Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '12

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
5046
 

1923-2010 dönemi ekonomisi. Doksan yılda nereden nereye gelmişiz? (son)

1923-2010 dönemi ekonomisi. Doksan yılda nereden nereye gelmişiz? (son)
 

Bebekleri artık leylekler getirmiyor. Çocuk haklı tabi! Şimdiki bebekler internet ağları üzerinden geliyorlar.


1923 YıIında; 13 milyon nüfus, 5000 ilkokul, 350.000 olan ilkokul öğrenci sayımız; 2010 Yılında, 74 milyon nüfusa, ilkokul ve öncesi dâhil, 60.000 (ilk)okula, 12 milyon -ilkokul-öğrenciye ulaşır. 1923’te, tarım ülkesi olan Türkiye, 2010 Yılında artık, “Yenice” Sanayileşmiş ülkedir.

Ülkelerin ekonomik performanslarının göstergesi olan GSMH'nin açılımını, 2010 yılı rakamları ile birlikte tekrar verirsek;

Bir ülkedeki ekonomik büyümenin ana ölçüsü, ülkedeki  GAYRİ SAFİ MİLLÎ HASILA (GSMH) dir. Buna, “Ülkede bir yıl için üretilen toplam mal ve hizmetlerin parasal  ifadesi.” de diyebiliriz.

Bir ülkede, GSMH içinde tarımın payı büyükse, o ülke tarım, sanayinin payı büyükse sanayi ülkesi olarak isimlendirilir.

Hizmet sektörünün payının büyüklüğü, bir gelişmişlik göstergesidir.

...

Gayrı Safi Milli Hasıla tutarları;

Yıllar         1990           2000         2010 (Milyar USD.)
Toplam      151              199           736

-2010 Yılı için kişi başına düşen milli gelir: Yaklaşık 10 bin dolar olarak tahmin edilmektedir.

Milli Gelirin oluşmasında;

-Tarımın payı,  % 8,

-Sanayinin payı,  %23 (inşaat dahil)

-Ticaret-hizmetin payı,  % 69 oranındadır.

...

Üretim Değerlerimiz;

-Elektrik üretimi, 1923 yılı; 50 kwh; 2010 yılı; yaklaşık 210 Milyar kwh .

-Buğday üretimi, 1923 Yılında, 1,3 Milyon; 2010 Yılında; 19,6 Milyon ton.

-Pirinç üretimi, 1923 Yılında 10.000 Ton; 2010 Yılı; -Çeltik- 860.000 Ton.

-Şeker Pancarı, 1923 Yılı, 36.000 Ton; 2010 yılı 17,9 milyon ton.

-Pamuk, 1923 Yılı, 39.000 Ton; 2010 yılı Kütlü Pamuk, 2,1 milyon ton.

-Ayçiçeği, 1950 yılı, 70.000 Ton; 2010 Yılı, 1,3 Milyon Ton.

...

-2010 Yılında üretilen sebze miktarı, 26 Milyon Ton.

-2010 yılında üretilen meyve miktarı ise, 16,6 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

...

-Çimento üretimi, 1935 Yılında, 131.000 Ton olan üretim;  2010 yılında yaklaşık 63 milyon Ton üretim kapasitesine ulaşmıştır.

...

-Çelik üretimi, ülkemizde 1930’lu yıllarda başlayan çelik üretimi, 1950 yılında, 102 bin tondur.

2010 yılı sonu itibariyle, Türkiye'nin ham çelik üretim kapasitesi 42.7 milyon ton olarak kayıtlara geçer.

-Türkiye bugün için Avrupa'nın ise en büyük ikinci çelik üreticisidir.

...

-Petrol üretimi, 1950 yılında 18 bin ton; 2009 yılında, 2,4 milyon tondur. Bununla birlikte, 729,4 milyon metreküp doğal gaz üretilebilmiştir.

Ülke olarak bu konuda başarılı olduğumuzu ifade edememekteyiz.

...

Otomotiv sanayi üretimi ülkede 1950’li yıllarda traktör ile başlamış, kamyon ile devam etmiş ve 1970’li yılların başına kadar traktör, kamyon, kamyonet, otomobil ve otobüs üretim kapasiteleri kurulmuştur. 1970 yılına geldiğimizde üretim 25.000 adede, 1980 yılında 70.000 adede nihayet 1993 yılında 453.465 adede ulaşmıştır. Üretimin % 77’si otomobildir. Montaj sanayi şeklinde başlayan otomotiv sektörü bugün kendi motorunu, traktörünü, kamyonunu, otobüsünü ve otomobilini üretir hale gelmiştir.

2010 yılına geldiğimizde karşımıza çıkan tablo;

-Toplam otomotiv üretimi, 1 milyon 94 bin 557 adettir.

-Bunların 603 Bin adedi otomobil, 491 bin adedi ticari araçtır.

-1923’te ülkede 7.100 adet olan araç sayısı, 2010 yılına geldiğimizde 15 milyon araca ulaşır.

-1940 yılında yaklaşık 1.100 (binyüz) adet olan traktör sayısı, 2010 yılına geldiğimizde, yaklaşık olarak bir milyon üçyüz bin adettir.

...

-Telefon ve internet, 1923 yılında 13.900 adet olan manuel telefon santrali yerini yaklaşık, 17 milyon kablolu ev telefonuna bırakmıştır. Mobil telefon sayısının bunun çok üzerinde olduğu düşünülmektedir.

-İnternete erişim imkânı,  2010 yılı sonu itibariyle, nüfusun yaklaşık yüzde 42 oranına ulaşmıştır.

-Bireylerin yaş grupları itibariyle internet kullanımları (www.tepav.org)

Yaş grubu;            16-24          25-34          35-44           45-54        55-64           65-74

Kullanım oranı;      62.9            50.6             34.7              22.4             7.8               2.7

...

-Demiryolu; 2010 yılına geldiğimizde eskiden türkülere konu olan “Kara Tren”ler, yerini, “Hızlı Tren”lere bırakmaktadır.

-Denizyolu; Günümüzde modern gemilerle denizyolu ile taşınan yolcu sayısı yıllık, yüz milyona ulaşmaktadır.

Karayollarımız (http://www.kgm.gov.tr/Sayfalar/KGM/SiteTr/Kurumsal/YolAgi.aspx)

SATIH CİNSİNE GÖRE YOL AĞI (KM)             
 01.01.2011 tarihi itibariyle              
 

 Asfalt Betonu

 Sathi Kaplama

 Parke

 Stabilize

 Toprak

Diğer Yollar

 TOPLAM

Otoyol

 2 080

 - 

 -

 -

 -

 -

 2  080 

Devlet  Yolları

 8 758

 22 146

 75

 162

 47

 207

 31 395

İl Yolları

 1 439

 26 783

 137

 1 152

 735

 1 144

 31 390

TOPLAM

 12 277

 48 929

 212

 1 314

 782

 1 351

 64 865

 

BÖLÜNMÜŞ YOLLAR

01.01.2011

Otoyollar

2 080

Devlet Yolu

15 788

İl Yolu

996

Toplam

18 863

 

* * *

Gençlerimize ülkenin ekonomisi hakkında bir ufuk kazandırmak amacı ile temel değerleri ile bir pencere açtık.

Verdiğimiz  bu bilgilerle asgari ölçüde de olsa,

Okuyanların, ülkenin hangi dönemlerde ve ne kadar kalkındığını görebileceklerini ve değerlendirebileceklerini düşünmekteyiz.

Bunlardan fazlası meraklısının araştırmasına kalmaktadır.

www.canmehmet.com.

Resim; internet ortamından alıntıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

2010 yılında kişi başı gelir 10.000$ hadi bunu doğru kabul edelim.2010 yılında kişi başına düşen borç kaç bin dolardır?

mehmet binlik 
 19.05.2016 11:11
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, Bugün kişi başı, "10.000" dolar, marifet değil "Tuzak"tır. Ki, AK parti döneminde, 3000 dolar'dan 10.000 dolara yükselmiş. İlginç değil mi? 3.000 dolar ortalama gelir 10.000 dolara yükseliyor, bunun da "iyi" olması gerekiyor! Bu (tüketim) aldatmaca(sı)dır. Okuyan bir toplum değiliz. Bize ne sunulursa, (yanlışı)değerlendiriyor ve çıkmaz sokaklarda kıvranıyor, birbirimizi suçluyor, yetmiyor boğazını sıkıyoruz. Böylece enerjimizi rekabetçilerimizle başedebilmek için değil, birbirlerimizi engellemek için kullanıyoruz. Gelelim borcumuza: Biz toplum olarak kazancımızdan tasarruf ediyor muyuz? Hayır! Etmeyince ne oluyor, dışarıdan borç alıyoruz. Gelelim, Ak parti dönemine borç miktarına. Devlet artık borçlanmıyor, çünkü altyapı için "yap-işlet-devret" formülü uygulanıyor; yatırım ve ihracat özendiriliyor. Ve ülke için borcun miktarı değil ödeme kapasitesi önemlidir. Geliri olmayana, 100 lira ağır borç; Amerika için 15 trilyon dolar "ağır"" değildir. Sağlıcakla kalınız.  20.05.2016 11:03
 

Elinize sağlık Mehmet bey...Her şey ortada, görmek isteyen için açık açık görünüyor...Ama, görmek istemeyene yapılacak bir şey yok...Aslında herkes kendi hayatında bu farkı görüyor da, dediğim gibi herkes itiraf edemiyor..Sorun değil, önemli olan bu halkın sağduyusudur...Milletimiz gerçeği görüyor ve değerlerdiriyor...Demokrasi yaşadıkça da böyle olacak...Hem gelişmenin nimetini yiyip hem inkar edenler demokrasiyi bunun için sevmiyor zaten...Selamlarımla

ali açıköz 
 23.01.2012 17:42
Cevap :
Değerli Ali Bey, konuya ilginize ve nezaketinize teşekkür ediyorum. Osmanlı ve Cumhuriyet yönetimlerinin neden çağdaşları gibi bilgi ve teknoloji boyutunda ileri gidemeğini amatör bir anlayışla sorguladığımız zaman karşımıza iki temel anlayış çıkmaktadır. Osmanlı, Batı Avrupa; İngiltere-Fransa'nın sanayi devrimini yapacak alt yapı ve birikimi oluşturma safhasını herhalde gururu nedeniyle fark edemez. Farkettiğinde, ara ekonomik manada açılmıştır. Osmanlı bu kez devleti kurtarmanın (savaşları kaybetmemenin telaşına) düşer ve Orduya yatırım yapar. Ancak, orduyu besleyen üretken ve kazanan ülke ekonomisidir. Bu ihmal edillir, borçlanma sonumuz olur. Cumhuriyeti kuranlar asker-bürokrat) aslında Cennetmekan 2. Abdülhamitin öğrencileridir. Onlar da herşeyin farkındadır. Batıya rağmen kalkınamayacaklarını düşünür ve onlara benzemek için yüz yıl kaybederler. Denemedikleri kalmamıştır. Buna Osmanlıcılık, İslam ve Türkçülük anlayışları dahildir. Meselemiz çok boyutludur. Sağlıcakla kalınız  24.01.2012 10:09
 

YILLAR........1923..1938..1950..1960..1980..1991..2001.. TGSM,...................................................... İç-Dış.Borç,............................................... Nüfus,..................................................... gibi liderlerin dönemleriyle sınırlı yılları ayrıştıran ana başlıklardan oluşan en özet makro tablo yapmanız mümkün mü? mümkünse çok faydalı olacak bir analiz yapılabilir. Teşekkürler selamlar...

Kadri KANPAK 
 21.01.2012 9:29
Cevap :
Değerli Kadri Bey, ülkemizde, ekonomi konusunda (özellikle, Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk dönemlerine ait doğru) bilgilere ulaşmak, aslanın midesinden yediklerini çıkarmaktan zordur. Elimizdeki bilgileri (doğrulamak adına) batı kaynakları araştırmacılarla karşılaştırdığımızda ortaya tam bir aşure çorbası çıkmaktadır. Arşivlerimizi tamamladığımızda, işaret ettiklerinizi de yazmaya gayret ederiz. Teşekkürler, sağlıcakla kalınız.  21.01.2012 11:41
 

Merhaba Canmehmet Bey; 1923 yılında 13 milyon olan sayımız 2010 yılında 74 milyon Yine 1923 yılında pirinç/çeltik üretimi 10 bin; 2010 yılında 86.000 civarında...Nüfusa oranla hesaplamak istersek sizce üretim artmış oluyor mu? Pirinç üretimi sadece bir örnek mahiyetinde... Ayrıca gıda- agra üretimi 1923 yıllarında şimdikine göre daha doğalve sağlıklı değil miydi? Selamlar

Alev Meisel 
 21.01.2012 1:40
Cevap :
Değerli Alev Meisel, Konuya ilginize ve zenginleştiren görüşlerinize teşekkür ediyorum. İzninizle pirinç üretimini biraz açarsak; Kaynak; hububat üreticileri sendikası) “Pirinçte ithalatçı konumdayız. İhtiyacımızın %20-25’ini ithal etmekte ve buna 80-100 milyon dolar döviz ayırmaktayız. Hükümetler çeltik üretimini içerde geliştirmek yerine ithal etme politikalarını benimsemektedirler. Bizim gibi ülkeler temel besin maddesi olarak buğday tüketir. Asya ülkelerinin önde gelen besini çeltiktir. Türkiye çeltik üretiminde kendine yeterli bir ülke değildir. Kendine yeterlilik potansiyeli olan bir ülkedir. Özellikle 2000 yıllarında geliştirilen “Osmancık” çeşidinin üretimde devreye sokulmasıyla birlikte verimlilik artmış. 2000 yılında 350 bin ton olan üretim, 2010 yılında 750 bin tona erişmiştir.” Sendikaya göre, yeterli üretimi yapabiliriz, ancak buna son zamanlarda ilgi gösterilmiştir. Ve haklısınız, önceleri sağlıklıdır. Çok söz yalansız, çok üretim hormonsuz olamaz! Sağlıcakla kalınız.  21.01.2012 11:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1074
Toplam yorum
: 2681
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1706
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster