Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '06

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
910
 

20 senedir Fenerbahçede neden böyle? Çözüm? Camianın kendisi-1 (Rumuz: PERSPEKTİF)

20 senedir Fenerbahçede neden böyle? Çözüm? Camianın kendisi-1 (Rumuz: PERSPEKTİF)
 

Bugünkü yaziyla incelemeye basladigim camiadaki durum, aslinda sayin baskanin tekrar secilmesiyle kanaatimce pek degismeyecektir. Bunu; teknik direktörün tespitindeki yöntemlerde, kimin hoca olacagi konusundaki aciklamanin yapilacagi belirtilen tarih konusundaki tutarsizlikta ve benzer güncel konularda görmek gayet aciktir.)

Sevgili Fenerbahce Taraftarlari,

Kendimi bildim bileli cocukluktan beri Fenerbahce taraftariyim. Ayrica icimdeki Fenerbahcelilik dogal bicimde gelismis olan bir takim tutma hissi olup, ailemdeki herhangi birisinden de bu konuda bir yönlendirme olmamistir. Yani yaklasik 32 yillik bir Fener taraftariyim. Uzun süreden beri yazmayi düsündügüm ve yillar icinde edindigim gözlemlere dayanan bir takim elestirilerimi ve görüslerimi, kacan sampiyonluk ertesinde dile getirmeyi uygun gördüm. Benim icin aslinda bunlari yazmak bir zaruriyet halini aldi. Cünkü ehil olmayan kisilerin sebep oldugu hüsranlarin acisini cekmeyi daha fazla kabul edemezdim. Ya bir seyleri degistirebilmede mütevazi bir payim olur umuduyla kamuoyu ile hislerimi paylasmaliydim, ya da Fenerdeki basarilarin saman alevinden ibaret oldugunu kabullenip daha az Fenerli olmayi sineye cekmeliydim. Dedigim gibi bu fikirlerimin kacan kupa ve sampiyonluklada dogrudan ilgisi yok. Sampiyon oldugumuz dönemlerde bile, camiada müzminlesen bazi huylar ve yaklasimlara yönelik hastaliklar konusunda süphelerim vardi. Simdi burada kendi açımdan bir takim zaaflari ve cözüm yollarini sunmaya calisacagim:

1. Camiadaki Zaaflar

Bence Fenerbahcedeki temel sorunlar camiaya has mantaliteden kaynaklaniyor ve bu yapi yönetiminden, medyasina kadar her tarafa yansiyor. Bu mantalitenin ana özelliklerinden birisi sagduyununda ötesine gecen asiri bir duygusallik ve sabirsizlik. Örnegin hepimiz cok iyi biliriz, transfer dönemlerinde, hatta sezon boyunca arasira gündemde olan en basta gelen konu, Fenerin yapacagi transferlerdir. Özelliklede yildiz denen transferler. Oysa mazide görülmüstürki hem acele yapilan transferlerin, hemde bu tür futbolcu ve teknik direktörlerin yararindan cok zarari olmustur. Ama biz sanki bagimlilik gibi her sene ayni davranisi sergileriz ders almadan.Yildiz futbolcudan yararlanabilmenin vazgecilmez sarti, onu hazmedebilecek mental ve yönetim anlaminda alt yapi olmasidir, onunda olmadigini gecmiste cok gördük. Su günlerdede gündemi sabah aksam Roberto Carlos olusturmakta. Onu mutlaka almaliyiz havasi yaratiliyor ve taraftarin beklentileride bu yönde. Oysa önümüzde bir Ortega ve Anelka gibi hayal kirikliklari dururken. Öte yandan Carlosla ilgili grupculuk yaptigi duyumlari gelirken. Oysa bize faydali olacak futbolcu Nobre gibi, gelirken adini kimsenin tanimadigi, ama su anda katkilari ortada olan ve ruhla oynayan futbolcular midir, yoksa adı yildiz ama kendisi kriz olanlar mi diye sakin kafayla düsünmek gerekmez mi?

Duygusalliga bir baska örnekte, her sezon basinda bir kac mac kazanilinca kendimizi sampiyon olarak görmeye baslama huyudur. Veya bir macta iyi oynayan bir futbolcuyu göklere cikarip ertesi haftaya kadar simarmasina meydan vermemizdir. Diger sezonlarda bir cok futbolcu gibi bu sezonda Tuncay buna cok iyi bir örnektir. Sonuc olarak bu genc futbolcunun futbolculugu gelisecegine her gecen gün gerilemektedir. Veya bazi futbolcularin bu takimin kalitesine yakismadigini göremeyecek kadar gözlem gücümüzü kaybettiren yine bu duygusalliktir. Misal olarak maclari objektif takip eden herkes görmüstürki, Ümit Özat tüm iyi niyetine ragmen, teknik ve -3 gün arayla mac oynandiginda- kondisyon olarak bu takimda oynayacak kapasitede degildir. Isin dahada vahimi, halinden oldukca bitkin görünen bu futbolcunun kaptan yapilmasidir. Bizzat kendisi motive gözükmeyen bir kaptan, takima heyecan vermede ne kadar basarili olabilir? (Belki ben söyleseydim garip karsilanirdi, ama Daum`un en son Fanatik Gazetesine yaptigi aciklamada da belirttigi gibi kaptan olacak futbolcunun, Bülent Korkmaz gibi tavirlariyla etrafina hirs veren birisi olmasi gerekir. Bu arada Fenere gelirken Ümiti istemedigini söyleyen Daum`un, sonradan yönetiminde baskisiyla belki, onu banko oynatmasini ve kaptan yapmasini kendisinin duruma ve sartlara göre renk degistirmesine veriyorum). Ayrica Ümitin milli takimda sansini yitirmeside en somut göstergedir.Yukarida bahsettigim gibi, camianin bu mantalite özelliklerinin bir yansimasi olarak ne yönetim ve teknik ekip, ne de medya bu ciddiyetsizlikleri önlemede bilincli davranmamis ve disiplin edememistir. Bir bilen ses olmasi gereken Fener kamuoyunda, yahu siz ne yapiyorsunuz, su futbolcu Fenere yakisiyormu diyen cikmamistir, cikanda hemen ne dedigine bakilmadan camiadan dislanmistir. Sezonun ikinci yarisinda görülen takim olarak ciddiyetsizlikte, bu hastaliklarin en güzel göstergesidir.

Yine, yapici yapilan elestirilere belli bir kesim tarafindan gösterilen tahammülsüzlük, kulübün fikirsel anlamda yeni deryalara acilmasina set cekmektedir. Bu kesim hem yönetimlerde, hem medyada, hemde bir kisim taraftarda belirgin olarak varligini göstermektedir. Burada dahada vahim olani bu yaklasimlarin fanatizm ve cehaletle birlesip, kendileri gibi düsünmeyenlere, elestiriyle yaklasanlara süpheyle bakmalarina, onlari Fenerbahceli olmamakla suclayip damgalamaya kadar giden icgüdüsel bir reflekse dönüsmesidir. Yani benim gibi düsünmüyorsan düsmansin, hainsin! Bunuda „hep destek tam destek“ sloganini carpitip „Cok birey tek fikir“ sablonuna sokmaktadirlar. Bu sezon adeta bagira bagira gelen sampiyonlugun elden gitmesine ragmen, bundan ders alip hatalari etüd etmek yerine hala ayni savunma enstrümanlari ile tavir almalari, fanatizmin ülkemiz futbolunda irdeleme melekelerini ne kadar körelttigini göstermesi acisindan acidir.

Diger kulüp taraftarlarinda da görülen bir baska rahatsizlikta, baska kulüplerin camialarini espirininde ötesine gecerek söz ve davranislarla rencide edip, hatta asagilayip dayatmayla „bakin biz sizden üstünüz, bize saygi duyun!“ egosunu ve dürtüsünü tatmin etmeye calismaktir. Oysa inciterek, ezerek sayginlik kazanmak mümkün degildir. Cünkü bu zorla istenecek bir olgu degildir, karsindaki dogal sürecte gönlünde „saygi göster!“ sesini hissediyorsa verir. Bu sesin dogmasinda senin payin, basarilarda bile mütevazi olmaktir. Arkasindan takdir edilme zaten gelir. Ayrica basarilara, ancak kendin istiyorsan ve o yolda tutarliysan, azimliysen, kendi kendine hesap vermeye hazirsan ulasirsin. Baskalarinin onayini almak icin secilen hedefler ya hüsranla biter yada mehter takiminin adimlarina döner.

2. Yukaridaki Zaaflarin Yönetim, Medya ve Diger Alanlara Yansimasi

Ayni bilincsizlik basa getirilen yönetimler konusundada yasanmaktadir. Buradaki durum üzerinde daha da durulmaya degerdir. Neticede kongre üyeleri ve baskanlari aday gösteren gruplarda camianin icinden cikmalari itibariyle -tipki camianin yaklasim yanlislari gibi- ayni hatalari baskan adayi tesbitinde ve baskan secmede yapmaktadirlar. Bunun sancilarini sayin Ali Sen ve sayin Aziz Yildirimin baskan olmasinda somut olarak yasadik. Bu iki baskanin dönemleri aslinda ders alinacak cinstendir. Iki baskanda tahrik edici beyan ve davranislariyla diger kulüp taraftarlarinin gözünde bir Fenerbahce antipatisi ve nefreti dogmasina neden olmuslardir. Cogunlukla bunu kendi basarisizliklarini örtmek ve kendi egolarini tatmin etmek icin kullanmislardir. Ezeli rakibin aldigi UEFA kupasina tesadüftür demek en somut sorumsuzluktur. Hayir hic bir basari tesadüf degildir. Oysa futbol gibi kitleleri ilgilendiren bir spor dalinda sorumlu yönetici sunu demelidir ki söz maksadini asmasin: “o kupa bir basaridir, ama önemli olan basarida istikrardir, bizde bunu basaracagiz.” Tipki masada kazanmayi ögrendik cümlesindeki her yöne cekilecek esneklikte beyanda oldugu gibi. Sonradan yapilan düzeltmeler ekilen nefreti yok etmeye yetmez. Ayrica büyüklük tevazudan gelir. Baskalarini kücük görmekten, horlamaktan degil. Tam tersine baskalari size saldirsa ve nefret bile duysa, elde edeceginiz büyük basarilarla ve yapilan saldirilara karsi olgun durusunuzla size saldiranlarin bile saygisini kazanirsiniz. Zamaninda sayin Terimin kendisine Galatasarayda ki teknik direktörlügünün baslarinda bizzat GS camiasi ve medyasi tarafindan o kadar hakaretlerde bulunuldu. Fakat o basarilariyla ve durusuyla, bugün birakin Galatasaray camiasini, Fenerbahcede bile bir cok akli basinda taraftarin saygisini kazanmistir. Kaybedilen bir kupayi gelecek sene telafi edebilirsiniz, ama ekilen nefretleri telafi etmek yillar ve nesiller alir. Öyle bir nefret cephesi olusturursunuzki, haksizliga ugradiginizda veya magdur oldugunuzda sizi dinleyen bile cikmaz. Tipki bu adaletsiz federasyona karsi bile bir cok konuda hakli olmamiza ragmen derdimizi kimseye anlatamamak gibi. (Yazi devam edecek)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 709
Kayıt tarihi
: 10.06.06
 
 

Serbest meslek sahibiyim. Üniversite mezunuyum. Ilgi alanlarim futbol, politika, ekonomi alanlarinda..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster