Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Prof. Dr. İbrahim Ortaş

http://blog.milliyet.com.tr/ibrahimortas

15 Ağustos '10

 
Kategori
Eğitim
 

2010 ÖSS sınav sonuçları ve verdiği mesajlar

Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr <ı>“Yeterince ileriyi göremeyen insanların, önlerinde hep dertleri vardır. KONFÜÇYÜS”

Türkiye İnsanı Geleceğini Üniversite Kapısında Arıyor Türkiye nüfusunun çoğunluğunun genç olması ve işsizliğin yüksek olması nedeniyle doğal olarak gençlerin geleceğini garantilemek için üniversite kapısına yüklenilmektedir. Son 30 yılda gözlediğimiz eğitim manzarası, Maddi imkânı olan aileler çocuğunu ilkokuldan lise son sınıfa kadar okulda aldığı derslere ilave olarak dershane ve öz ders aldırtarak üniversiteyi kazanması için çabalamaktadırlar. Artık öyle bir hale geldi ki çocukların başarısı ailelerin prestijini koruması konumuna gelmiştir. Hata birbirleri ile yarışmaktadırlar. Sanki sınava giren çocuklar değil de yarışan ailelermiş gibi.

Eğitim ve Bilim Türk Toplumun Hayatına Çok Ciddi Etki Yapamadı 30 yılın sonunda her yıl yüz binlerce ilk orta ve lise öğrencisi sınava hazırlanmakta, sayısal olarak öğrenci sayısı artı, üniversite sayısı artı, üniversitelerin kontenjanları artı, milyonları bulan yüksek okul mezunu diplomalı oluştu. Sayısız okul ve sınav birinciler, on binleri bulan sıfır puan alanlar her yıl sırlanıyor ancak halen Türkiye bir türlü bir sistem oturtamadı. Eldeki tek önemli oldu, ÖSYM merkezinin bugüne kadar şaibelerden uzak ve düzgün bir sınavı gerçekleştirebilmesidir. Ancak öğrenci yerleştirmeye gelince herkesin bilgisinin ve yeteneğinin ölçüldüğü tam olarak söylenemez. Türkiye'nin diploma verdiği bunca genç insanın toplumun bilim ve kültür yaşamına, birkaç istisna hariç, çok ciddi bir kazanım kattığı söylenemez. Türkiye'nin insani gelişmişlik endeksi verileri ülkemizin halen birçok alanda sorunlu olduğunu gösteriyor.

ÖSY Sonucu Ne Tür Mesajlar Veriyor

1. Kontenjanlar dolmadı, 2010 yılında yeni çok testli bir sınav sistemi denendi ancak genel manzara birçok yönden genel eğilimlerin belirlenmesinde önemli ipucu veriyor. Genel durum şu; Üniversite sınavına girip tercih yapan 1 milyon 104 bin adaydan 561 bini bir şekilde bir bölüme yerleşti. Her iki adaydan biri üniversiteye girebiliyor hatta çoğu bölümlerde de kontenjan dolmuyor. Bu yıl beklenenin üzerinde geçen yıl 88 bin olan boş kontenjan sayısı bu yıl 110 bine çıkmış. Çoğunluğu meslek lisesi mezunu 1467 lise birincisi herhangi bir yüksek öğretim kurumuna girecek kadar puan almamış. Boş kontenjanların çoğunluğu oransal olarak vakıf üniversitelerinde ve meslek yüksek okulları oluşturuyor. Devlet üniversitelerinin lisans programlarında 11 bin 547, ön lisans programlarında 57 bin 646; vakıf üniversitelerinin lisans programlarında 9 bin 75, ön lisans programlarında 18 bin 395; KKTC’deki üniversitelerin lisans programlarında 11 bin 563, ön lisans programlarında 1559; yurtdışındaki üniversitelerin lisans programlarında 914, ön lisans programlarında 102 kontenjan boş kalmış Bir şekilde ön hazırlığı yapılmadan açılan kamu ve vakıf üniversitelerin gelecekte ne tür sorunlar yaşanacağı boş kalan veya tercih edilmeyen kontenjanlar ile mesajını almış oluyor. Bu anlamda yeni üniversite açmak yerine mevcutların kalitesinin iyileştirilmesi gerektiği bir kez daha önem arz ediyor. Sonuç. Yeni üniversite açmak sorunu çözmüyor

2. Kızlar daha başarılı Sınavda KIZLARIN DAHA BAŞARILI olması sevindirici. Genelde de bayanlar erkeklerden daha disiplini ve daha sistematik çalışmaya yatkınlar. Helen ülkemizde sorun olan kız çocuklarının eğitimi konusu önemli. Kızların okutulması özellikle teşvik edilmeli. Hatta pozitif ayrımcılık da sağlanabilir.

3. Genel Liselerin Başarısı Çok Düşük Liseler arasında FEN LİSELERİ en başarılı liseler. Meslek liseleri yine geride kalmaktadır. Genel liseler Fen, Anadolu ve Özel Liselerden sonra genel başarıya dâhil edilmektedir. Buda üzücü çünkü çocukların çoğunluğu liseye gelmeden seviye belirleme sınavları ile genel lise yerine aldığı puan ve tercihli puan ile Fen ve Anadolu veya diğer özel liselere kaydığı için genelde tabiri caiz ise elek altılar genel liseye gitmiş oluyor ki bu durum Türk Milli Eğitimi için kötü. Eğitimizin genelleştirilmesi bakımından da kötü. Ayrıca dershaneye veya özel ders almaya imkânı olmayan ailelerin çocuklarının gidebileceği tek okul olan genel liselerin atıl durumda ve ilgisiz kalması nedeniyle çok sayıda yoksul aile çocuğunun geleceği olan üniversiteye girme hayali ir şekilde okuduğu lise nedeniyle frenlenmiş olmaktadır.

4. Doğu ve Güneydoğu İleri Eğitimi Üniversiteye Daha Az Öğrenci Kazandırıyor Türkiye'nin değişmez kaderi olan Doğu ve Güneydoğudaki ilerin başarı sıralaması yine düşük bu durumda bölgeler arası farklılıklara neden olmakta. Bir süre sonra bu durum farklı şekilde yorumlanmaktadır. Gerçi şimdi çoğu Doğulu ve Güneydoğulu öğrenci düşük puanla bölgelerindeki üniversitelere girmekte. Ancak üniversiteler gerçek anlamda üniversite ortamı ve iklimi yaratamadıkları için öğrencilerin de üniversite kültüründen nasiplenmesi sağlanamıyor. Hatta daha da olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.

5. Fen Bilimlerine Olan İlgi Düşük Sınavın diğer önemli bir mesajı ki çok önemsediğim FEN OKURYAZARLIĞI konusunda maalesef yine istenilen yerde olmadığımızdır. Ülkemizde temel bilimler mezunları rahat iş bulmadığı için Fen Bilimleri eğitimine olan ilgi düşük kalmaktadır. Ülkemiz bilim üreten ve bunu teknolojiye dönüştürmediği sürece temel bilimlere olan ilgi gelişmeyecektir. Temel bilimler içinde en ciddi sorunda Fizik Biliminde yaşanmaktadır. Üniversite sınav sorularında da en az çözülen soruların başında Fizik soruları gelmektedir. Sanırım bu konuya ayrı önem verilmesi gerekir. Milli Eğitim, Üniversiteler, YÖK ve TÜBİTAK acilen bu konuyu masaya yatırmalı ve öğrencilerin temel bilimleri özelliklede Fizik bilimini kavraması konusunda yöntem geliştirilmelidir. Bu yıl ki boş kalan kontenjanlardan FİZİK BÖLÜMLERİNİN BOŞ KALMASI bu anlamda dikkat çekicidir.

6. Meslek Yüksek Okullarına Olan İlgi Düşük Kontenjanlardan özellikle Meslek Yüksekokullarının doldurulamaması meslek eğitimine olan ilgi ile doğrudan önemlidir. Ülkemizin en çok gereksinim duyulan ara eleman ihtiyacı maalesef bir tülü sağlanamadı. Sanırım bunun nedeni Meslek Yüksek Okullarının Üniversite bünyesinde ikinci sınıf muamele görmesi ile ilgilidir. Uzun zamandır yakından izlediğim Meslek Yüksek okullarında edindiğim izlenim gözlem çok da hoş değil. Öğrencilerin genel eğitim başarısı düşük, öğretim üyesi çoğunlukla ikinci bir iş olarak gördüğü ek ders anlayışı, öğretim kadrolarının genelde liyakat an uzak seçilmesi, yöneticilerinin çoğunlukla alan dışından yalnızca yönetici olarak atanması nedeniyle bir tülü Meslek Yüksek okullarında beklenen başarı sağlanamadı. Bu konu yarıca işlenmeli. Ancak bana göre hemen Meslek Yüksek okulları bağımsız bir yapılanma altından üniversiteden ayrılmalıdır. Sonuç olarak Meslek Eğitimi önemli ancak bugün ki hali ile üniversiteler içinde kendine yer edinemedi, istenilen başarıyı sağlayamadı. En kısa yoldan üniversiteler dışına çıkarılmalıdırlar.

7. Üniversite Tercihlerinde Üniversite Ücreti ve Harçlar Belirleyici Olmuştur Kontenjanlarda boş olan diğer bir alan başta Kıbrıs’taki üniversiteler olmak üzere vakıf üniversiteleridir. Ayrıca ikinci öğretim ki çoğu Kamu Üniversitesinde de ikinci öğretim paralı olduğu için bu yıl kontenjanlarda boşluk çok olmuştur. Doğaldır ki dört yıl okunacak bir eğitmede eğer alan ve program gelecek vaat etmiyorsa kişi neden bu kadar çok parayı versin ki. Bu anlamda Vakıf üniversitelerinin belili bölümleri için kontenjan açığı yüksek olabilmektedir. Bunun anlamı adayların tercihini birinci derecede ücret belirliyor. Bu anlamda parasız eğitim talebi kendiliğinde ortaya çıkmış durumdadır. Sanırım toplumun geniş bir kesimi belirli bir gelir seviyesinin üzerinde gelire sahip olmadığı için çocuklarını vakıf veya ikinci öğretim gibi zorunlu yüksek harç ödemesine yanaşmamaktadır.

2010 Yılı ÖSY Sonuçları Beklene Mesajların özeti 1. Ülkemizin Helen iş bulma kapısı olarak üniversiteyi görüyor ancak sonuçta gerçeğin böyle olmadığı bir türlü kavranmıyor 2. Milli Eğitime bağlı genel liseler ve Meslek liselerinin başarı oranı düşük 3. Sınav ciddi anlamda öğrencinin bireysel zenginleşmesini ve kültürel gelişimini olumsuz etkilemektedir. 4. Ülkemiz temel bilimlere olan ilgi düşük. 5. Melek Yüksek Okullarına olan tercih düşük. Meslek Eğitimi yeniden gözden geçirileli 6. Öğrencilerin genel tercihi kamu üniversiteleri ve parasız eğitmeden yanadır. Sağlıklı bir gelecek sağlıklı bir eğitimden geçer. Bunu başaramayan hiçbir toplumun geleceği kurması beklenilmemelidir. Bu anlamda ülkemizin geleceği kurma konusunda ciddi bir planı, programı, misyonu ve vizyonu görülmemektedir. Referandum kavgası yerine Eğitimde ve Bilimde reform yapmanın daha öncelikli olduğunu düşünüyorum.

14 Ağustos 2010, Cumartesi, Columbus OHIO ABD

 
Toplam blog
: 190
: 1163
Kayıt tarihi
: 21.06.07
 
 

1985 yılında Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi’nde mezun oldum. 1986 yılında Şanlıurfa Köy Hiz..