Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
902
 

2-Cumhuriyetin kazançları nasıl öz el değiştirdi?

2-Cumhuriyetin kazançları nasıl öz el değiştirdi?
 

Öz El Değiştirme 2 

1980 12 eylül ihtilalinden sonra izlenen kapalı ekonomi Özal Hükümeti ile birlikte kaldırılmasına başlandı. Kamu İktisadi Devlet kuruluşları (KİT) ve Devlet İşletmeleri 1980 sonrası dünyada esen yeni liberal politikaların etkiyle verimsizlikle suçlanır oldu. Çünkü bu kuruluşlar özel sektörün tenezzül bile edip gitmediği Anadolulun ücra yerlerine iş aş götürmüştü. Her iyi şey gibi bu kuruluşlarda politika bulaştırıldı siyasiler babalarının çiftliği gibi kullandı. Çalışanlara en yüksek ücreti verdiler bir kişi yerine üç kişi çalıştırıldılar. Süt olmayan yere süt fabrikası kurmak gibi verimsiz ucube işler yaptılar. Bu tesisler siyasilerin arpalık gibi kullanmaları sonucu zarar ettiler. Kitlerin zararları genel bütçenin dışında tutuldu sonra da konsolide bütçe yapılarak devlet tarafından karşılandı.. 

 

Türkiye’de hayvancılık SEK( Süt Endüstrisi Kurumu ve ET Balık Kurumu , tarım ise Çaykur Çay işleme , Fiskobirlik fındık), Tekel, Türkiye Şeker Fabrikaları, Çukurova Pamuk, Yerfıstığı ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Çukobirlik ) Panko Birlik (Şeker pancarı) gibi kuruluşlar piyasada fiyat düzenleyici rolü oynamakta köylünün ürününü almaktaydılar. 

Genelde dünya piyasasının çok üzerinde verilen fiyatlarla köylünün oyu alınmaya çalışılırdı. Burada da siyasilerin politik nedenlerle dünya piyasasında para eden ürün alanlarını fındıkta olduğu gibi, Ordu, Giresun ve Trabzon’un küçük alanında ekili iken genişletmek suretiyle Edirne’ye kadar fındık ekili alanı haline getirildi. 

Siyasilerin politika olarak adama iş , yandaşa yağılı yönetim arpalığı vererek zarar etmelerinde en büyük sorumlu kendileri olmalarına rağmen, kitleri özelleştirme yoluyla yok pahasına sattılar. Satın alanlar bu tesislerin çoğunu işletmek yerine kıymetli arazilerini satma yolunu seçtiler.Kendi kendimize yeterli olduğumuz Hayvancılığı , tarımı da destek olan bu kurumlar ortadan kaldırılınca, doğan boşluğu dolduracak yeterli tarımsal ve hayvansal politikalar oluşturulamaması sonucu tarımsal ve hayvansal ürünleri dışarıdan ithal eder hale getirildik.. 

Türkiye Kendi çiftçisine vermediği parayı, gerileyen tarımsal ve hayvansal ürün nedeniyle yaptığımız ithalatla yabancıya verir hale gelmiştir. (ürüne değil araziye verilen yanlış destekleme politikası tarımsal ve hayvansal ürünün azalması sonucunu doğurdu, toprak ağları geniş arazileri sayesinde havadan aldıkları parlarla zengin oldu. ) İşte binlerce işçinin çalıştığı köylüyü köyünde tutan ve aşırı göçü engelleyen bu fabrikaların satılması kırsal alandan kente göçü hızlandırmıştır. Özelleştirilmesi sonucu bir çoğu kapatılmış, kapatılmayanlar da binlerce işçiyi kapının önüne koyarak yoluna devam etmiştir. 

Özel döneminin aşırı liberal politikaları banka kurmayı kolaylaştırmış güvenlik ve denetim sistemi zayıf olduğu için bankalar bilindiği gibi ya sahiplerince ya da yöneticilerince soyulmaya açık hale getirilmiştir. Bu bankaların bir kısmı 2001 krizinden önce siyasilerin yakınlarını ya da grup içi şirketlerin finansörü gibi çalıştırıldıklarından bile bile batırıldılar, öz sermaye yetersizliği ve içinin boşaltılmaları nedeniyle de bir kısma da 2001 krizinde battılar. Devlet bu bankaları TMSF adındaki oluşturulan fona devretti fonda bunları ya tamamen tasfiye etti ya da bazılarını özelleştirme yoluyla sattı. 

Bu 2001 krizinin yarattığı travma sonucu, fiyatını buldun sat kurtul mantığıyla kamu ve özel sektör bankaları yabancıya satılması moda haline getirildi.

Milletin dini ve milli duyguları istismar edilerek devletin milletin sırtından semirtilmiş medya (TGRT (Fox)ve bankalar ( oyakbank, şekerbank) hiç çekinilmeden yabancıya satıldılar. Özel sektörde bazı bankalar ya yabancı ortak aldılar ya da bankaların uluslararası yabancı sermaye ye sattılar. Bu yabancı bankalar 2001 krizi sonucu kurulan etkin denetim mekanizması sayesinde ana ülkelerinde2009 krizinin de etkiyle zarar ederken ülkemizde yüksek karlar elde ettiler. 

1980 yılında başlayan banker olayına da değinmeden geçemeyeceğim , halkın güvenini sağlamak için emekli askerleri yanlarına alan Banker Kastelli ve Banker Yalçın (çaycı) vs. gibi şahıslar ülkede yüksek getiri palavrasıyla halkı bedava para kazanmanın cazibesiyle kandırarak büyük vurgun gerçekleştirdiler.. 

Özelleştirme kararı verilence ilk önce ikna metodu seçildi . İkna olmayan yöneticiler ve bakanlar suretle baskı altına alındı ya da görevlerinden alınma yolu seçildi. Bu özelleştirme kararı alanlar hangi global güçlere söz vermişlerdi de kendi bakanlarına , milletvekillerine ve bürokratlarına böyle acımasızca davranabilmişler di.

Kısacası 1980 ‘dan bu yana Neoliberal politikaların iplerine dolaşıp kör düğüm olan Türkiye çözümü elde avuçta ne varsa satmakta buldu. AKP iktidarı ile birlikte eskiye rahmet okutacak özelleştirme furyası devam etti. Özelleştirmenin % 70 ‘den fazlası bu dönemde yapıldı.. Şimdi de otoyolları, köprüler, kamu binaları ve orman vasfını yitirdiği öne sürülen hazine arazileri satılmayı bekliyor.. 

Sonuç: Özelleştirme çoğu zaman başta daha çok yerli sermaye ye yapılmasına karşın işletmeleri alanlar da yabancı sermaye ye satmakta bir sakınca görmedi. Satın alan yerli sermaye yerli ya da yabancıya satarken kat be kat üzerine koyarak sattı. Bu da şunu göstermektedir ki devlet satışları çoğunlukla oldukça değerinin altında yapmıştır..Satın alanlar işletmelerin değerli arazilerini sattıktan sonra ya fabrikaların kapısına kilit vurmuş ya da makineleri haraç mezat satmıştır.. 

( Doğu ve Güneydoğu anadoluda bulunan devlet fabrikalrının özelleştirme sonucu kapatılmasıyla artan işsizler ordusu nedeniyle PKK 'nın sorunu daha da içinden çıkılmaz bir hal almıştır.) 

Yabancı sermaye yatırdığı sermaye yi çoktan çıkartıp karını ülkesine taşımaktadır. Devlet aldığı paraları yeni yatırımlara çevirmediği gibi sürekli artan borcun ödenmesinde kullanmıştır.. Ekonomi göreli olarak büyüyor gözükürken yabancı sermayenin karını taşıması nedeniyle halkın refah artışından pay alamadığını görmekteyiz.. Çünkü ekonominin yaklaşık %50 ‘si yabancı efendilerimize çalışmaktadır. İç piyasa sürekli durgunluk içinde bulunmakta halk tüketime özendirilerek %50 miktarda yabancının kontrolüne geçmiş bankalar aracılığı ile gırtlağına kadar borçlandırılmıştır. 

Yabancı sermaye doğrudan yatırım yapma yerine , hazırı satın almış olması da , yeni iş yerlerinin de yerli sermaye ve devletçe açılmaması sonucu özellikle eğitimli işsizlerin sayısının artmasına yol açmıştır. Çok sayıda açılan üniversiteler gençlere iş kapısı açmaktan çok istihdam planlaması yapılmadığı için işsiz olanların belli süre öğrenci gözükmesine ve işsiz gözükmemesine yol açmaktadır.. Çığı gibi büyüyen işsizler ordusu gelecek beklentisi kalmamış gençlerin oluşmasını kolaylaştırmaktadır Bu nedenle eğitimli gençler arasında intihar vakalarında büyük artışlar görülmektedir.. 

Osmanlığı İmparatorluğu’nun yabancılara tanımış olduğu Kapitülasyonlar nedeniyle nasıl sömürge ülkesi haline gelmişse , Türkiye Cumhuriyeti de yabancıya satış ve özelleştirme nedeniyle doğal ( madenler) ve ekonomik kaynaklarını yabancının hakimiyetine vermiştir. Bunun adı yeni global sömürü düzenidir.. 

Yabancıların 2003-2010 yılları arasında yurtdışına yaptıkları kar transferleri 54 milyar dolar , son 25 yılda yaptıkları kar transferleri ise 105, 8 milyar dolara ulaşmıştır. Cari açık her yıl yeni rekorlar kırarak 2010 yıl sonu itibariyle 50 milyar( 2001’de 1, 5 milyar dolar) doları aşmıştır.. Türkiye’nin borçlanma oranı GSMH ‘laya göre düşmesine karşın borcu 2001 yılına göre üç misli artmıştır. 

Yabancıya Tamamen ya da Büyük Oranda satılanların listesi: 

Rakı, Amerikalı'nın. Finansbank Yunanlı'nın ... Oyakbank Hollandalı'nın. Denizbank Belçikalı'nın.

Türkiye Finans Kuveytli'nin. TEB Fransız'ın. Cbank İsrailli'nin. MNG Bank Lübnanlı'nın. 

Alternatif Bank Yunanlı'nın. Dışbank Hollandalı'nın. Şekerbank Kazak'ın. Yapı Kredi'nin yarısı İtalyan'ın.

Turkcell'in yarısı Finli'nin Rus'un. Beymen'in yarısı Amerikalı'nın. Enerjisa'nın yar ısı Avusturyalı'nı n.

Garanti'nin yarısı Amerikalı'nın. Eczacıbaşı İlaç, Çek'in. İzocam, Fransız'ın. TGRT (Fox) Amerikalı'nın.

Demirdöküm Alman'ın. Döktaş Fransız'ın. Süper FM Kanadalı'nın. Türk Telekom Lübanan Hariri, igdaş kime özelleştirildi araba muayane istastonlarıı Almana, Çimanto Fabrikalarının Önmeli kısmı Fransızların eline geçti..
( Not: Burada untulanlar var olabilir. ) 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Adaşım, sırada yollar, nehirler var sonrada topraklar. Snra sıra nelere gelir bilinmez ama T.C. diye bir şey kalmayacağı için hiç farketmeyecek. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 07.03.2011 21:44
Cevap :
Hazırı tüketen hayırsız evlat gibiyiz. Çaba ve emek sarf etmeden servet sahibi olanlar o serveti çok kolay harcarlar.  08.03.2011 11:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 98
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 2729
Kayıt tarihi
: 31.01.09
 
 

Emekli uzman öğretmenim. Ege Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü ve A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster