Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '10

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
8637
 

2000 lerdeki Ecevit, Demirel dayanışması 1980 lerde yaşansaydı, 12 Eylül darbesi olmazdı.

2000 lerdeki Ecevit, Demirel dayanışması 1980 lerde yaşansaydı, 12 Eylül darbesi olmazdı.
 

2000 yılında Başbakan Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanlığı süresini uzatmak için TBMM de bir girişimde bulunuyor ancak bu girişim kabul görmüyor ve Süleyman Demirel görevi yeni Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e devrediyor. O tarihte Süleyman Demirel 76, Bülent Ecevit 75 yaşında..

Şimdi 20 yıl önceye gidiyoruz. 12 Eylül 1980 öncesine. Demirel ve Ecevit birbirine ezeli düşman gibi. Hiç bir konuda anlaşamıyorlar. Cumhurbaşkanını seçemiyorlar. Ecevit'in AP den transfer ettiği milletvekilleriyle güven oyu aldığı hükümet Türkiye'ye en büyük yokluk dönemini yaşatıyor. Benzin, tüp, yağ kuyrukları her yerde görülüyor. Çay var ama kahvenin adı bile anılmıyor. Bunun üzerine ara seçimleri kaybeden Ecevit hükümeti, görevi AP azınlık hükümetine devrediyor. Bu hükümetin başkanı da Erbakan'ın oyuncağı olmuş durumda. Terör bütün hızıyla devam ediyor. Sağdan ve soldan her gün onlarca kişi ölüyor. En son örnekler 19 Temmuz 1980 de, 1971 yılının Başbakanı Nihat Erim, 22 Temmuz 1980 da ise DİSK başkanı Kemal Türkler öldürülüyor. Enflasyon üç haneli rakkamlara dayanmış, Fabrikaların % 90 ı grevde. Halk korkudan sokağa çıkamıyor. Sağ, sol kavgaları önlenemiyor. Halkın bir çoğu ordunun göreve gelmesini istiyor.

İşte bu dönemde Demirel ve Ecevit bir koalisyon hükümeti kursa, o dönemde biri Cumhurbaşkanı diğeri Başbakan olsa, o zaman 12 Eylül darbesi de olmazdı.

Ama ne yazık ki 20 yıl sonra yapacakları dayanışmayı o zamanlar 55 ve 56 yaşında olan iki lider o yıllarda yapamıyorlar ve 12 Eylül darbesi kapıyı çalıyordu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanlar çok geç büyüyorlar. Siyasettekilerse neredeyse gider ayak büyüyorlar. Ne acı değil mi?... Kaldı ki 50'li yaşlar hiç de azımsanacak olgunluk yaşları değildir. Keşke 12 Eylül'ü yaşatmasalardı bizlere. 12 Eylül'ün çocukları takunyalı oldu çıktı baksanıza.

Emine Supçin 
 16.08.2010 21:27
Cevap :
Bütün bunlardan siyasetçilerin olgunlaşma yaşının 75 olduğunu söylemek mümkün herhalde. :)) Takunyalı 12 Eylül'ün çocukları şimdi çıktıkları yumurtayı beğenmiyorlar. Selamlar....  16.08.2010 23:11
 

Bu tür değerlendirmeler, gelmiş olandan geçmiş olana doğru yani, yöntem olarak yanlıştır. Şu andan, geleceğe sayısız olanak vardır. Ama artık olmuş olandan, geçmişe baktığımızda bu sayısız olanaklardan sadece biri gerçekleşmiştir. Şöyle yapsaydı böyle yapsaydı bakışı, bugünden bakıyor olmanın yarattığı bir imkandır. O gün için, sizin şu olsaydı dediğiniz o kadar açık ve seçik bir yol ve imkan değildir. Ayrıca, tarihsel olaylar bütüncül değerler, kişilerin tercihleriyle hareket etmezler. Dişiyle kamyon çeken adamlar vardır, tarihsel olayı bir kişinin insiyatifine aitmiş gibi görmek, böyle bir gücü sıradan siyasetçiye vermek gibidir. Bahsettiğiniz iki kişi dediğiniz konuda anlaşmış olsaydı bile, bu, bu anlaşmanın olmamış olmasından doğduğu düşünülen şeylerin olmayabileceğini ya da daha iyisinin olacağını göstermez. İşte geçmişten geleceğe bakmak, böyle bir yanlışa neden olur. Düşünün, on sene sonra, biri dese ki, AKP ile CHP anlaşsaydı, şu olmazdı diye.. hadi bakalım, buyrun anlaştırın.

Erdal Aydın 
 14.08.2010 14:28
Cevap :
Siz konuya felsefi yönden bakmışsınız. Ben değerlendirmeyi o zamanki şartlar içersinde iki lider anlaşsaydı 12 Eylül ihtilali olmayacağı görüşü üzerine yaptım. Belki o zaman anlaşırlardı da daha sonra tekrar aralarında sorun çıkar, bu defa 6 ay sonra bir darbe olabilirdi. O ayrı konu. Çünkü bizzat darbeyi yapan Genelkurmay başkanı ısrarla iki partinin koalisyon kurmasını istiyordu. Bizler 30 yıl sonra hiç anlaşamayan iki kişinin anlaştığına tanık olduk. Bugünkü şartlar içersinde AKP ve CHP birlikte anlaşarak bir anayasa değişikliğine gitmiş olsalardı herhalde Türkiye için daha iyi olurdu....  16.08.2010 14:51
 

Hiçbir siyasi liderin tek başına belirleyici olacağını sanmıyorum, çok şeyin Baykal'ı koltuğundan çekip alan gizli elin ürünü olduğunu gözlüyorum, sevgiler...

Kadri KANPAK 
 14.08.2010 10:44
Cevap :
O yıllarda Genelkurmay başkanı olan Kenan Evren her platformda AP ile CHP nin bir koalisyon hükümeti kurmasını istiyordu. Ama bu isteğini liderlere bir türlü kabul ettiremedi. Sonunda ise darbeyi yapan kişi olarak tarihe geçti. Baykal konusu ise çok bilinmeyenli bir denklem gibi. Sevgiler.....  14.08.2010 12:41
 

Hiçbir siyasi liderin tek başına fonksiyonel olacağını sanmıyorum, çok şey tıpkı Baykal'ı koltuğundan alan gizli elin ürünü gibi, sevgiler..

Kadri KANPAK 
 14.08.2010 10:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 7880
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 3257
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster