Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '11

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
5059
 

2 Yaş Sendromu

2 Yaş Sendromu
 

zor iş, onları doğru büyütmek...


Yirmi gün, su gibi aktı geçti, sevgili Elif'imiz evine döndü bugün. Camlardaki el , halıdaki oyun hamuru izleri henüz duruyor...Oyuncaklarını kaldırırken, içimde kabaran dalgaları zor dindirebildim..."Anâneee" diyen sesi kulaklarımda, şimdiden çok özledim...

Hayısss... Yani "hayırrr" en çok kullandığı sözcük. ..Biz , çocuklarımızı yetiştirirken bilmediğimiz ne çok şey varmış, şimdi öğreniyoruz. .Gerçi bunların ne kadar doğru olduğu, ilgili uzmanlar tarafından tartışma konusu da olabiliyor kimi zaman. Her şeye itiraz etmek,inatçılık iki yaşın özelliği imiş.Buna iki yaş sendomu deniliyormuş.Kızımın sabrına hayran olmamak elde değil, Ne kadar seversek sevelim, bu sıcakta mezosopranolara taş çıkartan sesi ile bağırmaya başladı mı, kaçacak yer arıyorduk dedesiyle...Emzikten yeni ayrılmış olmasına da bağlıyor kızım."Uyumucam işte ,onu yemicem,bunu içmicem" diye bağırmaya başlayınca dikkatini ,köpeğe kuşa yönlendirerek , inatlaşmamaya gayret ettik mümkün olduğunca.

Bizim çocukluğumuzda inatçı bir kişiliğin oluşması için ne çok gayret göstermiş büyüklerimiz diye düşünüyorum. Onları suçlamıyorum,ilerdeki sonuçlarını nerden bilsinler.Şimdiki gibi iletişim araçları,çocuğa yönelik eğitim olanakları yoktu ki ...Yemeyen veya isteğinin gerçekleşmesi için tepinen ,bağıran çocukla adeta savaşa girerlermiş. Sözün bittiği yerde de "beş kardeş" devreye girermiş.Biz biraz daha bilinçli olarak büyütmeye çalıştık,çünkü bizlerin çocuk yetiştirdiğimiz dönemde , çocuk ve eğitimi önem kazanmaya başlamıştı.Şimdilerde ise, çocuk ne derse ne isterse ,büyükler ona göre yaşamını yönlendiriyor. Bütün piyasa, çocuklara yönelik, araç gereç ,oyuncaklarla dolu... Böylesi mi daha iyi,yoksa bizim çocukluğumuzdaki el yapımı bez bebekler, bilyeler, topaç gibi oyuncaklardan oluşan çocuk dünyası mı, bilemiyorum...

Korku hissi de iki yaş çocuğunun yeni tanıştığı bir duygu. Elif karanlıktan korkuyor ama böcekleri ayağı ile ezip öldürüyor, köpekle çok sıkı arkadaş...Doğal olarak,çocuğuna göre değişebiliyor, korkulan obje . Objenin soyut olması, sanırım daha kalıcı oluyor. Ben bu yaşımda gök gürültüsünden çok korkarım, örneklemek gerekirse. .. Kızım internetten araştırır sürekli, çocuk eğitimi ile ilgili sağlıklı bilgilere ulaşmak için. Oradan öğrendiğine göre iki yaşın özelliklerinden olan korku ile tanışma, gerekli imiş bu yaş çocuğuna...

Aşırı enerjisi zaman zaman ufak tefek kazalara neden oluyor, bizim tatlı torunumuzun... "Olamassss" diyor ; tabak,çanak kırılmasıyla sonuçlanan bu enerji patlamalarından sonra...Zıpzıplarda deli gibi koşturuyor,kayaktaki merdivenleri kendisi çıkıyor, kayıyor...En çok yumurta ve eti seviyor,sütle arası yok... Tabiki tüm çocuklar gibi"çukutaa" gözdelerinden...

Caillou(kalyu)...Kızımdan öğrendiğime göre Kanada yapımı imiş....Yani yine , Yeni Dünya'nın marifeti...Bizimkiler de yapar bunu, hem de alâsını derdim, Brezilya dizilerinin hakimiyetini gördükçe. Gerçekten, başka ülkelerde bile izleycisi olan,başarılı diziler var şimdi.Caillou yerine, Can olamaz mı meselâ... Transa giriyor adeta bizimki, bu çocuk dizisi karşısında, söyleneni duymuyor...Laf aramızda çok da işe yarıyor, onun karşısında iken başka işlere zaman ayırabiliyor annesi veya yemediği zaman ona dikkatini çekerek yedirebiliyor. İyi ve terbiyeli çocuk Caillou'dan mutlaka yararlanıyor çocuklar ama yine de içinde yaşadığı toplumun yaşam tarzını,örfünü tanıtan Türk yapımı çocuk dizisi olsa, daha iyi olmaz mı diye, düşünmeden edemiyorum, bazıları ne kadar tutucu bulsa da bu fikrimi...

On' a kadar sayabiliyor,iki yaşını dolduralı iki ay oldu,öyle sanıyorum ki , çoğu yaşıtlarından ilerde seyrediyor gelişimi.Bu arada alfabeyi "G" ye kadar,(hatta yumuşak g diyor:))) Türkçe, İngilizce sayıyor...İngilizce öğretmeni olan kızım, şimdilik acele etmiyor, bu dünya dilini öğretmek konusunda. Onun gündeminde şimdi, tuvalet eğitimi var...

Eskilerin "demir leblebi"dediği, çocuk ve eğitimi,yetiştirmesi, bu deyimi ne kadar hak ediyor , sanırım her anne- baba çok iyi biliyor... Sevgi... Ancak , bu demiri eritebiliyor, o olmasa çekilecek dert değil gerçekten...Anneler , hele de anneler... Çocukla yek-vücut olan anneler... Taa ki, okula başlayıncaya kadar,ondan sonra, yük büyük ölçüde kalkıyor. Anne, tam kendini toparlarken , "yeni kardeş" gündeme geliyor... Bazı anneler, arka arkaya büyüteyim diye düşünüyor, o zaman da, çok daha yorucu oluyor... Zor iş vesselâm, çocuk büyütmek...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aynurcum, Allah ömürlü etsin. Nazarlardan korusun. Torun balın süzmesiymiş. Biz de yeğenlerimizin çocuklarında tatmaya çalışıyoruz bu sevgiyi. Annelerin hakkını ödemek gerçekten çok zor. İzlerken daha iyi anlıyor insan. Dediğin gibi demirden leblebi. Ama sevgileri de herşeye bedel. Seneler öyle çabuk geçiyor ki. Ne zaman büyüyecek dediğin çocuk bir bakıyorsun gelinlik çağa gelivermiş. Allah hayırlı ve sağlıklı ömür versin.

Taibe Güzer 
 05.08.2011 23:31
Cevap :
Taibecim,selammmm...Kendi çocuklarımızı, halk söylemi ile, harala-gürele büyütmüşüz.Sevmeye bile zaman bulamamışız, bunu şimdi daha iyi anlıyor insan.Bir de sorumluluk bizde değil ya:)))O nedenle de, daha çok seviliyor sanırım torunlar...Güzel dileklerin için sağolasın,birlikte olduğunuzda yeğenlerini gözlemliyorsundur sen de. Çok sevdiğini biliyorum; teyze, anne yarısı derler. Zor gerçekten, büyütmek ama annesine eğilip "üzüme anne"(l yok) :))deyişi ile tüm yaramazlıklarını, yorgunluklarını unutturuyor yaramaz...Sevgiler...  06.08.2011 18:18
 

Söylemeyi unuttum, Tüçük adı değil, babaannesi "küçük" yerine daha sevimli diye O'na böyle sesleniyor, adı da öyle kaldı :-) Oğlumun adı Tuğrul'dur. Ben de oğlumla çok ilgilenirim (annesi kadar olmasa da). Örneğin yemek yerken doğrudan benim kucağıma gelir daha çok, son zamanlarda beraber banyo yapıyoruz. Zaten oyun görevi benim üzerimde :-) Teşekkürler, selam ve saygılar.

Güz Özlemi 
 05.08.2011 12:44
Cevap :
Baba-erkek çocuk iletişimi,çocuğun ruhsal kimliği açısından çok önemli, bildiğiniz gibi... Sanırım siz bunu en iyi şekilde gerçekleştiriyorsunuz,kutlarım sizi...Umarım öğrenim yaşamı boyunca da aynı ilgi ve desteği sürdürürsünüz. Aileden gerekli sevgi ve ilgi gören bireylerin, sağlıklı bir toplum oluşumundaki katkısı inkâr edilemez diye düşünüyorum. Sağlık ve sevgi dolu bir yaşam dileğiyle...  05.08.2011 22:25
 

Bizim Tüçük de çok enerji dolu. Bizimle beraber O da yatıyor, daha erken değil! İşten gelince yanımdan ayrılmıyor, anlatıyor, koşuyor, sırtıma çıkıyor, arabalarıyla oynuyoruz, top yuvarlıyoruz...Kitap okursam bırakıyorum, film izlersem ara veriyorum ve onunla ilgileniyorum. Biliyorum ki bu günler geri gelmeyecek. Duşa girdiğimde peşimden geliyor mutlaka, yıkanmayı çok seviyor. Beraber yıkanıyoruz. Çok güzel, çok keyifli, çok mutluluk verici. Ona sarılmak, koklamak, öpmek en büyük mutluluğum :-) Torununuz da çok şeker, Allah sizi birbirinize bağışlasın. Saygılar.

Güz Özlemi 
 05.08.2011 11:17
Cevap :
Selam... Size zor gelmez tabii, annesi de aynı fikirde mi, o önemli olan:)) Yazımda da belirttim, sevgileri olmasa çekilir mi,dertleri. Bu arada, ne kadar ilginç ismi var oğlunuzun, anlamı nedir acaba?Torunumuz çok şeker ama ağladığı zaman değil:))))Saygı ve selamlar,eşinize de, özel selamlar...:))  05.08.2011 12:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 255
Toplam yorum
: 534
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 908
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster