Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '12

 
Kategori
Teknolojinin Geleceği
Okunma Sayısı
16710
 

2050 yılına kadar neler olacak?

2050 yılına kadar neler olacak?
 

Akıllı gözlükler hep göz önünde olacak.


İçinde bulunduğumuz 2012 yılına kadar teknolojideki gelişmeleri ve çevremizdeki değişiklikleri de göz önünde bulundurarak bundan sonraki 40 yılda neler olabileceğini birkaç başlık altında sıralayabiliriz.

Bu başlıkların seçilmesinin nedeni konuyu çok fazla dağıtmamak içindir. Zira bu konuda araştırılan bir çok kaynakta ayakları yere basmayan, kehanete benzeyen uçuk öngörüler de vardı.

Örneğin kravatın, kül tablasının artık kullanılmayacağı gibi detaylar sadece ilginç olduğu için tahminler arasına serpiştirilmişti. Bu tür detaylara girildiğinde öngörülerin inandırıcılığı da azalır.

Seçilen başlıklar bundan sonraki yaşamımızı kökten etkileyecek nitelikte olan gelişmeler üzerine olacaktır. Örneğin kullanacağımız enerji türleri, küresel iklim değişikliklerinin sonuçlarının soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu, bizi besleyen toprağı ne derece etkileyeceğini, özellikle bilgisayar, telefon, televizyon gibi hemen hemen herkesin kullandığı cihazlarda ne tür gelişmeler olabileceği, yaşadığımız şehirlerde şu günkü alışkanlıklarımızın hangilerinin değişmek zorunda kalacağı, insanlığın sosyal yaşam biçiminde, yönetilme biçiminde, inançlarında, şiddetinde bir değişim olup olmayacağı konularına öncelik verilecektir.

Bilim Kurgu Fantezileri Yerine Gerçekçi Öngörüler İlgi Görecektir

Uzaydaki gezeğenlere insanlı seyahatler, robotların ev hizmetçilerine dönüşüp bize çay, kahve getirmesini ve bir öngörüden çok bir beklentiyi yansıtan tahminlerden uzak durulacaktır.

Daha çok bilim kurgu roman veya filmlerinin konusu olabilecek bu tür beklentiler yıllardır sanki çok kısa bir sürede olacakmış gibi yazılıp, çizilir. Bu alanlarda çalışanlar tarafından kendi finansör veya sponsorlarının maddi desteği kesmemesi için bu konular sürekli canlı tutulur.

 Ancak yeteri kadar alıcısı olmayan bir çok buluş yaşama geçirilemeden bir proje olarak kalmıştır.

Bir gelişmenin, bir yeniliğin, bir buluşun ilgi görebilmesi için doğru zamanda, doğru yerde boy göstermesi gerekir. Örneğin denize kıyısı olan coğrafyada içme suyu kıtlığı başladığında deniz suyundan içme suyu elde eden bir teknoloji geliştirdiğinizde bu yenilik doğru zamanda ve doğru yerdedir.

Gelecek 40 yılda olabileceklerle ilgili olarak Dünya’nın en acil sorunu olan ve sera etkisi yaparak iklimi değiştiren karbondioksit salınımının azaltılması ve 2050 yılına kadar Dünya rezervlerinin bitmeye yüz tuttuğu fosil yakıtlarının kullanımına son verilmesiyle onun yerine koyacağımız enerji türlerinden başlayabiliriz.

Gelecekte En Çok Hidrojen Enerjisinden Yararlanılacaktır

Bilim insanlarının çoğunun üzerinde hemfikir oldukları hidrojenin yakıt olarak kullanılması en olası öngörüler arasındadır. Hali hazırda İzlanda‘da taşıtlarda kullanılan bu enerji doğaya en dost enerjilerin başında gelmektedir. Eğer yüksek patlama riski nedeniyle depolanması ve taşınmasına bir çözüm bulunursa insanlığın geleceğini kurtaracak nitelikte bir enerjidir.

 Depolama zorluğunu ortadan kaldırmak için belki anında üretip, anında tüketme yolunda bir çözüm de geliştirilebilir. Örneğin taşıtlarda hidrojen yakan motorun yanında bir de hidrojen üreten jeneratör yer alabilir.

Hidrojenin üretilme ve depolama teknolojisini ideal ve ekonomik hale getirinceye kadar güneş ve rüzgar, gel git, (med cezir) deniz dalgaları ve akıntılarından elde edilecek enerji türlerine yatırımlar önümüzdeki yıllarda da sürecektir.

Nano teknolojide olağanüstü bir ilerleme olursa bitkileri taklit eden, yani karbon dioksit alıp ortama oksijen veren bir fotosentez yöntemi ile de enerji elde edilebilir. Ama bu bel bağlanacak ve kısa sürede olacak bir şey değildir. Bu gelişme enerji ihtiyacını kısmen karşıladığı gibi fosil yakıtların zararlarını azaltmaya dönük bir çaba olacaktır.

Keza küçük hacimli şarj edilebilir, piller, batarya ve aküler çeşitlenip çoğalacak,ucuzlayacak hatta bu ürünlerin bakım onarım, yenileme, yerine ulaştırma, monte etme gibi işleri yapan bir servis ve satış sektörü doğacaktır.

Şu anda LPG için verilen servise benzer bir servis sistemi gelişecektir. Kullanılan boş bataryalar doluları ile değiştirilecektir. Bunların büyüklükleri, ağırlıkları ihtiyaca göre saptanacak ve ekonomik olması için şarj işlemi dakikalar içinde yapılacaktır.

Otomobiller Hafifleyecek , Sessizleşecek ve Elektronik Kontrollü Olacaktır

Güçlü akülerin kullanıldığı hibrid ve elektrikli araçlarda kaporta, kaput, iç donanım ,şasi ve karoserlerinde karbon fiber ve benzeri sağlam ve hafif malzeme kullanılarak araç ağırlıkları üçte bire kadar azalacaktır.

Araçların aydınlatmasında led lambalar, iletkenlerde fiber optik kablolar yaygınca kullanılarak ağırlık minimum seviyede tutulacaktır.

Üretici firmalar araçları hafifletmek için yarışa girecek, kullanıcılar araçlarının beygir gücünü değil, kilosunu kıyaslayacaklardır.

Aracın tasarımı hafifliği ve sağlamlığı en belirleyici niteliği olacaktır çünkü 70 kilo ağırlığında bir insanı taşıyan bir aracın 1ile 3 ton arasında olmasının yanlışlığını aklı başında herkes kabul edecektir.

Özellikle şehir içinde bazı büyük araçların kullanılmasına sınırlar getirilecektir. Bunların başında çok yakıt tüketip, çevreyi kirleten araçlar gelecektir.

Şehirler arası seyahatte kullanılan araçlar, şehir dışında oluşturulmuş açık ve kapalı park yerlerinde bırakılarak, şehir içinde kullanılmak üzere bisiklet, scooter, veya anahtar yerine kimlik veya kredi kartlarıyla çalışan elektrikli araçlar kiralanacak, kiralama bedeli kullanılan karttan anında tahsil edilecektir.

Trafikte Güvenliği Teknoloji Üstlenecektir

Donanımında elektronik ve bilgisayar teknolojisi bolca kullanılarak sürücüyü tehlike anında devre dışı bırakacaktır.

Ayrıca sürücünün kimlik ve nabız tansiyon gibi sağlık bilgileri, uyuşturucu, alkol etkisinde olup olmadığı da datasına kaydedilerek o bölgedeki trafik kontrol merkezlerine bildirilecektir.

Keza seyir halinde trafik kurallarını ne ölçüde ihlal edildiği, navigasyon bilgileri ile eşleştirilecek ve sürücü karnesine işlenecektir. Araç içindeki bilgisayar arızalardan, patlak lastiğinden sürücüyü haberdar edecektir.

Araçların ağırlık ve korozyon gibi negatif unsurları motor ve aktarma organlarında Alüminyum, titanyum gibi hafif alaşımlarla azaltılacaktır. Araçlarda sürat, fazla yük (asansörlerde olduğu gibi) sürücü kontrolünden çıkarılarak trafik kurallarına göre otomatik olarak sınırlandırılacaktır. Bütün bu iyileşmeler trafik kazası olasılığını azalttığı gibi yakıt tüketiminin optimum düzeye inmesini sağlayacaktır.

Tek Bir Kartla Her İşlem Yapılacak, Kart Olmadan Şehirlerde Yaşamak Mümkün Olmayacaktır.

Araçlar anahtar yerine sürücünün kimlik kartı ile çalışacak, eğer kimlik kartı herhangi bir kusur veya suç nedeniyle bloke edilmişse çalışmayacaktır.

Günlük yaşamda kimlik, sürücü belgesi, pasaport, kredi kartları vs daha birçok kart veya belge yerine tek bir kart kullanılacak, kişi bu kart olmadan toplu taşıma araçlarına binmek dahil hiçbir hizmetten yararlanamayacaktır, zira nakit para kullanımı kalkacak, bütün ödemeler tek kartla anında yapılacaktır.

Her Ev kendi Enerjisini Kendi Üretecektir

Gelecekte enerji o kadar değerli olacak ve kullanımı o kadar azaltılacak ki herkesin öncelikli amacı en az enerjiden maksimum verim elde etmek olacaktır.

 Enerji tüketiminin pahalılığı bir yana, çevreyi en çok kirleten bir faktör olduğunun ilkokul çağındaki çocuklar bile farkında olacaktır. Bu konudaki bilinçlenme her doğal felaketten sonra katlanarak artacaktır.

Evlerde ısınma ve aydınlatma için rüzgar ve güneş enerjisinden yararlanılacak, bunun için bir merkezde üretilen elektrik enerjisinden yaralanılacağı gibi hem de her ev kendi ihtiyacı olan enerjiyi kendi üretecek, binaların ısı yalıtımı mükemmel hale getirilip, çatılarında güneş panelleri yer alacaktır. Çatılardan akan yağmur ve kar suyu depolarda biriktirilip tekrar kullanılacaktır.

Gelecekte İçme Suyu Sıkıntısı Çekilecektir.

Her yıl artan oranda fırtına, kasırga, sel felaketlerine kuraklık eşlik edecektir. Özellikle kuzey ve güney yarım kürenin 15-45 paralelleri arasında büyük ve uzun süreli kuraklıklar olacak, çölleşme hızla artacak, kasırga ve tufanlarla çöllerden kalkan toz ve kumlar okyanusları bile aşarak başka kıtalara kadar uzanacak, başta astım olmak üzere birçok solunum yolu hastalığına neden olacaktır.

 Şimdiden gelecekteki su kıtlığını öngörerek her ülkenin alternatif su kaynaklarını araştırması ve su yönetimini ciddiye alması, bunu yaparken çevreyi tahrip etmeden ve sürdürülebilir bir çare üretmeleri gerekecektir, zira bu kıtlık yıllarca sürebilecektir.

Su tasarrufu da en az enerji tasarrufu kadar zorunlu olacaktır. Çok su harcanmasına neden olan üretim biçimlerinden ve üretimlerden yavaş yavaş vazgeçmeye başlanacak ve o ürünün yerine muadil ürünler geliştirilerek yaşam tarzı ona göre biçimlenecektir.

Örneğin son günlerdeki su tartışmalarından 1kg sığır eti için 15.500 litre su harcandığını öğreniyoruz. 200 Kilo et alacağımız bir sığır için yaklaşık 3000 ton su harcamış oluruz. Gelecekte bu miktar suyu temin etmenin bedeli çok ağır olacaktır.

Tatlı su insanlığın geleceğini belirleyen en önemli ihtiyaçların ilk sırasında yer alacaktır.

 Bütün canlıların birincil ihtiyacı ve canlı bünyesinin büyük oranı sudur.

Dünya’da içilebilir nitelikteki su kaynakları sanayi artıkları, kimyasal gübre ve böcek ilaçları kullanımı, organik atıklarla hızla kirlenmektedir.

Şu anda 2.5 milyar insanın suya ulaşımı zorlaşmıştır. Bu nüfus kuraklık yıllarında daha da artacaktır.

Su Mültecileri Ülke Sınırlarına Yığılacaktır

 Suya ulaşımın imkansızlaştığı ülkelerde göçler başlayacak, engelle karşılaşıldığında aynı ülkede veya yakın ülkeler arasında çatışmalar ve savaşlar kaçınılmaz olacaktır.

Yağmur suları başta olmak üzere, yer altı suları, kullanıldıktan sonra arıtılan suların sulamada değerlendirilmesi gibi olası kaynakları akıllıca yönetmek gerekecektir

Bir ülkede içme suyu sıkıntısı çekilmesi yönetim biçimi ne olursa olsun hem hükümetleri hem rejimleri değiştirecek nitelikte bir yoksunluktur. İnsanlar bir çok maddi sıkıntıya katlanabilirler ama içme suyu sıkıntısına katlanamazlar.

 

Su Kenarlarına Yakın Yerleşimler Sular Altında Kalacaktır

Buzulların erimesi ve sellerin sebep olduğu erozyonlar Dünya haritasının şu günkü görünümünü tanınmaz hale getirecek, ekilebilir alanlar azalacak deniz seviyesine yakın adalar ve deniz kenarındaki yerleşim bölgeleri sular altında kalacak, verimli deltaları deniz basacaktır.

 Büyük göçmen kitleler başka yerlere başka ülkelere göçmeye başladıkça sınır savaşları çıkacaktır.

En Akıllı Yatırım Geleceğe Yatırım Olacaktır

Yatırımcı firmaların gelip geçici ve artık doyma noktasına ulaşmış, alışveriş merkezi ve benzeri yatırımlar yerine sağlıklı içme suyu ve gıda üretimine dönük yatırımlar yapmaları özendirilecektir. Bundan sonra yatırımcılar yönlerini beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlara döndürmek zorunda kalacaklardır çünkü diğer yatırımların getirisi eskisi gibi olmayacaktır.

 Kıtlık dönemlerine alınacak önlemlerde geç kalınması ülkenin moral değerlerini zayıflatacak, sosyal çöküntüye zemin hazırlayacaktır.

Lüks Tüketim Azalacaktır

Gelecekte açgözlülük, ego ve gösteriş düşkünlüğü azalacak , böyle insanların yaptıkları medyada ilgi görmeyecek aksine görgüsüzlükle yaftalanacaklardır. Toplumlar bu kıtlık döneminde daha ziyade insanlığa yararlı katkıları olan üretici ve yaratıcı insanlara yönünü dönecek, onlardan umar bekleyeceklerdir.

Ülke nüfusunun büyük bir kısmı kıtlık çekerken lüks yaşam daha çok göze batacağından insanlar gösterişten kaçınacaklardır.

Toplumu tüketim çılgınlığına davet eden bir anlayış terk edilecek , doğayı ve çevreyi gözeten, insanları tasarrufa özendiren bir yaşam tarzının temelleri atılacaktır.

Suç İşleme Oranları Düşecektir.

 Her birey kendini, kendince ifade etmenin bir yolunu bulacaktır.

Ayrıca gelişen dijital teknoloji sayesinde her adımı, her hareketi izlenebilecektir. Kişilerin dijital izler bırakmadan yaşaması imkansız hale gelecektir.

Gittiği yerler, kullandığı araçlar, yaptığı ödemeler, aldığı ürünler, harcadığı enerji türü geride dijital veriler bırakacaktır. Böyle bir ortamda gizlilik, görünmezlik, saklanmak imkansızlaşacaktır.

 Zamanın yöneticileri bu şeffaflığa uygun yasal düzenlemeleri bazı itirazlara rağmen sağladığı yararı göz önünde bulundurarak ve toplumun güvenliğini düşünerek, nazlanmadan yapacaklardır.

 Gizli kapaklı işler azalacak, herkes bu yaşam biçimine kendini uydurmaya çalışacaktır.

Nasıl ki trafiğe çıkınca trafik lambalarına ve kurallarına uymak işimize geliyor ancak bu sayede kaza yapmadan bir yerden bir yere gidebiliyorsak günlük yaşamda da yasalara ve kurallara uygun davranarak rahat ve huzurlu yaşamamız mümkün olacak ve özgürlüğümüzün sınırlarını, başka insanların özgürlüğünün başladığı yer belirleyecektir.

Bu sisteme uymayan bireyler ve toplumlar sistemin dışında tutularak güven sağlanacaktır. O toplumun bireyleri kendini düzene uydurmadıkları sürece kendi yaşam alanlarının dışına çıkamayacaklardır. Çıkabilseler bile sunulan olanakların çoğundan yararlanamayacaktır.

Öyle teknolojik bir denetim geliştirilecek ki bu bariyeri aşmak neredeyse imkansız olacaktır. Atılan her adımda bir iz kalacak, denetim mekanizmaları bu izleri her adımda izleyebilecektir.

 3 Boyutlu yüz ve beden okuma sayesinde dakikalar içinde suçlular, tehlike arz eden hedefler tespit edilecektir. Ülkelerin istihbarat elemanları , ajanları bile gizlenme imkanı bulamayacaklardır.

 Bir kişi hakkında elde edilen bilgiler ve daha önceki eylemleri sentezlenerek bir sonraki hamlesi ve davranışı tahmin edilebilecektir. Bu da suç eylemi daha gerçekleşmeden şahsın tespit edilip etkisiz hale getirilmesiyle sonuçlanacaktır.

Bu teknolojik gelişmelerin dışında kalan ülkeler aynı sisteme dahil olmaları yönünde desteklenecek, Dünya’nın genelinde güvenlik ve huzur yaratmak için arzu edenlere bilgi ve teknoloji yardımı yapılacaktır.

 Dünya Kaynakları 9 Milyar İnsana Yetmeyecektir.

Asya’da çölleşme büyük şehirlerin sınırlarına dayanmıştır. Pekin’de hava kirliliği nedeniyle insanlar artık ağız maskesiyle trafiğe çıkmaktadır. Fırtınalı havalarda bütün şehri çevredeki çöllerden kalkan kahverengi bir toz bulutu kaplamaktadır.

21. Yüzyılın hemen başlarında çevre alarm verirken ortalarına yaklaştıkça bu tablo daha da ağırlaşacak, en temel ihtiyaçlar bile güçlükle karşılanacaktır.

2050 Yılına gelindiğinde bazı hesaplamalara göre Dünya nüfusu da 9 milyar sınırına dayanacaktır. Dünya kaynakları bu nüfusu besleyecek durumda değildir

 İnsan hep sahip olduğundan daha fazlasını talep eder. Bu arzu insanlığı bu kerteye kadar getirmiştir. Yolun bundan sonraki kısmı bir serabın arkasına gizlenmiş uçurumdur.

İnsanlık uçurumun başına gelmeden direksiyon kırarak, zorlu patikalara sapmak mecburiyetinde kalacaktır.

İnsanların çoğu bitki yetiştirmeyi, kendi ihtiyacına yetecek kadar gıda üretmeyi öğrenecektir. Evlerin civarında, bahçe, çatı, teras, balkon gibi yerlerde sebze, meyve yetiştireceklerdir. Çünkü gıda üretimi bu büyük nüfusu beslemeye yetmediği için pahalanacak, temini güçleşecektir.

Doğal kaynaklardan elde edilen verim bu günkünden daha az olacaktır. Çünkü arılar başta olmak üzere bitkilerin döllenmesine katkı sağlayan bir çok böcek ve kuş türünün sayısı azalacak veya nesli tükenecektir. Okyanus ve denizlerdeki canlı yaşamı alarm vermeye başlayacak doğal dengeler bozulacaktır.

.İletişim Teknolojisinde Gelişmeler Ya Bir Şans Ya Da Şansızlık Olacaktır

İletişim araçlarındaki gelişme böyle bir dönemde insanlığın büyük şansıdır. Ya bu sayede birbirlerinin deneyimlerinden yararlanarak, yani bilgiyi paylaşarak ayakta kalabilecekler ya da bu iletişim araçları ile çatışma ve savaşları organize edeceklerdir.

Örneğin, özellikle gıda, su gibi yaşamsal alanlarda çalışmış ve emekli olmuş deneyimli uzmanlardan istedikleri anda ellerindeki iletişim araçlarından herhangi biriyle, makul bir bedel karşılığında destek alabileceklerdir.

Bu sayede küçük bahçelerde, terk edilmiş arsalarda bile sebze,meyve üretebilecekler, çatılardan akan yağmur sularını bir depoda biriktirerek buraların sulanmasında kullanabileceklerdir.

Şehirlerin yakınında kurulan büyük sera ve bunlara entegre edilmiş açık pazarlarda buradaki nüfusun gıda ihtiyacı 4 mevsim boyunca karşılayabileceklerdir.

Dolayısıyla bu tür taze gıdalar üretim yerinde tüketici ile buluşturularak raf ömrü kısalacak, ayrıca nakliye masrafları asgariye inecektir.

Bu işlere kalkışmadan önce yeterli bilgi ancak uzmanlardan alınabilecektir.

Yukarıdaki iyimser öngörünün bir de kötümser olanı vardır.

Ekonomik krizin ve sosyal çöküntünün yarattığı öfkeyle insanlar dini, mezhebi, ırkı, milliyeti veya ideolojiyi bahane ederek birbirine düşüp, ölümüne çatışabilirler.

O zaman sahip olunan iletişim araçları, birbirine karşıt uçların süngülerini bilediği masatlara dönüşecektir.

 

Gelecekte Sanal Seyahatler Turistik Seyahatlerin Yerini Alacaktır

Kıtalar, ülkeler, şehirler arası yolculuklar azalacak, harcanan enerjinin pahalılığı ve vergiler yüzünden turizm çok pahalı hale gelecek bu imkandan yararlanmak isteyenler ciddi bedeller ödeyeceklerdir.

Sanal turizm insanların mekan gezme, yer görme, kültür tanıma taleplerini sesli ve görüntülü sistemlerle gerçekten oradaymış gibi üç boyutlu görüntüler eşliğinde, hatta kokusunu bile duyumsatarak karşılayacaktır.

O günlerde Google Earth canlı yayınlanmaya geçeceği için istenilen mekanlarda seçilen bir masada oturup çevreyi televizyondan veya akıllı gözlükten 3 boyutlu izleyerek olayın içindeymiş duygusu yaşanacak, gerçeklik ve sanallık arasındaki perde kalkacaktır.

Nasıl ki bazı rüyalar gerçekmiş gibi gelir ve ‘keşki bu bir rüya olmasa’ denir veya kabus görüldüğünde ‘inşallah bu bir rüyadır’ diye iç geçirilir ya öylesine birbirine karışabilecektir.

Böyle deneyim yaşayan insanlar içlerindeki gezip, görme arzusunu kısmen karşılamış olacaklar, hatta yeteri kadar zaman ayırabilirlerse bir gün içinde birçok yere gidebilip, hiç para harcamadan birçok yeri gezip, görebileceklerdir

İnternetle Birçok İhtiyaç Karşılanabilecektir.

Gelecekte insanlar ihtiyaçlarının büyük kısmını internetten sağlayacak, televizyon ve bilgisayar karşısında uzun zaman geçirecektir. Alışverişin büyük kısmı internetten yapılacak, mecbur kalmadıkça şehir trafiğine çıkılmayacaktır.
Birçok iş evde yapılacak, hizmetler ayağa gelecek, eğlence bile evlerdeki sinema ,oyun ve hobi odalarına kayacaktır.

Bilgisayar oyunları yaygınlaşacak, öğrenciler birçok şeyi bu oyunlar vasıtasıyla, yani oynayarak öğrenecektir.

Teknolojik gelişmeden en çok nasiplenen ses ve görüntü sektörü olacaktır.

Ev sinemaları 7+1 ses sistemi ile desteklenecek, bu sistemi besleyen yapımcılar, yönetmenler , belgesel hazırlayanlar şöhret olup, kazanç sağlayacaklardır. Toplumları en çok etkileyenler bunlar arasından çıkacaklardır.

Bazı inançlar ve ritüelleri bile bir internete taşınacak, büyük inanç organizasyonları, inanç gezileri, turları sanal ortamda gerçekleşecek , inanç liderleri müritlerine televizyondan seslenecektir.

Akıllı Televizyonlar Bilgisayarın Yerini Alacaktır

Akıllı televizyonlar sayesindeki yaşanan hayatlar ve deneyimler uzaktan kumandaya bile gerek kalmadan bir sözcük veya birkaç kelimeyle anında ekrana gelecek, gizlilik veya özel hayatın sınırları daralacaktır. İnsanlar görünür olmaktan eskisi kadar gocunmayacaklar, insanca hallerini paylaşmaktan çekinmeyeceklerdir.

Sabah 9 Akşam 6 İşyeri Mesaisi Azalacaktır

Gelecekte bazı meslekler ve bazı işler işyerine gitmeyi gerektirmeyecek bir çok iş evdeki bilgisayar, televizyon, kameralar gibi dijital iletişim araçlarıyla yapılabilecek, isterlerse bazı aileler çocuklarına gerekli eğitim ve öğrenimi evlerinde verebilecektir. Okula gitmek bir mecburiyet olmaktan çıkarılıp, ailelerin inisiyatifine bırakılacaktır.

Çocuklar hangi konuda yetenekli ise ağırlıkla o konuda eğitim alacaklardır. Ezbere dayalı, beyin yıkamaya dönük eğitim ilgi görmeyecektir. Bu klasik eğitim tarzı faydalı olmadığı gibi kişisel gelişime de zararlı sayılacaktır.

 

Yaratıcılığın Kapıları Ardına Kadar Açılacaktır

Yaratıcılığın önündeki engeller bir bir kaldırılarak bireylerin özgür ve doğru düşünmesinin yolu açılacaktır. Çünkü gelecekte ancak özgür düşünen ve bilime yönelen toplumlar ayakta kalmayı başaracak, çağın gerisinde kalan toplumlar kıtlıkla baş edemeyeceklerdir.

Kaynaklar azalacak ve ancak azalan kaynakları en optimum düzeyde kullanan ve paylaşabilen toplumlar yaşama imkanı bulacaklardır.

Doğal kaynakları har vurup, harman savuran topluluklar yeterli besine ulaşmayacaklardır. Enerji pahalılaşacağı için yatırımlar zorlaşacak, yatırımlar azaldıkça üretim azalacak ve işsizlik artacaktır.

Üretimde Öncelikler Değişecektir

Üretimde öncelik beslenme, barınma, sağlık, eğitim ve araştırma ve geliştirmeye verilecek insanların bu temel ihtiyaçları giderildikten sonra diğer ihtiyaçlara sıra gelecektir. Topluma somut fayda sağlamayan işler,meslekler, sektörler yavaş yavaş azalacaktır. Eskisi gibi ego tatmini ve gösterişten başka bir amacı olmayan megalo idealardan, arzulardan vazgeçilerek sınırlı kaynaklarla kumar oynanmayacaktır.

Genel geçer kıstas ‘ Yeteri Kadar’ ya da ‘ Az’ı Karar, Çoğu Zarar’ ölçeğinde olacaktır.

Gelecekte Petro Kimya Ürünlerinin Kullanımı Sınırlandırılacaktır

Herhangi bir sıvı gıdanın, içme sularının ve gazlı içeceklerin pet şişelerde saklanması ve satışı kanserojen niteliklerinden dolayı sınırlandırılacaktır.

Petrokimya ürünlerinin yerine cam,seramik gibi doğal hammaddeli ürünler tercih edilecektir.

Çünkü imalatında, kullanımında uygun olmayan koşullarda beklemesinde doğaya ve içeriğine Dioksin salan bu plastik ürünlerin kanserin çoğalmasına neden olduğu bilimsel verilerle de kanıtlanacaktır.

Dolayısıyla doğal saklama kaplarına dönüş kaçınılmaz olacaktır.

Kanser vakalarında hızlı artışın bir nedeni de modern yaşamın bir sonucu olarak kullandığımız eşyaların bir çoğunun petrokimya ürünü olmasıdır.

Bu gerçeği çok önceden gören bazı kültürler ısrarla mutfaklarında ahşap,seramik,cam, toprak, gibi geleneksel mutfak eşyaları kullanmayı sürdürmüşlerdir.

2050 Yılına doğru insanlar doğaya ve doğal ürünlere dönüş yoluna gireceklerdir. Tüketiciler alışverişlerinde aldıkları eşya ve yiyecek hakkında tam olarak bilgilendirileceklerdir.

Akıllı Gözlükler Hep Göz Önünde Olacaktır.

Gelecekte bilgisayarlar ile mobil telefonlar ikisinin ortası büyüklüğünde tek bir cihaza dönüşecek, hareket halinde kullanılan , hem görsel hem işitsel iletişimi sağlayan, görme ve duyma yeteneklerini dürbün, ultra sound seviyesinde artıran,her an her yerde insanı daha donanımlı ve bilgili kılan ve sesle komut edilebilen akıllı gözlükler takılacaktır.

Bu gözlüklerle istenilen veriye anında ulaşılabilecek, bir çok konuda uzman desteği alınabilecektir.

Hatta yabancı dil sorunu bile onlar sayesinde sorun olmaktan çıkacaktır. En yakın Dil Merkezine bağlanan gözlük sesli iletiyi bu merkeze gönderecek, merkezdeki simültane tercüman yabancı dili anında tercüme ederek muhatabına iletecektir. Yabancı bir şehir veya ülkede bu gözlükle dolaşan bir kişi hiç yabancılık çekmeden istediği adresleri bulabilecek, aklına gelen sorulara cevap alabilecektir.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

İlginç Gelişme!

Bu gün Taraf Gazetesi'ndeki bir haber müjde verir gibiydi.Yabancı dil artık sorun olmaktan çıkıyor. Detayı aşağıda.

 

Gözlük tercüme edecek - Taraf - 02.10.2013

 


Google Glass’in öncüsü olduğu akıllı gözlük piyasası, şimdi de otomatik olarak yazıları kişinin kendi diline çeviren gözlüklerle gündemde

 

Google Glass’in öncüsü olduğu akıllı gözlük piyasası, şimdi de otomatik olarak yazıları kişinin kendi diline çeviren gözlüklerle gündemde. NTT Docomo isimli Japon telefon firmasının ürettiği cihaz, gördüğü tüm yazıları gerçek zamanlı tercüme edebiliyor. İnternet sitesinden kullanıcılara seslenen şirket, “Bu teknoloji öncelikle turistler için çok faydalı olacak. Gördüğünüz menüler ve tabelalar anında kendi dilinize dönüşecek. Artık dilini bilmediğiniz bir yerde tek başınıza kalmak sorun olmaktan çıkıyor” açıklamasında bulundu. Çeviriyi yapabilmek için internete bağlı olması gereken gözlük, kimlik tanıma özelliğine de sahip. Google Glass’in akıllı gözlük piyasasının şimdilik tek hakimi gözüktüğünü belirten uzmanlar, dünyanın dört bir yanında bu konuda yapılan yatırımların teknoloji devini tahtından edebileceğini ifade etti.

Yüzlerce Sanal Danışmandan Destek Alınacaktır

Ne zaman bir ikilemde kalınsa, ne zaman danışacak biri aransa anında konusunda uzman birine ulaşmak mümkün olacaktır.

Çünkü akıllı gözlükleri üreten firma veya firmalar kendilerine bağlı, kendilerinin programladığı ve ek gelir elde etmek veya gönüllü olarak insanlara yardım etmek isteyen bir organizasyonda her bölgede binlerce, Dünya çapında milyonlarca uzmandan anında bilgi desteği alacak, çok düşük ücrete alınacak bu bilgi sayesinde insanlar korkmadan, çekinmeden gezecek, iletişim kuracaklardır.

Bilgiye Ulaşmak Gibi Bir Sorun Kalmayacaktır

Bilgiye kolay ve çabuk ulaşmak insanların hareket alanlarını genişletmekle kalmayıp onlar daha özgüvenli ve donanımlı yapacaktır. Üstelik bunu yaparken düğme veya tuşa basmadan sadece konuşarak, sesli komutlarla yapacaktır.

Sesli komut alındığında hemen karşıdan uzman sesi ‘ size nasıl yardım edebilirim ?’ diye soracaktır.

Talep edilen bilginin cinsine göre yazılı, sözlü, fotoğraflı,videolu veya animasyonlu bir cevap verilecektir. Cevap, akıllı gözlüğün üstündeki oled ekranda görünecektir. Aynı ekran harita, navigasyon, sipariş, fotoğraf ve video çekimi için de kullanılacaktır.

Sorun bilgiye ulaşmak değil bilginin nasıl kullanılacağı olacaktır.

Bilgi, doğayı koruma ve canlı yaşama zarar vermeme üzerine çeşitlenip, çoğalırken yıkım ve kıyıma dönük bilgi filtre edilecektir.

Gelecekte doğa ve çevre bilinci kendiliğinden gelişecektir. Çünkü doğa şimdiye kadar insanların yaptığı yanlışların bedelini büyük bir kıtlıkla ödetecek ve azla yetinmeyi öğretecektir.

RIFAT KAYIN

17-12-2012 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2446
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

Eczacı, Optisyen Fizik, özellikle optik fizik konusuna ve genel olarak görüntü ve ses teknolo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster