Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
366
 

2013 Bütçesi sarmalı

2013 Bütçesi sarmalı
 

Geniş topluma Sırça Kümes ya da Fildişi Kule’den bakmak

Siyasi, iktisadi ve mali ortam yine karıştı. AKP İktidarı on birinci Bütçesi ile yine karşımızda. 2013 Bütçesi TBMM’de tartışılarak onaylanacak. Türkiye yüzyıllarca sıkıntısını çektiği yeni bir bütçe sorunu ile yine başbaşa. Bildiğimiz gibi TBMM çatısı altındaki hiç bir Bütçe tartışmasında AKP İktidarları hiç bir biçimde eğilip bükülmeden kendince hazırlamış olduğu bütçeleri oy çokluğuna dayanarak onaylanış ve uygulamalarına başlamıştır. Bu yüzden de güllük gülistanlık bir ülke olarak yaşayıp gidiyoruz.

Oysa gerçekçi olarak bakıldığında kimileri yaşayıp giderken kimileri yuvarlanarak, kimileri şehit düşerek, kimileri sürünerek, kimileri iş arayarak, kimileri hasiplerde çürüyerek, kimileri burs-kredi-yurt üçgeni arasında yaşamaya tutunmaya çalışıyor. Ortaya çıkan yeni zenginler ile kimi vurguncular, kaçakçılar ile soyguncuların ise ne kadar müreffeh bir biçimde yaşama devam ettiklerini anlamak için kör olmak gerekir.

Topluma dayatılan vergiler dengeli değildir

Söz konusu bütçelerin geniş toplum kesimlerinin yaşama biçimlerinden çok ‘mutlu azınlık’ diye adlandırabileceğimiz belirli bir kesimin geçmişini onaylamak ve geleceklerini kurtarmak için kurgulanmakta olduğunu söylesem bana kızar mısınız? Çünkü işçi, memur, emekli, öğrenci gibi kesimlerin parçalı olarak ancak %9’luk zam alabilmelerine karşılık içerisinde siyasi iktidarların kadrolarını da içeren söz konusu ‘mutlu azınlık’ kesim ihalelere katılabilen şirketler ile birlikte toplumdan toplanan vergileri sömüren kesimdir.

Türkiye’de ‘vergiler’  adı verilen sarmalın ise dengeli bir biçimde alındığını ya da adaletli (adil) olduğunu söyleyebilecek, ucu kendisine dokunanlar dışında  bir kaç babayiğit de yoktur bu ülkede. Bence ülkemizdeki en büyük adaletsizlik, ekmek dışındaki her alışverişimizde karşımıza çıkan söz konusu vergilerin varlığı ile başlamaktadır. Onu da diğer vergi sarmalları izlemektedir ki bu konunun yeri bu yazının çerçevesini aşar.

Osmanlı’nın çöküşünde bütçe dayanağının yokluğunu da sorgulayalım

Okumalarıma göre Osmanlı Devleti'ndeki en büyük açmazlarından biri de devlet bütçesi konusunda dişe dokunur pek çalışma yapılmamış olduğudur. İstanbul’un 1453’teki fethinden sonra altın ve akçanın giderek değer yitirdiği ve hayatın günden güne güçleşmeye başladığı da bilinmeyen gerçeklerden değildir. Bu yüzden toplumun Müslim ve Gayri Müslim kesimlerine yüklenen vergilerin değişik biçimlerde istismarı yanında Kapitülasyonlar nedeni ile toplumun ürettiği hammaddelerin çok düşük vergiler ile Batı’ya taşınması Osmanlı Devleti ile birlikte onun ‘Devlet-i ebed-i müddet’ sıfatının da ortadan kalkmasına yol açmıştır diyebiliriz.

Ayrıca toplumda yaygın olarak bulunan halı ve dokuma tezgahları ile demircilik, kerestecilik, hububatçılık yanında tophaneler,  tersaneler, baruthaneler ile teknik eğitim kurumları bir türlü ihtiyaçları karşılayamamıştır. Bu yüzden bütün çabalara rağmen kurulamayan  Osmanlı sanayiinin de başlamadan çökmesine yol açmıştır diyebiliriz. Osmanlı’nın son kırk yılı içerisinde Alman malı hayranlığı ile Alman top ve silahlarının orduda ve toplumdaki egemenliğini nasıl yadsıyabiliriz?

Muhteşem Süleyman’dan sonra kesilen kara ve deniz fetihlerinden sonra ‘ganimet gelirleri muamması’ da ortadan kalmaya başladığı için üç kıt’aya egemen Devlet-i Osmani’nin için için çökmeye başladığını; dayanaklarının çürüyerek Mondros Ateşkes Anlaşması ile birlikte parçalanarak dağıldığını bir kez daha belleğimize kazıyalım bence.

AKP 2013 Bütçesi ile de yola devam diyecektir

AKP iktidarı yetkililerinin 2013 Bütçesi için yapılan çalışmalar TBMM çatısı altında tartışılacak bazı yönleri ile. Gerçekte her bir bakanlık ile bazı kurumların bütçeleri için ilgili TBMM Komisyonları içerisindeki yuvarlak masa toplantılarındaki tartışmalar bugünle birlikte TBMM TV aracılığı ile kamuoyu önünde yeniden gündeme gelecek. Komisyonlardaki tartışmalardan zaferle çıkan AKP’li yetkililer bakalım kapalı kapılar ardındaki tartışmaların yeni boyutları karşısında kendilerini nasıl savunacaklardır, göreceğiz. Tartışmaların yeni boyutları, derken Komisyon toplantılarında iktidara karşı eleştirilerde bulunan BDP, CHP ve MHP yetkilileri, orada dile getiremedikleri ya da bir bütün olarak gelen teklifleri önleyemedikleri bazı harcama kalemleri için, düşünüp taşındıktan sonra ne gibi eleştirilerde bulunacaklardır, demek istiyorum. Gerçekte devlet yönetiminin bütün alanlarında ve uyguladıkları bütçeler ile bir ‘demir yumruk’ olduğunu ispat etmekten çekinmeyen AKP İktidarı, olası bütün eleştirilere ve açıklarına rağmen 2013 Bütçesi ile de ‘yola devam’ diyecektir.

Görülecektir ki geçen yıllardaki bütçe görüşmelerinde olduğu gibi bu kez de AKP karşıtı hiç bir parti ne önceki yılların bütçelerinden ne debu  yıl uygulanan 2012 bütçesinden örnekler vererek sağlıklı bir değerlendirme yapabileceklerdir. Oysa tutarlı muhalefet delilleri ve önerileri ile birlikte açıklamalarda bulunmak gibi içerikleri gündeme getirerek eleştirlerde bulunmak zorunda değil midir?

İktidarda kalabilmek için en güçlü araçlardan bir de bütçedir

Parlamenter düzenlerde iktidarlar toplum kesimlerinden yıl boyunca toplanacak olan vergiler ile diğer Devlet gelirlerini nasıl harcayacaklarının hesabını  vermek zorundadır Meclis’te. Parlamenter yönetim düzenlerinin en belirgin özelliklerinden biri de Bütçe Harcamalarının içerikleri ile bunlar hakkındaki eleştirilerin kamu önünde tartışılarak yeni çözümlere gidilebilmesidir. Oysa parlamentosu olsa bile kimi totaliter ya da baskıcı demokratik yönetim biçimlerinde Bütçe olayı göstermelik birer belgeden öte bir anlam taşımaz. Başta bulunan iktidar ya da sulta kendi keyfine göre ya da topluma dayatmak istediği programına göre hazırladığı bütçeyi oy çokluğuna göre parlamentosunda onaylattırarak harcamalarını gerçekleştirmeye başlar.

Bana göre devlet bütçeleri  kişilerin açmazlarını (zaaflarını) dizginlemek için var olan pek çok maddi ve manevi yaptırımlar gibi iktidarlarda da olması kaçınılmaz olan açmazlarını dizginleyebilmek için tasarlanmış en güçlü araçlardan biridir. Bu yüzden bir ülkenin nasıl yönetilmekte olduğunun bir diğer göstergesi de ilgili bütçelerinin içerikleridir. İktidarların hazırladıkları zengin içerikli bütçe aracılığı ile iktidarda kalmaki için bir şans daha yakalamış olduklarının da bir göstergesidir.

İktidarların her şeyi  kendine yontması aktöre bakımından sağlıklı bir gidiş midir?

Tutarsız bütçe kalemleri ile savurganlıklar ve bazı alanlardaki şişkinlikler yolu ile ortaya çıkan Bütçe Açıkları o iktidarların toplumdan söke söke alınan vergilerin haarcamalar yolu ile istismarından başka bir anlam taşır mı? Ne yazık ki ben beni bildim bileli bütün iktidarların bütçeleri  h e p ‘açık’ vermektedir. Söz konusu Bütçe Açıkları tek tek açıklansa da bu harcamaların içindeki olası dolapların nasıl ve niçin gibi kamu vicdanını kuşkulara yönlendiren  bilinci nasıl ortadan kaldırabilir iktidarlar? İktidarların izlediği bu yol aktöre (ahlak) bakımından olması gerekenleri dayatmak gizemliliği yanında yeni seçmenler kazanmak için yeni araçların geliştirilmesi anlamını da taşımıyor mu?

Bu da siyasi iktidarların paraya karşı zaafiyetleri yanında bazı yatırımlar ile bazı ödemeler konusunda her şeyi kendine yontma eğilimlerinin birer göstergesi değil midir? Oysa kamuoyu da biliyor ki, ‘Minareyi çalan kılıfını da uydurmuştur!’  Yine biliniyor ki, ‘Her şey yapanın yanına kâr kalmakta’ ve ‘Atı alan Üsküdarı geçip gitmektedir.’ Devlete ve onun canlı birer uygulayıcısı durumundaki iktidarlara halkın yapışmaya çalışmasının bir yönü de onlardaki, eleştirilse bile muhalefet  partilerince değiştirilemeyen  bu güçlü bütçe varlığı değil midir?

Son eletkrik, akar yakıt ve doğal gaz için yapılan zamlar ile hayatın nasıl pahalanmaya başladığı özellikle Tuzu Kurular diye adlandırabileceğimiz zenginler dışındaki kesimlerde ağırlığını hissettirmeye başlamıştır. Öte yandan Türk Lirası’nın bir ABD Doları karşısındaki değerinin (2.03) TL olması gerekirken (1.79) TL üzerinden işlem görmesi bu topluma yapılan bir zulüm değil midir? 'Damlaya daamlaya göl olur' diyerek Türk milletinin bu gibi haklarını kimler alıp da yiyor, bilen var mı?

Söz konusu partiler için oy kazanma araçlarından biri olan bu bütçe de umulur ki TBMM’de yeni çekişmelere ve sınırı aşan kavgalara yol açmayacaktır. (10.12.2012)

Gelecek yazı:  Bakan Şimşek’in 2013 Bütçesi çatlakları 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın YILMAZ, merhaba; yazılarıma yorum yazdığınızı ahmetakvdmd@gmail.com adresimden gelen mesajla görüyorum ancak yorumunuzu Milliyet blog sayfalarımda göremiyorum. Bu nedenle onaylayamıyorum. Bağışlayın. Herhalde birkaç gün sonra görebileceğim ve o zaman onaylayacağım. İlginize teşekkür ederim. Saygılarımla. Ahmet AK

Ahmet AK 
 11.12.2012 22:43
Cevap :
Anladım Ahmet Bey. İlginiz için teşekkürler...  12.12.2012 2:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 1013
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster