Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
920
 

1915 olayları soykırım mı?

1915 olayları soykırım mı?
 

Fransa parlamentosu 557 kişiden oluşuyor. Parlamento’nun yaklaşık 50 üyesi ile toplantı açılıyor, 38 üyenin oyları ile de “soykırım yasası” olarak bilinen yasa parlamentodan geçiyor. Geriye kalan bu yasaya ne diyor, belli değil. Velev ki belli olsa ne yazar, sonuç olarak oradan geçti, sıra senato’ya geldi. Orada da kabul edilmedikçe yasa yürürlüğe giremiyor. Velev ki oradan da geçti, yürürlüğe girdi, n’olacak?...

1915 olayları soykırım mı?

Bizde bu durumlarda kullanılan bir tabir vardır, “İt ürür, kervan yürür” deriz…

Geçelim kendi açımızdan bu olaya. Türkiye, 1915 yılında Ermenilere karşı soykırım uyguladı mı, uygulamadı mı? Tartışılan ve bizlere “Yüzleşin” dedikleri konu bu yani…

Soykırım: Bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle, bilerek, isteyerek, planlayarak, kökünü kazımak, yok etmek demektir.

1915, öncelikle Osmanlı dönemidir. Evet, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak aslımızı neslimizi inkar edecek değiliz, ama biz, Osmanlı devleti de değiliz.

Bu işin birinci tarafı… Hadi diyelim ki öyle, 1915 yılına ve o tarihteki olaylara derinlemesine baktığımızda, yukarıda tarifini verdiğimiz “Soykırım” tanımlamasına uyan bir hareket yoktur.

Ama şu vardır…

“Tehçir”e (Göç ettirme, göç etmesine sebep olma, sürme) tabi tutulan, yerlerinden yurtlarından alınan Osmanlı tebaası Ermeni yurttaşların yaşadıkları acıları da yok sayamayız.

Şunu da hatırlatmak gerekir ki; “Tehcir”e neden olan olayları yaratanlar da, Ruslarla işbirliği içine giren, isyan çıkaran, Müslüman Türklere katliam uygulayan (suçsuz olanlar hariç) ermeni Taşnak partisinin üyeleri ve onların kurduğu çetelerdir. (Tarihi detaylara girmeye, olayları tek tek anlatmaya gerek yok)

Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından “Soykırım” yoktur, ama yaşanan acılar vardır. Yaşanan acılara neden olanlar da kuşkusuz vardır. Hem Osmanlı’dan yana vardır hem de Ermeni’den yana vardır. Olaylar, yaşanan acılar tek bir tarafın üzerine yüklenilebilecek şekilde değildir.

Acı olayların yaşandığı adreslerden bir de Kayseri’dir…

Dedelerimiz, babalarımız, bu acı olayları anlatırken, Ermeni komşularını da nasıl koruduklarını, beraberinde anlatırlar.

Kaldı ki bugün Kayseri’de ve Türkiye’de yaşayan Ermeni asıllı vatandaşlarımız ile bir sorunumuz olmadığı gibi, dostluklarımız da var ve onlara nasıl başka gözle bakabiliriz ki?

Önceki gün, bir TV kanalında tartışmaya katılan Ermeni asıllı vatandaşımızın dile getirdiği bir konuya burada değinmeden geçemeyeceğim.

Şöyle diyor: Her hangi bir devlet dairesinde nüfus cüzdanımızı verdiğimizde, memur yüzümüze öyle bir bakıyor ki…

Bakar kardeşim bakar, haklısın…

Ama o memurun muhtemelen gözü de gönlü de bozuk olduğundan seni “Tren” sanmıştır muhakkak, öyle bakar…

Dönelim Fransa parlamentosunun kararına…

Kanun taslağını hazırlayan İktidardaki Halk Hareketi Birliği (UMP) Marsilya milletvekili Valerie Boyer, kanun taslağına karşı Türkiye olarak verdiğimiz tepkilere: "Amacımız ilişkileri zedelemek değil. Ticari ilişkilerin zedeleneceğini düşünmüyorum. Ambargo gibi tehditlerin hayata geçeceğini sanmıyorum. Türkleri gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyorum. Bizi hoşgörü ile karşılayacaklarını düşünüyorum" diyor.

Milletvekillerine 'Türkiye'nin tehditlerini ciddiye almayın' çağrısında bulunan Valerie Boyer: "Türkiye, Fransa gibi Dünya Ticaret Örgütü üyesi, bizi boykot edemez" demeyi de ihmal etmiyor.

Eh… Der, ağzı torba değil ki büzesin…

Ayrıca İsviçre’nin aynı yoldaki çıkardığı kanuna da o zamanlar aynı tepkiyi vermiştik. Sonra ‘noldu? Her şey normale dönmedi mi, döndü…

Bugün de böyle yapacağız, eseceğiz, yağacağız sonra normale döneceğiz. Hatta Melih Gökçek’in Paris Büyükelçiliği önüne “Cezayir Soykırım Anıtı” dikmesini bile nafile bekleyeceğiz…

Sonuç olarak “Soykırım” yoktur, ancak acılar yaşanmıştır, inkar edemeyiz… Ancak şunu da inkar edemeyiz ki, o acılar tek taraflı yaşanmamıştır.

Bugüne geldiğimizde Türkiye’de bazıları hariç, ki onlar “Kaşıma” meraklısı, benim Ermeni asıllı vatandaşlarımla, dostlarımla ve kardeşlerimle bir sorunum yok.

22 ARALIK 2011
İBRAHİM PEKBAY 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Devlet yönetenler maalesef tarih bilgisi ve genel kültürden yoksun oldukları için bu davaya yaklaşmayı bilmiyorlar. Bakın, herkesin gözü önünde Almanlar 6,5 milyon insanı yoketti. Ama bugün kimse almanlara laf etmiyor, neden? Çünkü almanlar bütün suçu yıktıkları Nazi kavramına sığınıyorlar. Yahudileri kim kesti? Naziler. Böylece kendileriyle Naziler arasına mesafe koydular. Ama biz ne yapıyoruz? Elimizdeki en büyük kozu kullanmıyoruz. Nedir o koz? Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devletini yıkan ve onların tüm kararlarının aksini hayata geçiren bir devlettir. Ama biz bunu akıl edemediğimiz veya işimize gelmediği için akıl etmediğimiz için ermenileri kim kesti? Türkler palavrasını sahiplenip, reaksiyon gösteriyoruz. 600 sene hiçbir şey üretmeden sadece diğer ülkeleri vergilendirme ve fetihlerle varolmuş bir devletin tehcir kararı ve o tehcirin sonuçları Türkiye Cumhuriyetini bağlamaz diyebilecek devlet adamı maalesef yok! Hele de şimdi yeniden Osmanlı'yı canlandırma derdiyle bu biraz zor!

DrMüh 
 26.12.2011 17:00
Cevap :
yorumunuzla konuya katkı sağladığınız için teşekkür ederim. Saygılarımla  26.12.2011 23:33
 

O acılar tek taraflı yaşanmamış. O dönemde Osmanlı kendi yurdunda sürgün. Yabancı işgallerle karşılaşmış. Ermeniler Rumlar bu ülkede barış içinde yaşıyorlar. Fransa hükümeti siyasi, iktisadi, sosyal, ticari kaygılar bu ülkeye çoktur. Selam ve saygılar.

Nabide Kılınç 
 23.12.2011 17:07
Cevap :
Katkınız için teşekkür ederim. saygılarımla...  23.12.2011 18:02
 

Son derece objektif bir değerlendirme. Elinize sağlık. Bizim bu olaydan almamız gereken en önemli ders bence demokrasi dediğimiz akla zarar sistemin ne olduğudur. İşte ileri demokrasi, gelişmiş demokrasi veya her ne zıkkım ise budur. Akıl durur, mantık durur, tarihin ve günümüz gerçekliği durur ve sadece oy hesabı, kişisel ve partisel çıkarlar, hırslar gündemi işgal etmeye başlar. Demokrasinin bugüne kadar çözebildiği tek bir milli veya evrensel sorun gösterebilir misiniz? Ama ben size neden olduğu binlerce sorun sayabilirim. Biliyorum siz her şeye rağmen yok bu demokrasi değildir, demokrasi uzlaşma kültürüdür, hoş görü kültürüdür veya durun hele biraz daha demokratikleşelim de bakın nasıl bütün sorunlar hallolacak filan diyeceksinizdir mutlaka ama ne derseniz deyin demokrasi budur ve dünyanın hiçbir ülkesinde farklı bir demokrasi yoktur. Gerçek olan sadece yaşanan gerçeklerdir...Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 22.12.2011 18:05
Cevap :
Sayın Atilla... Her şeye rağmen "Demokrasi" ve "Cumhuriyet"den vazgeçmemiz mümkün değil. Sonuna kadar da kovalayacağız. Belki bir gün yakalarız. Katkınız için teşekkür ederim. Saygılarımla...  23.12.2011 14:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 856
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster