Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '14

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
464
 

19.Milli Eğitim Şûrası

19.Milli Eğitim Şûrası
 

19.Milli Eğitim Şûrası karma eğitimi kaldırma kararı aldı.


19. Milli Eğitim Şûrası

1939 yılından bu yana on sekiz kez Milli Eğitim Şûrası toplanmıştır. Şûralar, eğitime yön veren danışma kurullarıdır. Şûralar, eğitim politikasının temelini oluşturur. Ülkemizde belirgin, yerleşik, ulusal bir eğitim felsefemiz olmadığı için eğitim politikaları ya da politikasızlığı iktidarlara göre değişmekte, hatta bakanlara göre değişmektedir.

Eğitimciler de yaptıkları araştırmalarda, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kalıcı, köklü bir eğitim politikasının olmadığını vurgulamaktadırlar. Bakanlığın belirgin, tutarlı bir eğitim politikasının olmadığı eski Bakanlar ’dan dan Hasan Celal Güzel’in şu sözlerinden anlaşılmıyor mu? 2007’de Hasan Celal Güzel, Ankara/ Bahçelievler 38.Sokak’ta bulunan kitapçıdaki (Bu kitapçı kapandı)   konuşmasına, “türban”dan başlamıştı. Ben de siz, Milli Eğitim Bakanlığı yaptınız; Türk Milli Eğitim Politikası’nda gördüğünüz eksikler nelerdi, düzeltmek için neler yaptınız, dediğimde yanıtı şu oldu:” İngilizce derslerini kur sistemine geçirdim, benden sonra gelen Avni Akyel, yeniden sınıf geçme sistemi uygulamasını başlattı.”,

Milli Eğitim’de 93 yılda 76 bakan değişti. Gelen hep gideni arattı. Ak Parti’nin 10 yıllık iktidarı döneminde ise Prof. Dr. Nabi Avcı, Erkan Mumcu, Hüseyin Çelik, Nimet Baş (Çubukçu) ve Ömer Dinler ’den sonra beşinci bakan oldu..(Abbas Güçlü,Milliyet.com.tr.)

Kimler katılır? Şûralarda ne yapılır? Cumhurbaşkanı, başbakanlar, bakanlar, milletvekileri İktidara yakın akademisyenler, eğitim yöneticileri, bürokratlar, öğretmen kuruluşları, yazarlar… İktidarların eğitim anlayışlarına bakış açılarına göre eğitim sorunları tartışılır; eğitimin, toplumsal gereksinmelerine ve bireyin ilgi, yeti ve yeteneklerine yanıt verecek duruma getirilmesi için çeşitli kararlar alınarak sistem yönlendirilmeye çalışılır.

19.Milli Eğitim Şûrası’nda Erdoğan, “Cumhurbaşkanı olarak en büyük arzum, bu milletin evlatlarının özgüvenli olmasıdır” dedi. İyi demiş de “lafla peynir gemisi yürümüyor.” Özgüveni yaratacak koşullar var mı? Toplumda, özgüven mi kaldı? Özgüven; demokrasinin işlediği, yasaların yansız uygulandığı, adaletin olduğu, hukuk devletlerinde olur; çünkü kendine güven, böyle bir ortamda filizlenir, boy verir.

AKP’li olmayan 7 bin okul müdürü görevinden alındı. Eğitim Sen konuyla ilgili bir açıklama yaparak “Eğitimde tarihin en kapsamlı tasfiye ve siyasal kadrolaşma operasyonu gerçekleştirilmiştir” dedi.(Yurt Gazetesi,22 Ağustos 2014 )

Eğitim-İş’in 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle, 33 ilde 1004 öğretmenle görüşerek yaptığı “Öğretmenlerin borç durumlarına ilişkin öğretmen görüşleri” adlı araştırma sonuçları öğretmenlerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunları ortaya koydu. Ankete katılan öğretmenlerin yüzde 81’i kredi kartına, yüzde 79’u bankaya, yüzde 41’i esnafa, yüzde 39’u ise şahıslara borcu olduğunu belirtirken, yüzde 40’ı ise annesinden ve babasından maddi destek alıyor.

Araştırmanın dikkat çeken sonuçları şöyle:

1- Öğretmenlerin % 55’i kendine ait evi olduğunu, % 45’i ise kendine ait bir evi olmadığını belirtmiştir.

2- Öğretmenlerin % 57’si kendine ait arabası olduğunu, % 43’ü ise kendine ait bir arabası olmadığını belirtmiştir.

3- Öğretmenlerin % 53’ü kirada oturduğunu belirtmiştir.

4- Öğretmenlerin % 29’u ek iş yaptığını belirtmiştir.

5- Öğretmenlerin % 41’i esnafa borcu olduğunu belirtmiştir. Borcu olanların % 51’i borcunun 0-5000 TL arası, %21’i ise 5000-10.000 TL arası olduğunu ifade etmiştir.

6- Öğretmenlerin % 39’u şahıslara nakit borcu olduğunu belirtmiştir. Borcu olanların % 50’si borcunun 0-5000 TL arası, %26’sı ise 5000-10.000 TL arası olduğunu ifade etmiştir.

7- Öğretmenlerin % 79’u herhangi bir bankaya borcu olduğunu belirtmiştir. Borcu olanların % 48’i borcunun 20.000 TL ve üzeri olduğunu ifade etmiştir.

8- Öğretmenlerin % 81’i kredi kartı borcu olduğunu belirtmiştir. Borcu olanların % 64’ü borcunun 0-5000 TL arası, % 21’i ise 5.000-10.000 TL arası olduğunu ifade etmiştir.

9- Öğretmenlerin % 40’ı annesinden, babasından ya da arkadaşlarından maddi destek aldığını belirtmiştir.

10.  Öğretmenlerin yüzde 97,2’si atamalarının hakkaniyete uygun yapılmadığını düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 77'si can güvenliğinden endişe ediyor.

11.  Ankete göre, öğretmenler yalnızca maddi açıdan değil, manevi açıdan da zordalar. Rotasyondan, atamalara, son yıllarda artan şiddet olaylarına kadar pek çok noktada sıkıntı yaşıyorlar. Türk Eğitim Sen Başkanı İsmail Koncuk, "Öğretmen, öğrencisinden, öğrenci velisinden korkar hale getirilmiş, mutlaka tedbir alınmalı" diye konuştu.(CNN,22.11.2014)

Bu tabloda görev yapan öğretmende özgüven mi kalır ki öğrencisini de öyle yetiştirsin? Hangi eğitim yöneticisi, hangi öğretmende özgüven kaldı ki öğrencisini de özgüvenli yetiştirsin. Her gün görevden alınma korkusu yaşayan eğitim yöneticisinde, okul müdüründe, öğretmende özgüven mi kalır? Daha da önemlisi, öğretmenin can güvenliği yoktur. Aslında toplumda hiç kimsenin can güvenliği kalmadı. Ülkede can güvenliği olsa Cumhurbaşkanı Erdoğan, kaleleri andıran saray yaptırır,100’lerce korumayla dolaşır mıydı?

Ülkede can güvenliği olsa PKK’ Güneydoğu’da polis, jandarma arabalarını durdurup kimlik sorabilir miydi? Güvenlik güçleri, kendi güvenliklerini sağlamakta zorlanırken öğretmenin can güvenliğinden söz edilebilir mi? Ben de aynı bölgede 1960’lı yıllarda çalıştım; gece öğrencilerimin sorunlarını öğrenmek, çözüm bulmak amacıyla yanlarındaydım. Hiçbir güvenlik sorunuyla karşılaşmadım. Ya şimdi? Güvenlik olmayan yerde, eğitim olmadığı gibi kalkınmada olmaz, huzur da olmaz.

Bir lider, halkının içinde korkmadan dolaşıyorsa o ülkede can güvenliği vardır. Can güvenliği 1960’larda bizim ülkemizde de vardı.1963’te İsmet İnönü Başbakan’dı. Ben de o yıllarda Bursa Eğitim Enstitüsü’ nde öğrenciydim. O yıllarda kurşungeçirmez arabalar da yoktu. Başbakan İnönü, sade bir arabayla okulumuza geldi. Giderken uğurlamak için arabasına, hatta kendisine dokunacak kadar yanaştık. Çevresinde etten duvar yoktu; belki bir koruma vardı. Öyle ki Bursa gazetelerinden biri ertesi gün şöyle yazıyordu:Bursa Eğitim Enstitüsü öğrencileri, İnönü’nün arabasını havaya kaldırdı.”Bir de bugüne bakalım. Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın arabasına kim, hangi üniversite öğrencisi yaklaşabilir? Nasıl yanaşsın ki?

·        ODTÜ’ne devrin Başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanı Erdoğan 500 kişilik koruma ordusuyla giriyor. Sanki yabancı bir ülke toprağı işgal edecek. Öğrenciler, güvenlik güçlerince yerlerde sürükleniyor.

·        “Gezi Olayları”nda,Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) yaptığı açıklamaya göre 12 Haziran itibari ile olaylar esnasında tazyikli su, kısa mesafeli biber gazı atışları ve plastik kurşunlardan dolayı 7.478 kişi yaralanmıştır. Ayrıca 91 kafa travmasına uğrayan 10 gözünü kaybeden ve 1 de dalağı alınan vakfa mevcuttur. Kaybetmiştir. Olayların olduğu günlerde 7 polis intihar etmiş, bu polislerin olayların etkisiyle intihar ettiği iddiası Emniyet Müdürlüğünce yalanlanmıştır.

·        Eskişehir Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünde öğrenci olan 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, 2 Haziran 2013’de uğradığı saldırı sonucu beyin kanaması geçirmiş ve 10 Temmuz 2013 günü öğle saatlerinde hayatını kaybetmiştir.

·        15 Haziran 2013'de polis tarafından atılan göz yaşartıcı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu komaya giren 14 yaşındaki Berkin Elvan 11 Mart 2014'de hayatını kaybetti(1 Aralık 2014Vikipedi)

·        Gençler, güvenlik konuda çok tedirginler. Kimseye güvenmiyorlar. Niye mi?
Sütten ağızları yandığı için yoğurdu bile üfleyerek yiyorlar... En küçük bir isteklerini gerçekleştirmek amacıyla yaptıkları gösterilerde bile, biber gazı yeme ve gözaltına alınma korkusu yaşıyorlar.

·        Sınavlar ise tam anlamıyla kişilikleri törpülüyor, eziyor .KPSS,  YGS, LYS, TUS, ALES, YDS ve benzeri sınavlara girip de hayatı altüst olmayan, kendine olan güvenini yitirmeyen kaç kişi var?

Eğitim sistemimiz, üzülerek belirteyim, çocuklarımızı örseliyor, ruhsal dengelerini alt üst ediyor. Eğitim değil, işkence. Bu işkenceden geçen öğrencide özgüven mi kalır?
Özgüveni yerinde, soran, sorgulayan, yaptığıyla, çevresiyle, ülkesiyle gurur duyan, genç kuşakların yetişmemesi biraz da sınav sisteminden

·        Çağdaş bilimleri değil de teolojiyi temel alan eğitim sisteminden özgüvenli genç kuşaklar yerine ümmetçi, biat eden kuşaklar yetişir. Bu Milli Eğitim Şûrası’nın temelini,”dindar toplum” yetiştirme oluşturacak; Türk toplumu Batılı değil, Doğulu toplum olmaya yönlendirilecektir.

Sonuç:19. Milli Eğitim Şûrası ’in eğitimde, özgüveni yaratacak koşulların oluşmasını sağlayacak kararların alınacağını sanmıyorum; çünkü AKP iktidarı, dik duran, soran, sorgulayan, yaptığıyla, çevresiyle, ülkesiyle gurur duyan, genç kuşakları yetiştiştirmeyi değil; ümetçi, biat eden bir kuşak yetiştirmeyi amaçlıyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Başdoğan, tam günceli yansıttınız canınıza sağlık.Selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 05.12.2014 19:36
Cevap :
Nahide Hanım, Eğitim anlayışı tamamen değişti.Sorun yumağı oluştu.Ben de sorunları yansıtmaya çalışıyorum.İlginize teşekkür ederim.Selam ve saygılarımla.  06.12.2014 16:06
 

Elinize sağlık Hoca'm. Çok güzel bir yazı olmuş. hele sondan üçüncü paragraftaki tespitiniz çok önemli. Son yıllarda PDR'nin önemi arttı. Öğrenci merkezli eğitim uygulanıyor. Sürekli öğrencilerin psikolojilerinden, onlara tanınması gereken haklardan dem vuruluyor. Elbette bunlar güzel ama kimse sizin tespitinizde bahsettiğiniz durumdan bahsetmiyor. Oysa nasıl da önemli! Evet herkes sınavlardan da bahsediyor. Ama bu iki konuyu birbiriyle ilişkilendirmiyor kimse. Çünkü sınav sisteminden başka çözüm bulamıyorlar ve öğrenci psikolojisini de sözüm ona PDR etkinlikleriyle ve öğretmene maddi manevi şiddetle çözümlüyor görünüyorlar. Bu konunun üstüne gidilmeli.Elinize, gönlünüze, aklınıza sağlık.Selamlar, saygılar...

Retor 
 04.12.2014 20:31
Cevap :
Seçkin Eğitimci Aykar Hanım, Eleştirilerinizle konuya açıklık getirmişsiniz.İlginize teşekkür eder;selam ve saygılarımı iletirim.  05.12.2014 20:40
 

Başta eğitim olmak üzere düzgün giden hiç bir şeyimiz yok herşeyin cılkı çıktı.Her zaman önemli noktaların altını çiziyor bizlere sunuyorsunuz teşekkürler hocam.Selam ve sevgiler.

Şennur Köseli 
 04.12.2014 18:38
Cevap :
Şennur Hanım, Benim gündeme getirdiğim konular,kuşkusuz akademisyenler,eğitimciler,öğretmenlerce de biliniyor;ama çok az kişi ele alıyor.Özellikle akademisyenler son yıllarda sus pus oldular.Onlar,yeni bilimsel araştırmalar,incelemeler ışığında konuyu daha iyi analiz ederler,diye düşünüyorum.Diğer taraftan "Cemaat ne derse desin,imam bildiğini okur.Açıklamalarımı beğendiğiniz için mutlu oldum.Selam ve sevgilerimle.  05.12.2014 20:50
 

Hüseyin Hocam..Çok gerekli ve güzel bir yazıydı. Bence günün yazısı. Sağol.

Erdal Ceyhan 
 04.12.2014 12:38
Cevap :
Yazıyoruz da kimin umurunda."Atı alan Üsküdar'ı geçti".Eğitimin çivisi çıktı.Çalıştığım yıllarda böyle eğitim Uganda'da bile yok,diyordu da Türk eğitim sistemiyle Uganda eğitimi bir olur mu,diyordum. Demek,haklıymış.Selam ve sevgiler Erdal Kardeş.  04.12.2014 17:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1210
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1977
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster