Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '11

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
623
 

19 Mayıs Stadından A.Gücü-G.Saray maçı izlenimlerim

19 Mayıs Stadından A.Gücü-G.Saray maçı izlenimlerim
 

Arka fonda Galatasaray taraftarları


Ankaragücü taraftarları arasında

Galatasaray tribünlerine bilet bulamadığımdan Ankaragücü taraftarları arasında izlediğim bir maç oldu. Hayatımda ilk kez Galatasaray’ı bir rakip tribünden izlemek durumunda kalmak benim için ilginç bir tecrübeydi.

Jan Rajnoch da “benim gibi yerini değiştirdi” ve 3000. golünü atarak Galatasaray tarihine adını yazdırdı. Hemen söyleyeyim, bence takımın bilmem kaçıncı golünü atmanın hiç bir tarihi değeri yok. Örneğin, Metin Oktay’ın liglerde Galatasaray adına attığı ilk golün ya da Prekazi’nin Monaco’ya attığı golün değeri var. Çok isteyen Selçuk’un adını tarihe yazıp formasını saklayabilir.

Erkek (!) Ankaragücü taraftarları!!

19 Mayıs’ta her iki takım taraftarları da kendilerine ayrılan yerleri doldurmuşlardı ve coşkuluydular. Emniyet güçlerine seslenerek, maratona alınan “Galatasaraylı bayan ve çocukların” tribünden çıkartılması için sürekli “onlar çıkmazsa katliam çıkar” diye tezahürat yapan Ankaragücü taraftarlarını ayıplıyorum. Demek ki Ankaragücü taraftarları “kadın ve çocukları” katledebilecek kadar erkekmiş!! TFF’nin maçlara ücretsiz bayan seyirci alınması uygulamasıyla ilgili gördüklerimizi başka bir blogda yazacağımı belirterek maça dönelim.

Maç hakkındaki yorum

Birçok futbolsever gibi, Galatasaray’ın uzunca bir süre sonra nihayet deplasmanda kazanacağını düşündüğüm bir maçtı. Yanılmadım ancak maç umduğumdan daha zor geçti.

Ankaragücü’nün hücum gücü yok denecek kadar azalmış ve orta sahası çok zayıf olmasına rağmen, yüksek bir mücadele ortaya koydular. Zaman zaman da ileriye hızlı çıktıklarında tehlike yarattılar ancak son pas becerisini gösteremediler. Defansta 5 numara ile oynayan Ediz’i beğendim, özellikle hava toplarındaki hâkimiyeti müthiş. Hücumda 2 numara ile ileride oynayan Tisdell son derece hızlı, çevik, hareketli ve defansı zorlayan bir isim ama son çalımı kendisine atmaktan vazgeçmeli.

Galatasaray ise maça iyi başlayamadı. Maçın ilk kırılma anı Jan Rajnoch’un ceza sahası sağ çaprazından vuruşunu Muslera’nın son anda çelmesiydi. Bu her kalecinin yapamayacağı, çeviklik ve refleks isteyen bir kurtarıştı. Hemen arkasından kazanılan bir serbest vuruşta Galatasaray’ın 3000. golü Jan Rajnoch ile geldi. 19. dakikada 2. golü de bulan Galatasaray bu dakikadan sonra orta alanı Ankaragücü’ne bıraktı.

İlk yarıda iki gol bulmuş olsa da, Galatasaray ikinci devrede daha iyi oynadı. Maçın kontrolünü eline aldı ve tehlikeli ataklar geliştirdi. Bunları değerlendirebilseler maçın sonucu daha farklı olabilirdi.

Galatasaray 11 kişi oynamıyor

3-0 kimseyi yanıltmamalı. Rakip sahaya çıkaracak 11’i zor denkleştiren bir rakip olunca, alınan 3-0’lık net galibiyet Galatasaray’ın gelecek haftalara yönelik oyunu hakkında tam olarak bir fikir edinmeyi zorlaştırıyor. Ancak görünen şu ki; Galatasaray sahada 11 kişi oynamıyor. Elmander yetersiz, Reira ve Ebue yarım oynuyorlar.

Ujfalusi, Engin, Selçuk çok iyi oynadılar. Kazım eskiye oranla biraz daha içeriye kat ederek kaleyi düşündü ve çok etkili oldu. Bunun yanı sıra defansa da sık sık yardım etti.

Maçın sonucuna direkt etkisi olmasa da Melo’ya ayrı bir paragraf açmak gerekir. Bu oyuncu müthiş! İnanılmaz bir hava hakimiyeti, mücadele gücü, sürati ve oyun anlayışı var. Onun defansın önündeki verimini iki kişiyle bile almanız zor. Takımın sigortası. Seneye mutlaka takımda tutulmalı.

Ankaragücü’nün kullandığı kornerlerde Elmander’in hava hakimiyetinden ve Kazım’ın hızından yararlanmak için Kazım ileride kaldı. Baros oyunda olsaydı sanırım bu farklı olabilirdi.

Elmander herhangi bir ligin herhangi bir takımda oynayabilir ancak şampiyonluğa oynayan takımların futbolcusu değil. Yavaş, duvar pasları yapamıyor, adam geçme becerisi yok, şut yüzdesi yüksek değil. Baros bu adamın arkasında yedek kalamaz.

Reira’nın ise fizik güç yetersizliği sırıtıyor, umarım henüz hazır değildir. Yoksa hazır Reira bu ise, Galatasaray’ın sol kenarda adama ihtiyacı var demektir.

Sabri iyi değildi. İleride faydalı işler yapamadığı gibi, defansta da açıklar verdi. Bir pozisyonda onun açığını kapatmaya çalışan Ebue de -oyuna yeni girmesinde rağmen- ağır kalarak henüz yeterli olmadığını gösterdi. Yekta gibi bir adamın varken o bölgede oynamak üzere Ebue’yi almak mantıklı değildi.

Son dakikalarda yine gereksiz bir sarı kart gören Baros’a yönetim tarafından ceza verilmeli. Adeta hakeme yalvardı kart görmek için. Hakem Fırat Aydınus ise son derece güzel bir maç yönetti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bekir Bey. Galatasaray maçını, gol olduktan sonra izlemeyi bıraktım, Mersin İdmanyurdu maçına döndüm. Nasıl oynadığını okuduklarımdan öğrendim. Rakip taraftar arasında maç izlemek zor, biliyorum. Hele bu, Ankaragücü taraftarı olursa...Eyleme dönüşmese de, düşünce düzeyinde de kalsa, söylenenlerin hoş değil. 1960 yılının güzünden başlamak üzere 19 Mayıs'ta maç/lar izledim. Sürtüşmeler oluyor da, ama...Bugünküler çok farklı...Saygılar, selamlar.

TURGUT ÇELİK 
 04.10.2011 21:44
Cevap :
Katkınız için teşekkür ederim. Bir sonraki yazım da aynı maçla ilgili. Okumanızı isterim doğrusu. Selam ve saygılarımla..  04.10.2011 22:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 293
Toplam yorum
: 469
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 1053
Kayıt tarihi
: 07.11.08
 
 

Sporun bir kavgadan çok; ahlak, mücadele, eğitim, zeka ve dürüstlük olduğuna inanıyorum. Doğaya, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster