Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '19

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
109
 

17 Yaşın Hüznü

17 YAŞIN HÜZNÜ 38İNDE DAHA DERİNMİŞ . . .

Hani bana anlatırdın ya, kırılan bir kalbin sızısı bir ömür dinmez diye adamım. Kırılan bir kalbin eskisi kadar atmadığını babamdan falan değil kendimden öğrendim. Ne zaman çarpıntım başlasa mutluyum derdim hep kendi kendime. O da gözlerine bakınca olurdu zaten. Hani şimdi oturup gözlerinin ne renk olduğunu söylersem ayıp etmiş olurum anılara. Tuhaftı onun gözleri. Akşam yemeğinin ardından sigaraya sarılmak gibi, demli kaçak çay gibi. Eskiler hatırlanınca acılar yeni oluyor galiba. Neyse…

Pek beceremeyenlerdenim yaşamayı. Ama öyle pes edenlerden de değilim hani. Bir şeyler olsun diye çok şey yaptım, hiçbir şey olmadı. Aslında çok şey oldum. Kiminiz için Umut oldum, hasret oldum , özlem oldum kiminiz için de Bekletilen oldum, aldatılan oldum, kandırılan, kaybeden oldum. Hayatın o mayhoş tadını iftar sofrasındaymış gibi kaşıkladım ama mutluluk denen terrim çoğu zaman uğramadı yanıma. Ya yanımdan geçti ben görmedim ya da kapımı çaldığında uyuyordum. Neye elimi atsam ya bir adım geç kalıyordum yada bir adım önde buluyordum kendimi sanki doğduğumdan beri. Çocukluktan tek farkım birinde aşağı yukarı salıncakta sallanırken şimdilerde birileri ruhumu sallıyor sanki, aşağı yukarı. Oturduğum yerden kalkmak inanın çoğu zaman eziyet geliyor bana. Bıraksalar yüzyıllarca uyurum diye düşünüyorum geceleri. Gözlerimin önünde bitişimi seyrediyorum daha önce hiç rastlamadığım televizyon kanallarında. Hep bir kaçıp gitme isteği, hep bir uzaklaşmak dürtüsü hayattan, insanlardan sahtelikten sizin anlayacağınız. Nereye bilmiyorum. Galiba kendimden uzaklaşırsam bir gün, toparlarım gibime geliyor. Ama yola çıkmak için attığım ilk adımda fark ediyorum bunun çağre olmadığını. Çünkü insanlık sahte , ilişkiler çıkar peşinde ,kişilikler ise bencilliğin ve egonun esiri olmuş bir hayatın esir aldığı yıllarda açmışım gözümü sizin yaşam dediğiniz sahneye.

Başka şekilde yaşanmıyor zaten hayat denilen bu illet. Yazınca değil, kusunca rahatlıyorum. Benim adım C.K. Henüz on yedili yaşlarımda o en acımasız kavramı (kaybetmeyi) kanata kanata tecrübe etmiş olan kişi işte

 Fakat yaşadıklarımı kronolojik sıraya göre dizelemeye kalksam bu temiz mısralara yazık olur diye düşünüyorum. Ben bile bazen kendimi anlamazken birilerinin beni anlamasına hayatım boyunca anlam veremedim. İnsanlar rol yapıyordu çünkü. Kimse kimsenin acısını gerçekten  hissetmediğindendir. Belki de her geçen yaşımda, yüreğim çok daha derinleştikçe hayata karşı olan hissizleşmemin eş oranda çoğalmasının sebebi. Herkes yalnız başına ölecekti fakat kabullenmiyordu bunu hiç kimse. Yaşanmış onca şeye rağmen hala hayal kurabiliyorsan bu zaten müthiş bir yetenekti. En çokta ailem ve yürek verdiğim can saydıklarım (yada sandıklarım) sebep oldu yazar olmama. Burada yazar kelimesini kullanıyorum ama kendimi pek de yazar gibi hissetmiyorum. Arada bir şeyler karalıyorum, hepsi bu. Kendimi bildim bileli yıkılmamak için uğraşıyorum. Aslında devrildiğimi biliyor, ayağa kalkmak için çabalıyorum. Öyle kariyer hedefim pek olmadı benim. Daha çok hayatlaydı kavgam benim. Sahteliklere inat derin bir kavga hem de. Arada bir babasızlık yumrukluyor karbon kokan zihnimi. Çok şükür ki göğsümü gere gere parmağımla gösterebileceğim bir baba figürüm var benim. Hani dayak yedikten sonra kimselere bir şeyler diyemeyip gecenin bir vakti yalnız başına balkonun köşesinde gizli gizli sigara içen on yedi yaşındaki çocuğun hüznü zaten yaşanmadan anlaşılmaz. Her dumanın ardından öksürüğe boğulduğum daha yumuşacık ciğerlerimden hiç bahsetmiyorum bile. Ufak yaşlarda başladım sigaraya ve sevmeye. Annem ikisinin de katil olduğuna inanırdı, keşke dinleseymişim diyorum kendi kendime Geçmişi söküp atamadığı için geleceğe umutla bakamayan bir adam. şimdi otuz sekizli yaşlardayım. Nakavt olmaktan yorulan bir boksör gibi hissediyorum kendimi. Şimdi ise birikimleriyle yüreklere ses olmaya çalışan ,yaşanan onca sızıya rağmen inadına gülen ve her şeye rağmen sevmenin gerçekliğini zihnine ve yüreğine kazıyan deli fırtına işte …

saygıyla ve sevgiyle kalın

 

CÜNEYT KALYONCU

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 101
Kayıt tarihi
: 16.01.19
 
 

MERHABALAR   ÖNCELİKLE TEŞEKKÜRLER MİLLİYET tıpkı deniz gibidir HAYAT ... bugun yine üstü kapalı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster