Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
226
 

1989 yılı tam bir kabustu

1989 yılında yani 19 yıl önce sağlık sorunu yaşayan annemin safra kesesi delinmişti. Buna bağlı bir takım semptomlar yaşıyordu. Dönemin ünlü ve halen yoğun bir şekilde gidilen ve benimde bir kaç kez şahsım için gittiğim ve yine tedaviden hatta cerrahi operasyondan fayda sağlayamadığım hastaneye götürdüm annemi ve poliklinikte muayene ettirmek için sıraya girdik, tamamladığımız evraklar elimizde bekliyoruz .

Hasta halen maalesef yine tekrar tekrar günümüzde acil servis hastalarının sergilemekte olduğu o ızdıraplı görünümünde kıvrım kıvrım kıvranıyor. Bakan gören yok gibi herkes bakar kör olmuş adeta...Bizim yandığımız gibi kimse yanmıyor. Vahlar...tühler arasında ve herkes kendi halinde ne yapacağız bilemiyoruz çünkü sıramızın gelmesini beklemekten başka çıkar yol yok zaten söylenmekte çare değil diye kibar kibar bekleyelim dedik. Bekledikte ne oldu...Kocaman bir hiççç... Bugün okuduğum sayın blog yazarı Süleyman EKİM 'in ( Doktoramı Sordun hasta olurken ) başlıklı yazısı bana geçmişte yaşadığımız bu kabusu hatırlattı... O günlerden bu günlere pek değişen bir şey olmaması insanın yüreğini burkuyor.Çünkü hastalanırken kimseye sormadan hastalanıyoruz.Çok yanlış bir davranış bu. İç hastalıklarına, diş hastalıklarına , baş hastalıklarına göz hastalıklarına sorupta hastalanmak lazım...

Ne yazık ki Vatandaş çaresizliktendüzele düzele sağlık karnesi olmadan hastane hizmetlerinden faydalanma konusunu önemli bulduğu için diğer gerçekleri görsede görmezliğe geliyor hale düşmüş. Gelelim 19 yıl öncesine bize hastamız sedyenin üzerinde yatarken müdahale luzumu bile göstermeyen tam teşekküllü hastanenin sıradaki doktoru " bu hastayı niye bize getirdin götür bunu zaten ölüyor burda ölmesinde nerde ölürse ölsün şimdi işim gücüm yokta onnlamı uğraşacağım" diyen zihniyetin ve halen karşı çıkarsam hiç müdahale etmezler diye bizim gibi korkudan sinip susanların olduğunu görmek beni çok yaralıyor. Şimdiki cesaretim olsa susarmıydım mücadelemi ederdim bilemniyorum. Yine benim gibi susup bekleyen çok hasta olduğunu düşünüyorum. Tüm hastaneler tüm doktorlar bu ziniyette değil ama biz onları nerede bulacağız.

Nasıl bir araştırma yapalımki tedavi konusunda iyi bir şans yakalayalım. Hastane kapısından çevrildiğimiz 19 yıl sonra halen yaşıyan annem zamanında müdahale edilse belkide bugün diğer hastalıkların gelişmesine zemin hazırlayan durumda olmazdı.Ama o günkü zihniyetin bir kısmıda halen yaşıyor.Biz o rahatsızlıktan başka bir doktorun sayesinde acil ameliyatla kurtulduk ama ya kurtulamayanlar ne olacak. Esas düşündürücü ve dafalarca yazılan bu ve bu gibi sorunlar nasıl düzeltilecek. Annem o gün bugün ölmedi yaşıyor. Aynı hastalıktan kimbilir veya başka tedavi edilebilir hastalıklardan bile bir türlü iyileşmeyip kimbilir luzumsuz yere kaç kere daha ameliyat olacaklar , kimbilir kimler daha hangi hastanelerde rehin kalacaklar, daha kaç hastaneden yeterli şartları yerine getiremedikleri için çevrilen hastalar olacaklar, kimbilir kimin eli, ayağı gereksiz yere neşterlenecek, kimin gözü görmez olacak.

Aslında hepsinin ötesinde her zaman dillendiği gibi yetersiz eğitimde suçlu sanırım. Bu sorunlar başına bir şey gelmeyenleri pek ırgalamıyor gibi görünüyor bana.İnşallah yanılıyorumdur. Görsel kalıyor bir çok acı. Ekranlarda, gazetelerde, çevrede gördüklerimiz sanki sadece filim şeridi gibi gözümüzün önünden gelip geçiyor gibi...Oysa bu tip o kadar çok yaşanmışlık varki sayfalarca yazılsa bu konulara daha derin inilse yada daha yüzeysel anlatılsa bile bitmez tükenmez bir kaynak var ortada. Yetersiz tedavi koşulları var. Sanki ; birilerini ve hiç kimseyi bilmem hangi hastaneden kaç altı ay sonraya randevu almak çokta ilgilendirmiyor gibi ... Sanki hep özel hastanelere yönlendiriliyormuşuz gibi durumlar pek sarsmıyor gibi...Gibiler o kadar çoğaldıki bende de tırlatmaya az kaldı gibi geliyor...Gerçekten kaç yılında nasıl çözülecek bu sıkıntılar... Sabırla bekliyorum ....Şen ve sağlıklı kalınması dileğiyle

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 36
Ort. okunma sayısı
: 545
Kayıt tarihi
: 09.05.08
 
 

Ankara'da yaşayan çalışan ve ayakta durmaya çabalayan tipik bir Karadenizliyim. Öfkem de sevgim de K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster