Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ocak '11

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
823
 

2010'a bakış...

2010'a bakış...
 

2010 yılı, mutluluğu, huzuru az, acı ve kaosu fazla getirdi hayatıma. Kişisel tarihimin en hummalı yılıydı demek sanırım yanlış olmaz. 

Kendimin ve yakınlarımın sağlık sorunları, riskli ameliyatlar, kazalar, ölümlü trafik kazaları, çevre ile ve işyerimle ilgili problemler, hayatımdan ani bir kararla çıkanlar, benim çıkarttıklarım... v.s. 

Dibe vurduğum anlar o kadar çoktu ki, dışsal ve içsel tüm faktörler, 2010'da beni zorlamak için adeta işbirliğine girmişlerdi. 

Gelen sıkıntı ve kaosla birlikte artan farkındalığım 2010’da beni direnmeye değil, “kabule geçmeye” zorladı. Kabule geçince olayların akışının durduğunu fark ettim. 

Hayatla ve akan sistemle didişmenin var olanı çoğaltmaktan başka bir işe yaramadığını bu vesileyle öğrendim. Önemli bir öğretiydi benim için. 

Her dibe vuruşun, kişisel gelişimim için bir "sıçrama" olduğunu hiç unutmadım. Bu yüzden, dibe vuruşlarımın kıymetini bildim, şükrettim :-) 

Evren Sin Dalgaları prensibi ile ilerliyor. Düzen ve Kaos (Kaos, düzenli ve kontrollü bir düzensizlik içeriyor) arasında gidip, geliyor. Ama hiçbir zaman aynı yerde, aynı noktada kalmıyor. 

Yaşamlarımız da aynı şekilde dalga hareketleri gösteriyor ve ileri doğru bir ivme kazanıyor. İvmenin daha çok düzen alanına mı, yoksa kaos alanına mı hareket edeceği ise yaşamdaki seçimlerimize bağlı. 

Bizlerin seçimine göre yükselen veya alçalan bir titreşime sahip oluyor. Biz de böylece alçaldığımızı veya yükseldiğimizi hissediyoruz. Yaşadığımız olaylar bunun en önemli göstergesi. 

Aslında kuantum sıçraması, kaos alanından düzen alanına geçiş değil. Her ikisinin de yer değiştirmesiyle oluşan ilerleme, yani “dalganın hareket yönünde” bir sıçrama. Aşağı inişte korkulacak bir durum yok çünkü bu evrenin bir düzeni. 

Kişisel ve evrensel gelişimimizde kaosa ihtiyaç var. Her kaos alanına iniş yeni bir sıçrayışın da başlangıcı çünkü. İşte bu nedenle, yaşantımızdaki ani değişiklikleri ve yeni zihinsel bakış açılarını kaos dönemlerinde elde edebiliyoruz. 

Tıpkı benim ve milyonlarca insanın yaşadığı gibi. 2010 yılında dibe vurdum ve sıçradım diyorum, işte bu dip aslında yeni bir sıçramanın başlangıcı, bunun farkındayım. 

Anlaşıldığı gibi düzen ve kaos dualite. Dualite evrensel bir yasa. Yani kutupsallık, ikilik. Gece yokken gündüzü, sıcak yokken serinliği, nefret yokken aşkı, korku yokken sevgiyi deneyimleyemiyoruz. Negatif enerji yokken pozitifi deneyimleyemiyoruz. Gelişimimiz için dualite yasası şart, olmazsa olmaz. 

Ben, 2010 yılında hayatımda deneyimlediğim tüm kaoslara teşekkür ediyorum. Beni yeni yıla muazzam bir şekilde hazırladıkları için. 

2011 yılında olana direnmemeyi, kabule geçmeyi seçiyorum. Biliyorum ki olan her şey benim en yüksek hayrım için yüksek planda hazırlandı. 

2011 yılında egom değil, saf sevgi olmayı seçiyorum. 

2011 yılında sevgi ve huzuru deneyimlemeyi seçiyorum. 

Yeni yılın, hepimize en yüksek farkındalıkları getirmesini dilerim. 

Fiziksel ve ruh sağlığınız daim, huzurunuz ve mutluluğunuz bol olsun. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel temenniler ve ne kadar gereksinim duyduğumuz hâller... Hepsine katılıyorum ve ben de hepsini hem sizin için hem de tüm insanlık için diliyorum. Ruh ve beden sağlığı dünyanın cinnet geçir(il)diği, negatif duygu ve düşüncelerin taltif edildiği ve dolayısıyla çoğaltıldığı bu dönemde herkesin en çok ihtiyacı olan şey olsa gerek. Teşekkürle, selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 05.01.2011 12:42
Cevap :
Mehmet Bey, çoğunlukla ihtiyaç ile istekler karıştırılıyor. İşaret ettiğiniz gibi, hepimizin "ihtiyacı" olan fiziksel sağlık ve pozitif bir ruh hali... En derin saygı ve sevgilerimle, teşekkür ederim yorumunuz için.  05.01.2011 13:46
 

İ.Ö. 500 yıllarında Efes'te (Ephesos) yaşamış olan düşünür Herakleitos (hani değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu savunan filozof), dünyanın her zaman karşıtlıklar tarafından belirlendiğini, bunlar arasında bir tür birlik ya da bütünlük olduğunu, bunun da "Tanrı" ya da "logos" (akıl) olduğunu ileri sürmüştü. Bu bağlamda ikilik (düalite) gerçekten evrensel bir yasa mıdır? Her dibe vuruş kişisel gelişim için bir sıçrama mıdır? Olan herşey gerçekten bizim hayrımıza mıdır ve "yüksek plan"da mı hazırlanmaktadır? Bu tarz öğretileri doğu mistisizminin batılı mantıkla sentezi olarak nitelendirebilir miyiz? İyi niyetli, öğrenmeye ve kişisel gelişime açık insanlar zamanla dogmatizme sürükleniyor olabilirler mi? Bu sorular aslında doğrudan size yönelik değil, ancak o kadar kesin yazıyorsunuz ki belki yanıtlarınız da vardır diye umuyorum. Septisizm (kuşkuculuk) benim içimde daima var olan içgüdüsel bir yaklaşım. Hatta ilk blogumda da buna vurgu yapmıştım. Sevgi ve selamlarımla.

Güz Özlemi 
 04.01.2011 16:02
Cevap :
Merhaba, neye inanırsanız onu yaşar ve çoğaltırsınız. Burdan yola çıkarsak, yorumunuzun en sonunda sorduğunuz sorulara da kısmen bir cevap vermiş oluyorum. Kabul edersiniz ki her bireyin evreni ve sistemin işleyişini anlama durumu farklıdır. Zaten öyle de olması gerekir. Bazıları "sezgisel" bazıları "mantıksal" anlama kabiliyetleri geliştirmiştir. Tahmin edeceğiniz gibi benim sistemin işleyişine bakış açım "sezgisel"dir. Bunların ikiside "doğru" veya "yanlış" değildir. Sadece düşünce sistemidir... Evet kuşkucu yapınız farkındayım :) Olsun ben sizi öyle sevip kabul ettim. Beni bu şekilde sevip kabul ettiğiniz gibi :) Saygı ve selamlarımı sunuyorum, teşekkürler.  04.01.2011 16:26
 

1) Freud,bir yazısında şöyle diyordu yalnış hatırlamıyorsam"insanlar hep zirvede olmak,kalmak isterler,oysa zirve yükselişin sonu,düşüşün başlangıcıdır." ne dersiniz? 2)Dualite yasası bana diyalektik materyalizm'deki karşıtların birliği ve savaşımı yasasını hatırlattı. (hayatın çelişkilerle var olduğunu öne süren düşünce biçimi, iyi olmazsa kötü de olmaz, eksi artıyı çeker, ölü bir bedende hala yaşayan hücreler vardır, dünya çelişkilerle döner,herşey doğada karşıtı ile bulunur ve bu karşıtlar çatışma halindedir.Çelişki bir üst boyuta sıçrarken dahi bağrında bir sonrakinin tohumunu taşır.misal insan ruhunda tembellik ve çalışkanlık aynı anda mevcuttur ve savaş halindedir.bu yüzden kimse mutlak tembel,yada mutlak çalışkan değildir vs. vs.) 3)Bu arada sessizliğin sesi'ni genel hatlarıyla yolladım.Ulaştı mı bilmiyorum.

die stimme des mondes 
 04.01.2011 13:51
Cevap :
Merhaba Yücel bey, Freud, "yükselişin sonu, düşüşün başlangıcı derken" bir anlamda kuantum sıçramayı anlatmış.... Diyalektik materyalizm konusunda pek bilgim yok. Ama felsefe olarak, dualite yasasına benzer tarafları çok. Ying-yang, karanlık olmazsa, aydınlıkta olmaz... Karanlığı, aydınlıkla, aydınlığı - karanlıkla tanımlayabiliriz çünkü... Tam metin gelmedi, öncesindeki kısa - diyalogsuz- metini almıştım. Teşekkürler yorumunuz için.  04.01.2011 16:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 562
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8433
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster