüphesiz. 2005 yolsuzluğunda, olay sadece iç basın ve iç hukukla sınırlı kalmayıp, Avrupa Birliği ve hatta, Birleşmiş Milletler mahkemelerinde bile gündeme taşınmış olduğu halde, söylenmiş olanlar ve temenniler, vizyon, durum tespiti ve hukuki arayışların ötesinde, olgunun öznel çözümüne yönelik bir açıklık getirememişti. Henüz netlik kazanmamış olan geleceğe yönelik hukuki yansımalarsa, bundan sonraki olguların çözümüne katkı verebilecek mi, birlikte göreceğiz.

Özetle, bana göre, her 4-5 yılda, ya da son yılların alışkanlığıyla nerdeyse her hükümet döneminde bir kez gündeme gelen yolsuzluk, rüşvet, devletin gücünü kötüye kullanma ve iktidarda ahlaki çürüme olgusu, olguyu gözlemleyen kuşaklara, belki toplumsal düzen ve ahlak konusunda yön vermede en etkili araçlar gibi görünse de, olguların kahramanlarına getirdiği, olumlu ya da olumsuz şöhretin, oy kazancından çok oy kaybıyla sonuçlandığı muhakkak.

Hükümetin, bu olguyu yönetmede tüm devinimlerine rağmen, başarılı olmuş olduğunu ise kabul edebilmek bir hayli güç.

Önümüzde üç seçim var. Bu yorumlarımdaki gerçeklerin, Türkiye’nin yeni bir iktidarla tanışmasına aracı olup olmayacağını, hep birlikte göreceğiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 25
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 205
Kayıt tarihi
: 21.03.12
 
 

Halk Sağlığı Profesörü, Kamu Yönetimi ve Avrupa Birliği Uzmanı   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster