Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
507
 

17 Ocak Çarşamba

17 Ocak Çarşamba
 

Bugünün manşetlerinin en çok konuşulanı herhalde okul önünde yuvalanmış esrarengiz büfenin marifetleri olsa gerek. Eğitim gibi önemli bir konunun ne çeşit tehlikelerle ablukaya alındığının bir göstergesi olan bu durum, çocuğu olan her ana babayı derinden etkilemiştir.

"Okul önünde ekmek arası esrar." Posta gazetesiyle Güneş gazetesi aynı kelimelerden oluşan manşetle vermişler haberi. Bugün gazetesi de "ekmekarası esrar" demiş. Böyle bir para kazanma hırsı, ticareti böylesine iğrenç bir tuzağa âlet etme, bir insandan beklenemeyecek rezil bir davranış.

Kolay yoldan çok para kazanma yolllarından biri olarak bütün dünyada başvurulan bu yönteme karşı, polisiye tedbirlerin dışında ne yapılabilir diye hiç düşündünüz mü? Bana öyle geliyor ki, bu tür olaylarda ah ah vah vah demeden öteye vatandaş olarak kimse bir şey yapmıyor.

Hoş ne yapacağımız konusunda da bilgi sahibi değiliz ya... Aslında toplumun düzenini sağlayan, asayişini temin eden polisle vatandaşın her zaman her konuda elele olması lazım. Bir çıkmazımız var ki, biz polise "bizim" gözüyle pek bakamıyoruz. Polis her zaman içimize korku salan bir kelime bizim için. Doktor bile öyle değil mi? Başımız sıkışmazsa kapısını güle oynaya kaçımız çalabiliyoruz?

*****

Bir Türk mankeninin New-York'taki bir sperm bankasından bin dolara aldığı spermle hamile kalması, kadın erkek bütün milletin diline sakız olmuştur bugün. Zaten içinde cinsellik bulunan konulara özel bir merak duyan toplumumuzun, bu kez birkaç farklı ve ilginç konuyu harman eden böyle bir haberi es geçmesi mümkün değil.

Posta gazetesinin uzun bir başlıkla "Bekâr Türk manken bankadan sperm alıp hamile kaldı" şeklinde manşete taşıdığı haber, dini, sosyal, hukuki birtakım soruları da beraberinde getirdi. Aslında bir insanın çözümleyemediği bir konuya açıklık kazandırabilmesi için, ilgili kurumlara başvurarak derdini anlatması, problemini nasıl çözeceğine ilişkin sorular sorması çok doğal.

Ancak hamile kalan manken kızımızın yerine neden biz bunları kendimize dert edinip ortalara çıkıyoruz, bunu da anlayabilmiş değilim. Herkes yaptığının hesabını kendisi vermek durumunda olduğuna göre, bize ne oluyor ki... Bu gereksiz merakımızdan vazgeçsek, belki ilgi çekmek için yapılan pek çok saçmalığın da önüne geçmiş oluruz.

*****

Aşk cinayetleri, töre cinayetleri, gasp cinayetleri, son günlerde aldı başını gidiyor. Artık cinayet habersiz bir günümüz geçmiyor. Bugünkü manşetlerde de çok farklı bir aşk cinayeti var.

Üniversiteli sevgilisinin masrafını karşılayamayan ilkokul mezunu bir genç, birkaç bileziğini alabilmek için aile dostu bir kadını acımasızca öldürdü. Akşam gazetesi "Masraflı sevgili için akılalmaz vahşet" diye haberi verirken, Gözcü gazetesi "Sevgilisine para yetiştirmek için cinayet işledi" dedi. Posta gazetesi ise "Âşık katil" demekle yetindi.

Bir öfke anında özellikle kendi korumak için bilinçsizce bir hareketle insan ölüme sebebiyet verebiir. Çok sevdiği yakınlarına, bir biçimde kötülük yapılan bir insan da intikam duygusuyla kendini kaybedip, kanun karşısındaki durumunu düşünemeden, ne olursa olsun diyerek katil de olabilir.

Fakat üç beş günlük harçlığını temin etmek için bir insanın canına kıymak, bu kadar nasıl kolay olabiliyor, daha da önemlisi, böyle adi bir cinayetin polis tarafından çok çabuk ve kolay çözüleceği nasıl hesaba katılmıyor anlamıyorum. Acaba cezaların hiç mi caydırıcı etkisi yok?

*****

Hani bir söz vardır, öldürmeyen Allah öldürmez, derler. Önceki gün Konya'da yedi kurşunla vurulan 34 yaşındaki bir vatandaş, 24 saat hastanede kaldıktan sonra, vücudundaki kurşunlarla birlikte taburcu edildi. Yedi kurşundan altısı tıbbî nedenlerle çıkarılmayan yaralı, bir kurşunu da kendisi çıkardı.

Olayı Gözcü gazetesi "Yedi kurşun yedi, ölmedi" başlığıyla verdi.

*****

Patronlar kulübü TÜSİAD bir ilke hazırlanıyor. Açılımı Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği olan kuruluşun başkanlığına bir iş kadını geliyor. Medya kraliçesi, Aydın Doğan'ın kızı Arzuhan Yalçındağ, kendisine götürülen teklifi kabul edince gözler TÜSİAD'a çevrildi.

Bugün gazetesi, "Medya kraliçesi, TÜSİAD'a patron", Posta gazetesi de "TÜSİAD'a ilk kadın başkan", Gözcü gazetesi "Patronlar kulübüne bayan başkan adayı" manşetiyle haberi duyurdu. Acaba derneğin adında bir değişiklik olacak mıydı? Çünkü Hürriyet'in manşeti "TÜSİAD'ın adını değiştirecek ilk kadın başkan" şeklindeydi.

Türkiye'de kadınların her alanda erkeklerle rekabet edebildiği, zaten kanıtlanmıştı. Bu konuda bir şüphe yok. Ancak bazı erkek liseleri, bildiğiniz gibi kız öğrenci alınca, adları değiştirilmişti. Şimdi TÜSİAD'ın adı da değişecek miydi? Merakla beklenen bu.

*****

Sabah gazetesinin manşetten verdiği "Altyazıcı aşk imamı" da herhalde bugün ağızlarda çokça dolaşmıştır. Televizyonda alt yazıyla evlenmek için ciddi kızlar aradığı şeklinde ilan veren evli bir imamın bu şekilde 3 kızı kandırdığı bildiriliyor. İşin içinde imam olunca kamuoyunun ilgisini çekmemesi mümkün değil.

*****

Günün en çok konuşulan, hem hem iç hem dış politikayla ilgili haberi, başbakanın Irak olayları ile ilgili söylemi oldu. Pek çok gazetede, "Kanımıza dokunuyor" şeklinde yer alan habere göre Erdoğan, olup biteni tribünde oturup seyredemeyiz, dedi.

Hürriyet'in manşetinde verildiği gibi, "Konuşmak için kimseden izin almayız" diyen başbakanın, konuşmanın ötesinde neler yapabileceğini ise, kendisinden başka kimse bilmiyor. Dahası, belki kendisi de bilemiyor. Ama neler yapamayacağını elbette bütün dünya biliyor.

Takındıkları tavırlar dolayısıyla Kuzey Iraklı "Kürt liderlere öfke" dolu olan başbakan, yaptıkları nankörlükleri yüzüne vurarak, zamanında Türkiye'nin peşmergelere kucak açtığını hatırlatıp "Yıllardır karnınızı biz doyurduk" diye seslenmiş.

Bu sese içten ve dıştan destek gelecek mi, Türkiye komşusu Irak'ta olup bitenlerin yönünü değiştirbilecek mi, en önemlisi de bu tehlikeyi bir zarar görmeden savuşturabilecek mi, bunu önümüzdeki günler gösterecek.

*****

Hükümetin "kimse hastanelerde rehin kalmayacak" sözüne rağmen, Konya'da bir anneyle bebeğinin dört gündür hastanede rehin kaldığıyla ilgili bir haberle bugünkü turumuzu noktalıyoruz.

Böyle insanlık dışı sahnelerin yaşanmaması dileği ve yarın yeniden görüşebilmek umuduyla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

MERHABA SAYIN YILMAZ, İlköğretim Müfettişleri Ne Yapar? başlıklı yazımda "bir kahve açma, hikayesinden" de söz etmiştim. Okumanızda yarar görüyorum. Selam ve saygılarımı sunuyorum. 22.1.2007. Şemseddin Koçak.

Şemseddin Koçak 
 22.01.2007 17:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 970
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster