Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '11

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
16013
 

2011 Yılının en iyi Filmleri

2011 Yılının en iyi Filmleri
 

2011 yılını sonlandırıp 2012'ye geçişi sağlarken, içimize işleyen filmlerin listesini çıkaralım istedik. Onlara saygı duruşu yapmadan 2012'ye geçiş yapmak içimize sinmedi. Çünkü sizler için hazırladığımız liste, gözlerinizin önünden tıpkı bir film şeridi gibi geçecek. Sinema tutkunları olarak listeyi görücüye çıkartıyoruz. Buyrun listemiz: 

1- BLACK SWAN (SİYAH KUĞU)

İsmi kadar ilginç olan Black Swan filmi özünde iyi bir dansçı Nina ( Natalie Portman)’nın paralel evrene transfer olmasından sonra şeytana dönüşmesini konu alıyor. Çok yetenekli bir balerin olan Nina, annesi Erica ile yaşamaktadır. Oyun yönetmeni Thomas, Kuğu Gölü’nün baş balerini Beth’yi değiştirmeye karar verir ve ilk tercihi de Nina’dır. Balenin, Beyaz Kuğu ile Siyah Kuğuyu aynı anda canlandırabilecek birine ihtiyacı vardır. İki genç dansçı arasındaki rekabet garip bir arkadaşlığa dönüşürken Nina’nın karanlık tarafı da ortaya çıkmaya başlar. “Ayna ayna söyle bana ben kimim…?” sorusunu beynimize kazıyan Nina’nın iç hesaplaşmaları Black Swan’ın çıkış noktası.   

2- THE ADJUSTMENT BUREAU (KADER AJANLARI)

Philip K.Dick'in kısa öyküsünden adapte edilen Kader Ajanları "Kaderimize razı mı gelmeliyiz yoksa kaderimizi kendimiz mi yazmalıyız?" sorusunu ön plana alarak buna kesin cevap arayan dramatik ve aksiyon dolu hikâyeyi aktarıyor.  The Adjustment Bureau; David ve Elisa çifti için tesadüflerin var olmadığını yalnızca gerçekleşmesi muhtemel olayların hayat çizgilerini değiştirdiğini ve olayların aslında çok önceden kaderlerinde yazılı olduğunu yakın markaja alıyor. Tabi David (Matt Damon) ve Elisa (Emily Blunt)'nın aşk uğruna kendileri için çizilmiş yoldan sapmaları ise filmin en çarpıcı tarafı.

3- UNKNOWN (KİMLİKSİZ)

Bir konferans için geldiği Berlin'de trafik kazası geçiren Dr Martin Harris (Liam Neeson) üzerindeki şoku atlatıp hayata döndüğünde, eşinin kendisini tanımadığını dile getirir. Artık yerinde bir başkası vardır. İstemdışı yapılmış olan bu eyleme göre; Dr Martin'e bundan böyle çevresindeki herkes yabancı gelmektedir. Yalnız bu kadarla kalsa iyi; bir de Martin'in peşine bilinmeyen birtakım adamlar takılır. Haliyle Dr Martin için yapılacak en iyi şey hafızasını tazelemektir. Peki, Dr Martin içinde bulunduğu durumun esrarından kendini kurtarabilecek midir? Orası muamma...

4- RISE OF THE PLANET OF THE APES (MAYMUNLAR CEHENNEMİ)

İlki 1968 yılında çekilen Planet Of The Apes serisinin teknolojik öğelerle donatılmış yeni filmi olan Rise Of The Planet Of The Apes, genetik mühendislerin maymunların beyinlerini geliştirmek için yaptıkları deneyler sonrasında, maymunların insanlığın egemenliğini ele geçirip geçiremeyeceğini etkili bir biçimde yakın markaja alıyor. Rupert Wyatt'ın yönetmenliğini yaptığı film, eskilere nazaran biraz farklı. Sanki bu sefer Planet Of The Apes'in mitolojik tarafı güçlendirilmiş.

5- ONE DAY (BİR GÜN)

Yıllardan 1988, günlerden 15 Temmuz'dur ve Dexter (Jim Sturgess)  ile Emma (Anne Hathaway) yeni tanışmıştır. Ama birlikte vakit geçirdikleri o gün birbirlerini düşünmelerine yetmiştir. O nedenle her yıl 15 Temmuz'da buluşma kararı alırlar. Onların hayatları bazen beraber, bazen uzak diyarlarda akıp gider.  Mutluluklar, hüzünler, umutlarla geçen 20 yılın ardından tanıştıkları mezuniyet gününün, gerçek anlamını çözmeye çok yakındırlar. Ta ki birbirlerine ait olduklarını anlayana değin...  Aşkın büyüsüne kapılan iki karakterin amansız mücadelesini ortaya koyan One Day David Nicholls'un romanından uyarlanan romantik bir dram filmi.

6- HORRİBLE BOSSES (PATRONLARDAN KURTULMA SANATI)

Seth Gordon’ın yönettiği kadrosu da hayli şenlikli olan bu filmde Nick, Dale ve Kurt adlı üç arkadaş hayatlarını zindana çeviren patronlarından kurtulmaya karar verir ve öldürme planları yapmaya başlarlar. Önceleri kiralık katil tutmayı düşünseler de cinayeti kendilerinin işlemelerinin daha doğru olacağına karar verirler. Fakat cinayet sanıldığından daha zor olacaktır. Patronlarından kurtulmak uğruna,  patronlarına kin duyan yediden yetmişe herkes Horrible Bosses, aracılığıyla patronlarına daha da öfkeleneceklerdir. Tabi bu öfkelenmenin şaka yollu olduğunu dile getirmekte yarar var. Trajikomik durumdan ders çıkarmayı mesaj olarak ileten Horrible Bosses başarılı bir komedi...

7- CRAZY, STUPİD, LOVE (ÇILGIN APTAL AŞK)

Sulu zırtlak komedi filmlerinden sıkılanlar için Crazy, Stupid, Love yerinde bir tercih. Film; kendisi ile fazla ilgilenmeyen Cal'ın hayatını mercek altına alıyor. Cal Weaver (Steve Carell)'ın iyi bir işi güzel bir evliliği ve çocukları vardır. Hayatı gayet mutlu bir şekilde sürmektedir. Ta ki karısı onu aldattığını açıklayana kadar. Artık yalnız kalan Cal çapkınlık yapmaya başlar fakat başarısız olur. Yardımına bir barda tanıştığı Jacob çıkar ve ona bu işin inceliklerini öğretir. Fakat her şey bu kadarla da kalmaz… Kadınlar ve erkekler arasındaki ilişkiyi yeni bir boyuta taşıyan film, "kim kime dum duma" tekniğini komedi yoluyla aktarıyor.

8- TRUE GRİTT (İZ PEŞİNDE)

True Grit, Oscarlı yönetmenler Joel ve Ethan Coen tarafından çekilen intikam ve kahramanlık öyküsünün anlatıldığı bir Western macera filmidir. Hikâye, Charles Portis’in açık sözlü mizah ve hoyrat güzelliğin birbiriyle harmanlandığı, bir Amerikan klasiği olan romanına dayanıyor.  Tarih 1870’ler, mekân İç Savaş sonrası Amerika, hikâyenin anlatıcısı ise 14 yaşında babası soğukkanlılıkla öldürülmüş ve bunun için adaletin peşinde Fort Smith, Arkansas’a doğru yola çıkan Mattie Ross.  Oyuncu kadrosunda Oscarlı oyuncu Jeff Bridges (Çılgın Kalp), Oscar adayı Matt Damon (Yenilmez), Oscar adayı Josh Brolin (Süt), Barry Pepper (Er Ryan’I Kurtarmak) yer alıyor. True Grit’in senaryolaştırılması ve yönetmenliği Joel ve Ethan Coen’e ait.

9- MİDNİGHT İN PARİS (PARİS'TE GECE YARISI)

Küçük bir tatil için Paris'e gelen nişanlı çift Gil (Owen Wilson) ve Inez (Rachel McAdams) 'in maceralarını sürrealistik bir şekilde beyazperdeye aktararak, aşkı, komediyi ve ironiyi Midnight In Paris filminde birleştiren Woody Allen, 64. Cannes Film Festivalinin ilgi odağı oldu. Woody Allen, günümüzün dünyasında sıkışıp kalan karakterlerin geçmişe yolculuk yaparak, geçmişte büyük başarılara imza atmış şairlerin ve ressamların karakterlerine bürünmelerini irdeliyor.

10- HARRY POTTER AND THE DEATHLY HALLOWS - PART 2 (HARRY POTTER VE ÖLÜM YADİGÂRLARI- BÖLÜM 2)

Harry Potter efsanesi bu kez mutlu bir son ile sevenlerine elveda diyor. Harry Potter'ın bu son hikâyesinde, iyi ile kötünün mücadelesi büyücülük dünyasını büyük bir savaşın içine sokmuştur. Tehdit hiçbir zaman bu denli büyük olmamıştır ve hiçbir yer güvenli değildir. Bu arada, Lord Voldermart (Ralph Fiennes) ile son karşılaşmasına gittikçe yaklaşan Harry Potter'ın fedakârlık yapması gerekecektir. Serinin en görkemli savaşında geçmişiyle yüzleşerek tüm gömülü sırları ortaya çıkartan Harry Potter artık son noktayı koyacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 830
Kayıt tarihi
: 24.05.10
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğmakla başlayan hayatım, 10 yaşında yazı yazmakla ve her yazdığını kod..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster