Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '17

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
321
 

18 Mart Çanakkale Zaferi

18 Mart Çanakkale Zaferi
 

Kronolji:

28 Haziran 1914 1. Dünya Savaşının başlaması

10 Ağustos 1914 Goeben ve Breslau'nun gelişi

30 Ekim 1914 Sivastopol’un bombalanması ve savaşa giriş

3 Kasım 1914 ilk saldırı

Ocak 1915 Sarıkamış felaketi

24 Şubat 1915 Dış tabyaların düşüşü

18 Mart 1915 Denizden karaya saldırı

25 Nisan 1915 Kara Savaşlarının başlaması

6 Ağustos 1915 2. Kara çıkartması

9 Ağustos 1915 1. Anafartalar Savaşı

10 Ağustos 1915 Conkbayırı püskürtmesi

21 Ağustos 1915 2. Anafartalar Savaşı

20 Aralık 1915 Suvla’dan ve Arıburnu’ndan çekilme

9 Ocak 1916 Seddülbahir’den çekilme.

Çanakkale Savaşı Türklerin 2. Ulusal savaşıdır. 1.si Balkan Savaşıdır. 18 Mart’a kadar Boğazın korumasını Albay Cevat Bey ve Kurmay Başkanı Binbaşı Selahattin Adil Bey komutasında Müstahkem Mevki yaptı. 18 Mart’a kadar Boğaza 11 hat mayın döşendi. Bu mayınları Almanlar verdiği gibi bir kısmı Rusların Karadeniz’de İstanbul boğaz çıkışına bıraktığı mayınlardır. Yine o güne kadar Türk tarafının Almanlar dâhil kaybı 200 kişidir. Asıl büyük kayıp daha sonra kara harekâtında verilmiştir.

Savaşın temelleri çok önceden atıldı. Sebep Ortadoğu petrolüydü. (Dünyaya hakim olmak enerjiye sahip olmaktan geçer). Savaş rüzgârları esmeye başlayınca Osmanlı önce İngiltere’ye sonra Fransa’ya gitti. Yüz bulamayınca Almanlara gitti. Maaşlar ödenemiyordu. Almanlarla anlaşma yapınca gelen 5 milyon Mark’la maaşlar ödendi.

Osmanlı savaşa hazır değildi. Balkan Savaşının yıkıntısı vardı. Oyalamaya ve zaman kazanmaya çabaladı. 2 yıl içinde Almanya’dan az da olsa modern toplar geldi, teknik bilgi edinildi. Alman disiplini Türk milliyetçiliği ile birlikte orduya hâkim oldu.

1.Dünya Savaşı başlayınca önlem almak gerekliliği çıktı. Çanakkale Boğazına iki sıra mayın döşendi.

10 Ağustos’ta Alman gemileri Goeben ve Breslau Akdeniz’de İngilizlerden kaçarak Osmanlı’ya sığındılar. Geçmek isteyen gemilere “boğazda mayın döşelidir, geçerseniz çarparsınız” dendi. O günden sonra 2 İngiliz zırhlısı boğazın dışında nöbet beklemeye başladı. Daha sonra bir Osmanlı torpidobotu boğazdan çıkmak isteyince çıkarmadılar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti boğazı -ticaret dâhil- her türlü harekete kapattığını dünyaya bildirdi.

30 Ekimde Yavuz ve Midilli isimlerini alan Goeben ve Breslau Sivastopol’u bombaladı, Rus gemilerini batırdı. Savaşa girmiş olduk.

3 Kasım’da dış tabyalara ilk saldırı geldi. Cephaneliği sığınak olarak kullanan 85 asker Seddülbahir’de bir bombanın havalandırma deliğinden girmesi sonucu şehit oldu. Sonra uzun bir sessizlik dönemi geçti. Aralık’ta Osmanlıların Sarıkamış harekâtı başladı. Ruslar İngilizlerden bir saldırı istediler.  İstanbul alınınca Osmanlı devre dışı kalacaktı. Almanlara karşı Ruslara silah yardımı yapılacaktı. Kolay yol olarak donanma ile geçmeyi düşündüler. 1807 yılında bir kez geçmişlerdi. Osmanlı donanmasının yönetimi İngilizlerin elindeydi. Gücünü çok iyi biliyorlardı ama boğazı geçmeleri gerekiyordu. İşi sıraya bindirdiler. Birinci iş dış tabyaları susturmaktı. Ege’ye bakan, ikisi Anadolu’da (Kumkale ve Orhaniye), ikisi Rumeli’de (Ertuğrul ve Seddülbahir) dört tabya vardı. Sonra boğaza girip mayınları temizlemek ve iç tabyaları susturmaktı.

Boğazın iç tarafında Kilitbahir’le Boğaz girişin arasında 10-15 kadar tabya vardı. İsimleri:

Rumeli ve Anadolu Hamidiye, Rumeli ve Anadolu Mecidiye, Namazgâh, Dardanos, Soğanlıdere, Baykuş, Çimenlik vb. Buralarda yaklaşık dörder batarya bulunuyordu. Bunların içinde yalnızca birkaç tanesi modern, menzili uzun, zırh delen külahlı mermileri olan bataryalardı. Bir kısmı Nara burnunda batırılan Mesudiye zırhlısından sökülmüştü. Bir kısmı İstanbul’daki müzelerden çıkarılıp getirilmişti. Menzilleri yeni teknolojiye göre çok kısaydı (5 km). Ayrıca yalnızca metal bir borudan oluşan sahte bataryalar vardı. Bunlar yalnızca siyah barut dumanı çıkarıp saldırıyı üstlerine çekiyorlardı. Bir de sütre gerisinden ateş eden küçük çaplı toplar vardı.

Ayda bir küçük çapta bombalamalardan sonra 19 Şubatta 10 zırhlı ile gelip uzaktan, menzil dışında durarak dış tabyaları bombaladılar.

23-24 Şubat günü Mustafa Kemal ve 57. Alay Gelibolu’ya vardı. Bigalı köyüne yerleşti.

25 Şubatta düşman donanması bir daha gelip dış tabyaları tümüyle susturdu. Bando mızıka eşliğinde boğaza girip bir tur atıp çıktılar. Bundan sonra mayın temizleme işine başladılar, ancak çok başarılı olamadılar. Yalnız bir hattı kaldırabildiler. Daha 9 hat vardı. 15 km menzili ve 38 cm çaplı (yaklaşık 2 karış) mermileri olan Queen Elizabeth zırhlısı Saros Körfezinden Kilitbahir’i bombaladı. Ona uçaklar ve bir gözcü balon yardımcı oldu. Telsiz konuşmaları başlamıştı. Şifre henüz yoktu. İlk sinyal yakalayıp bozma işleri de o zaman başladı.

Boğaza giren gemiler geri dönerken Karanlık Koyu kullanarak geri dönüş manevrası yapıyorlardı. 17 Mart gecesi bir Alman subayın önerisi ile Karanlık Koya kıyıya paralel olarak 11. mayın hattı döşendi.

18 Mart günü 22 Kruvazör, trol, mayın tarayıcı gemileri, destek gemileri ile birlikte toplam 50’den fazla gemiden oluşan düşman donanması boğaza dayandı. Toplam gücü 400 top kadardı. İstanbul’a çok önceden 40-50 topu olan bir gücün Boğazı geçebileceği rapor edilmişti. Türk tarafında, bütün tabyalarda ancak o kadar top vardı. Padişah Mehmet Reşat her 10 dakikada bir savaşın durumu hakkında rapor verilmesini istedi.

Plana göre 6 İngiliz gemisi boğaza girip öğlene doğru saat 11:25’te ateş açtılar. Sabah komutan Cevat Bey Mustafa Kemal Beyle görüşmek üzere Gelibolu’ya gitmişti. Onlar konuşurken ilk bombalar patladı. Savunmayı yönetmek Kurmay Başkan Selahattin Adil Beye kaldı.

Ahşap evlerden oluşan Çanakkale kenti yanmaya başladı. Kıyıda bulunan Namazgâh Tabyası çabucak tahrip oldu. Gemiler menzile girince Türk tarafından karşılık verildi. İsabetli atışlar yapıldı. Suya serseri mayınlar bırakıldı.

İngilizler bombalama yaparken ikinci sırayı oluşturan Fransız gemileri ileri çıktı, İngiliz gemileri geri döndüler. Tabyalar tahrip olurken gemiler de hasar alıyordu. Saat 14:00’te ağır yaralanan Bouvet manevra için Karanlık Koya girdiğinde mayına çarptı ve birkaç dakika içinde 700 mürettebatı ile sulara gömüldü. Olay bunu gören Mehmetçiğe büyük moral kaynağı oldu. Mermileri toplara daha bir şevkle taşımaya başladılar.

Gözleri yaşlı

Tabyanın dış duvarlarına oturup

Dalgın dalgın geminin battığı yere bakanlar vardı

Bu ağıtta çaresizliğin kırılması vardı

O saate kadar kesilmeyi bekleyen kurbanlık koyunlar gibiydiler

O saate kadar dövülen

ezilen

susan hep kıyılardı

Demek

dünyanın en sağlam gemileri de

Bombayı yiyince batardı

Olay düşman donanmasında ise tam ters etki yarattı. Daha sonra aynı yerde aralıklarla ve sırasıyla Gaulois, Inflexible, Irresistible ve Ocean mayınlara çarptı. Gemilerin çoğu ağır hasarlıydı. Akşam vakti bunlardan Irresistible ve Ocean da battı. Gaulois boğazdan çıkıp Tavşan adalarında kendini kayaya oturtarak batmaktan kurtuldu. Inflexible batmasın diye su bölmelerini kapattılar ve 26 İngiliz denizciyi ölüme terk ettiler.

Akşam saat 18:00 civarında donanma boğazı terk etti ve gün bitti.

Bu savaşla bu şekilde boğazı geçemeyeceğini anlayan Müttefikler kara harekâtına karar verdiler. Rusya’ya ulaşamayan silah yardımı sonucu Orada devrim oldu. Orada devrimin olması daha sonra Kurtuluş Savaşımız sırasında işimize yaradı. Bu şekilde Doğu Anadolu sınırlarımız güven altına alınınca destek alıp Batı Anadolu’yu işgal eden Yunanistan’la savaşma gücü bulabildik. Türkiye Cumhuriyeti bugün bu sınırlar içindeyse bunu Çanakkale Savaşındaki başarıya borçluyuz. Vatan demenin yasak olduğu II. Abdülhamit döneminden sonra yüz yıllar boyunca unutulmuş, uykuda duran ulusalcılık bu savaşla yeniden ortaya çıkmıştır. Ancak savaş henüz bitmemiştir.

Edebiyatçı Rus yazar Tolstoy Savaş ve Barış’ta Rus komutan Kutuzov’u konuşturur: “Aradaki muharebeler kaybedilebilir ama önemli olan son savaşı kazanmaktır. En önemli savaş son savaştır.”

Savaşta can verenleri saygıyla anıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu güzel bilgiler ışığında diyeceğim o ki: Savaşlarda bir tek askerler masumdur efendim! Madem savaş daha bitmedi şunu da hatırlatmak isterim! Kurt-olunmadan Kurt-Ulunmaz. Kurt-Oluş Kurtuluş Savaşının Resimidir. İşte bu yüzden önce bu ülkenin çocukları Kurt-Olunacak. Şu Irkçı kelimesinin ezikliğini kenara bırakıp Çocuklara TÜRKÇÜ Düşünceyi aşılamak gerekir. Biz Anadolu Türk Köylüsü olmadan kimse savaş kazanamaz, bu vatanda nefes bile alamaz! Öyle ki; Mesele bela zamanlarında kahraman olabilmekte, Aşırı demokrasi günlerinde değil! Demokrasilerde zaten geçicidir. Genel bir soru, sahi siz savaşa hazır mısınız, Özellikle kıblesi Atm ve Avm olmuş büyük şehrin iki bacaklı kapitalist böceklerine bu sorum! En Derin Saygı ve Sevgilerimle..!

SİZ ve ben 
 19.03.2017 3:12
Cevap :
Evet, Araplaşma sevdası bir an önce terk edilmeli. Osmanlı'nın batış sebebidir. Kurtuluş öze dönmektir. Ama bu nasıl olacak? Savaşı kim ister ki? Kim hazırdır savaşa? Hiç kimse. Cumhuriyet'in ilanından sonra ülkeyi kasıp kavuran bir savaş olmadı. Tunceli, Kore, Kıbrıs, Güneydoğu. O kadar. Teşekkürler katkınız için.  21.03.2017 0:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 313
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 10349
Kayıt tarihi
: 27.09.09
 
 

Antakya 1955 Doğumluyum. O.D.T.Ü. Mimarlık Fakültesi 1982 Mezunuyum. O zamandan beri firmalarda m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster